Diğer ·
2023/51 E. 2026/71 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2023/51
- Karar No
- 2026/71
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/51 Esas KARAR NO : 2026/71
DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini DAVA TARİHİ : 22/02/2023 KARAR TARİHİ : 17/06/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tedbir talebinin (ihlale ilişkin linkler ve somut kanıtlarımız dosyada mübrez olup, teknik bilirkişi incelemesine lüzum bulunmadığından, bilirkişi incelemesi yapılmaksızın) teminatsız olarak kabulü ile; Davacının hak sahibi olduğu; ... isimli albümün, albümdeki "..." isimli icraların (şarkıların); ... vb dijital müzik platformlarda umuma iletiminin tedbiren durdurulmasına (erişiminin engellenmesine) tecavüzün tedbiren önlenmesine karar verilmesinİ (İşbu kararın HMK md.390/2 gereği davalılara tebligat yapılmaksızın verilmesini) ve mahkeme kararının acele şekilde ...’un (... şti. - adres: ...), ...’ın (...a.ş. - adres: ...) ve ...’in (...ltd. - adres: ...) türkiye’deki yasal temsilciliğine tebliğine karar verilmesini, Davaya konu albüme ve içerdiği icralara yönelik olarak davalıların haksız eylemlerinin davacının hak sahipliğine tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün men’ine (durdurulmasına ve önlenmesine) ve tecavüzün ref’ine (kaldırılmasına) karar verilmesini, dava konusu albümün ve icraların davalılar tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmesini, Yargılama giderlerinin ve vekalet ücretlerinin davalılar yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine, Davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, sanatçının meslek birliğine üye olup olmadığı ve eğer üye ise, meslek birliğine verilen yetki belgesinin örneğinin gönderilmesi için mahkemenizce ...'e müzekkere yazılmasına, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle ; Davalıların asılsız iddia ve savunmaları ile haksız ve hukuka aykırı talep ve cevaplarının reddi ile tedbir talepleri davanın dava dilekçesinde belirttikleri şekilde davamızın kabulüne karar verilerek, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle ; "Davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine,Davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, Sanatçının meslek birliğine üye olup olmadığı ve eğer üye ise, meslek birliğine verilen yetki belgesinin örneğinin ve davacıya yapılan telif ödemelerinin gönderilmesi için Mahkemenizce ...'e müzekkere yazılmasına, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi heyeti 04/06/2024 tarihli raporlarında özetle ; "“..., müzik platformlarında dava konusu ...” isimli albümün ve albümdeki "..." isimli 11 adet müzik eserinin ” ...A.Ş.” lisans açıklaması ile yayında olduğu, 2. Davacı tarafından belirtilen tespite konu bahsi geçen ...’ isimli müzik albümünde Formatı ... kayıt ve tescil tarihli MÜZİK ESERİ İŞLETİM BELGESİ ile mevcut dava konusu olan bu müzik albümünde A) ... " B) ... isimli müzik eserlerinin de içinde olduğu belgede sanatçı DAVACI... yapım şirketinin ise DAVALI ...A.Ş. olduğu; 3. Eser işletme belgesi hak sahipliği ihdas etmez. Ancak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin... tarihindeki kararında da belirtilmiş olduğu gibi “İşletme belgesi, hak sahipliği konusunda bir karine ihdas etmiş olup, bu karinenin çürütülmesi, aksinin ispatı her zaman için mümkündür". ... tarihli Kültür Bakanlığı Eser İşletme Belgesi’ne göre... isimli eserlerin icracı sanatçısı ...; eserlerin fonogram yapımcısı da davalı ... A.Ş’dir. Kanaatimizce de eser işletme belgesi hak sahipliği ihdas etmez. Ancak hak sahipliği konusunda karine teşkil ettiği; Dosya kapsamındaki veriler, AYM’nin ilgili iptal kararı ve dayanakları ile yukarıda izah ettiğimiz gerekçeler ışığında davalıların cevap dilekçesinde ileri sürdüğü, icracı sanatçı davacının mali hakkına tecavüz edilmesi halinde bu hak ihlaline yönelik olarak dava açma hakkının meslek birliği ...’e yetki belgesi verilmiş olmasına dayanarak münhasıran meslek birliğine ait olduğu yönündeki iddiasının yerinde olmadığı; 5. Lisans hakkının nisbi hak olduğu görüşünde olduğumuzdan, bir önceki sonuç maddesindeki gerekçemize ek bir gerekçe olarak da sunmak isteriz ki üçüncü kişiler tarafından lisans hakkı ihlal edildiğinde lisans verenin sağlama borcu kapsamında dava açıp lisans alanın hakkını teslim etmesi gerektiği; dolayısıyla da icracı sanatçı davacının mali hakkına tecavüz edilmesi halinde bu hak ihlaline yönelik olarak dava açma hakkının olduğu; 6. Taraflar arasında düzenlenmiş bir muvafakatnameden dava ve cevap dilekçelerinde bahsedilmiş olmasına rağmen ilgili belgeye dosya kapsamında tarafımızca ulaşılamadığı; tarafların ifadelerinden bu muvafakatnamenin 2001 yılı öncesinde akdedildiği ve içeriğinde dijital yolla umuma iletim hakkının fonogram yapımcısı davalıya devredildiğine dair net bir ifadeye yer verilmediğinin anlaşıldığı; 7. Davacı’nın 07.04.2023 tarihinde ...’e verdiği Yetki Belgesi uyarınca dava konusu eserlerin dijital yolla umuma iletim hakkının kullanımıyla ilgili ..., “hak sahiplerince verilecek yetki belgesine konu hakları (…) üçüncü kişilere kullandırmaya” yetkili kılınmıştır. Bu düzenlemeye dayanarak da dosya kapsamında sunulan belgelerden anlaşıldığı üzere ... çeşitli dijital platformlarla ve davalıyla lisans sözleşmeleri akdetmiştir. Her ne kadar davacı tarafından verilen Yetki Belgesi’nde bu yetki ...’e verilmiş olarak görünse de; devren iktisap niteliğinde olan üçüncü kişilerle ...’in yapmış olduğu sözleşmelere dava konusu eser sahiplerinin izin verdiğine dair belgelere dosya kapsamında rastlanılmamıştır. Eser sahiplerinin MÖHUK m. 49 uyarınca her devren iktisap için izin vermesi gereklidir (Azra Arkan, Mukayeseli Hukuk, Uluslararası Düzenlemeler ve Türk Fikri Hukuk Alanında Eser Sahibinin Haklarına Bağlantılı Haklar: İcracı Sanatçıların, Fonogram Yapımcılarının, Radyo- Televizyon Kuruluşlarının ve Film Yapımcılarının Hakları ve Korunmaları s. 229; Koyuncu, 107). Amaç, eser sahibi ve eser arasındaki bağın mali hakkın devri ile kesilmemesi ve manevi hakların devam etmesidir. Bu sebeple kanun koyucu eser üzerindeki hakkın kötüye kullanılmasını engellemek için eser sahibine bu şekilde izleme ve denetleme hakkı tanımıştır. Eser sahiplerinin mali hakların kullanımının üçüncü kişilere (davalı, başka yapım şirketleri ve dijital platformlar) ... tarafından devrine izin verildiğine dair belgelerin dosyaya sunulması gerektiği; görüş ve kanaatlerine varıldığı" şeklinde rapor düzenlenmiştir. Bilirkişi heyeti 17/07/2025 tarihli raporlarında özetle ; "Bilişim teknik açıdan; 1) Davacı tarafından sunulan ve “...” sanatçısı tarafından seslendirilen davaya konu bahsi geçen “...” isimli albümde yer alan “...” isimli müzik eserlerinin ... isimli dijital platformlarına ait belirtilen linklerde davaya konu eserlerin güncel olarak yayında olduğu, dijital platformlarda ilgili eserlerin “...” isimli kullanıcı/kanal üzerinden yayınlandığı tespit edilmiş olup, eser linklerin listesi ve eserlere ait ekran görüntüleri detaylıca bilişim değerlendirme bölümünde sunulduğu (Bknz: 3.1.1 maddesi altında yer alan ekran görüntüleri), Sektörel açıdan; 1) Dava konusu albümün fonogram yapımcısının ... A.Ş. olduğu ve bu nedenle ‘bağlantılı hak sahibi’ olduğu; 2) Raporun bilişim kısmında tespit edildiği üzere ...isimli dijital platformlarına ait belirtilen linklerde güncel olarak yayında oldukları anlaşılan “...” isimli albümdeki “...” isimli eserlerde ...’ın icracı sanatçı vasfına haiz olduğu, 3) Davalılar ..., dava konusu albümü icracı sanatçının izni olmaksızın internet sitesine yüklemesi ve umuma açması eylemlerinin icracı sanatçının umuma erişilebilir kılma hakkını ihlal ettiği, Rapor içeriğinde ayrıntıları açıklandığı üzere, davacının huzurdaki davayı açmakta aktif husumet ehliyetine sahip olduğu; davalıların, dava konusu icraları davacıdan umuma iletim hakkını FSEK m. 52’ye uygun şekilde devir ya da kullanma yetkisini yazılı olarak almadan dijital platformlarda umuma iletmelerinin, davacının FSEK m. 80/1A-4’de düzenlenen haklarının ihlal edici nitelikte olduğu hususunun takdirinin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor düzenlenmiştir. Bilirkişi heyeti 09/03/2026 tarihli ek raporlarında özetle ; Davacıların itirazlarının kök rapordaki “davalıların, dava konusu icraları davacıdan umuma iletim hakkını FSEK m. 52’ye uygun şekilde devir ya da kullanma yetkisini yazılı olarak almadan dijital platformlarda umuma iletmelerinin, davacının FSEK m. 80/1A-4’de düzenlenen haklarının ihlal edici nitelikte olduğu” yönündeki görüşümüzde değişiklik yapılmasını gerektirecek mahiyette olmadığı; Davacının da davalılardan gerekli izinleri almadan dava konusu icraları dijital platformda yayınlayamayacağı yönündeki itirazlarına ilişkin olarak; rapor içeriğinde yapılan ayrıntılı açıklamalar çerçevesinde, davacının da davalı fonogram yapımcısından izin almadan davalı fonogram yapımcısı tarafından tespit edilen (kaydedilen) icraları kendi dijital platformlarında umuma iletmesinin, davalı fonogram yapımcısının FSEK m. 80/1B. 3’de düzenlenen haklarını ihlal edici nitelikte olduğu; Davalıların itirazları kapsamında davacının dava konusu icralarının davalılar tarafından kendisinden izin alınmadan dijital platformlarda umuma iletilmesine sessiz kaldıktan sonra huzurdaki davayı açmasının çelişkili davranış yasağına aykırılık oluşturduğunun nihai takdir ve değerlendirmesi Sayın Mahkemenize ait olduğu; görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor düzenlenmiştir. KANAAT VE GEREKÇE Uyuşmazlığın; davacının hak sahibi olduğunu iddia ettiği eserlere yönelik tecavüzün tespiti meni ve ref'i taleplerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Bilindiği üzere fonogram yapımcısı; icracı sanatçının izniyle yapılmış bir kaydın doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak çoğaltılması, kiralanması, telli-telsiz her türlü araçla yayınlanması ya da kişiye açık yerlerde temsil suretiyle o kayıttan faydalanma hakkına sahip olan kimselerle, bir işareti, resmi veya sesi, bunları nakle yarayan bir alet üzerine tespit eden veya ticari amaçlarla haklı olarak çoğaltan ya da yayan kimsedir. Fonogram yapımcısının hakları icraya ve bazen de eser sahibinin iznine bağlı, sınırlı, ancak aslen iktisap olunan haklardır. Yine bu haklar hukuki niteliği itibariyle eserin veya icranın korunması mahiyetinde olmayıp, eser veya icranın tespiti yapılan vasıtalar ile bunları imal eden şahsın menfaatlerinin korunması mahiyetindedir”. Söz konusu bağlantılı haklar, eser sahibinin haklarını ne değiştirebilir, ne sınırlayabilir ne de ortadan kaldırabilirler. Bu sebeple, FSEK'in hem 1/B Maddesinin (j) ve (k) bendleri, hem de 80. maddesi “eser sahibinin manevi ve maddi haklarına zarar vermemek kaydıyla” bağlantılı hakların var olduklarını” belirtmiştir” FSEK.m.80/B'ye göre, bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları, eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra, eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitin, doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması, dağıtılması, satılması, kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi hususlarında izin verme veya yasaklama haklarını münhasıran haizdir. Bu çerçevede fonogram yapımcısının hakları şunlardır; 1. Tespitin doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması, 2. Tespitin her türlü yöntemle satılması ve dağıtılması, 3. tespitin kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi, 4. Tespitin işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan vasıtalarla umuma iletimi ve yeniden iletimi( Radyo- televizyon aracılığıyla yayın), 5. yurt içinde henüz satışa çıkmamış veya başka yollarla dağıtılmamış tespitlerin aslının veya kopyalarının satış ve diğer yollarla dağıtılması, 6. Tespitin telli veya telsiz araçlarla veya diğer yöntemlerle umuma iletilmesi, 7. Tespitin internet ortamında umuma iletilmesi. FSEK 80/B hükmünde de açıkça beliritldiği üzere fonogram yapımcısının eser sahibinin mali hakları FSEK 48 ve FSEK 52 çerçevesinde devraldıktan sonra tespitin kullanım hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Bilindiği üzere FSEK m.48'e göre; eser sahibi veya onun mirasçıları, mali hakları devir ettikleri veya ruhsat verdikleri takdirde onlardan bu hakları alanlar aslen iktisapta bulunmuş olurlar. Başka bir deyişle eser sahibinden veya mirasçılarından iktisap aslen iktisaptır. Devren iktisap ise FSEK m.49'da düzenlenmiştir. Buna göre, eser sahibi veya mirasçılarından, mali bir hak veya böyle bir hakkı kullanma ruhsatını iktisap eden bir kimse bu hakkı başkasına devretmişse yani ikinci elden bir devralma varsa devren iktisap söz konusudur. Bu şekilde yapılacak devirlerin, eser sahibi veya mirasçılarının yazılı iznine dayanması gerekir. Yazılı izin alınmadan devir yapılmışsa icazet verilinceye kadar işlem askıda hükümsüzdür. Bu hakları geçerli olarak ilk devralandan devralan kimse, yani devren iktisap eden kimse, devraldığı hak üzerinde artık bir onay ya da icazete gerek olmaksızın tasarruf edebilir. Mali hakkın devri, hakkın, devreden eser sahibi veya mirasçılarının malvarlığından çıkararak devralanın malvarlığına intikal ettiren bir tasarruf işlemi olup FSEK. m.48 hükmünden de açıkça görüldüğü gibi, mali hakkın devri, yer, süre ve muhteva açısından sınırlandırılabilir”. 5846 sayılı yasının 80. maddesinde “Eser sahibinin hakları ile bağlantılı haklar” başlığı altında eser sahibinin haklarına komşu haklar kapsamında “Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçılar” icracı sanatçılar olarak sayılmış bulunmaktadır. Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m.4/ f.1-b de icracı sanatçı “Sanat eserleri ile folklor eserlerini düzgün biçimde yorumlayan,söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyucuları, ses sanatçılarını, müzisyenleri ve dansçıları vb. diğer kişiler” olarak tanımlanmıştır. Mevzuat uyarınca bir kişinin icracı sanatçı olarak kabul edilebilmesi için bazı koşullar vardır. Öncelikle gerçek kişiler icracı sanatçı olabilmektedir. Tüzel kişilerin icracı sanatçı olabilmesi mümkün değildir. İkinci koşul yaratılmış bir eserin mevcut olmasıdır. Zira icracı sanatçı yaratılmış eseri yorumlamak, tanıtmak, söylemek ve çalmak suretiyle icra eden kişidir. Şiir ve hikayeleri özgün biçimde seslendirip anlatanlar, şarkıcılar, icraları sanatsal katkıları ile şekillendirenler icracı sanatçılar olarak kabul edilmelidir (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 2021, s. 273-274; İlhami Güneş, “FSEK'te Yer Alan İcracı Hakları ve Uygulama”, s.173). Bu kişiler yaratılmış eserlerin umuma arz edilmesine bir anlamda köprü görevi görürler. Tablo gibi, roman gibi bazı eserlerin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç yoktur. Ancak bir müzik eserinin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç duyulmaktadır. Üçüncü koşul ise eserin icracı sanatçı tarafından icra edilmesidir. Bir kişinin bağlantılı hak sahibi olarak nitelendirilebilmesi için icracı sanatçı olması ve bu sıfatla icrayı gerçekleştirmiş olması gereklidir. İcraya elverişli bir eserin umuma arzında kameraman, ses ve görüntü teknisyenleri gibi teknik hizmet ve yardımlarda bulunan kişiler de görev alabilirler. Ancak bu kişiler icracı sanatçı kabul edilmezler. Zira icracı sanatçı eseri profesyonel bir şekilde, sanatsal faaliyet olarak icra eden kişiye denilmektedir. Yine bu sebepten bir eseri bir düğünde amatörce icra eden kişiler de icracı sanatçı sayılmamaktadır. Dördüncü koşul Kanun m. 80 ve Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 4 uyarınca eserin özgün şekilde icra edilmiş olması gerekliliğidir. Yönetmelik m. 4'te komşu hak “Eser sahibinin haklarına zarar vermeden ve onun rızası ile bir eseri özgün biçimde icra eden veya icrasına katılan, bir icrayı ya da sesleri ilk defa tespit eden, yayınlayan gerçek ve tüzel kişilerin münhasıran sahip oldukları; icrayı tespit etme, çoğaltma, kiralama, telli-telsiz her türlü araçla yayınlama ve kamuya açık yerlerde temsil suretiyle bundan faydalanma hakları” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla özgün şekilde icra etme unsuru da de icracı sanatçı nitelendirmesi için bir diğer önemli unsurdur. Son koşul icracı sanatçının eseri, eser sahibinin izni doğrultusunda icra etmiş olmasıdır (Kılıçoğlu, s. 239- 240). Yargıtay bir kararında, icracı sanatçıyı, “kendisinin olmayan bir eseri, eserin sahibi tarafından yaratılmış şekilde ve fakat kendi sanatçı becerisi ile başkalarına aktaran, eser sahibi ile eserden yararlanacakla arasında aracı kimse” olarak tanımlamıştır. 5846 sayılı yasının 80. maddesine göre icra sahibi: İcrasının tespit edilmesine, icranın canlı verilmesine, temsiline, tespitin çoğaltılmasına, kiralanmasına ve veya ödünç verilmesine, yayılmasına, radyo-TV, uydu veya kablo gibi telli veya telsiz yayın kuruluşlarında yayınına ve yeniden yayınına, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayın veya yeniden yayınına, dijital ortamda umumun erişimine açmaya, telli ve telsiz araçlarla umuma İletimine izin verip vermeme konusunda hak ve yetki sahibidir. Eser sahiplerinin yararlandığı mali haklar icracılar açısından da işin mahiyetine göre olabildiği ölçüde geçerlidir. İcracı sanatçılar bu haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme yaparak yapımcıya devredebilirler. Tespit işlemi, icranın işaret, ses ve görüntü nakline yarayan cihazlar yoluyla kaydedilmesidir. Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden gerçek veya tüzel kişilere fonogram yapımcısı denilmektedir. Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sunulan eser işletme belgeleri, ... yetki ve lisans belgeleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı yazıları, emsal mahkeme kararları, bilirkişi kök ve ek raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu “...” isimli albümde yer alan “...” isimli icraların ... isimli dijital platformlarda güncel olarak erişilebilir durumda bulunduğu, kullanımların “...” ve “...” ibareli kullanıcı ve kanallar üzerinden gerçekleştirildiği bilirkişi incelemeleriyle tespit edilmiştir. 21.08.1996 tarihli müzik eseri işletme belgesi ve dosya kapsamındaki sair kayıtlar itibarıyla, dava konusu albümde davacının icracı sanatçı, davalı ...’nın ise fonogram yapımcısı olduğu anlaşılmıştır. Fonogram yapımcısının FSEK m.80/1-B kapsamında tespit üzerinde kendisine özgü bağlantılı hakları bulunduğu kuşkusuz ise de, bu hakların varlığı icracı sanatçının FSEK m.80/1-A.4 kapsamında sahip olduğu, tespit edilmiş icrasının gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda erişimine sunulması suretiyle umuma iletilmesine izin verme veya yasaklama hakkını ortadan kaldırmaz. Nitekim ek bilirkişi raporunda da icracı sanatçı ile fonogram yapımcısının dijital umuma iletim haklarının aynı tespit üzerinde birlikte bulunduğu, bunlardan birinin hakkının diğerini bertaraf etmediği ve gerekli izin bulunmaksızın dijital umuma iletimin hukuka uygun sayılamayacağı açıklanmıştır. Dava konusu icraların ilk tespitinin 1996 yılında gerçekleştirildiği sabittir. FSEK m.52 uyarınca mali haklara ilişkin sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve sözleşmeye konu hakların ayrı ayrı gösterilmesi geçerlilik koşuludur. Bunun yanında FSEK m.51 uyarınca, ileride çıkarılacak mevzuatla tanınması muhtemel mali hakların önceden devri mümkün değildir. Dijital ortamda kişilerin seçtikleri yer ve zamanda erişimini sağlayacak şekilde umuma iletim hakkının 2001 yılında yapılan kanun değişikliğiyle açıkça düzenlenmiş olması karşısında, 2001 yılından önceki muvafakat ve tasarrufların bu hakkı kendiliğinden kapsadığının kabulü mümkün değildir. Dosyada da davacının 2001 yılı sonrasında dava konusu icraların dijital platformlarda umuma iletilmesine ilişkin hakkını davalılara FSEK m.52 koşullarına uygun biçimde devrettiğini veya bu yönde açık bir kullanma yetkisi verdiğini gösteren yazılı bir sözleşmeye rastlanmamıştır. Bu değerlendirme, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 16.04.2026 tarihli, ... Esas ve... Karar sayılı ilamıyla da örtüşmektedir. Anılan kararda, internet üzerinden umuma iletim hakkının 2001 yılında yapılan kanun değişikliğiyle düzenlenmiş olması, mali haklara ilişkin sözleşmelerin daha önceki tarihlerde yapılmış bulunması ve FSEK m.51 hükmü birlikte değerlendirilerek, 2001 öncesi tasarrufların dijital umuma iletim hakkını kapsamayacağı kabul edilmiş ve bu nedenle ilk derece mahkemesinin tecavüzün tespiti, men’i ve ref’ine ilişkin kabul kararı yerinde görülmüştür, şeklindedir. FSEK 25. madde işaret, ses ve/ veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı başlığını taşımaktadır. 4630 sayılı kanunla 21/02/2001 tarihinde kabul edilmiştir. Bu hükme göre, telli-telsiz uydu kablolu araçlarla veya radyo televizyonla yayınlar, dijital iletim ve sair ses, görüntü nakli yapan araçlarla yayın konusunda münhasır hak eser sahibinindir. Bilindiği üzere çağın ve toplumsal alışkanlıkların değişmesi ile 2001 yılında hükmün kapsamı genişletilmiş ve düzenlenmiştir. Buna göre, internet ortamında ve dijital gereçlerle dağıtım kendine özgü yeni bir hak tasarruf alanıdır. Müzik eserlerinin internet üzerinden umuma iletimine ilişkin mali hakkın 5846 sayılı FSEK’in 25. maddesinde 2001 yılında yapılan değişiklikle ihdas edilmiş olması, mali hakların devrine ilişkin sözleşmenin ve davacı yanca verilen muvafakatin değişiklikten önceki tarihlerde gerçekleşmesi ve FSEK’in 51. maddesinin, ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına müteallik sözleşmelerin batıl olduğuna ilişkin hükmü bir arada gözetilmesi gerekir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ... E., ...K.) 5846 sayılı yasının 80. Maddesinde "Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra aşağıda belirtilen haklara sahiptir." şeklindeki hüküm ile fonogram yapımcısının haklarının doğumu "icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devralmaya" bağlanmıştır. FSEK m. 80/I/B'de "bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcılarının eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra (...) haklara sahip olacağı belirtilmiş olup, takiben (1) numaralı bendinde "eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitten söz ettiğinden, Türk Hukuku'nda ilk tespitten doğan hakların kullanılabilmesi için; hem eser sahibinden hem de icracı sanatçıdan "mali hakları kullanma yetkisinin" devralınmış olması gerekir. Maddede mali hakları kullanma yetkisi ruhsat, lisans anlamında kullanılmıştır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi ... E., ... K.) Davalılarca davacının ... üyesi olduğu ve verdiği yetki belgesi ile dijital umuma iletim haklarının kullanım yetkisini meslek birliğine bıraktığı, ayrıca ... ile ... arasında dijital alan lisans sözleşmesi bulunduğu savunulmuş ise de, bu husus davacının eldeki davadaki aktif sıfatını ortadan kaldıracak nitelikte görülmemiştir. Yetki belgesi hak sahibinin mali hakkından tamamen feragat ettiği veya hakkını tasarrufi şekilde elinden çıkardığı bir işlem olmayıp, esas itibarıyla hakkın yönetimi, takibi ve tahsiline yönelik yetkilendirme niteliğindedir. Nitekim ... yetki belgesinde fonogram yapımcılarının icracı sanatçıdan FSEK’e uygun yazılı izin alma yükümlülüğünün devam ettiği ve icracı sanatçının fonogram yapımcılarına karşı tecavüzün tespiti, men’i, ref’i ve tazminat davalarının yetki belgesi kapsamında bulunmadığı açıkça düzenlenmiştir. Kaldı ki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi de yukarıda anılan ... sayılı kararında, meslek birliğine verilen yetkinin hak sahibinin hakkının özünü ortadan kaldırmadığını, meslek birliği üyesi olan icracı sanatçının kendi icrasına yönelik izinsiz kullanımlara karşı dava açma hakkının devam ettiğini ve üyelik nedeniyle aktif husumet ehliyetinin sona ermeyeceğini açıkça kabul etmiştir. ... ile Tempa arasındaki dijital alan lisans sözleşmesinde, ... üyelerinin icralarının sözleşme süresince ve belirtilen kullanım biçimleriyle sınırlı olarak basit ruhsat çerçevesinde kullanılabileceğine ilişkin hükümler bulunmakta ise de, bu sözleşmenin davacının icracı sanatçı sıfatıyla sahip olduğu hakkın özünü ortadan kaldırdığı veya davalıların dava konusu 1996 tarihli icralar bakımından FSEK m.52 anlamında davacıdan doğrudan ve açık bir dijital umuma iletim yetkisi aldığını gösterdiği kabul edilemez. Özellikle ...’in kendi yetki belgesinde yapımcıların icracı sanatçıdan yazılı izin alma yükümlülüğünün saklı tutulmuş olması karşısında, anılan basit ruhsatın davacının FSEK m.80/1-A.4’ten doğan hakkını tümüyle bertaraf eden bir tasarruf olarak yorumlanması mümkün görülmemiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğünün dosyaya sunulan yazısında meslek birliği yetki belgesinin dijital kullanımları kapsadığı ve lisans alan fonogram yapımcısının yeniden icracı sanatçı izni almaksızın kullanıma devam edebileceği yönünde değerlendirme bulunmakta ise de, söz konusu görüş uyuşmazlığın çözümü bakımından mahkemeyi bağlayan bir yargı kararı niteliğinde değildir. Somut olayda FSEK m.51, 52 ve 80 hükümleri, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin özellikleri, ... yetki belgesinin açık hükümleri ve aynı hukuki konuda verilmiş bulunan İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesinin güncel kararı birlikte değerlendirilmiş ve idari görüşe üstünlük tanınmasını gerektiren bir neden bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Davalıların, davacının uzun süre sessiz kalmak suretiyle dava açma hakkını kaybettiği yönündeki savunmalarına gelince; sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilebilmesi için yalnızca zamanın geçmesi yeterli olmayıp, hak sahibinin ihlali bildiği halde uzun süre hareketsiz kalması sonucunda karşı tarafta bundan sonra hakkın ileri sürülmeyeceğine ilişkin korunmaya değer ve haklı bir güven oluşturmuş olması gerekir. Somut dosyada davacının dava konusu belirli dijital kullanımları hangi tarihten itibaren bildiğini, davalılarda dava açılmayacağı yönünde somut bir güven yarattığını ve davalıların bu güvene dayanarak hukuki durumlarını geri dönülemez biçimde değiştirdiklerini ortaya koyan yeterli delil bulunmamaktadır. Üstelik dava konusu dijital umuma iletim eylemleri bilirkişi incelemesi tarihinde dahi devam etmektedir. Bu nedenle, salt aradan uzun zaman geçtiği olgusuna dayanılarak devam eden bir tecavüze karşı men ve ref taleplerinin TMK m.2 kapsamında tümüyle etkisiz kılınması yerinde görülmemiştir. Bu itibarla; bilirkişi raporlarındaki teknik tespitlerin dosya kapsamıyla uyumlu, denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli olduğu; davacının dava konusu icralarda icracı sanatçı sıfatının bulunduğu; davalıların ilgili icraları dijital platformlarda umuma ilettiği; davalıların fonogram yapımcılığından kaynaklanan haklarının bulunmasının davacının bağımsız bağlantılı hakkını ortadan kaldırmadığı; 2001 sonrasında davacıdan alınmış, dava konusu dijital umuma iletimi açıkça kapsayan ve FSEK m.52 koşullarını taşıyan bir yetkilendirmenin dosyada kanıtlanamadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, davalıların dava konusu" ..." isimli albüm ve albümde yer alan dava konusu icraları dijital müzik platformlarında davacının FSEK’ten doğan icracı sanatçı haklarını ihlal edecek biçimde kullanmalarının tecavüz teşkil ettiği kanaatine varılarak, davanın kabulü ile tecavüzün tespitine, men’ine ve ref’ine; dava konusu icraların davalılar tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına ve önlenmesine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca Fer’î müdahale talebinde bulunan ...’nin talebi yönünden yapılan değerlendirmede; 6100 sayılı HMK’nın 66. maddesi uyarınca üçüncü kişinin, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla tahkikat sona erinceye kadar fer’î müdahil olarak davada yer alabileceği, bunun için müdahale isteyenin görülmekte olan davada verilecek hüküm nedeniyle hukuki durumunun doğrudan veya dolaylı biçimde etkilenebilecek nitelikte somut bir hukuki yararının bulunması gerektiği kabul edilmiştir. ... tarafından sunulan müdahale dilekçesinde; dava konusu “...” isimli musiki eserlerin ... repertuvarında bulunduğu, bu eserlerin sahiplerinden alınan yetki belgeleri uyarınca eser sahiplerinin FSEK’ten doğan mali haklarının takip ve tahsil edildiği ve dava sonucunun lisanslama faaliyetlerini etkileyebileceği ileri sürülerek fer’î müdahale talebinde bulunulmuştur. Ne var ki eldeki davanın konusu, dava konusu musiki eserlerin eser sahipliğinden kaynaklanan mali haklarının kime ait olduğu veya FSEK m.25 kapsamında eser sahiplerinin umuma iletim haklarının ihlal edilip edilmediği olmayıp, davacı ...’ın dava konusu kayıtlar üzerindeki icracı sanatçı sıfatından doğan ve FSEK m.80/1-A kapsamında korunan bağlantılı haklarının, davalıların söz konusu icraları dijital müzik platformlarında kullanmaları suretiyle ihlal edilip edilmediğinin tespitine ilişkin olduğu anlaşılmakla feri müdahil talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere, 1-Davanın KABULÜ ile, Davalının eyleminin, davacının FSEK ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine; Dava konusu ... isimli albümün, albümdeki "... " isimli icraların (şarkıların); ... isimli albümün, albümdeki icraların (şarkıların); davalılar tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 732,00-TL karar harcından peşin olarak yatırılan 179,90-TL'nin mahsubu ile kalan 552,10-TL bakiye karar harcının davalılardan müşterek müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına hesap olunan 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müşterek müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan toplam 359,80-TL harcın (peşin+başvuru) davalılardan müşterek müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 7.500,00-TL bilirkişi ücreti ve 2.517,25 TL posta gideri toplam 10.017,25-TL olmak üzere yargılama giderinin davalılardan müşterek müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair davacı vekili ve davalılar ve Feri müdahil Müyap vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/06/2026
Katip ¸
Hakim ¸