İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/317 E. 2026/38 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/317
Karar No
2026/38
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2021/317 Esas KARAR NO : 2026/38

DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 02/12/2011 KARAR TARİHİ : 20/01/2026 YAZIM TARİHİ : 18/02/2026

... E. sırasına kayıtlı olarak açılan ve bilahare asliye ticaret mahkemelerinin tek hâkimli ve daha sonra ise yeniden toplu mahkeme olarak faaliyete geçirilmesi sırasında Mahkememize tevzi edilen dava dosyası, Mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydı yapıldığı görüldü. DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili firma ile davalının temsil ettiği .... Şirketi arasında ... şirket sözleşmesi yapıldığını ve merkezi ... olan ticaret unvanı "..." olan tüzel kişilik meydana getirildiğini; %51 payının .... Ve %49 payının müvekkili şirkete ait olduğunu; ardından imzalanan ek kontrat ile .... Şirketinin %1 payını müvekkiline ve %10 payını ise dava dışı üçüncü kişi ...'ye devrettiğini; daha sonra müvekkilinin tüm hisselerini davalı ferçek kişiye devretmeye karar verdiğini, hisse satış sözleşmesi düzenlendiğini ve 2.391,500 ... (...) olarak bedel belirlendiğini; 1.468,000 ...'lik kısmın akdin imzalanması ile birlikte çek olarak elden teslim edildiğini, kalan kısmın ise iki parçaya ayrılarak 825,750 ...'lik kısmın şirket özel donanımlarının (iş makinesinin) monte edilip çalıştırılmasından sonra; 238,550 ...'lik kısmın ise işçilerin şirket donanımlarını (iş makinesinin kullanımı) hususunda eğitilmesinden sonra ödenmesinin kararlaştırıldığını; müvekkilinin makineyi ...'ye götürdüğünü ve kurulum için yer gösterilmesini beklediğini, haricen yapılan araştırmada makinenin kurulumu yapılmadan üçüncü kişiye satıldığının öğrenildiğini, müvekkilinin edimlerini yerine getirdiğini, sözleşme konusu makineyi üçüncü kişiye satarak ifayı imkansız hale getiren ve hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacağı ödemeyen davalılardan şimdilik 10.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Cevap dilekçesi sunulmamıştır. GEREKÇE: Dava, hisse devir sözleşmesi nedeniyle alacağın tahsilini amaçlayan alacak davasıdır. Mahkememizin 14/02/2019 tarihli kararın ...'nın 15/04/2021 tarih, ...., sayılı ilamıyla kaldırılmakla mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapıldığı görüldü. İstinaf kaldırma kararında; "Davacı yan, hisse devir bedelinin ödenmediği iddiası ile yabancı şirket ve yabancı uyruklu gerçek kişi aleyhine işbu şirket hisse devir bedelinin tahsili talepli davayı açmıştır. Dava dilekçesinde davalıların ayrı ayrı ...'nde bulunan adresleri yazılmış ise de, yargılama aşamasında dava dilekçesinde bildirilen adrese ... aracılığı ile dava dilekçesi tebliğe gönderilmiş ise de, gönderilen tebligatların yapılamadığı anlaşılmıştır. Davalılara dava dilekçesinin tebliğ edilememesi üzerine davacı vekilince bu kez, davalıların adresi olarak ... 'i bildirilmiş, mahkemece yeniden bildirilen adrese ... aracılığı ile dava dilekçesi tebliğe gönderilmiş ise de, açık adres bildirimi yapılmadığı gerekçesiyle tebligatların yapılamadığı, mahkemece yeniden aynı adrese dava dilekçesinin tebliğ edilmeye çalışıldığı, ... 'nin yazısı doğrultusunda gerekli tercümeler yapılarak tebligatın ... 'ne gönderildiği, tebligatın yapılamadığı görülmüştür. Anılan yazışmalardan sonra davacı vekilince 02/05/2016 tarihli dilekçe ile davalıya ait yeni bir adres bulunduğu mahkemeye bildirilmiş, bildirilen adres yazılarak davalılara dava dilekçesine ilişkin tebligat yapılmak üzere yeniden ... 'ne müzekkere yazıldığı, yazılan müzekkereye ... mukim kişilere yapılacak tebligat talebinin işleme konulabilmesi için davalıların açık adresinin belirtilmesinin gerektiği bildirilerek cevap verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece 06/12/2017 tarihli ara inceleme tutanağında, davalıların tebligata yarar yeni adreslerini bildirmek üzere davacı vekiline bir haftalık kesin süre verildiği, kesin süre içerisinde adresin bildirilmemesi halinde davanın HMK'nun 119/2. Maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verileceği ihtarına ilişkin muhtıra çıkarılmasına karar verilmiş, anılan muhtıra üzerine davacı vekilince 26/02/2018 tarihli yazılı beyan dilekçesi ile davalıların tespit edilen ve daha önce tebligat yapılamayan adresleri bildirilerek ... aracılığıyla davalıların ikamet adreslerinin bulunduğu ...'nde davalının adreslerinin araştırılması, bu araştırma sonucu adresin öğrenilememesi halinde ilgili makamlar aracılığıyla ...'nde ilanen tebligat yapılması talep edilmiş, mahkemece davacıya gönderilen muhtıra doğrultusunda HMK'nun 119/2. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davalı gerçek kişi yabancı uyruklu, davalı şirket ise yabancı şirkettir. Bu nedenle Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğü hükümleri uyarınca davalılara yurt dışında ilanen tebligat yapılamayacaktır. Kaldı ki ilanen tebligat mahkemece yapılacak tüm araştırmalara rağmen davalıların adresinin tespit edilememesi halinde uygulanabilecek bir yoldur. Dava dilekçesinde davalı tarafın gerçek adresinin gösterilmesi ve gerekli tebligat giderlerinin verilmesi davacı tarafa ait bir görev ve yükümlülük ise de, davalı tarafın adresinin davacı tarafından bilinmemesi veya bilinen adreste davalıya tebligat yapılamaması halinde dosyadaki bilgi ve belgelerden de yararlanılarak davalının bilinen en son adresinin tespiti için zabıta araştırması yaptırılması, kamu kurum ve kuruluşlarından adres sorulması ve bu yolla davalı tarafın tebligat adresinin bulunması, dava dilekçesi ve duruşma oturum gününün davalı tarafa tebliğe çıkarılması işlemleri mahkemenin görevidir. Mahkeme kendi görevine giren bu işlemlerin yapılması için davacı tarafa süre veya kesin süre veremeyecek olup, ancak adres tespit edildikten sonra tebligat masraflarını yatırması için süre verebileceği kuşkusuzdur (... sayılı ilamı). Somut olayda ise mahkemece, kendilerine tebligat yapılamayan yabancı uyruklu davalı gerçek kişi ve davalı yabancı şirket yönünden davanın açıldığı tarihten itibaren davacı vekiline süre ve kesin süre verilmek suretiyle davalıların adresleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Davalıların adresinin tespiti mahkemenin görevi olup, mahkeme kendi görevine giren bu işlemlerin yapılması için davacı tarafa süre veya kesin süre veremeyecektir. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, dosyadaki bilgi ve belgelerden de yararlanılarak davalıların bilinen en son adresinin tespiti için davalı yabancı şirketin merkezinin ... ... olduğu, davalı gerçek kişinin de anılan ülkede oturduğu bildirildiğinden ülkemiz ile ... arasında karşılıklılık esasının bulunup bulunmadığı tespit edilip, karşılıklılık esasının bulunması halinde ...'ne yazılacak müzekkere ile istinabe yoluyla davalıların adres araştırması yapılarak davalıların tebligat adreslerinin tespiti, dava dilekçesi ve duruşma oturum gününün davalılara tebliğe çıkarılmasının sağlanmasından ibarettir." Gerekçesiyle dosyanın kaldırılmasına karar verildiği görülmekle, kaldırma kararı doğrultusunda eksikliklerin giderilmesi için yargılamaya devam olunmuş, dava dilekçesinin davalılara tebliği için Birleşik ... adli makamlarına ... ve ... aracılığı ile yapılan yazışmalar neticesinde mahkememizce davalıların tebliğe yarar adreslerinin araştırılıp bildirilmesi hususunda istinabe talep edilmişse de; ... adli makamlarınca "Adreslerin sarih olmaması nedeniyle tebliğ işleminin yapılmadığı" şeklinde cevap verildiği, verilen cevaptan davalıların Birleşik ...'nde tebliğe yarar adreslerinin tespitinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, davacıya davalıların tebliğe yarar adreslerini bildirmesi için süre verilmiş, davacı bu süre içerisinde sunmuş olduğu beyanda adresi tespit edemediklerini, ilanen tebligat yapılmasını talep ettiği görüldü. Bunun üzerine mahkememizce dava dilekçesi ve ekleri ile tensip zaptı ve duruşma günü ilanen tebliğ edilmekle, yargılamaya devam olunmuştur. Davalılar ilanen tebliğe rağmen davaya cevap vermemiş, delil sunmamıştır. Davacı tarafından sunulan deliller ve dosya kapsamı üzerinde yaptırılan bilirkişi incelenmesi neticesinde ... Firması'nın %50 hissesinin davalı ... ...'e 2.391.500,00 ... karşılığı sattığı 1.468.000,00 ...'sinin davalı tarafından davacıya çek ile ödendiği, kalan 923.500,00 ...'nin ödenmediği, satış sözleşmesi ekinde yer alan hesaba göre ödenmemiş hisse borcunun 825.750,00 ... ve 238.500,00 ... olmak üzere toplam 1.064.300,00 ... olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasında imzalanan 13/05/2008 tarihli satış sözleşmesi ekinde ye alan 2 ve 3 nolu bentlerde işbu tutarların ilgili teçhizatların montaj ve çalışmasından sonra ödeneceğinin şarta bağlandığı görülmüştür. HMK'nın 128. maddesi uyarınca, davalının davaya cevap vermemesi halinde davacının tüm iddialarını inkar etmiş sayılacağı hükmü göz önünde bulundurularak davalıların davacının tüm iddialarını reddettiği mahkememizce kabul edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “İspat Yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İspat Yükü” başlıklı 190. maddesinin 1. fıkrasında yukarıdaki düzenlemeye paralel olarak ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olacağı belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller göz önünde bulundurulmak suretiyle yapılan incelemede, taraflar arasında 13/05/2008 tarihli hisse satış sözleşmesinin akdedildiği, davalıların bu sözleşme gereğince peşin ödemesi gereken tutarın davacıya ödendiğinin davacının kabulünde olduğu, uyuşmazlığın işbu satış sözleşmesi ekinde yer alan 2 ve 3 nolu bentlerdeki toplam 1.064.300,00 ... tutarlı meblağın davacılara ödenmesi şartlarının oluşup oluşmadığı hususunda toplandığı, davalıların davacının tüm iddialarını reddettiği, sözleşmede yer alan satış konusu şirket hisselerinin bedellerinin ödenmesi şartı olan teçhizatların ...'nde montaj ve çalıştırılması şartının davacı tarafından ayıpsız şekilde sağlandığına ilişkin dosya kapsamında ispata yarar yeterli delil sunulmadığı, bu hali ile davacının davasını ispatlayamadığı kabul edilmekle, davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince, Alınması gereken 732,00 TL harcın, peşin alınan 148,50 TL ile ıslah harcı olarak yatırılan 199.270,00 TL toplamı 199.418,50 TL harçtan mahsubu ile artan 198.686,50 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-HMK m.333/1 uyarınca harcanmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, Davacı Vekili Av. ...'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/01/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır. Üye ... ¸e-imzalıdır. Üye ... ¸e-imzalıdır. Katip ... ¸e-imzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2021/317, K. 2026/38, T. 20.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-317-e-2026-38-k-8aeaf1ae9a79