İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/880 E. 2026/840 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/880
Karar No
2026/840
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/880 Esas KARAR NO : 2026/840

DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/05/2015 KARAR TARİHİ : 13/10/2026

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının davalıya ait işyerlerinde 2005 yılından itibaren operasyon müdürü olarak çalışmaya başladığı ve 19/11/2013 tarihinden sonra şirket müdürü olarak atandığını, müvekkilinin gerek operasyon müdürü sonrasında şirket müdürü olarak atandığı 19/11/2013 tarihinden sonra müdür olarak mesai tanımaksızın davalı şirkette çalıştığını, neticesinde ... Bankasındaki işinden transfer ile davalı şirkete gelen müvekkilinin şirket sahibi tarafından hiçbir bildirimde bulunmadan "rotasyona gitme kararı aldık, seninle çalışmayacağız" diyerek müvekkilinin işine son verdiğini, davalı şirketin sahibinin "hakların için bizi ibra et, sana 40.000,00TL bedel ödeyeyim" diye müvekkilini aradığını, sonrasında ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık ücretli izin alacağı ödenmeksizin SGK ilişiği kesilerek müvekkilinin işine son verildiğini, yasada belirtilen hiçbir usul ve süreyle uyulmaksızın yapılan bu feshin kanun önünde korunur yanı bulunmadığını, müvekkilinin son aldığı maaşın 10.350,00TL olduğunu, müvekkilinin davalı iş yerinde operasyon müdürü olması sebebiyle sabah saat 07.00 ile akşam saat 23.00 arasında haftanın her günü çalıştığını, temizlik ve hizmet sektöründe faaliyette bulunan bir şirkete çalışmış olması nedeniyle müvekkilinin ihalesi alınan ve hizmet verilen resmi ve özel kurumlardaki iş akışını koordine ettiğini, haftalık çalışma sürelerini aşmasına rağmen hiçbir fazla çalışma ücreti alamadığını, müvekkilinin çalıştığı süre boyunca hak etmiş olduğu yıllık ücretli izinlerin hiçbirini kullanmadığını, işverenden kıdem ve ihbar tazminatlarını alamadığını, davalının iş yerinde müvekkilinin çalıştığı dönemde tüm resmi tatil günlerinde, milli ve dini bayramlarda çalıştığını, belirtilen nedenlerle; fazlaya ilişkin dava ve talepleri saklı kalmak kaydıyla müvekkili davacının işçilik alacaklarının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından ibraz edilmiş olan cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkili şirkette şirket müdürü olarak görev yaptığını, bu konuda Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının çok açık olduğunu; müvekkili şirket tarafından alınmış olan ortaklar kurulu kararı gereğince davacının, müvekkili şirkette müdür olduğu, şirkette herhangi bir hissesinin bulunmadığını, bu durumda şirket müdürleri bakımından gerek uygulamada gerekse doktrinde iş akdi kavramının nasıl ele alındığının tartışılması gerektiğini, ayrıca yine Yargıtay 11. HD'nin 2013/11822 E. 2013/15912 K. 17.09.2013 tarihli kararında limited şirketin ortak olmayan müdürleri bakımından açılacak davaların mutlak ticari dava olacağı, taraflar arasındaki ilişkinin iş akdi kapsamında değerlendirilemeyeceği kabul edildiğini, tüm bu açıklamalar ışığında, huzurdaki davanın bir iş davası olmadığı gerekçesi ile reddi gerektiğini beyan etmiştir. Mahkememizce yapılan kontrolde davacının davasını 12/05/2015 tarihinde İş Mahkemesine hitaben sunulan dava dilekçesi ile birlikte açtığı ve davasının .... İş Mahkemesinin 2015/493 Esasına kaydının yapıldığı, yapılan yargılama sonucunda 22/11/2017 Tarihinde dava konusu uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan bahisle verilen görevsizlik kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesinin 2018/1421 Esas, 2021/1456 Karar Sayılı "Somut uyuşmazlıkta; davacının son 1 yıllık çalışmasında şirket müdürü olarak çalıştığı, daha önceki dönemdeki çalışmasının ise operasyon müdürü sıfatıyla gerçekleştiği, operasyon müdürü olarak çalıştığı dönemde yaptığı işin İş Kanununa tabii ve işçi pozisyonunda olduğu, şirket müdürü olarak görevlendirildiği döneme kadar olan çalışmasına ilişkin davaya bakmak görev ve yetkisinin İş Mahkemelerine ait olduğu, şirket müdürü olduktan sonraki dönem için ise, davalı şirketin Ticaret Sicil Kayıtları getirtilerek, davacının şirket müdürü olduğu dönemde şirketi tek başına temsil ve imza yetkisine sahip olup olmadığı araştırılarak ve ayrıca işçi alma ve çıkarma yetkisi bulunup bulunmadığı, şirketi temsil yetkisi bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra, şirketi temsil ile yetkili olduğu kanaatine varılması halinde sadece şirket müdürü olarak çalıştırıldığı dönem tefrik edilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken eksik inceleme ile ve şirket müdürü olmadan önceki çalışması yönünden hatalı olarak görevsizlik kararı verildiği anlaşılmakla," şeklindeki gerekçesi ilamı ile kaldırılmakla dosyanın .... İş Mahkemesinin 2021/... Esasına kaydının yapılmış olduğu, yapılan yargılama neticesinde "Fazla çalışma ücretlerinin uzun bir döneme ilişkin olması halinde bu çalışmaların sürekli ve aralıksız olarak devam etmesi hayatın olağan akışına uygun olmayacağından; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre (Yargıtay 9. H.D. 22/03/2011, 2010/46028 E. 2011/8151 K.; Yargıtay 9. HD. 18/07/2008, 2007/25857 E. 2008/20636 K.), bilirkişi raporu ile tespit edilen fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarından, yapılan işin niteliği ile davacının çalışmış olduğu süreler göz önüne alınarak takdiren %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılmıştır." gerekçesiyle "Davanın KISMEN KABULÜ ile; 1- Tespit edilen net 18572,23 TL kıdem tazminatının iş akdinin fesih tarihi olan 30/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte 2- Tespit edilen net 5356,17 TL ihbar tazminatı alacağının 1000,00 TL sinin dava kalan kısmının ıslah tarihi olan 10.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte 2- Tespit edilen net 16139,81 TL fazla mesai alacağından takdiren %30 indirim yapılmak suretiyle mevcut olduğu anlaşılan net 11297,86 TL alacağın 1000,00 TL sinin dava kalan kısmının ıslah tarihi olan 10.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte 3- Tespit edilen net 3216,86 TL ulusal bayram gene tatil alacağından takdiren %30 indirim yapılmak suretiyle mevcut olduğu anlaşılan net 2251,80 TL alacağın 1000,00 TL sinin dava kalan kısmının ıslah tarihi olan 10.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte 4- Tespit edilen net 15750,00 TL yıllık izin alacağının 100,00 TL sinin dava kalan kısmının ıslah tarihi olan 10.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte Davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" dair tesis edilen hükme karşı istinaf yasa yoluna başvurulduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29.Hukuk Dairesi 2022/988 Esas 2022/949 Karar sayılı kararı ile "tüm çalışma dönemi yönünden işçilik alacaklarına hükmedilmiş ise de dosyaya celp edilen Ticaret Sicil kayıtları dikkate alındığında davacının 19/11/2013 tarihinden itibaren şirket müdürü olarak atandığı, bu hususun 19/11/2013 tarihili resmi gazetede ilam edildiği, bu ilanda "davacının 5 yıl için şirket müdürlüğüne atanmasının, havi kaşe veya yazılı unvan altında vaaz edeceği münferit imzası ile şirketimizi her hususta temsil ve ilzam etmesine taahhüt altına koymasına oy birliğiyle karar verilmiştir" kararının yer aldığı, Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 03/11/2020 tarih 2020/2942 E, 2020/14478 K, sayılı ilamı dikkate alındığında ilk derece mahkemesince davacının müdür olarak çalıştığı dönem yönünden dava tefrik edilerek Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi, şirket müdürü sıfatının bulunmadığı döneme ilişkin ise iş mahkemesi olarak deliller toplanıp karar verilmesi gerekirken tüm çalışma dönemi yönünden karar verilmesinin hatalı olduğu" gerekçesiyle mahkeme kararının kaldırıldığı, dosyanın .... İş Mahkemesinin ... Esasına kaydının yapılarak anılan kaldırma ilamı kapsamında verilen tefrik kararı ile dosyanın 2022/225 Esasına kaydının yapılarak verilen görevsizlik kararı akabinde dosyanın mahkememizin işbu esasına kaydının yapılmış olduğu görülmekle yargılamaya devam olunmuştur. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davacının davalı şirket nezdinde müdür olarak çalıştığı döneme ilişkin işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; işbu dava davacının tüm işçilik alacaklarına ilişkin açılmış ise de tefrik kararı akabinde davacı vekili tarafından sunulan netice-i talep dilekçesi de dikkate alındığında eldeki uyuşmazlık konusunun davacının davalı şirket nezdinde 19/11/2013 tarihinden iş akdinin sona erdiği 30.04.2015 tarihleri arasında geçen süreye ilişkin olarak 2.785,83 TL Kıdem Tazminatı, 3.551,48 TL İhbar tazminatı, 8.050,00 TL Ücretli İzin Alacağı, 10.000,00 TL Fazla Mesai Alacağı, 2.780,95 TL U. .... Tatil Alacağı olmak üzere toplam 27.168,26 TL tazminat istemine ilişkin olduğu görülmekle bu doğrultuda yargılama yapılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 1. maddesinin ikinci fıkrasında, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir. 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinde bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işveren olarak tanımlanmıştır. Tüzel kişilerde yönetim hakkı ile emir ve talimat verme yetkisi organlarını oluşturan kişiler aracılığıyla kullanılır. Tüzel kişiler yönünden tüzel kişinin kendisi soyut işveren, tüzel kişinin organını oluşturan kişiler ise somut işveren sıfatını haizdir. Ticaret şirketleriyle tüzel kişilerde somut işveren sıfatını taşıyan organ bir kurul olabileceği gibi tek başına bir kişiye verilen yetki çerçevesinde gerçek kişinin de organ sıfatını kazanması mümkündür. Limited şirketlerde, şirketi yönetmek ve temsil etmek üzere, müdür veya müdürler atanabilir. Müdür veya müdürlerin, limited şirketin ortakları arasından seçilmesi mümkün olduğu gibi, ortak olmayan üçüncü kişiler arasından da seçilmesi mümkündür. Ortak olup olmadığına bakılmaksızın, müdür, limited şirketin organı sayılır. Dolayısıyla, şirket müdürü ile şirket arasındaki ilişkiyi iş sözleşmesi kapsamında değerlendirme ve şirket müdürlerini işçi sayma olanağı yoktur. (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 13/06/2017 tarih ve 2016/24028 E., 2017/14012 K. Sayılı ilamı) Dosya mahkememizin işbu esasına kaydı yapıldıktan sonra öncelikle .... İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının kesinleşmesi beklenilmiş, anılan dosyadan verilen karar kesinleştikten sonra ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 2017/29 Esas, 2018/75 Karar Sayılı, 24/01/2018 Tarihli ilamı, yerleşik yargıtay içtihatları uyarınca dosyanın 1 mali müşavir, ticaret hukuku alanında nitelikli hesaplamalar uzmanı ve 1 iş hukuku alanında nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisinden oluşan 3 kişilik heyete tevdine, bilirkişilerden takdiri mahkemeye ait olmak üzere; işbu davanın konusunu oluşturan 19.11.2013- 30.04.2015 tarihleri arasında davacının davalı şirket nezdinde şirket müdürü olarak çalıştığı dönem bakımından iş mahkemesi dosyası, davalının defter kayıtları, mahkememiz dosya kapsamı bir bütün olarak incelenmek suretiyle davacının davalı şirket nezdinde müdür olduğu dönemde ne şekilde çalıştığı, ödemesinin ne şekilde yapıldığı, davalı şirkette müdürlere ücret ödeneceği hususunda ortaklar kurulu kararı bulunup bulunmadığı, fiili olarak müdürlere ücret ödenmesine ilişkin böyle bir uygulama olup olmadığı, davacıya ödenmesi gereken başka bir alacak kalemi bakımından anlaşma yapılıp yapılmadığının incelenerek varsa bu kapsamda iş akdinin feshi sebebiyle davacının talep edebileceği bir alacak kaleminin olup olmadığı, varsa miktarının tespit edilmesinin istenilmesine karar verilmiş olup bilirkişi heyeti tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan kök ve ek raporda özetle; Davalı tarafa inceleme talebi ile gönderilen maile cevaben; Söz konusu şirket bünyesinde 2013 yılına ait belgeler 10 senelik zamanın üzerinden geçmesi sebebiyle bulunamamıştır.” Yönünde beyanda bulunarak davalı tarafından 2014-2015-2016 yılları defterleri sunulmuştur. Davacının 19.11.2013 -30.04.2015 tarih aralığında davalı nezdinde çalıştığı kabul edilecektir. Davacının toplam 1 yıl 5 ay 11 gün hizmet süresi bulunmaktadır. Davacının ücreti, Sosyal-İş Sendikası tarafından bildirilen 2015 yılındaki net 3.150,00-TL, brüt 4.406,15-TL olarak kabul edilmesi halinde toplam hakedilecek tazminatın, 26.517,82 TL olacağı Davacı talebi ile bağlı kalınarak davacının ücreti Net 10.350 TL, Brüt 16.095,98 TL olarak kabul edilmesi halinde; toplam hakedilecek tazminatın 81.899,82 TL olacağı, Limited şirkete müdürler ile şirket arasında bir sözleşme ilişkisi vardır. Müdürün şirket sözleşmesi veya genel kurul kararı ile atanması ica, görevin üstlenilmesi ise kabul niteliğindedir. Bu sözleşmenin niteliği taraflarca serbestçe kararlaştırılabilir. Özel bir düzenleme yapılmamışsa bu sözleşme Türk hukukunda vekalet sözleşmesi, Alman hukukunda ise hizmet sözleşmesi olarak kabul edilir. Olayda, taraflar arasındaki sözleşme nin hizmet sözleşmesi niteliğinde olduğu görülmektedir. Bu nedenle davacı işçilik alacaklarını talep edebilir. İşçilik alacaklarının miktarı ise kök raporda hesap edilmiştir. Kök raporda seçenekli olarak hesap edilen işçilik alacaklarından hangisine hak kazanacağı ile ilgili nihai hukuki değerlendirme sayın mahkemenin muhtariyetinde olduğu Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Davacı vekili tarafından mahkememizce alınan kök rapor akabinde 29/09/2025 tarihinde sunulan ıslah dilekçesi ile birlikte toplam 81.899,92 TL bedelin bankalarca uygulanacak olan en yüksek faiz mevduat oranı ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi isteminde bulunmuş olduğu görülmüştür. Anılan bilirkişi raporunda her ne kadar mahkememizce bilirkişilere davalı şirkette müdürlere ücret ödeneceği hususunda ortaklar kurulu kararı bulunup bulunmadığı, fiili olarak müdürlere ücret ödenmesine ilişkin böyle bir uygulama olup olmadığı, davacıya ödenmesi gereken başka bir alacak kalemi bakımından anlaşma yapılıp yapılmadığının incelenmesine yönelik görevlendirme yapılmış ise de yapılan görevlendirme kapsamında açık bir belirleme yapılmadığı görülmekle işbu kez davacının davalı şirket nezdinde müdür olarak çalışmış olduğu döneme ilişkin olarak taraflar arasında yazılı bir sözleşme yapılıp yapılmadığı, ne kadar ücret ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığı, davalının bu kapsamda davacıya ne kadar aylık ödemesi yaptığı, davalı şirketin genel kurul ya da ortaklar kurulu kararının bulunup bulunmadığı, mahkememizce emsal araştırmasının yapılabileceği bir yerin bulunup bulunmadığı hususlarında beyanda bulunmak üzere taraf vekillerine süre verilmiş olup aynı zamanda davalı vekiline davalı şirketin 2010-2018 yıllarına ait genel kurul karar defterini, ortaklar kurulu ve yönetim kurulu kararlarını, davalının işbu tarihe ilişkin ticari defter ve belgelerini ibraz etmek üzere verilen süre sonunda davalı vekili tarafından davacının işten ayrılırken şirkete ait birçok belgeyi beraberinde götürmüş olması nedeniyle ellerinde yalnızca resmi bordro kayıtları kaldığını mahkememize beyan etmiş olduğu, nitekim bilirkişiye de talep edilen belgelere dair 10 senelik zamanın üzerinden geçmesi sebebiyle bulunamadığının beyan edilmiş olduğu, mahkememize herhangi bir evrak ibraz edilmemiş olduğu gibi ara karar kapsamında gereği gibi açıklamanın yapılmamış olduğu görülmüştür. Anılan sürede davacı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesinde ise davacının şirket evraklarına erişiminin olmadığını, yeniden evrak toplanmasının yargılamayı uzattığı, mevcut delil durumu ve dosya kapsamı hüküm tesisine elverişli olduğundan, dosyanın tekemmül ettiği kabul edilerek mevcut deliller çerçevesinde ıslah dilekçeleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiş olduğu görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 370/2 hükmü uyarınca yönetim yetkisinin yönetim kurulu tarafından, müdür olarak üçüncü kişilere devredilebileceği, sözleşmede açıkca öngörülmese veya herhangi bir sözleşme olmasa dahi şirket müdürlerine TTK'nın 394. maddesinde belirtilen mali hakların ödenmesinin mümkün olduğu, yerleşik içtihatlara göre şirket müdürü ile şirket arasındaki ilişkinin, vekâlet ilişkisi niteliği taşıdığı, TTK'nın 616/1-(f) hükmü uyarınca şirket müdürlerine ödenecek ücretin belirleme yetkisi, limited şirket genel kurulunun devredilemez yetkileri arasında olmakla birlikte, Anayasa'nın 18. maddesi ile angaryanın yasaklandığı, vekâlet sözleşmesine ilişkin olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 502. maddesine göre şirket müdürlerine bir ücret ödenmesi gerektiği, şirket yöneticilerinin alacağı ücretin şirketle yapacağı sözleşme ile belirlenmesi gerekir ise de, taraflar arasında böyle bir sözleşme bulunmadığından, işçilik hukukundan ayrı olarak kıdem ve ihbar tazminatı söz konusu olmaksızın davacının görev yaptığı dönemde şirketin işlem hacmi, kârlılık durumu, davacının fiilen icra ettiği faaliyetlerin dikkate alınması gerektiği, ancak dosya kapsamında buna ilişkin ispata yarar delil sunulmadığı gibi Şirket müdürü olan davacıya şirket müdürü olmasından kaynaklı olarak normal maaşı haricinde bir ücret- huzur hakkı ödenmesine dair bir kararın mevcut olmadığı gibi yine muhasebe defterine göre de davacıya ücret ödeneceğine dair bir tespit olmadığı, davacı tarafça bu kapsamda herhangi bir delil ibraz edilmediği görülmüş olup her ne kadar bilirkişiler tarafından İş Kanunu uyarınca davacının iş sözleşmesinden kaynaklanan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi konularda hesaplama yapılmış ve davacı tarafça bu doğrultuda ıslah yapılmış ise de yukarıda açıklanan gerekçeler, anılan yasal içtihatlar, emsal mahiyette olan ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 2019/1106 Esas, 2021/479 Karar Sayılı, 17/05/2021 Tarihli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davacının davalı şirketten iş kanunu kapsamında iş sözleşmesinden kaynaklanan alacakları haricinde TTK hükümleri uyarınca şirket müdürü olmasından kaynaklı davalıdan alacağı bulunduğunu ispatlayamadığı kanaatine varılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının davasının REDDİNE,

2-Alınması gerekli olan 732,00-TL karar ilam harcının başlangıçta dava açılırken peşin olarak alınan 39,28-TL peşin harç ile 1.500,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.539,28-TL'den mahsubu ile artan 807,28 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, 4-Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm tesisine yer olmadığına, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

* İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2022/880, K. 2026/840, T. 13.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-880-e-2026-840-k-91787c84fe4f