İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/1482 E. 2026/561 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/1482
Karar No
2026/561
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/1482 Esas - 2026/561 T.C. ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA

ESAS NO : 2024/1482 Esas KARAR NO: 2026/561

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR: VEKİLİ :

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/12/2024 KARAR TARİHİ : 22/09/2026 K.YAZIM TARİHİ : 18/10/2026

Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili; müvekkili adına kayıtlı bulunan ... plakalı araç ile .... adına kayıtlı ... sigorta tarafından sigortalanmış, ....'nun sevk ve idaresindeki; ... plakalı araç 10.02.2024 tarihinde kazaya karışmış, meydana gelen kazada %100 kusurun ... plakalı araca verildiğini, kaza sonucunda müvekkilinin aracında meydana gelen hasarın karşılandığını fakat aracında oluşan değer kaybı ile aracın mahrumiyet zararının giderilmediğini, müvekkilinin aracının kazada tamamen kusurlu olan davalı şahıs yüzünden değer kaybına uğradığını, müvekkilinin kaza tarihine kadar aracın tüm bakımlarını zamanında ve yetkili servisinde yaptırdığını, mahkemece bilirkişi incelemesi yapıldığında da müvekkilinin aracının değer kaybına uğradığının açıkça ortaya çıkacağını, müvekkilinin, davalı sigorta şirketine müracaatta bulunduğunu, müracaat dilekçesinin sigorta şirketine tebliğ edildiğini, sigorta şirketinin müvekkilinin başvurusu üzerine yasal 15 günlük süre içerinde herhangi bir ödeme yapmadığı gibi olumlu olumsuz bir cevapta vermediğini, yine dava açmadan önce ticari uyuşmazlığın çözümü için arabuluculuk müessesine başvurulduğunu, ancak arabuluculuk görüşmelerinden bir sonuç alınamadığını, taraflar arası uzlaşma sağlanamadığını beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50,00TL değer kaybının olay tarihl olan 10.02.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50 TL araçtan mahrum kalma zararının olay tarihi olan 10.02.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan SADECE.... ve....'dan müştereken ve müsteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 06/06/2026 tarihli dilekçe ile bedel artırım talebinde bulunmuş ve değer kaybı tazminatı talebini 20.000,00TL'ye, araç mahrumiyet bedeli talebini 4.050,00TL'ye artırmıştır. CEVAP : Davalı...; dava konusu trafik kazası oldukça basit bir kaza olduğunu, kaza sonrası davacıya ait aracın sadece ön sol panjurunda ufak bir çatlak olduğunu, 10.02.2024 tarihli trafik kazasına ait fotoğraflar hem de davacının isteği üzerine kazadan bir gün sonrasına ait 11.02.2024 tarihli fotoğraflar mevcut olduğunu, bunun dışında herhangi bir hasar söz konusu olmadığını, dava dilekçesinin ekinde yer alan ekspertiz raporunda belirtilen Ön Tampon Amortisör, Tampon sol orta ızgara, Tampon sağ orta ızgara, Radyatör Kanalizör, Ön tampon parçaların tedarik edildiği ve belirtilen işlemlerinin yapıldığı yazmaktadır ancak kaza fotoğrafına bakıldığında bu tarz işlemlerin yapılmasını gerektirecek bir zararın olmadığının anlaşıldığını, kuvvetle muhtemel kaza ile alakası olmayan bazı masrafların sanki kazayla alakası varmış gibi yazıldığını ve tarafına yükletilmeye çalışıldığını, bu hususun netleşmesi ise bilirkişi incelemesi sonrası aşikar olacağını, davacı tarafın hem değer kaybı hem de ikame araç bedeli talep ettiğini, davacı tarafın değer kaybı talep edebilmesi için söz konusu kazanın araçta bir değer azaltımına sebebiyet vermesi gerektiğini, kaza sonrası fotoğraflara baktığımızda aracın sadece sol ön panjurunda ufak bir çatlak olduğunu, bu çatlağın ise aracın değerini etkileyebilecek nitelikte olduğunu, dolayısıyla değer kaybı talebinin reddi gerektiğini, davacı tarafın ikame araç talebine gelince, ikame araç bedeli aracın onarım süresi ile ilgili olduğunu, kaza sonrası fotoğraflar incelendiğinde aracın sol ön panjurunu tamir edilebilmesi için bir saatin yeterli olduğunu, bir saatlik onarım için ikame araç bedeline hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. Vekili; ilgili kazaya karışan, ... plakalı aracın müvekkili ... Sigorta A.Ş. tarafından 24.05.2023/2024 tarihlerini kapsayan ... numaralı Karayolları Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalanmış olup, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun iş bu sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, davacı yanın KTK md. 97 gereği müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru yapmadığını, kaza gerçekleştikten sonra müvekkiline ihbar edilmiş olup, mağdur aracın ekspertizi yapılarak hasar onarım bedeli için için tedarikçi ...z Otomotiv'e 13.994,10 TL, mağdura 12.700,50 TL olmak üzere toplamda 26.694,60 TL ödeme yapıldığını, iş bu sebeple teminat limitlerinin dikkate alınması gerektiğini, araç mahrumiyet bedelinin zorunlu trafik sigortası bakımından teminat dışı olduğundan davacı tarafın ZMSS kapsamında araç mahrumiyet bedeli talep edemeyeceğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı .... tarafından dosyaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLER : Sigorta poliçesi, hasar dosyaları, trafik kazası tespit tutanağı, trafik tescil kayıtları, davacıya ait tramer kaydı, tanık beyanları, 12/01/2026 tarihli bilirkişi raporu, 28/05/2026 tarihli bilirkişi ek raporu ile tüm dosya kapsamı. Bilirkişi raporunda, işbu davaya konu 10.02.2024 tarihli, maddi hasarlı trafik kazasının meydana gelmesinde; davalı sigorta şirketine trafik sigorta poliçesi ile sigortalı, ... plakalı araç sürücüsü davalı ....'nun %100 asli kusurlu olduğu, araç maliki ve işleticisi olarak davalı ....'nun, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 85. maddedeki hukuki sorumluğuna istinaden tayin ve takdiri mahkemeye ait olmak üzere; “sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu” olduğu, nizami park konumunda iken hasara uğrayan, ... plakalı araç maliki davacı ....'ın kural ihlali ve ihmali bulunmadığı, dava konusu edilen .... plakalı araçta işbu dava konusu kaza nedeniyle, kaza tarihinde meydana gelen değer kaybı 20.000,00 TL olarak tespit edildiği, davacı yana ait onarıma tabi tutulan araçta meydana gelen hasarın onarımı için gerekli optimum onarım süresi 3 gün boyunca davacı yanın uğradığı, araç mahrumiyet zararı 4.050,00 olarak hesap ve tespit edildiği, araç mahrumiyet zararı Trafik Sigorta Poliçesi teminatı kapsamında yer almadığı belirtilmiştir. Bilirkişi ek raporunda, kök raporda açıkladığı görüş ve kanaatte herhangi bir değişiklik söz konusu olmadığı belirtilmiştir. GEREKÇE : Dava, taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinden oluşan maddi tazminat talebine ilişkindir. 10/02/2024 tarihinde, davacının maliki olduğu ... plakalı araç ile davalı ...'nun maliki olduğu, davalı...'nun sürücüsü olduğu, davalı .... Sigorta Şirketince sigortalı olan ... plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. ... plakalı aracın 24/05/2023 - 24/05/2024 tarihleri arasında davalı sigorta şirketince trafik sigorta poliçesi kapsamında sigortalı olduğu, poliçe teminat limitinin maddi hasarlarda araç başına 120.000,00TL(kaza tarihinde 200.000,00TL) olduğu, sigortalı aracın kullanım durumunun ticari olduğu, davacı yanın oluşan zararının tazmini için davadan önce davalı sigorta şirketine 10/06/2024 tarihli dilekçeyle başvurduğu, başvurunun 26/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ tarihine 8 iş gününün eklenmesiyle davalı sigorta şirketinin 08/08/2024 tarihinde temerrüte düştüğü, başvuruya istinaden herhangi bir ödeme yapılmadığı tespit edilmiştir. Mahkememizce taraflarca bildirilen deliller toplanmış, kusur ve zarar tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Düzenlenen kök rapora davacı tarafça yapılan itirazların değerlendirildiği ek rapor alınmıştır. Düzenlenen raporun hükme esas almak için gerekçeli ve denetime elverişli olduğu değerlendirilmekle rapor hükme esas alınmıştır. Bilirkişi raporuyla tespit edilen tazminat kalemlerine göre davacı yan talep sonucunu artırarak harcını yatırmıştır. Davalı sigorta vekili, 11/08/2026 tarihli dilekçesiyle bilirkişi raporunda tespit edilen değer kaybı olan 20.000,00TL, 20.000,00TL vekalet ücreti, 9.450,00TL faiz, 9.196,00TL yargılama gideri olmak üzere toplam 58.646,00TL'nin 06/08/2026 tarihinde ödendiğini ve davanın konusuz kaldığını beyan etmiştir. Davacı vekili 13/05/2026 tarihli dilekçesiyle değer kaybı bedeli, işlemiş faizi, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı sigorta şirketince ödendiğini ve davanın değer kaybı yönünden konusuz kaldığını, ancak sigorta şirketinin arabuluculuk ücreti ile harçlar yönünden sorumluluğunun devam ettiğini, yine davalılar ... ile... yönünden işlemiş faiz alacaklarının bulunduğunu, hükmün buna göre kurulmasını talep etmiştir. Bilirkişi raporunda tespit edilen 20.000,00TL değer kaybı bedeline ilişkin davalı sigorta şirketince davacı yana ödeme yapıldığından bu talep bakımından davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla bu talep yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, aracın makul tamir süresinin 3 gün olduğu ve bu süreye ilişkin hesaplanan mahrumiyet bedelinin 4.050,00TL olduğu anlaşılmakla bu talebin kabulüne, 4.050,00TL mahrumiyet bedelinin olay tarihi olan 10/02/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal(taleple bağlı kalınarak) faizi ile birlikte davalılar.... ve ....'ndan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı yan sigorta şirketince yapılan işlemiş faiz ödemesinin davalılar .... ve .... yönünden eksik olduğunu belirterek davalılar yönünden işlemiş faiz talebinin bulunduğunu beyan etmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 131. maddesinde düzenlendiği üzere asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçların da sona ereceği, ancak işlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilecektir. Faize hükmolunabilmesi için, asıl alacağın, tahsil edilmemiş veya ihtirazî kayıtla tahsil edilmiş olması gerekir. Faiz yan edim olup, hukuki niteliği itibariyle asıl alacağı genişleten bir yan haktır. Bu nedenle, faiz borcunun varlığı ve devamı, herşeyden önce asıl alacak hakkının varlık ve devamına bağlıdır. Asıl alacak hakkı doğmamışsa faiz borcu da doğmaz. Keza faiz borcu asıl alacak devam ettiği sürece devam eder. Faiz, asıl alacağa bağlı yan hak olduğu için, asıl alacak sona ererse, faiz de sona erer (TBK m 131/1). Alacaklı asıl alacak sona erince, işlemiş faiz alacaklarını isteyebilmek için, bu hakkını saklı tutmak zorundadır. TBK'nın 131/1. maddesine göre, daha önce işlemiş olan faizleri isteme hakkının saklı tutulduğu bildirilmiş veya durumun özelliğinden anlaşılmış olmadıkça, bu faizler istenemez. Müşterek ve müteselsil borçlulardan birisi tarafından yapılan ödemenin sonuçları ise TBK'nın 166. maddesinde düzenlenmiş ilgili maddede; "(1)Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. (2)Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. (3)Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu çerçevede, davacının zararlarından sürücü, işleten ve sigorta şirketi müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğundan yapılan ödeme kadar, diğer borçluların da borcundan kurtulması TBK'nın 166/1. maddesinin gereği olup, bu madde kapsamında diğer müteselsil borçluların ancak tazminat alacağına karşılık yapılan ödeme kadar borcundan kurtulacağı muhakkaktır. Dosya kapsamından, ihtirazi kayıt konulmadan ifanın kabul edildiği anlaşıldığından davacı yanın işlemiş faizin ifasını isteme hakkını saklı tutmadığı kabul edilmiştir. Bu itibarla davalılar .... ve....'ndan işlemiş faiz talep edemeyeceği kabul edilerek davacının işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir. Davaya konu edilen alacak hakkında dava açıldıktan sonraki bir süreçte davalı sigorta şirketince yapılan ödeme ile davanın değer kaybı yönünden konusuz kaldığı anlaşılmakla bu talep hakkında hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. HMK'nun 331/1. maddesinde; "Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." hükmü amirdir. Davalı tarafından yapılan ödemenin arabuluculuk ücreti yönünden eksik olduğu anlaşılmakla davalı sigorta şirketinin davanın açılmasına sebebiyet vermesi gözetilerek arabuluculuk ücretinin davalı sigorta şirketi üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı yanın değer kaybı talebinin ödeme ile konusuz kaldığı anlaşılmakla bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Mahrumiyet bedeli talebinin kabulüne, 4.050,00TL mahrumiyet bedelinin olay tarihi olan 10/02/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar... ve ....dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 732,00TL karar ve ilam harcının peşin alınan 427,60TL harç ile 732,00TL tamamlama harcından mahsubu ile artan 427,60TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 3.000,00TL'nin davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme içerisinde bu kalem bulunmadığından davalı sigorta şirketinden tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yatırılan 732,00TL peşin harç, 427,60TL başvuru harcı, 60,80TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.220,40TL harcın davalılar... ve...'ndan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen 1.462,50TL tebligat ve posta gideri ile 7.500,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.962,50TL yargılama giderinden davalı sigorta şirketince yapılan ödeme mahsup edildiğinde bakiye yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT madde 13/2 gereğince takdir ve hesap edilen 4.050,00TL vekalet ücretinin davalılar .... ve... alınarak davacıya ödenmesine, Dair, davacı vekili ile davalı ....'nun yüzüne karşı, miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi. 22/09/2026

Katip ... e-imzalı Hakim .... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/1482, K. 2026/561, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-1482-e-2026-561-k-644332ca01a1