İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/411 E. 2024/851 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/411
Karar No
2024/851
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/411 Esas - 2024/851 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2022/411 Esas KARAR NO : 2024/851

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 07/06/2022 KARAR TARİHİ : 12/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 10/01/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin ...'de faaliyet göstermekte olup, davalı ile aralarında iki adet alçak şasi römork satışına ilişkin anlaşma sağlandığını, bu satışa ilişkin 13.12.2018 tarihinde karşılıklı şirket yetkililerinin imzalarının bulunduğu proforma faturaların davalı şirketçe düzenlendiğini, faturanın tanzim edilen aleyhine kesin delil niteliğinde olduğunu, davalı şirketin 75 gün içerisinde römork siparişlerini davacı şirkete teslim edeceğini taahhüt ettiğini ve bu hususta ayrıca faturalarda yer aldığını, bu kapsamda davacı şirketin davalı şirkete dört faklı ödeme işlemiyle,24.12.2018 tarihinde 34.023,00 USD, 31.12.2018 tarihinde 11.346,00 USD, 14.01.2019 tarihinde 11.336,00 USD, 17.04.2019 tarihinde 28.352,50 USD olmak üzere toplam 85.057,50 USD ödeme yaptığını, davacı şirketin yapmış olduğu ödemelerin üzerinden üç yıl geçtiğini ancak davalı şirketin söz konusu ürünleri teslim etmediği gibi hiçbir zaman üretmediğini, davalı tarafın tüm ihtar ve uyarılara rağmen borcunu ödemediğinden davalı aleyhine .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itirazda bunulduğunu, söz konusu itirazda taraflar arasındaki ilişkiye itiraz edilmediğini, itiraz sonrasında 07.06.2021 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşmazlık ile sonuçlandığını, davalı tarafından daha sonra borcu ödeyebileceğinin bildirildiğini ve 10.08.2021 tarihinde 5.000 USD, 27.08.2021 tarihinde 5.000 USD olmak üzere toplam 10.000 USD ödeme yapıldığını, ancak daha sonra hiçbir şekilde ödeme yapılmadığını, kalan bakiye borç miktarının davanın açıldığı tarih itibariyle (takip tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi-temerrüt faizi harç) 79.41,31 USD olduğunu, takip konusu meblağın davalı tarafça gayet iyi şekilde bilinmekte olduğunu, aynı zamanda likit bir alacak olduğunu belirterek davalının .... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takip konusu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek ticari avans temerrüt faizi ile birlikte takibin devamına karar verilmesini, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalı şirketten 04.11.2018 tarihli iki ayrı proforma faturada yazan taşınır malların davacı alıcıya satışına ilişkin olarak anlaştıklarını, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşme niteliğinde olan 04.11.2018 tarihli her iki proforma fatura üzerine davalı şirketçe yazıldığı üzere anlaşmaya konu taşınır emtianın teslimat süresinin 75 gün olarak kararlaştırıldığını, bu kapsamda davacı tarafından toplam 85.057,50 USD ödeme yapıldığını, davalı şirketin 75 gün içerisinde siparişleri davacıya teslim edeceğini taahhüt etmesine rağmen maksimum teslim süresi olan 20.01.2019 tarihine kadar emtianın davacıya teslim edilmediğini, davacı tarafından davalıya gönderilen 09.03.2020 tarihli mailde siparişin 13.12.2018 tarihinde onaylandığı belirtildiğinden 75 günlük maksimum teslimat süresinin 27.02.2019 tarihinde dolduğunun değerlendirilebileceğini, ancak bu tarihe kadar da malların teslim edilmediğini ve davacıya niçin teslim edilmediği hususunda haber de verilmediğini, davalı şirketin hiçbir şekilde davacı ile iletişim kurmadığını, bunun üzerine davacı tarafından bir seneden fazla süre malların teslim edileceği umuduyla beklenildiğini, ancak malların teslim edilmeyeceği kesin olarak tespit olunan 09.03.2020 tarihinde davacı şirket tarafından davalı şirket yetkilisine mail gönderilerek sözleşmeden dönüldüğünü, davacının TBK'nun 212. Maddesi uyarınca sözleşmeden dönmekte haklı olduğunu, davalı taraf savunmalarının da HMK'nun 29. Maddesi uyarınca dürüstlük kuralı ve doğruyu söyleme yükümlülüğüne aykırı olduğunu, davalı tarafın davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı iddiasının doğru olmadığını, davacı tarafın icra takibine itiraz dilekçesi ile takibin durdurulduğuna ilişkin tensip zaptının kendilerine tebliğ edilmediğini, kaldı ki kabul anlamına gelmemekle birlikte itirazın iptali davası açılması için gerekli 1 yıllık sürenin arabuluculuk başvuru tarihi olarak kabul edilmesi halinde dahi son tutanağın düzenlendiği 07.06.2021 tarihinden davanın açıldığı 07.06.2022 tarihi dikkate alındığında bir yıllık sürenin geçmediğinin sabit olduğunu, davalı tarafından ürün tesliminin Covid-19 nedeniyle mücbir sebeplerle geciktiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketin satım sözleşmesine konu ürünleri pandemiden aylar önce teslim etmesi gerektiğini mücbir sebep savunmasının Mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin davalı şirket tarafından düzenlenen 04.11.2018 tarihli proforma fatura ile kurulmuş olup, davalı tarafından fatura üzerine teslimat süresinin maksimum 75 gün olduğu yazıldığını, buna göre teslim süresinin 20.01.2019 tarihinde dolduğunu, pandemi ilanının 11.03.2020 tarihinde açıklandığını, davacı tarafça sözleşmeden dönüldüğünün ise 09.03.2020 tarihinde bildirilerek para iadesinin talep edildiğini, davalı tarafından e-posta yoluyla sözleşmenin feshedilmesinin kabul edilmemesine rağmen sözleşmenin ertelendiğini iddia etmiş olmasının çelişkili olduğunu, zira sözleşmenin ertelendiğine ilişkin herhangi bir delilin dosyaya ibraz edilmediğini belirtmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, icra takibine 15.04.2021 tarihinde itirazda bulunulduğunu, davacı tarafça 21.04.2021 tarihinde itirazın iptali için arabuluculuğa başvurulmuş olmakla takibe itiraz edildiğinin davacı vekilince öğrenilmiş olduğunu, arabuluculukta geçen 6 günlük süre ile birlikte bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, yabancı dilde yazılmış belgeye dayanan tarafın tercümesini de mahkemeye sunmak zorunda olduğunu, davacı tarafça dava dilekçesi ekinde ibraz edilen belgelerin Türkçe onaylı birer suretinin yasal süresinde dosyaya ibraz edilmediğinden hükme esas alınmasına muvafakatlerinin bulunmadığını, davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin derdest olup ürünlerin teslimi konusunda araya Covid-19 sürecinin girmiş olması ve mücbir sebep olarak kabul edilmesi hasebiyle davalı firmanın yapmış olduğu tüm anlaşmaları ertelemek zorunda kaldığını, nitekim bu süreçte en fazla zarar görenin uluslararası alanda ticaret yapan yerli firmalar olduğunu, davalının davacı ile yapmış olduğu görüşmelerde ürünün üretiminin ertelendiği hususunda mutabık kalındığını, bu süreçte davalının üretim bandındaki bu gecikme ve sözleşmenin bir yıldan fazla süreli ertelenmesi nedeniyle davacı tarafça sözleşmenin devamlılığının sağlandığına ilişkin olarak iyi niyet ödemesi talep edildiğini, davalı tarafından sözleşmenin ertelenmesi karşılığında iş bu ödemenin gerçekleştirildiğini, davacı tarafın bu ödemenin borca ilişkin olduğu hususunun da ileri sürülmediğini, bu hususta davalının yapmış olduğu sözleşmenin ertelenmesi amacıyla gerçekleştirilen iyiniyet ödemesinin Covid-19 tedbirleri ile pandeminin yaratmış olduğu ticaret ve taşımacılık durgunluğundan kaynaklı olduğunun açık olduğunu, davalının üretim sürecinde olmakla birlikte ürünlerin üretiminin devam etmekte olduğunu, üretici fabrikaların aylarca kapanmış olması, davalı firmanın da kapalı kalması ve sürecin uzamış olması durumundan davacı tarafın bilinçli olup bir yılı aşkın süredir de herhangi bir talepte bulunmadığını, taraflar arasındaki erteleme anlaşması sebebiyle davacının herhangi bir talepte de bulunmadığını, ancak hak düşürücü sürenin geçecek olması endişesi ile davanın ikame edildiğini, davacı tarafın kötü niyetli olarak halen derdest olan bir anlaşmaya yönelik dava açmasının hukuka aykırı olduğunu, davalının davacının parasına sahip ya da haiz olmayıp söz konusu bedeli iyi niyet ödemesinden sonra zararına bir şekilde üreticilere yaptığını, davalının üretim aşamasında olan bir ürün bedelini tahsil edip alıcıya iletmesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının, taraflar arasındaki ticari sözleşmenin e-posta yoluyla feshedildiğini ileri sürdüğünü, tarafların her ikisinin de tacir olup, TTK'da tacirler arasındaki ihtar, ihbar ve fesihlerin noter taahhütlü mektup ya da güvenli e imza ile şekil şartına uygun olarak yapılmasının gerekli olduğunu, bunun dışında yapılmış olan ihtarların geçerliliğinden söz edilemeyeceğini, dava konusu değerin tarafların ticari işletmelerinin büyüklüğü ve söz konusu sözleşmenin niteliği, aynı zamanda davacı tarafın Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde bir avukatı bulunduğu hususları gözetildiğinde e posta ile yapılan fesih bildiriminin TTK nezdinde geçerli bir yazılı bildirim olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, aksi kabulde dahi ispat şartı olarak kabul edildiğinin doktrin ve yargı kararlarında sabit olduğunu, bu nedenle davacı yanın sözleşmenin usulüne uygun olmayan feshi ile hareket etmesinin ve olmayan bir feshi var gibi göstermesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini savunmuştur. Dava, satış akdine konu ürünlerin teslim edilmemesi nedeniyle ödenen bedelin iadesi için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının yabancı uyruklu olması karşısında teminat alınması gerekip gerekmediğinin tespiti amacıyla .... ve ....'ne 17/06/2022 tarihinde yazılan müzekkereye verilen 09/07/2024 tarihli cevapta ...'nin ....'nın deniz aşırı toprağı olan ....'nda bulunduğu, .... ile ... ( ....) arasında teminat konusunda muafiyet bulunduğunun değerlendirildiği bildirilmekle, davacının teminattan muaf olduğu kabul edilerek yargılamaya devam olunmuştur. Davaya konu ....Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; 23/03/2021 tarihinde alacaklı .... tarafından borçlu ... Şirketi aleyhine 85.057,50 USD asıl alacak, 3.502,81 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 88.560,31 USD toplam alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebinde takibe konu tutarın Türk Lirası karşılığının yahut harca esas Türk Lirası değerinin gösterilmediği, takibin dayanağını 24/12/2018 tarihli 34.023 USD, 31/12/2018 tarihli 11.346 USD, 14/01/2019 tarihli 11.336 USD ve 17/04/2019 tarihli ve 28.352,50 USD bedelli ödeme dekontlarının oluşturduğu, 31/03/2021 tarihli ödeme emrinin de 85.057,50 USD asıl alacak, 3.502,81 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 88.560,31 USD toplam alacağa yönelik olduğu, ödeme emrinin davalı borçluya 14/04/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun yasal sürede borca ve ferilerine itirazı üzerine 16/04/2021 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği, bu karar alacaklıya tebliğ edilmediği gibi eldeki davaya konu arabuluculuk görüşmesinin 21/04/2021 tarihinde başlatıldığı, son tutanağın 07/06/2021 tarihinde tanzim edildiği, eldeki davanın İİK'nın 67. maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 07/06/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, davalının hak düşürücü süre itirazı yerinde görülmemiştir. Taraflarca usulüne uygun dayanılan deliller celbedilmiş, bilirkişi raporu alınmıştır. Mahkememizce görevlendirilen makine mühendisi ve nitelikle hesap uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen 04/10/2024 tarihli raporda özetle; davacının dava konusu talebinde haklı olup olmadığı, itirazın iptali ile takibin devamı hususundaki nihai takdir ve hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu, .... Esas sayılı dosyası ile, alacaklı ... vekili tarafından borçlu ... İnş. Müh. Med. İth. İhr. San. ve Tic, A.Ş. Aleyhine (24.12.2018 tarih 34.023 USD ödeme dekontu, 31.12.2018 tarih 11.346 USD ödeme dekontu, 14.01.2019 tarih 11.336 USD ödeme dekontu ve 17.04.2019 tarih 28.352,5 USD ödeme dekontuna istinaden) 85.057,50 USD asıl alacak ve asıl alacak 3.502,81 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 88.560,31 USD alacağın tahsili amacıyla 23.03.2021 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dosyası kapsamında düzenlenen Örnek 7 No'lu Ödeme Emri'nin borçlu şirkete 14.04.2021 tarihi itibariyle tebliğ olunduğu, davalı borçlu şirket vekili tarafından 15.04.2021 tarihli dilekçe ile takibe itirazda bulunulması üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, dosya kapsamında mevcut bilgi ve belgelere istinaden yapılan incelemeler neticesinde davalı takip borçlusu tarafından davacı takip alacaklısı adına düzenlenen ve taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmayan 04.11.2018 tanzim tarihli 13.12.2018 imza tarihli iki ayrı proforma faturada belirtilen iki ayrı ...'in 75 gün içerisinde teslim edileceği hususunun kararlaştırıldığı, davacı takip alacaklısı tarafından 04.11.2018 tanzim tarihli proforma faturalara istinaden davalı takip borçlusu şirkete (24.12.2018 tarihinde 34.023,00 USD, 31.12.2018 tarihinde 11.346,00 USD, 14.01.2019 tarihinde 11.336,00 USD ve 17.04.2019 tarihinde 28.352,50 USD olmak üzere) toplam 85.057,50 USD ödeme yapıldığının tespit edildiği, davalı takip borçlusu tarafından 04.11.2018 tanzim tarihli 13.12.2018 imza tarihli iki ayrı proforma faturada belirtilen 75 günlük süre içerisinde teslimi taahhüt edilen araçların tesliminin gerçekleştirilmediğinin anlaşıldığı, nihai takdir ve hukuki değerlendirme mahkemeye ait olmak üzere, davacı tarafından sözleşmenin feshi nedeniyle yapılan ödemelerin geri talep edilmesinin mümkün olduğunun değerlendirildiği, davalı takip alacaklısının proforma fatura ile kararlaştırılan araçların teslim edilmemesi nedeniyle, proforma faturada kararlaştırılan süre sonunda mütemerrit olduğunun kabulü ihtimalinde, Davacı takip alacaklısı tarafından takip tarihi itibariyle talep edilebilecek alacak miktarının (85.057,50 USD asıl alacak ve 3.502,31 USD işlemiş faizi olmak üzere) 88.560,31 USD olarak hesaplandığı, davacı ... firması tarafından Hakan Geniş'e hitaben gönderilen 09.03.2020 tarihli maile istinaden davalı şirkete tanınan 30 günlük sürenin sonunda (09.04.2020 tarihi itibariyle) davalı şirketin mütemerrit olduğunun kabulü ihtimalinde, davacı takip alacaklısı tarafından takip tarihi itibariyle talep edilebilecek alacak miktarının (85.057,50 USD asıl alacak ve 1.621,92 USD işlemiş faizi olmak üzere) 86.739,73 USD olarak hesaplandığı, davalı borçlu tarafından takipten sonra itirazın iptali davasının açılmasından önceki dönemde yapılan ödemeler TBK'nun 100. maddesi hükmü de dikkate alınarak öncelikle faiz ve masraflardan mahsup edilmek suretiyle ödeme tarihi itibariyle bakiye borç miktarına yönelik, keza ödeme tarihinden itirazın iptali davasının açıldığı 07.06.2022 tarihi itibariyle talep edilebilecek bakiye alacak miktarlarına yönelik hesaplamalar yapılmış olup, neticeten, davalı şirketin 27.02.2019 tarihi itibariyle mütemerrit olduğunun kabulü halinde, dava (07.06.2022) tarihi itibariyle itibariyle talep edilebilecek bakiye alacak miktarının 81.018,25 USD olarak hesaplandığı, davalı şirketin 09.04.2020 tarihi itibariyle mütemerrit olduğunun kabulü halinde, dava (07.06.2022) tarihi itibariyle itibariyle talep edilebilecek bakiye alacak miktarının 79.008,21 USD olarak hesaplandığı, davacı vekilinin icra inkâr tazminatı, davalı vekilinin kötüniyet tazminatı taleplerine yönelik nihai takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu rapor edilmiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun 58/3. maddesine göre; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizinin takip talebinde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Aynı durum, İİK.nun 60/1. maddesi gereğince ödeme emri için de söz konusudur. Buna göre yabancı para alacağının karşılığı Türk Lirası'nın gerek takip talepnamesinde gerekse ödeme emrinde gösterilmesi yasaca zorunlu kılınmıştır. Kamu düzeni ile ilgili bulunan bu hususun mahkememizce re’sen gözönüne alınması gerekir (Hukuk Genel Kurulu’nun 12.05.1999 tarihli ....sayılı ilamı). İtirazın iptali talepli bu davada usulüne uygun bir icra takibinin bulunması özel dava şartıdır. Somut olayda, takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmemiştir. Bu sebeple, davalı hakkında açılan iş bu dava yönünden "usulüne uygun bir icra takibinin bulunması" şeklindeki dava şartı gerçekleşmemiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. maddesinde diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklı olduğu ve 115/2. maddesinde de mahkemece giderilmesi mümkün olmayan bir dava şartı noksanlığı tespit edilirse, davanın her aşamasında taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın, davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Takip talebi ve ödeme emrinde bulunması zorunlu olan yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının bulunmaması nedeniyle .... Esas sayılı takip dosyasına konu olup bakiye alacak olduğu bildirilen 79.41,31 USD alacağa yönelik itirazın iptali yönündeki davanın, usulüne uygun icra takibi bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcının davacı tarafça peşin yatırılan 22.739,62 TL harçtan mahsubu ile Hazineye irat kaydına, kalan 22.312,02 TL peşin harcın kararın kesinleşmesini takiben ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/2. maddesi uyarınca takdir olunan 30.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince .... bütçesinden karşılanacak olan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 7-HMK'nın 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının ve delil avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.12/12/2024

Başkan .... e-imza Üye .... e-imza Üye .... e-imza Katip .... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2022/411, K. 2024/851, T. 12.12.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-411-e-2024-851-k-a41f5a4a05ed