Danıştay · 8. Daire
Danıştay 8. Daire 2024/6596 E. 2025/7884 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 8. Daire
- Esas No
- 2024/6596
- Karar No
- 2025/7884
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/6596 Karar No : 2025/7884
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ... Turizm Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, adına kayıtlı ... plakalı araçla ilgili belediyeden çalışma ruhsatı/izni almaksızın belediye sınırları dahilinde ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapıldığından bahisle, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek 2/3-(a) maddesi uyarınca anılan aracın trafikten 60 gün süre ile men edilmesine ilişkin ... tarihli ve ... sayılı Antalya Valiliği işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlık konusu olayda, davalı idarece yapılan denetimde ... plakalı aracın durdurulduğu ve araç ruhsatının davacı şirkete ait olduğunun tespit edildiği, davacı şirketten aracı kiralayan ... tarafından davacı şirkete ait araç ile ilgili belediyeden çalışma ruhsatı/izni almaksızın belediye sınırları dahilinde ücret karşılığı yolcu taşımacılığı yapıldığına ilişkin olarak 07/01/2024 tarihli tutanağın tanzim edildiğinin görüldüğü, bu durumda, davacı şirket tarafından her ne kadar aracın dava dışı aracı kiralayan tarafından kullanıldığı, davacı şirketinin dava dışı araç sürücüsünün eylemlerinden haberdar olmadığı, dolayısıyla davacı şirkete sorumluluk yüklenemeyeceği ileri sürülmüş ise de, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nunda "İşleteni veya sahibi, sürücüsünün kendisi olup olmadığına bakılmaksızın aracın bu maddenin üçüncü fıkrasına aykırı olarak kullanılmaması hususunda gerekli tedbirleri almak ve denetimini yapmakla yükümlüdür..'' hükmünün yer aldığı ve söz konusu araç ile ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapıldığının sabit olması karşısında, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı şirket tarafından, aracı kiraladıkları sürücünün eylemlerinden sorumlu tutulamayacakları, dava konusu trafikten men işleminin cezaların şahsiliği ilkesine, hukuka ve usule aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 22/10/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY : (X)- Dava, davacı şirket tarafından, adına kayıtlı ... plakalı araçla ilgili belediyeden çalışma ruhsatı/izni almaksızın belediye sınırları dahilinde ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapıldığından bahisle, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek 2/3-(a) maddesi uyarınca anılan aracın trafikten 60 gün süre ile men edilmesine ilişkin ... tarihli ve ... sayılı Antalya Valiliği işleminin iptali istemiyle açılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 38. maddesinin 7. fıkrasında ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 20. maddesinde kurala bağlanan, ''ceza sorumluluğunun şahsiliği'' ilkesi, herkesin kendi fiilinden sorumlu tutulmasını, cezanın yalnız, suça iştirak edenlere verilmesini, suça katkısı bulunmayanlara ceza sorumluluğu yükletilemeyeceğini; hiç kimsenin işlemediği bir suçtan dolayı sorumlu tutulamayacağını, bir başkasının işlediği suçun, suçu işlemeyenlere sirayet ettirilemeyeceğini ifade etmektedir. Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, 28/12/2023 tarihinde, araç kiralama işi yapan davacı şirket ile dava konusu aracın denetim anındaki sürücüsü olan ... arasında ... plakalı aracın kiralanması hususunda araç kiralama sözleşmesi düzenlendiği, ... tarafından kiralanan davacı şirkete ait araca dair davalı idare ekiplerince 07/01/2024 tarihinde yapılan denetimde ilgili belediyeden çalışma izni/ruhsatı olmaksızın yolcu taşımacılığı yapıldığı hususunun tutanak ile tespit edildiği, araç sürücüsü ve yolcunun bu yönde beyan ve imzaları bulunduğundan bahisle dava konusu işlemin tesis edildiği görülmektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükmü ve dosyada yer alan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, davacı şirketin aracını kiraya verirken hangi amaçla kullanılacağını bilemeyeceği ve işlemediği bir fiilden dolayı araç sahibine yaptırım uygulanmasının cezaların şahsiliği ilkesine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle; davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun reddine ilişkin kararın bozulması gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.