İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/339 E. 2024/219 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/339
Karar No
2024/219
Karar Tarihi

T.C. ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2019/339 Esas - 2024/219 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2019/339 Esas KARAR NO : 2024/219

HAKİM : ... KATİP : ...

DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALILAR : 1- ... 2- ... VEKİLİ : ...

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/05/2019 KARAR TARİHİ : 14/03/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH: ...

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine mahkememize açılan davanın yapılan açık yargılaması sonunda; TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; davalılardan ...'ın ... A.Ş'nin %2 payına sahip olduğunu, diğer davalı ise şirket ortağı olmayıp, davalı ...'ın hısımı olduğunu, davalı ... 2-3 yıl kadar önce, şirketteki %2 payını satmak istemiş, müvekkil şirketin yönetici ortaklarına başvurmuş, ortaklar da uygun olmadıklarını, alamayacaklarını söylediklerini, davalı, bu süreçte sürekli olarak, hastane aleyhine söylemlerde bulunmuş, ihtarlar çekmiş, davalar açtığını, açtığı davayı kaybetmiş, son genel kurula katılmamış, buna rağmen iftiralarda bulunmaya devam ettiğini, son olarak da "Çok kelepir ... ...Hastanesi hisseleri, ... 'da" diyerek basına şirketi küçük düşürecek ilanlar verdiğini, bu ilanda %2 paylarına da 5.000,000 TL değer biçtiklerini, bu fiyat nasıl kelepir oluyarsa..10 yıl önce 1 pay yaklaşık 100.000 TL'ye satılmışken, şimdi ilandan anlaşıldığına göre 1 pay 2.500,000 TL olmuş, yani 25 kat arttığını, hisse satışı ilanından sonra, AHM adlı internet gazetesinde;" Adana'nın en önemli sağlık kuruluşlarından biri olan ... Hastanesi hisseleri satılıyor. ... 'a verilen ilanda; Sahibinden kelepir hastane hisseleri, ilanıyla satışa konuldu.Hastane ile alakalı muhasebecinin yaptığı yanlışlıklardan dolayı ekonomik sıkıntı yaşadığı biliniyor".diye bir yazı çıktığını, davalılardan ..., şirket ortağı olmadığını, hastane ile hiçbir hukuki bağı olmamasına ramen bir ihtar ile "şirket hasta tedavilerinde usulsüzlükler yaptığını, bu hasta kayıtlarının kendilerine verilmesini, şirketin aktif-pasif bilgilerini kendilerine verilmesini" istediklerini, davalıların gerçeğe aykırı olarak şirketin borca batık olduğunu yayarak, usulsüzlükler yaptığını iddia ederek, davalıya göre 25 kat pay değerini kelepir diye aşağılayarak kamuoyunda şirketin itibarını düşürerek, sürekli saldırı ile şirketin sağlıklı çalışmasını engelleyerek, hastanenin kişilik haklarına, şeref ve haysiyetine yönelik tecavüzde bulunduklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak davalılar aleyhine 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren reeskont faizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalılardan ..., davacı ... A.Ş’de % 2’lik pay hakkına sahip olduğunu, diğer davalı müvekkil ... ise pay sahibi ... damadıdır ve vekâletname gereğince kayınpederinin temsilcisi konumunda olduğunu, müvekkil ..., pay sahibi olduğu şirkete dair her türlü iş ve işlemlerini yürütebilmesi için ...’a vekâlet verdiğini, Müvekkil ..., davacı şirkete 1989 yılında ortak olduklarını, 2008 yılında yapılan hisse devri sonrasında şirketin %86’lık payı el değiştirmiş ve aynı zamanda davacı şirketin ortağı olan mevcut yönetim kurulu üyeleri (..., ... ve ...) o tarihten bugüne kadar söz konusu şirketi yönetmiştir ve halen de yönetmekte olduğunu, davalı ... tarafından daha önce yapılan genel kurul toplantılarında yönetim kurulundan, şirketin işleri (finansal tablolar, yıllık bilançolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporları, şirket tarafından yapılan yatırımlar vs); denetçilerden denetimin yapılma şekli ve sonuçları hakkında bilgi istenmesine karşın, TTK gereğince hesap verme ve dürüstlük ilkesi bakımından özenli ve gerçeğe uygun olması gereken bilgiler tarafına bildirilmediğini, davalı müvekkil, geçen yıllarda yapılan genel kurul toplantılarında yıllık faaliyet raporlarının görüşülmesi sırasında, o dönem hastanede yapılan ve bir kısım hastalara uygulanan tedavi süreçleriyle ilgili ciddi tereddütler olduğunu, kamuoyunda birtakım dedikodular olduğunu dile getirmiştir. Nitekim Adana kamuoyunda ve yazıl basında da sıkça dillendirildiği şekliyle, acil yaralanma üzerine başvuran bir kısım hastalara mevcut usul ve yasalara aykırı şekilde gerekmediği ve gerçekte kullanılmadığı halde, sanki hastane dışından temin edilmiş gibi gösterilerek iyileştirici sarf malzemeleri ile tedavi uygulandığı, bunun da bir zorunlulukmuş gibi gösterildiği, bu yöntemle fahiş miktarlarda paralar alındığı konusunda ciddi şüpheler bulunduğunu belirterek bu konuda kamuoyuna tatmin edici bir açıklama yapılması gerektiğini, ancak davacı şirket ve şirketi temsilen yönetim kurulu bu yönde bir açıklama yapmaya yanaşmadığını, bu itibarla, davalı müvekkil, bu tür iddiaların ayyuka çıkması ve şirketin iyi yönetilmesi konusunda ciddi tereddütleri olması nedeniyle mağdur edildiğinin düşünmüş ve şirketteki %2’lik payını devretmek istediğini, Ancak bu konuda şirketin gerek aktif ve pasif varlığı ile itibari ve marka değeri konusunda yeterli ve sağlıklı bilgiye sahip olmadığı için davacı şirketten bu konularda bilgi istediğini, 13.02.2019 tarihli noter aracılığı ile gönderilen ihtarname ile belli konularda davacı şirketten bilgi talep edilmiş ancak şirket ve yönetim kurulu tarafından bu hususta herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını, bilgi alma ve inceleme hakkı, TTK tarafından pay sahiplerine tanınan ve hiçbir şekilde sınırlandırılamayan temel bir hak olduğunu, Yönetim kurulu tarafından dürüstlük ilkesine aykırı davranılmış ve söz konusu hak ihlal edildiğini, müvekkil tarafından bu süreçte yapılan tüm işlem ve eylemler yasalarca kendine tanınan hakların kullanımından ibaret olduğunu, İddia edildiği gibi hastanenin kişilik haklarına veya onuruna ya da haysiyetine yönelik her hangi bir saldırı söz konusu olmadığını, davalı müvekkile, davacı şirkete ortak olduğu 1989 yılından bu yana sadece 2 yıl için kar payı ödemesi yapılmıştır. Bilindiği üzere, anonim şirketler kar elde etme ve dağıtma amacıyla kurulan şirketler olduğunu, Kar payı hakkı, anonim şirketlerde ortakların en temel mali haklarının başında geldiğini, Nitekim TTK’nın 507.maddesinde “Her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem kârına, payı oranında katılma hakkını haizdir” hükmüne yer verildiğini, Pay sahibi olarak müvekkil ... ortak olduğu davacı şirketten en önemli beklentilerinden biri de kar elde ettiğini, Birikimini ve belli oranda malvarlığını şirkete yatıran pay sahibinin en önemli hakkı yıllık kazanca katılmak ve kar payını almaktır. Bu temel ilkeye rağmen şirket tarafından TTK’nın 519.maddesi gereğince ödenmesi zorunlu olan kar payları dahi usulüne uygun bir şekilde ödenmediğini, Çoğunluğu elinde bulunduran pay sahipleri (mevcut yönetim kurulu üyeleri) tarafından müvekkil ... da için de bulunduğu küçük pay sahipleri ciddi şekilde mağdur edilmiştir ve halen de mağdur edildiğini, Davacı şirketi idare eden yönetim kurulu üyeleri, pay sahipliklerinin çoğunluğuna güvenerek ve dayanarak şirketi eşit işlem ilkesine (TTK madde 357), yetkilerini kanuna, ahlaka ve adaba uygun kullanma ilkesine (BK madde 27) ve dürüstlük kuralına (MK madde 2) aykırı olacak biçimde yönetmek suretiyle davalı müvekkilin mağduriyetine neden olduğunu, söz konusu şirket A sınıfı statüsündedir, marka değeri ve itibari değeri artmış, Adananın en gözde hastanesi konumuna geldiğini, Dolayısıyla ... da verildiği iddia edilen ilan tamamen bir pazarlama tekniği olduğunu, Dikkat çekmeye yönelik bir tabirdir, kullanımdır. Nitekim malını pazarlayan bir kimse daha fazla ilgi çekmek, müşteri toplamak amacıyla bu tür bir ifadeyi ebetteki kullanabileceğini, Bu ifadeden şirketin itibarı zedelendi, kişilik haklarına saldırıda bulunuldu ve benzeri çıkarımlar yapmak tamamen art niyetlidir, çaresizliğin ifadesi olduğunu, Kaldı ki söz konusu şirketin değeri alanında uzman olan kişiler tarafından en az 300 milyon TL olarak saptandığını, . Yine gerek duyulduğunda bu konuda mahkemece uzman kişilerden görüş sorulabileceğini, müvekkilin de pay sahibi olduğu hastaneyle ilgili Adana’da yayın yapan yerel bir basında çıkan haberin ise müvekkiller ile irtibatlandırılması ve illiyet bağı kurulmaya çalışılması tamamen bir hayal ürünü olduğunu, davalı müvekkil ... tarafından davacı şirket aleyhine kar payı ödenmesi ve şirketin güncel piyasa değerinin tespiti amacıyla Adana 2.Ticaret Mahkemesinde dava açılmış ve söz konusu dava 2019/... Esas numarası üzerinden derdest durumda olduğunu, Müvekkiller tarafından, davacı şirket nezdinde kar payının ödenmesi amacıyla dava açılması ya da ihtar çekilmesi ve belli konularda bilgi istenmesi/talepte bulunulması şirketin ticari itibarına veya kişilik haklarına saldırı olarak kabul edilemez, zira müvekkiller başta TTK olmak üzere yasalar tarafından kendisine tanınmış olan haklarını kullandıklarını, davalılar tarafından hastane aleyhine söylemlerde bulunulması asla söz konusu olmadığını, Müvekkiller tarafından yapılan iş ve işlemler yasaların kendilerine tanıdığı yasal hakları kullanmaktan ibaret olduğunu, İftira ya da yalan yere karalama asla müvekkiller tarafından yapılmamıştır. Nitekim müvekkil ... söz konusu hastanenin ortağı konumundadır. Ortağı olduğu bir hastane aleyhine karalama yapması veya marka-itibari değerini düşürecek davranışlarda bulunması gerek ticari amacına gerekse de sahip olduğu ahlaki değerlere zaten ters düşecek niteliktedir. Ortalama zekâya sahip bir insanın bu tür bir tepki vermesi de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek haksız yere açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE : Dava, haksız eylemden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasıdır. Dosyanın bir mali müşavir, bir hesap uzmanı bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişiler tarafından 11/01/2024 tarihli raporlarında; davacı şirket, davalıların gerçeğe aykırı olarak, şirketin borca batık olduğunu yaydığı, usulsüzlükler yaptığını iddia ettiği, 25 kat artmış pay değerini kelepir diye aşağıladığı, kamoyunda şirketin itibarını düşürdüğü, sürekli saldırı ile şirketin itibarını düşürdüğü, sürekli saldırı ile şirketin sağlıklı çalışmasını engelleyerek hastanenin kişilik haklarına, şeref ve haysiyetine yönelik tecavüzde bulunduklarını ileri sürmüş, davalılar aleyhine 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Bu iddiaların dayanağı olarak davalılar tarafından gönderilen ihtarnameler, gazete haberi ve ... adresindeki ilan gösterilmiştir. İhtarnamelerde davacı şirket hakkında bazı iddialar yer almakta olup, davalı ...'ın TTK hükümlerine göre pay sahibi sıfatıyla davacı şirketten bilgi alma hakkını kullanmak amacıyla düzenlendiğinin kabulü halinde TMK m.24/2 hükmü uyarınca "kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça" düzenlemesi kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunda takdirin mahkemenin olduğunu, davalı ...'ın ... adresindeki ilan metnindeki "çok kelepir ... Hastanesi Hisseleri"ifadesinin TMK.m.24 uyarınca davacı şirketin itibarına yönelik olduğunun kabulü mümkün olup, davacı şirketin itibarına yönelik olduğunun kabulü halinde davacının maddi zararı dosya kapsamından tespit edilemediğinden hesaplama yapılamadığını bildirilmiştir. Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, tüm dosya kapsamına göre alınan bilirkişi raporuna göre; Davacının maddi tazminat talebi yönünden davacının maddi zararının dosya kapsamından tespit edilemediği, davalı ...'ın ... adresindeki "çok Kelepir ... ... Hisseleri" ifadesini içeren metni ilana ...'ın hesabından yayınlandığı, çok kelepir ... hastane hisseleri ifadesinin, TMK'nın 24.maddesi kapsamında, şirketin itibarına yönelik saldırı kabul edilemeyceği, emsallerinden ucuza satılması satış ve pazarlama tekniği olarak kabul edilebileceği anlaşıldığından maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEPLERİNİN AYRI AYRI REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL red harcından, peşin alınan 1.724,83 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.297,23 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya iadesine, 3-7155 sayılı kanun 23. Maddesi ile 6325 sayılı Kanuna eklenen 18/A Maddesinin 11. fıkrası gereğince suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00TL arabulucuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan maddi tazminat davası yönünden AAÜT uyarınca hesap olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan manevi tazminat davası yönünden AAÜT uyarınca hesap olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına. 7-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK.nun 341/1 ve 345 maddeleri gereğince, kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize veya eşdeğer başka bir mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF YOLU açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, alenen ve usulen tefhim kılındı.. 14/03/2024

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2019/339, K. 2024/219, T. 14.03.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-339-e-2024-219-k-d5b8db2f993f