İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/850 E. 2025/71 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/850
Karar No
2025/71
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/850 KARAR NO : 2025/71

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 13/12/2023 KARAR TARİHİ : 23/01/2025

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP ; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04.05.2022 tarihinde meydana gelen 3 araçlı kazada ---- plakalı araçlar kazaya karışmıştır. Kaza tutanağına göre ilk önce ----- plakalı araç 96100 kusurlu bulunmuş, araç hasarı ve değer kaybı ücreti --- tarafından davacıya 5.839-TL'si olarak ödendiğini, daha sonra ----- plakalı araç sahibi tutanağın hatalı olduğunu belirterek itiraz ettiğini itiraz sonucunda sadece %100 kusurlu olarak --- plakalı araç tespit edildiğini, bunun üzerine ---- sigorta, sigortalısı ----- plakalı aracın kusurlu olmadığının tespit edildiği ve ödenmiş olan 5.839,00-TL'sını iade istediğini ve davacının da bu parayı ---- sigortaya iade etmek zorunda kaldığını,----- plakalı aracın sigortacısı olan davalı rücu servisiyle görüştüğünü ve 21.11.2022 tarihinde ------nolu hasar dosyası oluşturulduğunu ve 21.11.2022 tarihinde mail ile yazışmalar yapılarak halefiyet ilkesi gereği talep edildiğini, görüşmeler devam ettiğini, tekrar başvurulması söylendiğini ve 19.12.2022 tarihinde yine başvuruda bulunulduğunu, olumlu netice gelmediğini, 04.05.2022 tarihli kaza sebebiyle ---- plakalı aracın % 100 kusurlu olduğu, ------ plakalı aracın ise kusursuz olduğu, önce ---- sigortadan tahsil edilen ve sonradan düzeltilen kusur raporuna göre ----- plakalı aracın kusursuz olmasından ötürü ----- Sigortanın haklarına halef olmuş olup, iade edilmek zorunda kalınan 5.839-TL sının ödenmesi için son kez 12.07.2023 tarihinde iadeli taahhütlü mektup gönderildiğini dönüş olmadığını, açıklanan nedenlerle, ----.İcra müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve avans faizi ile davalı aleyhine hükmedilmesine, asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP : Davalı şirkete usulüne uygun olarak dava dilekçesi ekli davetiye tebliğ edilmesine rağmen dosyaya vekil tarafından vekaletname ibraz edilmiş ancak; 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir.

DELİLLER : ---. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Nüfus Kayıtları, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Trafik Tescil Kayıtları, ----, kayıtları ve poliçesi, Banka Dekontları, Ekspertiz Raporu, Hasar dosyası ve ZMMS poliçesi, Bilirkişi Raporu, Dosyadaki diğer bilgi ve belgeler.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle oluşan hasar ve değer kaybı zararının; 2918 sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 maddeleri gereğince ZMMS poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinden tahsili için başlatılan ----İcra Dairesinin -----Esas sayılı icra takibine karşı davalının yaptığı itiraz nedeniyle, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi kapsamında açılmış itirazların iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce taraf teşkili sağlanmış, dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak başta zorunlu arabuluculuk dava şartı olmak üzere 6100 sayılı HMK'nin 114 ve 115. maddeleri gereğince dava şartları, harç, taraf sıfatı ve hak düşürücü süre de değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiştir. Ön inceleme duruşmasında daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı değerlendirilerek bu kez sulh teşviki yapılmasına rağmen duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla uyuşmazlığı çözmek istemediklerinin anlaşılması üzerine davaya konu uyuşmazlık belirlenmek suretiyle tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri yerine getirilmiş, mevcut ve toplanan deliller incelenip değerlendirilerek tahkikat bitirilmiş ve son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin son sözleri dinlenip tutanağa yazılmak suretiyle aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır. Davanın yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya baktığımızda ; davacı vekili tarafından ---- İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu sigorta şirketi hakkında 04/05/2022 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle davacının aracında meydana gelen hasar ve değer kaybı zararının tahsili için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlu tarafından yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da maddi hasarlı trafik kazasında kusur, hasar, hasar onarım bedeli ve değer kaybı zararlarının bulunup bulunmadığı ve miktarlarının tespit edilmesi suretiyle çözülmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, davalı davaya yanıt vermediğinden yasa gereği iddiaların inkar edildiği kabul edilerek davacı vekili tarafından gösterilen gösterilen deliller toplanmıştır. Olayın temeli dosyada bulunan kaza tespit tutanağına ve diğer delillere göre 04/05/2022 tarihinde ---- ili, ----- İlçesi, ----- yönü yolunda davacının malik-işleteni olduğu sevk idaresindeki ----- plakalı araç ile davalı sigorta şirketine kaza tarihinde 30/04/2022-20023 başlangıç ve bitiş olarak 50.000,00 TL limitle ZMMS poliçeli ---- plakalı hususi araç ve dava dışı ----- nezdinde kaza tarihini kapsar şekilde ZMMS poliçeli ----- plakalı hususi araçların karıştığı maddi hasarlı trafik kazasına dayanmaktadır. 2918 sayılı KTK'nin 81/2 maddesinde düzenlenen 'Yalnız maddi hasar meydana gelen kazalarda, kazaya dahil kişilerin tümü, yetkili ve görevli kişinin gelmesine lüzum görmezlerse, bunu aralarında yazılı olarak saptamak suretiyle kaza yerinden ayrılabilirler' hükmü gereği kaza sonucunda kazaya karışan araç sürücüleri tarafından Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 152/2 maddesinde açıklanan şekilde görüşlerinin de yazılı olduğu Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının bir örneği dosyaya mübrezdir. Bu tutanağa ve sürücü beyanlarına göre vaki kazada kusurun KTK'nin 84/d maddesinde asli kusur olarak düzenlenen "arkadan çarpma" nedeniyle tamamen davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünde olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu kaza nedeniyle davacı tarafından arkasındaki aracın kendisine çarmış olmasından olacak ki; yapılan başvuru üzerine---- plakalı aracın ZMMS sigortacısı dava dışı ------ tarafından ödeme yapıldığı ve kazada kusura yapılan itiraz üzerine davacının bu parayı sigorta şirketine iade ettiği ve bu sefer kusurlu gördüğü diğer üçüncü aracın ZMMS sigortacısı davalıdan KTK'nin 97.maddesi gereği başvuru ve akabinde icra işlemi yoluyla talep ettiği bedihidir. Mahkememizce bu kapsamda HMK'nin 266.maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden kusur ve zararın varlığı ile oran ve miktarları yönünden rapor düzenlenmesi için dosya ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen Makine Mühendisi bir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi Makine Mühendisi ----- tarafından düzenlenen 29/07/2024 tarihli raporda özetle ; Dosya muhteviyatında bulunan bilgi ve belgeler birlikte nazara alındığında, kaza yerinin konumu ve mahal şartlarla dikkate alınarak olay değerlendirilip, yukarıdaki hususlar muvacehesinde 04.05.2022 tarihinde meydana gelen kazada: A-) ----- plakalı araç sürücüsü: 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununa bağlı Yönetmeliğin ilgili bentlerinde açıklanan hükümler gereği, trafik kurallarını ihlal ettiğinden kazanın oluşumunda birinci derecede etkenlik arz ettiği için: % 100 KUSURLU OLDUĞU, B-) ----- Plakalı araç sürücüsü: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa bağlı yönetmelikte belirtilen sürücülerin uyması zorunlu kurallara riayet ettiği bu kazanın oluşumunda alabileceği herhangi bir tedbir ve önlem bulunmadığından kendisine kusur izafe edilmesinin uygun görülmediği ve kazanın meydana gelişinde atfı kabil kusuru bulunmadığı, C-) 04.05.2022 tarihinde Meydana gelen kaza sonucu ----- plakalı araçta meydana gelen hasarlı parçalara ilişkin hasar fotoğrafları, ekspertiz raporu, davacı tarafın beyanında belirttiği 21.11.2022 tarihli -----nolu hasar dosyası gibi teknik verilerin dosya içeriğinde olmaması nedenlerinden dolayı tarafıma verilen görev kapsamında yapılacak maddi hasarlı trafik kazası sonucunda davacının aracında meydana gelen hasar bedeli belirlenemediği yönünde rapor verilmiştir. Mahkememizce işbu bilirkişi raporu taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerine bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlar sunulmuş ve değerlendirilmiştir. Buna müteakip uyuşmazlığın çözümü için dava dışı ---- müzekkere yazılarak aynı olaya ilişkin yapılan ödemelere esas bilgi ve belgeler istenmiştir. Buna göre sigorta şirketi tarafından ekspertiz raporuna göre ödeme yapıldığı ve bu ödemenin değişen kusur durum ve oranı nedeniyle davacıdan geri alındığı açıkça anlaşılmıştır. Somut olayda kaza sonucunda taraflarca düzenlenen kaza tespit tutanağı, bu tutanaktaki sürücü görüşleri ve bilirkişi raporuna göre davalıya sigortalı aracın önündeki araca arkadan çarptığı ve bunun etkisiyle çarpılan aracında önündeki davacının aracına çarptığı ve böylece davalıya sigortalı araç sürücüsünün KTK'nin 84/d maddesinde düzenlenen arkadan çarpma asli kuralını ihlal ettiği, kazanın tek sebebinin bu eylem olduğu ve böylece kazada davalıya sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu (%-100) kabul ve takdir edilmiştir. (TBK, 74/1, HMK. 266 vd, 281/1, 282 Yargıtay ----HD.----) Kaza nedeniyle oluşan hasar ve değer kaybına ilişkin ilk ödemeyi yapanın bir başka sigorta şirketi olduğu, bu ödemenin delil niteliği taşıyan ekspertiz raporuna dayandığı gözetildiğinde kazanın meydana geliş şekline ve hasar durumuna göre parça ve işçilik yönünden hasar bedeli üzerinden aracın hasar onarım ve değer kaybı zararının, davacının aracının markası, modeli ve kilometresi gibi hususlar nezdinde günün ekonomik koşullarına göre kadri maruf olduğu, başkaca araştırma ve tartışmaya mahal bulunmadığı, takibe yapılan itirazın her halde haksız ve yersiz olduğu anlaşılmıştır. Binaenaleyh; yukarıda ayrıntılı olarak yasal nedenleri ve ilkeleri gösterildiği üzere benimsenen bilirkişi kusur raporu ve ekspertiz raporu da gözetildiğinde, davacının yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190. maddeleri esaslarına göre ispat edilen davasının kabulü ile; davalı-borçlunun ---- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa talep gibi yasal faiz uygulanmak ve yapılan başvuruya göre oluşan temerrüt nedeniyle işlemiş faiz de dahil edilmek suretiyle (davalı sigorta şirketinin ise araç başına maddi 50.000,00 TL poliçe teminat limitiyle sınırlı/sorumlu tutulması kaydıyla) aynen devamına, karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK. 3, 81/2, 83, 84, 85, 86, 88, 91, 109/1, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, TBK, 49, 50/1,51/1, 61,62,162,166, 74/1 117/1,2, Sigortacılık Kanunu, 2/1,n, 22/13, 22/17 TTK,16/1, 1401 vd,1409,1459,1461,1463, 1483 vd, HMK, 25,27,29, 30,31,33, 146, 187/1-2, 190,194,196, 198, 266, 282 )2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda davaya konu olayın temelinin haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklanması ve buna göre uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi karşısında alacağın varlığı ve miktarının yargılama sonucunda belirlenmesi nedeniyle alacağın davalı yönünden likit/muayyen olmadığı sonuç ve kanaatiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. Maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davalı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KABULÜNE, 2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun---.İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa yasal faiz uygulanmak suretiyle (davalı sigorta şirketinin ise araç başına maddi 50.000,00 TL poliçe teminat limitiyle sınırlı/sorumlu tutulması kaydıyla) aynen devamına, 3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin reddine, 4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından; başlangıçta alınan 269,85 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 345,55 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 6-)Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı 269,85 TL peşin harç, 38,40 TL vekalet harcı, 54,00 TL posta masrafı ve 3.250,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.882,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen toplam 5.954,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı sigorta şirketi vekilinin yokluğunda ;6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararının miktar yönünden ( 5.954,00 TL< 40.000,00 TL) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/850, K. 2025/71, T. 23.01.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-850-e-2025-71-k-4f1b1c06441c