İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/493 E. 2025/74 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/493
- Karar No
- 2025/74
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/493 KARAR NO : 2025/74
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/07/2023 KARAR TARİHİ : 23/01/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı yan arasında kurulan ticari ilişki neticesinde, davacının; faturaya konu davalı yandan satın almış olduğu malları davalı yana iade ettiğini, dilekçe ekinde hem alış faturaları hem de 13.04.2023 tarihli ----- No'lu İade fatura tipli E-fatura yer aldığını, faturaya konu mallar davalı yana teslim edilmek suretiyle iade edildiğini, belirtilen malların tesliminden sonra bedelinin ödenmesi için davacı tarafından birden çok kez davalı şirkete ulaşıldığını, fatura bedelinin ödenmesi talep edildiğini ancak hiçbir olumlu dönüş alınamadığını, bunun üzerine davacının alacağının tahsili saiki ile --- İcra Müdürlüğünün------. No’lu icra dosyası ile borçlu hakkında icra takibine girişildiğini, borçlu, süresi içinde borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz edip takibi durdurduğunu, borçlunun itirazı haksız ve dayanaksız olduğunu, ticari defterlerin ve sair kayıtların incelenmesi neticesinde tanzim edilecek bilirkişi raporunda da davacının alacak hakkı ortaya çıkacağını, davalı yanca belirtilen icra dosyasına itiraz edilip takibin durdurulması üzerine, taraflarınca --- Arabuluculuk Bürosunun ---- Büro dosya numaralı, ----- Arabuluculuk numaralı dosyası ile arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, 21.06.2023 tarihli arabuluculuk son toplantı tutanağıyla da tarafların anlaşamaması sebebiyle arabuluculuk aşaması sonlandığını, işbu tutanağın e-imzalı aslı dilekçe ekinde yer aldığını, arz ve izah edilen ve re’sen göz önünde bulundurulacak nedenlerle, yapılan itirazın İcra ve İflas Kanunu gereğince iptalini, davalı yan aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, ---- İcra Müdürlüğü’nün -----Esas No’lu icra dosyasına konu takibin işlemiş/işleyecek faizlerle tüm dosya borcu ile devamına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin ve arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlıkla sonuçlanması nedeniyle AAÜT uyarınca yürürlükte olan maktu vekalet ücretinin borçlu davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP / TALEP :Davalı şirket tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı vekili aşamalarda vekalet sunarak davanın reddine karar verilemesini talep etmiştir.
DELİLLER : -- İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası, Nüfus ve Ticaret Sicili Kayıtları, Tarafların Vergi Mükellef Kayıtları ve 2022-2023 yılı BA-BS Formları, Faturalar, ---- görüşmeleri, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67. maddesi gereğince ticari satım kapsamında düzenlenen iade faturasından kaynaklanan alacağın tahsili için açılmış; itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle dava şartı zorunlu arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel ve özel dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşma katılan davacı vekilinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, değerlendirilmiş, tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son celse duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri de dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Öncelikle davaya esas ----. İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyaya eklenmiş ve bir örneği çıkarılarak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu, itiraz üzerine takibin durdurulduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların nüfus ve ticaret sicili kayıtları dosyaya kazandırılmış ve bağlı bulundukları vergi dairelerine ayrı ayrı müzekkereler yazılarak tarafların vergi mükellefi kayıtları ve uyuşmazlığın doğduğu 2022-2023 yıllarına ilişkin BA-BS formları celbedilmiştir. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır. 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde de; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden haretketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir...İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. 6098 sayılı TBK'nin 207.maddesinde ise; Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir. Davacının TTK'nin 11,12,15 maddelerine göre gerçek kişi tacir, davalının ise TTK'nin 16/1 maddesi gereğince ticari şirket olduğundan tacir sıfatını taşıdıkları; takibin ve davanın dayanağının da açık hesap ilişkisi kapsamında düzenlenen iade faturasına dayalı alacak iddiası olduğu anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin ibrazına ve üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına kendiliğinden karar verilmesi mümkündür. Buna göre; 6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı madde 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİK İBARE ----: 28.07.2020 --- NO: ---- KANUN NO: ------) (KOD 1) diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (EKLENMİŞ CÜMLE ----: 28.07.2020 ---- NO: ---- KANUN NO: -----) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; ---- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen 32.101,17 TL bedelli iade faturası ve açık hesaba dayalı olarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Zira 2004 sayılı İİK'nin 67/1. maddesine göre alacaklı, itirazın iptali davasını itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde açabilir. Hükümde öngörülen bir yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup, hükmün açık lafzı gereği itirazın alacaklıya tebliğ edilmesi ile başlar. Diğer bir ifade ile, itiraz alacaklıya Tebligat Kanunu hükümlerine göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş ise bir yıllık süre başlamaz. Alacaklının itirazı bir şekilde öğrenmiş olması ve dahi (icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasının talep edilmesi dışında) bir takım icra işlemleri yapmış olması da bir yıllık süreyi başlatmaz. (Bkz. Yargıtay----HD'nin 18/11/2021 tarih ve -----sayılı ilamı). Dava konusu olayda dosyada itiraz dilekçesinin davacı tarafa/vekiline tebliğine rastlanmadığındın davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı kabul edilmiştir. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da dayanak fatura ve açık hesap kapsamında çözülmesi gerekmektedir. Faturadan kaynaklanan itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, davalı davaya yanıt vermediğinden yasa gereği iddiaların inkar edildiği kabul edilerek davacı vekili tarafından gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu 2022/2/2023 yıllarına ait BA-BS formları getirtilmiştir. Taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda faturalar düzenlendiği ,takibin temelinin de iade faturası alacağından kaynaklandığı anlaşılmakla HMK'nin 266 maddesi gereği uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgi gerektirmesi karşısında 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya ---- Bilirkişililik Bölge Kurulundan resen seçilen bir bilirkişiye tevdi ve teslim edilmiştir. Bilirkişi SMMM---- tarafından davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 13.08.2024 tarihli raporda özetle; Davacı ----- incelenen 2023 yılı yasal T. Defterlerinin 6102 sayılı TTK’nın 64-65 maddeleri ve 213 sayılı VUK’nun 215 – 226 numaralı ticari defterlere ilişkin madde hükümlerine uygun ve e-defter esasında tutuldukları, ticari defterlerin birbirini doğruladığı ve sahipleri lehine delil olma niteliklerinde oldukları tespit edilmiştir. Davalı -----dava dilekçesine cevap vermediği, duruşmalara katılmadığı ve sayın mahkemenin tayin ettiği 28.06.2024 günü saat 14:00 de duruşma salonunda yapılan T. Defter incelemesine gelmediği, böylece T. Defterlerini ibraz etmediği, davacı taraf her ne kadar icra takibine konu yaptığı 13.04.2023 tarih ----- Nolu iade faturası tutarı 32.101,17 TL. alacak talebinde bulunmuş ise de ; Muavin defterde görüldüğü üzere alacak bakiyesinin 28.618,60 TL. olduğu, ( Öncesinde davalının 3.482,57 TL. alacağının bulunduğu muavin defterde görülmüştür. ) Davacı tarafın 32.101,17 TL tutarında iade faturasında belirtilen mallara ilişkin kargo makbuzunun dava dosyasına sunulduğu , Davacı tarafın icra takibine konu ettiği 32.101,17 TL. tutarlı iade faturasını 2023 yılında mükellefi bulunduğu ----- Vergi Dairesi Müdürlüğüne form BS ile beyan ettiği yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce işbu rapor taraf vekillerine e-tebligat yoluyla usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerince rapora karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuş ve değerlendirilmiştir. (HMM,281) Mahkememizce bu kapsamda yapılan incelemede somut olayda öncelikle davanın tarafları arasındaki satış sözleşmesi ilişkisinin sabit olduğu, takip konusu fatura ve bundan doğan alacağın davacının ticari defter ve belgelerinde kısmen kayıtlı olduğu ve davacı defterlerinin HMK'nin 222.madesi gereğince delil niteliği taşıdığı anlaşılmıştır. Buna göre takip tarihi itibarıyla davacının kendi defterlerinde kayıtlı alacağının 28.618,60 TL olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan davalıya inceleme gün ve saatinde HMK'nin 222/3 üncü maddesi uyarınca kanuna uygun olarak tutulmuş defterlerini ibraz etmesi, etmediği takdirde davacının defterlerindeki kayıtların davacı yararına delil olarak kabul edileceği ihtarına havi kesin süre verilip süreye uyulmamasının hukuki sonuçları da bildirilerek ihtar edilmesine ilişkin şerhleri içeren ara kararların bulunduğu tutanak inceleme gün ve saati ile birlikte tebliğ edilmesine rağmen ticari defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediği ve dolayısıyla davalı defterlerinin üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamadığı anlaşılmıştır. Mamafih, davalı tarafça takibe ve ödeme emrine yapılan itirazda alacağın tamamına ilişkin genel bir itiraz bulunulduğu, davaya süresinde yanıt vermediği gibi itiraza ilişkin somut hiçbir bilgi, belge ve delil gösterilmediği de görülmüştür. Bu durumda, 6100 Sayılı HMK'nin 222/3 hükmüne göre davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan alacağın ödendiğine ilişkin bir savunma; bilgi, belge ve delil de sunulmayan takip ve dava konusu alacağın 28.618,60 TL kısmı yönünden sübut bulduğunun kabul edilmesi gerekmiştir. ( HMK.222/3. ) Binaenaleyh; davacı şirketlerin yukarıda gösterilen asıl alacağa ilişkin davasını; yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190 ve 222/3 maddeleri kendi ticari ticari defterlerindeki kayıtlar, fatura, mevcut bilirkişi raporu ve dosyaya mübrez tüm deliller de gözetildiğinde asıl alacak yönünden kısmen ispatladığı sonuç ve kanaatiyle; dosyaya sunulan sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli, yeterli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilerek davacının davasının kısmen kabulü ile, icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesi, TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün icra takibiyle oluşmasının gerekmesi ve takip tarihindeki ticari avans faizi ve miktarının da denetlenip gözetilmesiyle birlikte, davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile;davalı-borçlunun ----.İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 28.618,60 TL asıl alacak kısmı yönünden iptali ile icra takibinin işbu alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %10,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin 28.618,60 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin (3.482,57 TL) talebin reddine karar verilmiştir. ( (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1,2, 6 , İİK, 67/1,2, TBK, 1 vd. 117/1 , 207 vd, TTK, 11,12, 15, 16/1,18/2, 21,23, 83,85,89, HMK, 25, 26, 27, 29, 30, 31, 33,2020, 221, 222, 146, 187/1, 190,194, 198, 266 vd,281, 282, Av.K. 2/1,2 ) 2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda tazminatın yaptırım amacı da gözetildiğinde uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi karşısında, takipte gösterilen alacak ile ticari defterlerdeki alacak kaydının farklı olmasına göre basiretli tacir kavramı da düşünüldüğünde alacağın varlığı ve miktarının yapılan yargılama, alınan bilirkişi raporu ve sonuçta hukuki tespit ve muhakemeler sonucunda belirlenmesi ve özellikle dayanak iade faturası ve açık hesap ilişkisinden hareketle alacağın davalı şirket yönünden likit/muayyen olmadığı sonuç ve kanaatiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise, aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu esas alınarak kabul-ret oranlarına göre belirlenmiştir. Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de az yukarıdaki esaslar çerçevesinde karşılıklı olarak sorumlu tutulan taraflardan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KISMEN KABUL; KISMEN REDDİNE, 2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ---.İcra Dairesinin ---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 28.618,60 TL asıl alacak kısmı yönünden iptali ile icra takibinin işbu alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %10,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin 28.618,60 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin (3.482,57 TL) talebin reddine, 3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nın 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin reddine, 4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.954,94 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 387,70 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.567,24 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen kabul edilen miktar (%89) üzerinden hesaplanan 2.776,80 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ret edilen miktar (%11) üzerinden hesaplanan 343,20 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 7-)Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 387,70 TL peşin harç olmak üzere toplam 657,55 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-)Davacı tarafından yapılan 65,00 TL posta ücreti ve 3.250,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.315,00 TL yargılama giderinden davanın kabul (%0,89) ve ret (%11) oranına göre 2.950,35 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına, 9-)Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,2 maddeleri uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 28.618,60 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 10-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,2 maddeleri uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 3.482,57 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 11-) 6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avanslarının yatıran tarafa iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ;6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararının kabul ve ret edilen miktarlar yönünden ayrı ayrı (Kabul: 28.618,60 TL / Ret :3.482,57 TL < 40.000,00 TL ) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.