İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/157 E. 2026/766 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/157
- Karar No
- 2026/766
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/157 Esas KARAR NO : 2026/766 HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : ... - ... ... VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ... - DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 22/02/2022 KARAR TARİHİ : 09/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; davalı şirketin Kayseri 5. Noterliğinin 10.04.2007 tarih 8478 yevmiye nolu ana sözleşmesi ile 10.04.2007 tarihinde kurulduğunu, 26.04.2007 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil gazetesinde ilan edildiğini, şirketin kuruluş sermayesinin 2000 paya ayrılmış ve bedelin 50.000,00 TL olarak belirlendiğini, müvekkilinin şirkette 660 paya tekabül eden 16.500,00 TL bedelle, amcası olan “...'un 680 paya isabet eden 17.000,00 TL ve diğer amcası 660 paya isabet eden 16.500,00 TL bedelle kurucu hissedar olduğunu, ortaklardan ...'un 10 yıl süre ile şirketi temsile yetkili kılındığını, 18.09.2007 tarihinde ise ...'un şirketteki tüm hisselerini Yunus Bulmuş'a devrettiğini, şirket müdürü olarak ... ve şirket yetkilisi olarak da Yunus Bulmuş'un atandığını, Cumhuriyet Mah. Kaleönü Cad. No:2 Melikgazi, Kayseri adresinde lokanta faaliyetinde bulunan şirkette, şirket ortakları ve müvekkilini de temsilen babası ...'un birlikte çalıştığını, müvekkilinin 2010 yılında yurtdışına çalışmaya gittiğini, müvekkilinin yurt dışına gittikten sonra diğer ortak Yunus Bulmuş ve şirket müdürü ...'un ortaklığın çıkar ve amaçlarına aykırı olarak hareket etmeye başladığını, şirket ortağı Yunus Bulmuş ve şirket müdürünün şirket ile ilgili hiçbir kurul ve toplantıya müvekkilini çağırmadığını, şirketin işleri, işleyişi, kar ve zarar durumu hakkında da hiçbir bilgi vermediklerini, şirket her yıl büyük bir oranda kar elde etmesine rağmen müvekkiline hiçbir zaman kar payı ödemesi yapılmadığını, diğer şirket ortağı ve müdürü , tüm geçimlerini ve birikimlerini bu şirketten kazandıkları para ile sağladıkları halde müvekkile hissesi için herhangi bir ödeme yapılmadığını, şirkete ait vergi ve SGK borçları ödenmediğini, şirketin gelir-gider hesaplarının usulüne uygun bir şekilde tutulmamış şirketin tüm kazancının şahsi harcamalara gitmiş olduğunu, şirket ortağı ve müdürünün sigorta primlerinin ortaklığın bütçesinden yatırılmış ancak müvekkil için herhangi bir prim ödemesi yapılmamış olduğunu, müvekkilinin babası olan ...'un da bu şirkette işçi olarak çalıştığını, 2019 yılı içerisinde, müvekkilin babası olan ...'un, müvekkilin vekaletnameye istinaden müvekkile ödenmesi gereken kar paylarının ödenmesini, şirketin birikmiş vergi ve SGK borçlarının ödenmesini talep edilmesi üzerine diğer şirket ortağı Yunus Bulmuş ve şirket müdürü ... tarafından işine son verilmiş ve şirketten uzaklaştırılmış olduğunu, taraflar arasında devam eden bir husumetin de meydana geldiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 638 maddesinin 2. fıkrasında limited şirkette ortakların haklı sebebin varlığı halinde şirketten ayrılabileceklerinin düzenlendiğini, 638/2 hükmünde, ortağa haklı sebeplerin varlığı halinde çıkma davası açabilme olanağı tanındığını, müvekkilinin bu şirketteki ortaklığını devam ettirmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 641. Maddesine göre; “Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkını haizdir.” Limited şirket ortağı şirketten ayrılması halinde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına sahiptir. Ortağın şirketten çıkması mahkeme kararı gerektiriyor ise, çıkma mahkeme kararının kesinleşme tarihi olup, ayrılma akçesi kesinleşme tarihine göre belirlenmesi gerekmektedir. Eğer limited şirkette ortaklar yönünden ayrılma hakkı, şirket sözleşmesinde özel olarak düzenlenmişse, ortaklara ayrılma akçesi farklı biçimde ödenebileceğinin kararlaştırılabileceğini, mahkemece yapılan yargılama ile müvekkilinin esas sermaye payının gerçek değerinin tespit edileceğini, müvekkilinin, davalı şirkete ortak olduğu tarihten dava tarihine kadar kar payı almadığını, şirketin bulunduğu sektörün, konumu diğer özellikleri ile her yıl büyük kar elde ettiğini, şirketin diğer ortağı ve müdürünün tüm ailesinin geçimlerini ve birikimlerini bu şirketin faaliyetinden elde ettikleri kazanç ile elde etmiş olduklarını belirterek daha sonra bedel artırımı yapılmak kaydıyla fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.000,00 TL esas sermaye pay bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile, şimdilik 2.000,00 TL kar payı alacak bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; ortaklıktan çıkmada haklı sebebin, dürüstlük kuralı gereği hukuki ilişkinin devamını ortaktan beklenemeyecek şekilde çekilmez hale getiren sebepler olarak tanımlandığını, davacı tarafın haklı sebep olarak ileri sürdüğü gerekçelerin, davacı tarafa bilgi verilmemesi, kar dağıtılmaması, vergi ve SGK borçlarının bulunması gibi hususlar olduğunu, davacı tarafça, dava dilekçesinde sunulan, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.02.2015 tarihli kararında açıkça, şirketin kötü yönetilmesi, şirket hakkında bilgi verilmemesi, kar payı dağıtılmaması gibi sebeplerin haklı sebep kabul edilemeyeceği, haklı sebepten kastın şirket ortaklığını çekilmez hale getirecek olayların gerçekleşme: sürdüğü hususları da ispat etmek zorunda olduğunu, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere davacının, 2010 yılında yurt dışına gitmiş ve halen de yurt dışında yaşamakta olduğunu, yaklaşık 12 yıldır davalı şirketle ilgili hiçbir işe katılmamış, şirketin işleyişi ile ilgilenmemiş olduğunu, şirketin Yunus Bulmuş tarafından yönetildiğini,davacının hiçbir şekilde yönetime katkı sağlamamış, şirketin yaşadığı mali ve idari sorunlarla Yunus Bulmuş'un mücadele ettiğini, davacının, neredeyse 1/3 hissesine sahip olduğu ve beyanında da iddia ettiği üzere çok fazla kâr eden şirketle 12 yıldır hiç ilgilenmemiş, idari ve mali konularına karışmamış, şirketin işleyişi ve mali durumu hakkında kendisine bilgi verilmesi hususunda herhangi bir olumlu girişimde de bulunmamış olduğunu, davacının, sermaye borcunu da yerine getirmediğini, davacının uzun süreden bu yana yurt dışında yaşıyor olması, şirketle ve ortakları ile hiçbir iletişiminin, ilgi ve alakasının olmaması, ortaklığı çekilmez hale getiren asıl gerekçeler olduğunu, TMK'nun 2. maddesi gereği, hiç kimsenin kendi kusurundan kaynaklanan sebeplerle hukuki yarar sağlayamayacağını, davacının, kendisine hiç bir şekilde kar payı ödenmediğini ve şirketin iyi yönetilemediğini iddia ettiğin, ancak bu kadar uzun süre geçmiş olmasına ve davacının uzun yıllar yurt dışında yaşıyor olmasına rağmen işbu davanın ika edilmiş olmasının TMK'nun 2. maddesine göre hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, Mahkemenin aksi kanaatte olması ve davacı tarafça iddia edilen hususları haklı sebep olarak kabul etmesi halinde, bu duruma davacı sebebiyet verdiği için davacının TTK'nun 636. maddesinin 3. fıkrası gereği ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi gerektiğini, davacının ayrılma akçesi talebinin yerinde olmadığını, müvekkilinin küçük bir lokanta işlettiğini, lokantanın ise Covid-19 küresel salgını ve pandemi sebebiyle uzun süre kapalı kaldığını, açık kaldığı çok kısa dönemlerde de insanların virüs salgını korkusu ile çok fazla dışarıya çıkmaması, maskelerini çıkarmalarının yasak olması gibi nedenlerden mütevellit lokantanın ekonomik yönden getirisinin bir hayli düştüğünü, davalı şirketin, söz konusu süreçte yaşadığı mali zorluklardan dolayı kamu borçları başta olm e birçok borcunu ödeyemediğini, TTK'nun 641. maddesine göre "Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir". bu hükme göre, ayrılma akçesi tespit edilirken esas sermayenin gerçek değerine uyan bir hesaplama yapılması gerektiğini, bu durumda şirketin aktif ve pasiflerinin belirlenerek, tasfiye gerçekleştirir gibi, her paya düşecek miktarın belirlenmesinin gerektiğini, yapılan hesaplamada bir paya karşılık gelecek artı değer çıkmaması durumunda ayrılma akçesi ödenmeyeceğini, şirketin özellikle kamu borçları sebebiyle, çıkan/çıkarılan ortağın sorumluluğunun da devam edeceğini, konuya ilişkin AATUHK'nun 35. maddesinde; "Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fikra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fikra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur." düzenlemesi yer aldığını, davalı şirkete ait hesapların ve malvarlığı değerlerinin, aktif ve pasiflerin bilirkişi tarafından incelemesi yapıldığında şirket paylarına karşılık gelecek artı bir değer bulunmadığını, davalı şirketin Vergi Dairesi ve SGK gibi kurumlara kamu borçları bulunduğunu, davacının çıkması /çıkarılması halinde işbu borçlardan dolayı sorumluluğunun da kanunun açık hükümleri gereği, devam edeceğini, davacının bu ortaklıktan dolayı borçlu durumda olduğunu, bu sebeple davacının ayrılma akçesi talebinin reddi gerektiğini, TBK'nun 147. maddesinin 4. fıkrasına göre, kar payı alacağının zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğunu, bu sebeple davacının kar payı talebinin de reddi gerektiğini belirterek davanın reddine, davacının ortaklıktan çıkma talebinin reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise davacının ortaklıktan çıkarılmasına, davacının ayrılma akçesi talebinin reddine, davacının kar payı alacağı talebinin reddine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan iş bu davanın 22/05/2026 tarihli duruşmasına davacı/davacı vekilinin gelmediği anlaşıldığından takip edilmeyen dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olup üç aylık yasal süre içinde dosyanın yenilenmediği anlaşıldığından HMK'nun 150/5. Maddesi uyarınca davanın 09/09/2026 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına ve HMK'nın 331/3 maddesi gereğince yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : 1-Taraflarca takip edilmemesi nedeniyle işlemden kaldırılmasına karar verilen ve yasal süre içinde yenilenmeyen davanın 09/09/2026 tarihi itibariyle HMK.nın 150. maddesi gereğince AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcının, 85,39-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 646,61-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, lehine vekâlet ücreti taktirine yer olmadığına, 4-Davalı tarafından yargılama boyunca yapılan 185,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 7/1 maddesi uyarınca taktir olunan 5.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 09/09/2026
Katip ... ¸E-imzalıdır
Hakim ... ¸E-imzalıdır