İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/109 E. 2023/199 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/109
Karar No
2023/199
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/109 KARAR NO : 2023/199 DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/02/2022 KARAR TARİHİ : 30/03/2023 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... binasının elektrik tesisatı, ses-ışık-görüntü-seslendirme sistemleri uygulaması işleri için tarafların 28.04.2018 tarihli ticari sözleşme imzaladıklarını, davacının sözleşmeye uygun olarak edimini ifa ettiğini ancak davalı tarafın edimi olan 260.000,00 EURO * KDV tutarında ki borcunu tam olarak yerine getirmediğini, eser sözleşmesine göre ödeme usulünün ödemeler sözleşmenin imzalanmasına mütakiben 31.07.2018 tarihinde 250.000.00 TL - 31.08.2018 tarihinde 250.000,00-TL, 30.09.2018 tarihinde 250.000,00 TL günlük çekler ile yapılacağını, TÜRKLİRASI verilmesi durumunda çeklerin tahsil olduğu günkü TCMB döviz satış kurunun baz alınacağını, oluşacak fark fatura karşılığı tahsil edileceğini, geri kalan %50'si malzeme geldiklen sonra 60-90 günlük çek verileceğini, geri kalan ödemenin geçici kabul yapıldıktan sonra ödeneceğini, çekler ciro edilemez şeklinde belirlenmiş olup, davalı taraf mutabık kalınan iş bu usule göre edimini ifa etmediğini, davalının kur hesaplamasını sözleşmede belirtilen esaslara göre değilde Türk parası kıymetini koruma hakkında 32 sayılı karara ilişkin tebliğ (teblıg no: 2008-32/34)'de değişiklik yapılmasına dair tebliğ (tebliğ no:2018-32/51)'de belirtilen sabit kur esas alınarak hesapladığını ve sabit kurdan ödeme yapmaya ve hesabı kapatmaya çalıştığını, fakat daha sonra yayınlanan Türk parası kıymetini koruma hakkında 32 sayılı karara ilişkin tebliğ (tebliğ no: 2008-32/34)'de değişiklik yapılmasına dair tebliğ (tebliğ no: 2018-32/52)'de(ek-3) şu şekilde " Türkiye'de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkün olduğunu belirtilerek maliyeti dövizle bağlantılı olan eser sözleşmelerinin dövizle sözleşme yapma yasağından muaf olduğunu açıkça belirttiğini, davalı taraf ilgili kanun ve tebliğleri bir bütün olarak değerlendirmeliyken sadece bir tebliğe dayanarak ediminin tam ifasından kaçındığını, nitekim bu durum davalının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, Hazine ve Maliye Bakanlığı tebliğlerle ilgili sıkça sorulan sorular başlığı altında 'Eser sözleşmelerinin döviz cinsinden ya da dövize endeksli olarak kararlaştırılması serbesi midir? "sorusuna Tebliğ'in 8 nci maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında, döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmeden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür. Eser sözleşmesinin mutlaka belli bir oranın üzerinde döviz cinsinden maliyet içermesi gerekmemektedir. Maliyetlerin bir kısmının döviz cinsinden olması sözleşme bedelinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilmesi için yeterlidir." şeklinde cevap vererek açık bir şekilde döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmelerini döviz yasağından açıkça muaf tutulduğunu, tebliğden önce yürürlüğe giren sözleşmelerde bakanlığın taraflara TL üzerinden bedel belirleme hakkı tanıdığını, davalı tarafın ise davacı ile anlaşma yoluyla sözleşmeyi revize etmek yerine direkt sabit kur ile ödemeleri gerçekleştirdiğini, olumsuz sonuçlansın veya sonuçlanmasın, davalı tarafın revize etme niyetiyle taraflarına gelmeyerek tekrardan kötü niyetli davrandığını gösterdiğini, eser sözleşmesiyle davacı şirkete yüklenen edimlerin maliyetini iç piyasa değil dış piyasanın belirlediğini, davacının yapımda kullanacağı malzemeler ithal edildiğinden kurdaki dalgalanmalardan açık bir şekilde etkilenerek davacının maliyetinin arttığını, ifa tarihlerinde döviz kurundaki ani dalgalanma gerçekleştiğini ve işin maliyeti aşırı ölçüde artığını, davacının EURO kurundaki ani hareketlenmeye rağmen iyi niyetli olarak sözleşmeye bağlı kaldığını ve edimini eksiksiz olarak yerine getirdiğini çünkü davacının davalıdan parayı alıp kendisinin malın bedelini döviz üzerinden ödeyeceğini, Türk Lirasını Koruma Kanununun amacı uluslararası kur dalgalanmalarının iç piyasaya etkilerini azaltmak olduğunu, bu amaca ulaşılmak için de dövizle sözleşme yasağı kavramı ortaya atıldığını, fakat dikkat edilmesi gereken hususun, iş bu yasaktan bir takım sözleşmelerin bağışık tutulduğunu, bağışık tutulan sözleşme tiplerinden birinin de dava konusu olan dövize endeksli eser sözleşmeleri olduğunu, bağışık tutulmasındaki ölçüte örnek vermek gerekirse; yurt içindeki kira sözleşmesine döviz yasağı uygulamak makul iken malzemesi EURO'ya endeksli ithal malların söz konusu olduğu eser sözleşmesini iş bu yasak kapsamına sokmanın makul olmadığını, çünkü kur sabitlense de malzeme fiyatı arttığından yükleniciye doğrudan zarar verdiğini, bu durumda kesinlikle kanun koyucunun ulaşmak istediği amaçla örtüşmediğini davacı şirketin iş bu davadaki tutar olan 73.827,67 TL için davalı tarafa 01.10.2019 tarihinde fatura kestiğini, karşı tarafın borcunu kabul etmeyerek faturayı iade ettiğini, belirtilen tutar dışında davacı şirketin EURO üzerinden hala daha alacağı bulunmakta olduğunu, işbu alacak ile ilgili dava açma hakkını saklı tuttuklarını, davalı şirketin konkordato talebinde bulunduğunu, davaya müdahil olmalarına rağmen alacaklarının mahkemece kabul edilmediğini, taraflarına alacaklarını ispatlamaları amacıyla İİK 308/b'ye süre verildiğini, bu sebeple iş bu davayı açtıklarını, işbu davanın şartı olan arabuluculuk yoluna taraflarınca 24/01/2022 tarihinde başvurulduğunu, 28/01/2020 tarihinde ilk oturumu yapıp, 02/02/2022 tarihinde ise 2. oturumu yaptıklarını ve görüşmelerin olumsuz sonuçlandığını, belirtilen nedenlerle ve fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 73.827,67 TL alacaklarının 01.10.2019 (Tatura tarihi) tarihinden itibaren hesaplanacak ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/52)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No:2018-32/52) 7. maddede açıkça belirtildiği üzere Türkiye'de yerleşik kişiler kendi aralarında akdedecekleri sözleşmelerde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacağını, bu hükmün Türk Parasının yabancı para karşısında değerini korumak amacıyla getirildiğini, aksinin tarafların kendi aralarında akdedecekleri sözleşme ile dahi mümkün olmadığını, sözleşmede aksi yazıyor olsa dahi Türk Parası ile ödeme yapılması gerektiğini, ek olarak tarafların işbu davaya konu sözleşmeyi davacı yanın da belirttiği gibi 28.04.2018 tarihinde imzaladıklarını, söz konusu tebliğin resmi gazetede ilan tarihinin 16.11.2018 olup taraflar arasındaki ödemelerin işbu tarihten sonra ilgili tebliğe göre yapılması gerekeceğini, ayrıca konkordatoya yapılacak alacak bildirimlerinin Türk Lirası üzerinden yapılması gerektiğini, buna göre, yabancı para alacaklarının Türk Lirasına çevrilerek alacak kaydının yapılması gerektiğini, yabancı para alacağının hangi tarihteki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmesi gerektiği noktasında doktrinde yaygın olan görüşe göre "Konkordatoya tabi alacaklar arasında eşitlik ilkesi gereğince TBK m. 99'un konkordatoda uygulanmasının mümkün olamayacağı ve ayrıca alacağı dövize bağlanmış olan alacaklılara konkordatoda ayrıcalık tanınmasını gerektiren kanuni bir düzenlemenin (m. 308/c) de bulunmaması sebepleriyle, yabancı para alacağının konkordatoya kayıt tarihindeki Türk Lirası karşılığına çevrilmesi gerekir" denilmek suretiyle konkordato sürecinde olan davacıdan yabancı para olarak bir ödeme talep edilemeyeceğini ancak ve ancak Türk Lirası karşılığına çevrilmesi gerektiğinin açıkça hükme bağlandığını, hal böyle iken davalı şirket konkordatosu tasdik edilmiş olduğundan alacak talebinde bulunan davacının sözleşme tarihindeki kur üzerinden herhangi bir talepte bulunmasının söz konusu dahi olmadığını, tarafların aralarında akdettikleri sözleşmeye göre ifa tarihinin 2018 yılı olduğunu, Ancak her nedense 2018'den 2022 yılına kadar davacı şirket tarafından beklenildiğini, herhangi bir dava açılmadığını veyahut davalıya bu konuyla ilgili başvurulmadığını ancak dövizin ülkemizde ani artışından sonra işbu davanın açıldığını, bu durumun konkordatosu yakın zamanda tasdik olan ve zaten zor durumda olan davalıyı iyice zor duruma düşürmeye çalışan davacı şirket tarafından alınmış bir aksiyondan başkaca bir şey olmadığını, arz ve izah edilen ve Sayın Mahkemenizce re'sen nazara alınacak nedenler ile haksız ve hukuki mesnetten yoksun işbu davanın reddine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : 1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun 02/02/2022 tarihli ... Arabuluculuk numaralı son tutanağı ile 03/02/2022 tarihli son tutanağa ek tutanağı, 2-İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde ... Vergi Kimlik numaralı ... Sistemleri Turizm Ticaret ve Limited Şirketi ile ... Vergi Kimlik numaralı ...ne ait olarak bulunan ticaret sicil kayıtları, 3-İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası, 4-Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 26/08/2022 havale tarihli raporu, 5-Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 24/11/2022 havale tarihli ek raporu, 6-Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 30/01/2023 havale tarihli ek raporu, 7-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan dava, taraflar arasında imzalanan 28/04/2018 tarihli ... Binası Yapım İşi Elektrik Tesisatı İşleri Ses-Işık-Görüntü-Seslendirme Sistemleri Uygulama Sözleşmesi kapsamında davacı şirketin yükümlülükleri sözleşme gereğince yerine getirmesine rağmen davalı şirketin davacı şirket tarafından yerine getirilen iş bedelini Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de belirtilen sabit kur bedelini esas almak suretiyle hesaplayarak ödemesi neticesinde, taraflar arasındaki sözleşmenin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ kapsamında olan sözleşmelerden olmadığı, sözleşme bedelinin sözleşmede belirlenen hükümlere göre ödeme aracı olarak davacı şirkete verilen çeklerin tahsil olduğu gün için geçerli olan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanarak ödenmesi gerektiği iddiası doğrultusunda davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 01/10/2019 tarihli fatura bedeli 73.827,67-TL tutarındaki alacağın fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair 85 sayılı ve 12.09.2018 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, 13.09.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından konuya ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2018-32/51)” 06.10.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunduğu, Türkiye'de yerleşik kişilerin, kendi aralarında akdedecekleri, gayrimenkul satış, kiralama sözleşmeleri ile iş ve hizmet sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramayacağı hüküm altına alınmıştır. Sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri, döviz cinsinden ve dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerin 32 Sayılı Kararın geçici 8. maddesi kapsamında Türk Parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesi gerektiği, mutabakata varılamaması halinde ise akdedilen sözleşmelerdeki döviz ve dövize endeksli bedel, 2 Ocak 2018 tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru esas alınmak sureti ile Türk Lirası'na çevrilmek ve 02/01/2018 tarihinden, bedellerin taraflarca yeniden belirlendiği tarihe kadar TÜFE (TUİK tarafından her ay belirlenen) aylık değişim oranları uyarınca arttırılması sureti ile belirleneceği belirtilmiştir. Yine Türk Borçlar Kanunu'nun 26. maddesinde; "Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler." hükmüne yer verilmekle aynı kanunun 27/1. maddesinde ise; kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmelerin kesin hükümsüz olacağı düzenlenmiştir. Türk parasının kıymetinin korunması amacıyla yürürlülüğe konulan mevzuatta 2018 yılında yapılan değişiklik ile döviz cinsinden ve dövize endeksli olarak sözleşme yapma özgürlüğüne sınırlama getirilmekle ekonomik kamu düzeninin korunması amaçlanmış olup bu durumun mahkemelerce resen dikkate alınması gerekmektedir. ( Y 12 HD 2022/6469 E, 2022/9954 K) İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, ... Vergi Kimlik numaralı... Ticaret ve Limited Şirketi ile ... Vergi Kimlik numaralı ...ne ait ticaret sicil kayıtlarının, şirketleri temsil ve imzaya yetkili şahısları da gösterir şekilde eksiksiz olarak mahkememize gönderilmesi istenilmiş, gönderilen kayıt ve belgeler dosya arasına alınmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir. Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir. 19/04/2022 tarihli duruşma tutanağının 6 numaralı ara kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekili davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir. 19/04/2022 tarihli duruşma tutanağının 7 numaralı ara kararında ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davalı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmiş, davalı vekili davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir. Gerekli bilgi ve belgelerin toplanılması akabinde, dosyanın mahkememizce re'sen belirlenecek Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, taraflar arasında imzalanan 28/04/2018 tarihli ... Binası Yapım İşi Elektrik Tesisatı İşleri Ses-Işık-Görüntü-Seslendirme Sistemleri Uygulama Sözleşmesi, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 01/10/2019 tarihli fatura, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler ve sair deliller birlikte değerlendirilerek; taraflara ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadıkları, taraflara ait ticari defter ve belgelerin açılış kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, taraflara ait ticari defter ve belgelerin sahipleri lehine delil vasfı taşıyıp taşımadıkları, taraflar arasında imzalanan 28/04/2018 tarihli ... Binası Yapım İşi Elektrik Tesisatı İşleri Ses-Işık-Görüntü-Seslendirme Sistemleri Uygulama Sözleşmesi kapsamında davacı şirket tarafından yerine getirilen iş bedelini Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de belirtilen sabit kur bedelini esas almak suretiyle hesaplayarak ödemesi ile yapılan iş bedelinin sözleşmede belirlenen hükümler dahilinde ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanarak ödenmesi arasında ne kadar miktarda fark olduğu, davalı şirketin TL üzerinden yaptığı ödemenin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de belirtilen sabit kur bedeli esas alınarak hesaplanmasının davacı şirket bünyesinde ne kadar miktarda zarar oluşturduğu, davacı şirket tarafından yapılan iş bedelinin sözleşmede belirlenen hükümler dahilinde ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanarak ödenmesi gerektiğinden bahisle davalı şirket adına düzenlenen 01/10/2019 tarihli faturadan kaynaklı olarak davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, var ise ne kadar alacağının bulunduğu hususları belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 26/08/2022 havale tarihli raporunda sonuç olarak; davacı şirket tarafından yapılan iş bedelinin sözleşmede belirlenen hükümler dahilinde ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanarak ödenmesi gerektiğinden bahisle davalı şirket adına düzenlenen 01/10/2019 tarihli faturadan kaynaklı olarak davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, var ise ne kadar alacağının bulunduğu konusunda davacı ile davalı arasında 20/04/2018 tarihinde imzalanan... Tesisatı İşleri Ses-Işık-Görüntü Seslendirme Sistemleri Uygulama Sözleşmesine göre "işin bedelinin anahtar teslimi 200.000,00-EURO + KDV, 60.000,00-EURO + KDV olduğu, davacı Uzman Yapımcı sözleşmede belirtilmiş olan malzemeler ilave fiyat ve fiyat farkı talebinde bulunulabileceği, ödemelerin günlük çekler ile yapılacağı, Türk Lirası verilmesi durumunda çeklerin tahsil olduğu günkü TCMB döviz satış kurunun baz alınacağı, oluşacak farkın fatura karşılığı tahsil edileceği" şeklindeki hükümler dikkate alınarak davacı şirkete 30/04/2018-03/08/2018 tarihleri arasında 7 adet çek ile 1.750.000,00-TL ödediği, bu ödemenin ödeme tarihlerindeki TCMB USD satış kurları dikkate alınarak 347.381,06 USD olduğu, işin anahtar teslimi tutarının 260.000-USD + %18 olmasına göre 306.800,00-USD olduğu, davalı şirketin davacı şirkete aralarındaki iş yapım sözleşmesi gereği 347.381,06 USD ödediği ve ödemesi gerekenden 40b581,06 (KDV dahil) fazla ödemede bulunduğu, davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen 23/09/2019 tarihli 4435 no.lu 395.022,32-TL tutarındaki fatura ile davacı şirketin davalı şirketten 73.823,67-TL alacaklı olduğu ancak davalı şirketin bu alacağı kabul etmeyip 73.827,67-TL tutarında fatura iadesinde bulunduğu, davacının davalıya düzenlediği 23/09/2019 tarihli 4435 no.lu 395.022,32 tutarındaki fatura ile davacının davalıdan 73.823,67-TL alacaklı olduğunun kabulü halinde, davacının 73.823,67-TL tutarındaki alacağının davalının fazla ödemeyi yaptığı tarihlerdeki, 5,0870-USD kurundan USD'ye çevrilmesi sonucunda 14.512,22-USD alacağı bulunduğu, bu tutarın davalının ödediği 40.581,06-USD den mahsup edilmesi sonucunda davalının 26.068,84-USD (5,0870 USD kurundan 132.612,18-TL) fazla ödeme yaptığı, buna göre davacı şirketin davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığını mütalaa etmiştir. Davacı vekilinin itirazları yerinde görülmekle dosyanın 26/08/2022 havale tarihli raporu tanzim eden Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile davacı vekilinin itirazları değerlendirilmek ve sözleşmede belirlenen döviz kuru üzerinden yeniden hesap yapılarak düzenlenecek ek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 24/11/2022 havale tarihli ek raporunda sonuç olarak; davalının davacı şirkete 30/04/2018-03/08/2018 tarihleri arasında 7 adet çek ile 1.750.000,00-TL ödediği, bu ödemenin ödeme tarihlerindeki T.C. Merkez Bankası EURO satış kurları dikkate alınarak 296.883,26 EURO olduğu, işin anahtar teslimi tutarının 260.000,00-EURO+%18 KDV (46.800 EURO) olmasına göre 306.800,00-EURO olduğu, davalı şirketin davacı şirkete aralarındaki iş yapım sözleşmesi gereği 296.883,26 EURO ödediği ve ödemesi gerekenden 9.916,74-EURO (KDV dahil) eksik ödemede bulunduğu ve davacı şirketin davalı şirketten bu tutarda alacaklı olduğunun takdirinin mahkemeye ait olduğu, davacının davalıya düzenlediği 23/09/2019 tarihli 4435 no.lu 395.022,32-EURO tutarındaki fatura ile davacının davalıdan 73.823,67-TL alacaklı olduğunun kabulü halinde, davacının 73.823,67-TL tutarındaki alacağın davalının fazla ödemeyi yaptığı tarihlerdeki 5,8900-EURO kurudan EURO'ya çevrilmesi sonucunda 12.533,73-EURO alacağı bulunduğu kanaatine varıldığını mütalaa etmiştir. Dosyanın 26/08/2022 havale tarihli kök raporu ve 24/11/2022 havale tarihli ek raporu tanzim eden Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile davacı vekilinin itirazları değerlendirilmek ve sözleşmede belirlenen döviz kuru üzerinden yeniden hesap yapılarak, her bir ödeme açısından esas alınan kur dikkate alınarak ve esas alınan kur bedellerine ilişkin bilgi ve belgeler rapora eklenmek suretiyle düzenlenecek ek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 30/01/2023 havale tarihli ek raporunda sonuç olarak; davalı şirketin davacı şirkete aralarındaki yapım sözleşmesi gereği 271.463,72-EURO ödeme yaptığı, ödemesi gerekenden 35.336,28-EURO (KDV dahil) eksik ödemede bulunduğu ve davacı şirketin davalı şirketten bu tutarda alacaklı olduğunun takdirinin mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığını mütalaa etmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 14/11/2018 tarih ve 2017/4782 Esas 2018/5802 Karar sayılı ilamında aynen; ''...Dava, kur farkı alacağından kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan bedel yabancı para cinsinden olup, davacı alacağının tahsili için davalı tarafından verilen çekleri teslim almış olmakla çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemez. Davacı tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul etmiş bulunmaktadır. Bu nedenle davanın reddi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir....'' ibarelerine yer verilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 19/03/2019 tarih ve 2017/3234 Esas 2019/1778 Karar sayılı ilamında aynen; ''...Dava, cari hesap ve kur farkı alacağından kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya içerisindeki bilirkişi raporu incelendiğinde kur farkına esas olan faturalara yönelik ödemelerin bir kısmının çek ile yapıldığı görülmektedir. Çek ile yapılan ödemelerde kur farkı istenemeyeceği Dairemizce istikrar kazanmış uygulamalardandır. Bu durumda mahkemece bilirkişiden ek rapor alınarak çek ile yapılan ödemeler düşüldükten sonra bakiye ödemeler yönünden kur farkı hesaplanarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir...'' denilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 05/12/2019 tarih ve 2018/965 Esas 2019/5447 Karar sayılı ilamında aynen; ''...Dava kur farkı alacağından kaynaklanmaktadır. Kur farkına esas olan faturalar incelendiğinde, satılan malların döviz karşılığının gösterildiği ve bu nedenle ödeme tarihlerine göre kur farkı istenebileceği anlaşılmaktadır. Ancak malın geri iadesi suretiyle yapılan ödemeler ile çek keşide edilmek suretiyle yapılan ödemelerde kur farkı istenemez. Bono ile yapılan ödemelerde ödeme tarihi, havale ve elden yapılan ödemelerde ise makbuz ve havale tarihi itibariyle kur farkı doğuyorsa bu fark istenebilir. Bu durumda mahkemece bu ilkeye göre yaptırılacak bir hesaba göre karar verilmesi gerekirken tüm ödemeler yönünden kur farkı doğacağına dair bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir...'' ibarelerine yer verilerek, yukarıda yer verilen ilamlarla aynı doğrultuda ve istikrar kazanmış şekilde, çek keşide edilmek suretiyle yapılan ödemelerde kur farkı istenemeyeceğine dikkat çekilmiştir. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun 02/02/2022 tarihli ... Arabuluculuk numaralı son tutanağı ile 03/02/2022 tarihli son tutanağa ek tutanağı, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde ... Vergi Kimlik numaralı... Sistemleri Turizm Ticaret ve Limited Şirketi ile ... Vergi Kimlik numaralı ...ne ait olarak bulunan ticaret sicil kayıtları, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 26/08/2022 havale tarihli raporu, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 24/11/2022 havale tarihli ek raporu, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 30/01/2023 havale tarihli ek raporu ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu uyuşmazlığın, taraflar arasında imzalanan 28/04/2018 tarihli ... Merkezi Binası Yapım İşi Elektrik Tesisatı İşleri Ses-Işık-Görüntü-Seslendirme Sistemleri Uygulama Sözleşmesi kapsamında davacı şirketin yükümlülükleri sözleşme gereğince yerine getirmesine rağmen davalı şirketin davacı şirket tarafından yerine getirilen iş bedelini Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de belirtilen sabit kur bedelini esas almak suretiyle hesaplayarak ödemesi neticesinde, taraflar arasındaki sözleşmenin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ kapsamında olan sözleşmelerden olmadığı, sözleşme bedelinin sözleşmede belirlenen hükümlere göre ödeme aracı olarak davacı şirkete verilen çeklerin tahsil olduğu gün için geçerli olan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanarak ödenmesi gerektiği iddiası doğrultusunda davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 01/10/2019 tarihli fatura bedeli 73.827,67-TL tutarındaki alacağın fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, taraflar arasında 28/04/2018 tarihli...Binası Yapım İşi Elektrik Tesisatı İşleri Ses-Işık-Görüntü-Seslendirme Sistemleri Uygulama Sözleşmesinin imzalandığı, sözleşme bedelinin döviz türü olan euro cinsi üzerinden belirlendiği, ancak ödemelerin belirlenen tarihlerde Türk Lirası cinsinden düzenlenecek çeklerin verilmesi suretiyle gerçekleştirileceğinin kararlaştırıldığı, keza belirlenen tarihlerde de çeklerin davalı şirket tarafından teslim edilerek ödemelerin gerçekleştirildiği, her ne kadar davacı tarafça, icra takibine ve iş bu davaya konu edilen fatura açısından sözleşmede belirlenen bedel yönünden davalı şirket tarafından yapılan ödemelerdeki kur vade farkı bedelinin tahsili amacıyla davalı aleyhinde icra takibi başlatılmış ve davalı şirketin süresinde yaptığı itiraz üzerine iş bu dava ikame edilmiş ise de, eser sözleşmelerinde yer alan bedelin tahsili amacıyla düzenlenen fatura tarihindeki kur karşılığının kur farkı bedeli istenebileceği mahkememizin de kabulünde olup, ancak icra takibine ve davaya konu edilen fatura bedellerinin davalı şirket tarafından çek verilmek suretiyle ödendiği, davalı şirket tarafından Türk Lirası içerikli çekler kaşılığında yapılan ödemelerin davacı şirket tarafından kabul edildiği dikkate alındığında, taraflar arasında tanzim olunan ve bedelinin euro cinsinden belirlendiği sözleşmeye ödeme şeklinin Türk Lirası cinsinden bedeli belirlenmiş çeklerle yapılacağının yazıldığı ve bu maddelerin her iki tarafça da kabul edildiği, ayrıca belirlenen tarihlerde Türk Lirası üzerinden düzenlenen çekleri kabul ve tahsil eden davacı şirketin ödemeyi kabul etmiş olduğu, artık karşı taraftan vade farkı talep edemeyeceği yukarıda yer verilen yerleşik Yargıtay içtihatları kapsamında da sabit olduğu anlaşılmakla, açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 179,90-TL karar ve ilam harcının, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 1.260,80-TL harçtan mahsubu ile fazla alındığı anlaşılan 1.080,90-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 4-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca hesap ve takdir olunan 11.812,43-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.30/03/2023

Katip ... E imza

Hakim ... eimza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2022/109, K. 2023/199, T. 30.03.2023, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-109-e-2023-199-k-a660291f697d