Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 2022/1386 E. 2025/105 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1386
Karar No
2025/105
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO : 2022/1386

KARAR NO : 2025/105

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)

KARAR TARİHİ : 23/01/2025

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07/12/2018 tarihinde, davalı sigorla şirketine ZMM sigorta poliçesi ile sigortalı... plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusuru ile sebebiyet verdiği tek taraflı trafik kazasında aynı araçta yolcu olarak bulunan müvekkili ...'nın basit tibbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığını, dava konusu kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın ZMM trafik sigortası poliçesi kapsamında davalı ... şirketine yaptıkları başvuru neticesinde açılan hasar dosyasından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile taraflarına 34.595,22-TL iş göremezlik tazminatı ödendiğini, ancak müvekkilinin maluliyet oranının yüksek olduğunu, ödenen tazminat zararını karşılamaktan öte eksik-yetersiz olduğunu, dava konusu olaydan sonra Reyhanlı Devlet Hastanesinde tedavi gören müvekkilinin gördüğü tüm tedavilere rağmen daimi sakat kaldığını beyan ederek, tahkikat sonucunda müvekkilinin maddi zararının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere 4.000 TL daimi iş göremezlik ve 1.000 TL geçici iş göremezlik tazminatının, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan trafik sigortası poliçesi kapsamında azami poliçe teminatı limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde 18.12.2017-2018 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığını, müvekkili şirket tarafından davacının gerçek zararının poliçe teminatı kapsamında 10.04.2020 tarihinde davacının maluliyet tazminatı olarak 34.595,22 TL davacı vekili Av. ...'in hesabına ödendiğini, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin teminat dışı olduğundan reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediği gibi dava açılmasına da sebebiyet vermediğini, davacı vekilinin kaza tarihinden itibaren faiz isteminin haksız olduğunu avans faizi talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile 7.951,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 25.764,43 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 33.715,43 TL'nin 10/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.

Bu karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; asgari ücrette meydana gelen artış kamu düzenine ilişkin olup res'en gözetilmesi gerektiği gibi karşı taraf lehine usulü müktesep haktan bahsedilemeyeceğini, 2022 yılı ocak ayı itibari ile artacak olan asgari ücret için 25.11.2021 tarihinde düzenlenen rapora itiraz etmesi gerektiği mantığını anlayamadıklarını, söz konusu rapor doğrultusunda talebi arttırmalarında herhangi bir hukuki sakınca bulunmadığı aşikar olmasına hatta talebin davalı tarafa tebliğ edildiği halde davalı tarafça da herhangi bir itirazda bulunulmamasına rağmen yerel mahkeme tarafından zoraki bir yorumla ve haksız ve mesnetsiz olarak talebin red edildiğini, emsal Yargıtay kararlarından da açıkça anlaşılacağı üzere kamu düzenine ilişkin olan hatta taraf itirazları olmasa dahi mahkemece res'en gözetilmesi gereken ve usuli müktesep hakkın söz konusu olmayacağını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Başvuruya konu talep zamanaşımına uğramış olup başvurunın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, Hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi uygulanmadığını, maluliyet oranı fahiş tespit edilmiş olup iyileşme süresi dikkate alınmadığını, TRH 2010 %1,8 hesap tablosuyla hesaplamanın yapılması gerekirken TRH 2010 prograsif rant hesap tablosu kullanılmasının hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı teminat dışı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, kaza tarihinden faiz taleplerinin reddi gerektiğini, KTK ilgili hükümleri ve ZMM Genel Şartları gereği, sigorta şirketinin temerrüdü hesaba esas tüm belgelerle başvuru tarihinden 8 iş günü geçmekle mümkün olduğunu, dava öncesi müvekkili şirkete bir başvuru olmadığından hesap raporunun tebliğinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, ıslah edilen kısma ise öncelikle zamanaşımı mevcut olduğundan reddini aksi halde ise ıslah tarihinden faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava, dava şartı eksikliğinden HMK'nun 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir.

MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır.

Buna göre Türk hâkimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Az yukarıda belirtilen anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup, anılan sözleşmenin 17 nci maddesinde; âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.

Davacı Suriye uyruklu olup, mahkemece teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 48/2 nci maddesinde dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu re'sen gözetilmelidir. Bu sebeple mahkemece öncelikle davacıların teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacıların teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacılara kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru olmamış, hükmün bu yönden re'sen kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

Dairemiz kararının kapsam ve şekline göre, diğer istinaf itirazları şimdilik incelenmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :

1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/01/2025

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/1386, K. 2025/105, T. 23.01.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-9-hukuk-dairesi-2022-1386-e-2025-105-k-99238463e962