Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2023/11238 E. 2025/15874 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2023/11238
- Karar No
- 2025/15874
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/11238 Karar No : 2025/15874
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken, 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; dava konusu işlemde, davacının Bankasya'da ... müşteri numaralı hesabının bulunduğu, bahse konu hesap bakiyesi 31.12.2013 tarihinde 250.00-TL iken; mezkur hesaba 09/05/2014 tarihinde 5.150,00-TL para yatırdığı ve aynı hesaba muhtelif tutarlarda para girişi olduğu, 01/08/2014 tarihinde 830,00-TL tutarlı katılım hesabı açtığı, ayrıca davacının Türkiye Vakıflar Bankası'ndan 07/05/2014 tarihinde 14.500,00-TL tüketici kredisi kullandığı, kredi kullanım tarihinde Bankasya hesabına 14.405,00-TL para yatırdığı tesbitlerine yer verilerek, tesbitlerin adı geçen örgüt ile irtibat iltisak nedeni kabul edilerek davacının kamu görevine iadesi talebinin reddine karar verildiği, yapılan incelemede, davacının 2012-2014 yılları ve arasında Bankasyada gişe memuru olarak çalıştığı, Bankasya hesabının maaş hesabı olarak açılıp kullanıldığı, hesapta maaş ödemeleri ve kredi kartı ödemlerinin bulunduğu, 2013 yılı Şubat ayı ile 2016 yılı Temmuz ayları arasında ay sonu hesap bakiyelerinin 0 ila 100,00- TL arasında seyrettiği ancak davacı tarafından 07/05/2014 tarihinde Vakıfbanktan 15.000,00-TL kredi çekildiği, çekilen bu kredinin aynı tarihte 14.405,00-TL olarak Bankasya hesabına yatırıldığı, aynı ay içerisinde paranın bir kısmı harcanarak 2014/Mayıs ayı aysonu bakiyesinin 11.572,00- TL olarak kaldığı, davacı tarafından 15/06/2014 tarihinde yapılacak düğün organizasyonu için 8.000,00-TL bedelli düğün sözleşmesinin dosyaya ibraz edildiği, Bankasya'da bulunan paranın yapılan harcama ile 2014/Ağustos ayında sıfırlandığı, nüfus kaydına göre davacının 10/06/2014 tarihinde evlendiği, aynı süreçte hesapta otel ödemesi yapıldığının görüldüğü anlaşıldığından, davacının yapacağı düğün masrafları için başka bankadan kredi çekerek bu parayı Bankasyaya yatırdığı, yatırılan paranın davacının evlendiği tarih olan 10/06/2014 tarihi öncesi ve hemen ertesinde kısa süre içerisinde harcanılarak kullanıldığı, bu kısa süre içerisinde de paranın Dolar ve Katılım Hesabı açılarak değerlndirilmeye çalışıldığı, paranın Bankasyada tutulmadığı, hesaptaki diğer işlemlerin de maaş ödemesi ve kredi kartı ödemesi olduğu, davacının örgüt liderinin talimatı ile uyumlu Bankasyada mevduat ya da hesap artırımından söz edilemeyeceği, davacının kamu görevine geçmek için sınavlara girdiği Bankasya ile çalışma ilişkisini daha sonra kredi taksidi ödeme ilişkisi olarak sürdürmemek için Vakıfbanktan düğün için kredi çektiği, kendisinin kolayca harcaması ve havale masrafı vb. ödememek için parayı hesabına aktardığı iddiasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, sonuçta davacının Bankasya hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemleri kapsamında kaldığı ve örgüt talimatı ile uyumlu olduğundan söz edilemeyeceği anlaşılmakla, bankasyadaki hesap hareketliliğinin davacının FETÖ/PDY ile iltisak veya irtibatına delil oluşturamacayağı sonucuna varıldığı, öte yandan, davacı tarafından, düğünde biriken altın ve takıların parasını eşinin KuveyTurk hesabına 27/06/2014 tarihinde 26.800,00-TL olarak yatırıldığına dair sunulan hesap ekstresi de yukarıda yapılan değerlendirmeyi desteklediği, davacının, yasal izinle faaliyet gösteren ve eğitim durumu ile ilgili bir şirkette çalışması, ekonomik ve geçim endişeleri nedenine dayalı olabileceği, bu durumun örgütle irtibat ve iltisakı gösteren diğer deliler olmadan başlı başına irtibat ve iltisakı nedeni olamayacağı, davalı İdare tarafından gönderilen özet bilgide; yapılan saha araştırmasında davacının yüksek ihtimalle PDY ile iltisaklı olabileceği, Bankasya'da çalışma bilgisinin bulunduğu, referansının bu banka çalışanı olduğu bilgisine yer verilmiş ve yine vergi müfettiş yardımcısı olarak görev yapan davacı ile ilgili olarak Vergi Denetim Başkanlığının ... tarih ve E... sayılı yazısında "Başkanlıklarında herhangibir bilgi belge olmaması nedeni ile ara kararda belirtilen iddialara ilişkin görüşümüz bulunmamaktadır" şeklindeki yazı Mahkememize gönderildiği görüldüğünden dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından temin edilen bilgjlere göre; davacının FETÖ/PDY ile irtibatı nedeniyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen Asya Katılım Bankası A.Ş'de 12/11/2012-29/08/2014 tarihleri arasında çalışma kaydının bulunduğu ve 10/09/2014 tarihinde kamu görevine başladığı tespit edildiği, TMSF 'den temin edilen bilgilere göre; davacının FETÖ/PDY ile iltisaklı Bankasya'da ... müşteri numaralı hesabının bulunduğu, bahse konu hesap bakiyesi 31.12.2013 tarihinde 250.00-TL iken; mezkur hesaba 09/05/2014 tarihinde 5.150,00-TL para yatırdığı ve aynı hesaba muhtelif tutarlarda para girişi olduğu, 01/08/2014 tarihinde 830,00-TL tutarlı 31 günlük katılım hesabı açtığı, ayrıca davacının görev yaptığı banka yerine Türkiye Vakıflar Bankası'ndan 07/05/2014 tarihinde 14.500,00-TL tüketici kredisi kullandığı, aynı tarihte Bankasya hesabına 14.405,00-TL para yatırdığı tespit edildiği, davalı idarenin savunması dosyaya sunduğu özet bilgi tablosu ekinde davacı hakkında yapılan saha araştırmasında; davacının yüksek ihtimalle PDY ile iltisaklı olabileceği, 2012-2014 yılları arasında Bankasya da çalıştığı , referans ( H.K)'nın Bankasya çalışanı olduğu, GİB verisine göre babasının 566,66 TL kardeşinin 85,5TL NT kırtasiye harcaması yaptığı, babasının 2013 yılında Işık Sigortaya 23,94TL belirtilmiş, özel eğitim kurumlarına 1789,97 TL ödeme yaptığı yönünde tespitler bulunduğu, davacının Maliye Bakanlığına ve Eskişehir Valiliğine verdiği, dilekçelerde bu kurumun ( Bankasya ) çalışanı olduğu halde banka ile ilkişkisinin devam etmesini istemediği için Vakıfbanktan 15.000 TL kredi çektiğini, diğer birikmelerini ise eşinin Kuveyt Türk hesabında değerlendirdiklerini beyan ettiği görülmüş olup, indirimli olduğu halde Bankasyadan kredi kullanması mahzurlu gören davacının başka bankadan daha yüksek faizle kredi kullanıp ( Bu parayı , eşinin Kuveytürk hesabında tutma imkanı olduğu halde ) mahzurlu gördüğü Bankasyaya yatırdığına ilişkin beyanının kendi içinde tutarlı olmadığı gibi ekonomik gerçeklerle de örtüşmediği sonucuna ulaşıldığı, öte yandan, davacı tarafından kredi çekme nedenine ilişkin olarak dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan düğün sözleşmesinin düzenleme tarihinin 13/11/2014, düğün tarihinin ise 15/06/2014 tarihi olduğu ddolayısıyla sözleşmenin sonradan düzenlendiği de görüldüğünden, davacının başvurusunun reddine ilişkin OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; Anayasa'nın 129. maddesine açıkça aykırı olarak, savunma hakkı tanınmadan, soruşturma yapılmadan, adil bir disiplin süreci işletilmeden, adil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkı tanınmadan, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını gösteren somut delil ortaya konulmadan KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı, hiçbir yargısal güvence sunulmadan tamamen keyfi olarak ve sivil ölüme yol açan bir ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğu, OHAL KHK'sı ile kesin ve yürütülebilir bireysel işlem tesis edildiği, kamu görevinden çıkarılma işleminde Anayasa ve kanunlarda belirtilen usul ve esaslara uyulmadığı iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyize konu İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. 01/09/2016 tarih ve 29818 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler'' başlıklı 2. maddesinde, ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (Anayasa Mahkemesi'nin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, b) Ekli (2) sayılı listede yer alan kişiler Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından, c) Ekli (3) sayılı listede yer alan kişiler Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından, ç) Ekli (4) sayılı listede yer alan kişiler Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatından, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.'' hükmüne yer verilmiştir. Davacı, davalı idare bünyesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken, 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmıştır. Göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvuru, Komisyonun ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Anayasa Mahkemesi anılan kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Temyize konu kararda yer alan davacı hakkındaki tespit ve değerlendirmeler incelendiğinde;
a) Davacının Bank Asya hesabı ile ilgili olarak; Davacının 2012-2014 yılları ve arasında Bankasyada gişe memuru olarak çalıştığı, Bankasya hesabının maaş hesabı olarak açılıp kullanıldığı, hesapta maaş ödemeleri ve kredi kartı ödemlerinin bulunduğu, 2013 yılı Şubat ayı ile 2016 yılı Temmuz ayları arasında ay sonu hesap bakiyelerinin 0 ila 100,00- TL arasında seyrettiği ancak davacı tarafından 07/05/2014 tarihinde Vakıfbanktan 15.000,00-TL kredi çekildiği, çekilen bu kredinin aynı tarihte 14.405,00-TL olarak Bankasya hesabına yatırıldığı, aynı ay içerisinde paranın bir kısmı harcanarak 2014/Mayıs ayı aysonu bakiyesinin 11.572,00- TL olarak kaldığı, davacı tarafından 15/06/2014 tarihinde yapılacak düğün organizasyonu için 8.000,00-TL bedelli düğün sözleşmesinin dosyaya ibraz edildiği, Bankasya'da bulunan paranın yapılan harcama ile 2014/Ağustos ayında sıfırlandığı, nüfus kaydına göre davacının 10/06/2014 tarihinde evlendiği, aynı süreçte hesapta otel ödemesi yapıldığının görüldüğü anlaşıldığından, davacının yapacağı düğün masrafları için başka bankadan kredi çekerek bu parayı Bankasyaya yatırdığı, yatırılan paranın davacının evlendiği tarih olan 10/06/2014 tarihi öncesi ve hemen ertesinde kısa süre içerisinde harcanılarak kullanıldığı, bu kısa süre içerisinde de paranın Dolar ve Katılım Hesabı açılarak değerlndirilmeye çalışıldığı, paranın Bankasyada tutulmadığı, hesaptaki diğer işlemlerin de maaş ödemesi ve kredi kartı ödemesi olduğu anlaşılmıştır. FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen Banka'nın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, gerek birkısım malvarlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kar amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına para yatırılmış, katılım hesapları açılmış, döviz ve altın alım-satımı gibi işlemler yapılmıştır. Bu kapsamda, FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönemdeki hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatıyla uyumluluk arz edip etmediğine yönelik bir inceleme yapılması gerekmektedir. Bu itibarla, davacı adına açılmış olan Bank Asya hesabında gerçekleştirilen işlemlerin olağan bankacılık işlemleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. b) Dava dosyasına sunulan diğer tespitler ile ilgili olarak; Davacının FETÖ/PDY ile irtibatı nedeniyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen Asya Katılım Bankası A.Ş'de 12/11/2012-29/08/2014 tarihleri arasında çalışma kaydının bulunduğu yönündeki tespitin, davacının FETÖ/PDY ile bağlantısı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediği görüldüğünden, salt bu haliyle davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda, yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 30/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.