İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/889 E. 2025/55 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/889
Karar No
2025/55
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/889 Esas KARAR NO : 2025/55 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/11/2023 KARAR TARİHİ : 22/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; davalının, müvekkili aleyhine icra takibini başlatan ve senedi elinde bulunduran kişi olup takip dayanağı senette ciranta sıfatıyla yer alan...n kim olduklarının müvekkili tarafından bilinmediğini, gerçekte bu kişilerin var olup olmadıklarının belirsiz olduğunu, davalı tarafça bu kişilerin kötüniyetle uydurulduğunun düşünüldüğünü, icra dosyasında bu kişilerin borçlu sıfatıyla yer almasına rağmen kendilerine karşı herhangi bir işlem yapılmadığını, üvekkilinin 22 seneyi aşkın süredir evli olduğu ...'ın, önceki evliliklerinden çocuklarının bulunduğunu, ...'ın, müvekkilinin yaşadığı olaylara sebebiyet veren ve yöneten kişi,...ın bir nevi kendisinin yardımcısı...ün ise olaylara birebir karışmamakla birlikte, eşi ...'ün, davaya konu icra takibinin alacaklısı sıfatını taşıdıklarını, ...'ın, Çeşme'de yıllarca ticari faaliyetler sürdürdüğünü, akaryakıt istasyonu işlettiğini, müvekkilinin, şirketin ön muhasebe işleriyle ilgilenerek eşine yardımcı olduğunu, yaklaşık 15 yıl önce müvekkilinin üvey oğlu ...'ın, boş senedi "sen ciro et bunları, davalı olduğumuz müşterilere doldurucam" diyerek müvekkiline imzalattırıp ciro ettirmek istediğni, müvekkiline "borçlulara gidicem bunu imzala" dediğini, bu boş senedi yıllarca elinde tuttuğunu, yakın zamanda haksız ve hukuka aykırı olarak doldurup davaya konu icra dosyası ile takibe konulmasını sağladığını,...'ın, babası ve müvekkilinin evliliğinden beri müvekkilinin varlığından sürekli rahatsızlık duyduğunu, babası hayatta iken babasının sahip olduğu mal varlığının tabiri caizse peşine düşerek tüm aile fertleri üzerinde otorite kurmaya çalıştığını,...'a alzheimer teşhisi konulduğunu, müvekkilinin bu süreç içerisinde kocasının tüm bakım ve ihtiyaçları ile ilgilendiğini, bu hastalığın mahiyeti gereği tedavisi mümkün olmayan ve sürekli kötü yönde ilerleyen bir hastalık olduğundan ve belli bir süre sonunda özel bakım ve gözetim istediğinden bu ihtiyaçların doğmasından ötürü huzurevine yatırılmış olup halen "." adresinde tedavi altında olduğunu, ...ın hastalığı sonrası aile içerisinde vasiliğinin gündeme geldiğini, ...ın, babasının mal varlığına konmak amacıyla vasiliği almak istediğini, müvekkilinin de eşi olmasının haklılığıyla vasilik isteminde bulunduğunu, Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasında dava açtığını, ...'ın, müvekkilini devamlı olarak arayarak vasiliği almaması için tehditlerde bulunduğunu, ailenin diğer fertlerinin de ...'ın tehdit ve hiddetinden korkmakta olduğundan müvekkiline karşı tutumunda yalnız bıraktıklarını,Çeşme... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında müştekinin müvekkilinin, sanığın ise ...olup kadına karşı tehdit suçu nedeniyle görülen ceza davasının yargıya yansıyan olaylardan bir tanesi olduğunu, müvekkilinin, eşinin sağlığı yerinde iken başına bir şey gelmeyeceğini düşünerek ...'ın bu hal ve tutumlarını görmezden gelmeye çalıştığını, fakat eşinin hastalığından sonra kötüye gitmesi ile ...'ın bunu fırsat bildiğini ve müvekkiline karşı acımasız davranışlarda bulunarak tehdit ve cebre yöneldiğini, Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında yapılan 03/03/2023 tarihli duruşma öncesinde mahkeme kapısının önünde müvekkilinin,...'ın çocukları. tarafından tehdit edildiğini ve uğramış olduğu tehditlere dayanamadığından eşi ...'ın vasiliğinin kızı ...ye verilmesi konusunda muvafakat göstermek zorunda kaldığını, müvekkilinin 2022 yılı Haziran ayında konulan kanser teşhisi nedeniyle çeşitli tedaviler görmeye başladığını ve 8 Ağustos'ta ciddi bir ameliyat geçirdiğini, tedavisinin hala devam etmekte iken... otoritesi altındaki diğer aile üyeleri tarafından devamlı olarak tehdit edildiğini, ...'ın, vasi olarak atandıktan sonra babasının sahibi olduğu taşınmazların tümünü ...'a devir ve kaydını gerçekleştirdiğini, bu taşınmazlar arasında müvekkilinin ikamet ettiği evin de bulunduğunu, ...'ın müvekkilini ikamet ettiği evden, önce tehdit ile korkutarak uzaklaştırdığını, sonrasında kapı kilitlerini değiştirdiğini ve evin önüne iki ... köpek bağladığını, davaya konu icra dosyasında, borçlu sıfatıyla müvekkiline gönderilen ödeme emrinin müvekkilinin kovulduğu ev adresine yapıldığını, ...ın, müvekkili ile soyadının aynı olmasından faydalanarak ödeme emrini tebellüğ ettiğini, müvekkilinin bu tebligattan haberi olmadığını, takibin kesinleştirilerek müvekkilinin tüm malvarlığı üzerine haksız olarak, haciz konulduğunu, müvekkilinin haciz işlemleri ile icra takibinin varlığından haberdar olduğunu, davaya konu senedin ilk borçlusunun ... olup senedi elinde bulunduran son kişi olan davalı ...'e müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığını, senedin sonra doldurularak müvekkili aleyhine kullanıldığını, ...,...ın müvekkiline karşı fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiklerini, Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığı'na resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma, sahtecilik, tehdit ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu sebebiyle yaptıkları şikayetle ilgili olarak ... soruşturma sayılı dosyasında yapılan soruşturmanın devam ettiğini, davayı konu senedin ön yüzünde en az 3 farklı yazı tipi olduğunu, çıplak gözle dahi görüldüğünü, bu haliyle senedin sonradan doldurulduğunun anlaşılır olduğunu, senedin ...'ın rahatsızlığı sonrasında doldurulmuş olduğundan ilgili kısımların ... tarafından güç bela doldurulmuş olduğunun yazının şekilsizliğinden dahi anlaşıldığını,...ın, müvekkiline boş senedi iradesi sakatlanarak imzalattığını, yıllarca uhdesinde tutup saklayarak kendince uygun zamanı beklediğini ve babasının vesayeti gündeme geldiği dönemde haksız olarak doldurarak davalı tarafından icra takibine konulmasını sağladığını, yaklaşık 15 yıl önce irade sakatlığıyla imzalattırılan senedin tanzim tarihinin 25/01/2018 şeklinde doldurulduğunu, bu tarihin müvekkilinin eşi ...'a alzheimer teşhisinin konduğu tarihlere denk geldiğini, ödeme tarihinin ise 23/11/2022 olarak doldurulduğunu, bu tarihte ...n alzheimer rahatsızlığından dolayı artık hiçbir hal ve durumu anlayamayacak kadar kötüleştiği ve huzur evine kaldırıldığı tarihten hemen sonrasına denk geldiğini, bu durumların ve denk gelen tarihlerin ...n planlı hareket ettiğini açıkça gösterdiğini, davalının hiçbir ticari faaliyet ile iştigalinin bulunmadığını, 60 milyon TL tutarında bir senedin lehine ciro edilmesini gerektirecek hiçbir iş ve eyleminin olmadığını, senet bedelinin yüksek olduğu dikkate alındığında bu gibi yüksek bedelli bir senedi lehine ciro alanın ticari iş ve işlemlerle uğraşıyor olmasının beklendiğini, aksi durumun hayatın olağan akışında hiçbir izahatin olmadığının açık olduğunu, yalnızca bu hususun dahi müvekkilinin borcu olmadığını, icra takibinin haksız olarak başlatıldığını açıkça gösterdiğini, müvekkilinin iradesinin sakatlandığı ortada olup, senedin imza tarihinden bu yana müvekkiline karşı tehditler ve yarattığı korku etkisinin bugün dahi devam ettiğini, icra dosyasında yer alan ...e yönelik yönelik hiçbir icra takip ve haciz işleminin yapılmadığını, davalı ve...tarafından, müvekkili aleyhine organize bir şekilde tezgah kurulduğunu, gerçek bir borç ve gerçek bir ciro silsilesi varmışçasına başka kişilerin de borçlu gösterildiğini, bu kişilerin gerçekte var olduğundan dahi şüphelerinin bulunduğunu, senette bu kişilerin T.C. kimlik numaralarının bulunmadığını ve adreslerinin gerçek olmadığını, müvekkilinin zor durumda kalıp zarar görmesi, banka hesaplarına haciz tatbik edilmesi, taşınmazına yönelik satış işlemleri yapılması, icra takibinin haksız ve kötüniyetle yapılması nedenleriyle davalı aleyhinde kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, müvekkilinin, davalıya ve senetteki diğer isimlere borçlu bulunmadığını, adına kayıtlı taşınmazın haczedilerek satış işlemlerine devam edilmesi nedeniyle takibin tedbiren durdurulması gerektiğini, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden bir sonuç alınamadığını bildirmiş, icra takibinin teminatsız, aksi takdirde uygun bir teminat karşılığında durdurulmasına, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, davaya konu icra takibinin iptaline, davalının asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacının, İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında aynı senet ve aynı icra dosyasına dayalı olarak borçlu olunmadığının tespiti talebi ile açtığı davanın derdest olduğunu, bu davanın açılmasının HMK'nun 114.maddesinin I bendine aykırı olması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davanın kısmi dava olarak açılıp takip çıkış tutarı göz önünde tutulduğunda eksik harcın tamamlatılması gerektiğini, emsal Yargıtay kararları gereği davanın kısmi dava olarak açılmayacağını, davacının usulsüz tebligat itirazlarının yerinde olmayıp, yapılan tebligatın kanuna uygun olduğunu,...ın, dava ve icra dosyasının tarafı olmadığı gibi davacının takipten haberdar olmasına rağmen 5 günlük süre içinde usulsüz tebligat iddiası ile borca itiraz davası açmadığını, davaya konu senedin illetten mücerret olup, keşidecinin esasa ilişkin itirazlarını yetkili hamil olan müvekkiline öne sürmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin yetkili hamil, davacının keşideci olup, davacı tarafından, müvekkiline karşı mutlak def'iler ileri sürülebilecekken, şahsi defilerin öne sürüldüğünü, müvekkilinin bonoyu ciro yolu ile elde etmiş olup, davacı tarafından iddia edilen ilişkilerin 3. taraf olduğunu, bu nedenle lehtar ile keşideci arasındaki ilişkinin senedi ciro yolu ile elde etmiş olan hamili bağlamayacağını, bu nedenle davacının, müvekkiline borcunun bulunmadığına dair iddiasının geçersiz olup, kıymetli evrak gereği borcu bulunduğunu, davacının irade sakatlığına dayalı olarak bu davayı açması için TBK'nun 39.maddesinde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, senedin tanzim tarihi dahi dikkate alındığında hak düşürücü sürenin 25/01/2019 tarihinde dolduğunu, korkutma iddiasının 15 yıl sonra ileri sürülmesinin kötüniyetli olduğunu ve hak düşürücü sürenin bu bakımdan da geçtiğini, davacının iradesinin sakatlandığını ispatlaması gerektiğini, ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının iddialarının ...'a ilişkin olup, ...'ın ne takibin, ne de davanın tarafı olmadığını, bu sebeple davacı ile dava dışı 3.şahıs arasındaki ilişkiler ve iddialar üzerinden müvekkili hakkında yargılama yapılmasının hukuka aykırı olup, adil yargılanma ilkesi, hukuk devleti ilkesi, hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğunu, davacının, dava dışı kimselere veya senetteki kendinden sonraki cirantalara borçlu olup olmadığının müvekkilini alakadar etmeyeceğini, davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olması nedeniyle davacı hakkında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini bildirmiş, eksik harcın tamamlattırılmasına, davanın usul ve esastan reddine, davacının kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olup, uyuşmazlık; davaya konu icra takibine dayanak bononun, irade fesadı yoluyla davacıdan alındığı iddiası ile davacının, davalıya bono ve icra takibine konu alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davalı taraf, davadan önce İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında aynı nitelikte ve aynı taraflar arasında açılan 2023/846 esas sayılı dosyanın halen derdest olması nedeniyle derdestlik itirazında bulunmuştur. İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında; davacı taraf, davalı ile dava dışı ... hakkında aynı dava konusu ve sebeplerine dayalı olarak aynı sonuç talepleri içeren ve aynı nitelikli menfi tespit davasını 24.10.2023 tarihinde açmış, 13.11.2023 tarihli kararla zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadan dava açılması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, taraflarca kararın taraflara tebliği ile kesinleştirilmesinin talep edilmemesi nedeniyle karar kesinleşmemiştir. Dava şartları, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli olan şartlardır. Bir başka deyişle, dava şartlarından birinin veya birkaçının yokluğu halinde tahkikat aşamasına geçilmesi ve davanın esastan incelenmesi mümkün değildir. Dava şartları, HUMK'da bağımsız bir kurum olarak düzenlenmemesine karşılık HMK'nun 114.maddesinde düzenlenerek dava şartları gösterilmiş, HMK'nun 115.maddesinde de dava şartlarının hangi aşamada ve ne şekilde inceleneceği belirtilmiştir. Buna göre; olumlu ya da olumsuz dava şartlarının mevcut olup olmadığının, tarafların itirazlarının olup olmadığına bakılmaksızın davanın her aşamasında mahkeme tarafından kendiliğinden araştırılıp gözetilmesi zorunludur. Bunun yanında taraflarında dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürmeleri mümkündür. Dava şartı noksanlığının giderilmesinin mümkün olması halinde bunun tamamlanması için kesin süre verilmesi ve kesin süre içinde dava şartı noksanlığının giderilmesi halinde davaya devam edilmesi mümkün olup aksi halde davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekir. Bununla birlikte, dava şartı noksanlığı mahkeme tarafından davanın esasına esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmiş ise başlangıçtaki dava şartı eksikliğinden ötürü dava usulden reddedilemez. HMK'nun 114 (1/ı) maddesinde; aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması, bir başka deyişle derdestlik, olumsuz dava şartı olarak sayılmıştır. Derdestlik dava şartına göre; aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte ise, aynı uyuşmazlığın, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava konusu yapılması mümkün değildir. Zira aynı konuda iki dava açılmasında davacının hukuken korunmaya değer bir yararı yoktur. Bir başka deyişle, açılmış ve görülmekte olan bir davanın davacısı, hukuki korunma sürecini başlatmıştır. Bunun yanında, ayrı ayrı görülen davaların mahkemelerin iş yükünü artırması bir yana çelişik kararların verilmesi olasılığını ortaya çıkarır ki, bu durum uyuşmazlığın çözümü ve adaletin gerçekleştirilmesi açısından oldukça sakıncalıdır. Bu nedenlerle HUMK'nın 187 (4).maddesinde ilk itiraz olarak düzenlenen derdestlik, HMK'nun 114 (1/ı) maddesinde dava şartı haline getirilmiştir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ışığında; somut dava yönünden, davacının derdestliğe konu olacak nitelikte aynı taraflar arasında aynı dava konu ve sebeplerine dayanan aynı sonuç talepleri içeren davayı İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin... esas sayılı dosyasında zorunlu arabuluculuk yoluna gitmeksizin açıp, mahkeme tarafından bu nedenle davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesinden sonra davacı tarafın, bu karara ilişkin kesinleştirme işlemi yapmaksızın mahkememizde görülen bu davayı açtığı, davalı tarafça cevap dilekçesinde, derdestlik itirazının ileri sürülmesine rağmen HMK'nun 115.maddesindeki düzenleme gereği ön inceleme duruşmasına kadar davacı tarafın, kararın kesinleşme işlemini yapması ve derdestlik nedeniyle olumsuz dava şartının varlığının ortadan kaldırılmasının beklenmesine rağmen bunu sağlayacak işlemleri gerçekleştirmediği, buna göre HMK'nun 115.maddesinin 2.fıkrasında düzenlenen noksanlığın giderilmediği, önceki davanın usulden veya esastan reddedilmemiş olmasının derdestlik dava şartı yönünden bir öneminin olmayıp, kesinleştirilmemiş olması nedeniyle halen görülmekte olan dava niteliğinde bulunmasına bağlı olarak mahkememizdeki dosya açısından derdestliği oluşturduğu dikkate alınarak, HMK'nun 114 (1/ı) maddesinin yollaması ile HMK'nun 115 (2) maddesi uyarınca, derdestlik dava şartına bağlı olarak davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle: 1-Davanın, derdest dava varlığı nedeniyle HMK'nun 114 (1)/ı maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın, dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.707,75TL peşin harçtan indirilmesiyle geriye kalan 1.092,35TL harcın isteği halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davalı yararına AAÜT 'nin 7(1) maddesinin ilk cümlesi uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinden oluşan yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile başvuru ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/01/2025

Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/889, K. 2025/55, T. 22.01.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-889-e-2025-55-k-bf3b313f62d2