Danıştay · 13. Daire
Danıştay 13. Daire 2025/429 E. 2025/1928 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 13. Daire
- Esas No
- 2025/429
- Karar No
- 2025/1928
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2025/429 Karar No:2025/1928
TEMYİZ EDENLER : 1. (DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ...
2. (DAVALI) ... Defterdarlığı (... Vergi Dairesi Başkanlığı) VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararıyla verilen 57.156,00-TL, ... tarih ve ... sayılı kararıyla verilen 125.516,00-TL idari para cezalarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un Mükerrer 35. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı 182.672,00-TL tutarlı ödeme emrinin iptali ile davacıdan tahsil edilen 126.971,49-TL'nin yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının, şirket ana sözleşmesinin 10. maddesi uyarınca limited şirketin tek başına imza yetkisine sahip müdürü olarak kanuni temsilcisi olduğu, bu durumun, 22/09/2005 tarihinden itibaren beş yıl süreyle tescil ve ilan edildiği, şirkete, davacının kanuni temsilcisi olduğu dönemde ödeme emrine konu idari para cezalarının verildiği, bunlardan ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle şirket tarafından açılan davanın Danıştay Onüçüncü Dairesinin 12/11/2008 tarih ve E:2007/373, K:2008/7226 sayılı kararıyla reddedildiği, bu kararın 2011 yılında kesinleştiği, ancak bu aşamada şirketin %25 hissesine sahip paydaşın açtığı dava sonunda ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla şirketin feshine karar verildiği ve tasfiyesi için dava dışı gerçek kişinin tasfiye memuru olarak atandığı, bu kararın 03/06/2008 tarihinde kesinleştiği, şirketin feshi ile tasfiyesi ve tasfiye memurunun atandığının 18/07/2013 tarih ve 8366 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği, tasfiye halinde şirket adına düzenlenen ve 125.516,00-TL idari para cezasının tahsiline yönelik ödeme emrinin, feshedilmiş şirketin %75 hissesine sahip paydaşın vekiline 07/06/2011 tarihinde tahsil dairesinde tebliğ edildiği, 57.156,00-TL idari para cezasının tahsili için borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin ise, 25/09/2013 tarihinde tasfiye memurunun tebliği almaktan kaçınması nedeniyle tebliğ evrakının önüne bırakılması ve bu durumun o yer mahalle muhtarı önünde tespiti ve imzasıyla tebliğ edilebildiği, tasfiye halinde şirketin vergi borçlarının 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığı, idari para cezası borçlarının ise yapılandırmanın kapsamı dışında kaldığı ve mal varlığının olmadığının tahsil dairesinin 23/05/2013 tarihli bilgi notuyla ortaya konulduğu, şirket müdürü (kanuni temsilci) davacı adına 21/07/2017 tarihli dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği; Bu itibarla, asıl borçlu şirketin kesinleşip, ödenmeyen ve mal varlığından tahsil olanağı kalmayan idari para cezası alacağının, şirket müdürü (kanuni temsilci) davacıdan tahsili için ödeme emri düzenlenmesinin 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesine uygun olduğundan tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, Dairemizin 27/05/2024 tarih ve E:2020/931, K:2024/2374 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinde, davacının ihlallerinin tespit edildiği 2005 yılında 285.784,00-TL, 2006 yılında 313.790,00-TL ceza miktarı olmasına karşın, 08/02/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun'la yeniden yapılan düzenleme sonucu ceza miktarının 250.000,00-TL olarak belirlendiği, idari para cezasının hukuki anlamda kesinleşmesinden veya tahsil edilmesinden önce ceza miktarına yönelik mevzuatta bir değişiklik olması durumunda, idari para cezasının iptali gerekmemekle birlikte tahsil aşamasının lehe düzenlemeye uygun olarak yapılması gerektiği, bu itibarla, ilk ihlalin tespit edildiği tarih itibarıyla davacıya 285.784,00-TL'nin 1/5'i oranında 57.156,00-TL ve ikinci ihlalin tespit edildiği tarih itibarıyla 313.790,00-TL'nin 1/5'i oranı ve tekerrür hükümleri dikkate alınarak 125.516,00-TL idari para cezası verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, idari para cezasının tahsili aşamasında ceza miktarının 250.000,00-TL olarak belirlendiği ve bu miktarların ilk tespit açısından 1/5'i oranındaki 50.000,00-TL ve ikinci tespit açısından tekerrür nedeniyle (50.000,00-TLx2)100.000,00-TL olmak üzere toplam 150.000,00-TL'nin tahsili için ödeme emri düzenlenebileceği anlaşıldığından, dava konusu ödeme emrinin 150.000,00-TL'lik kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, bu miktarı aşan 32.672,00-TL'lik kısmında ise hukuka uygunluk bulunmadığından bu kısım yönünden dava konusu ödeme emrinin iptaline ve ödenen 32.672,00-TL'nin dava tarihi olan 02/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun 150.000,00-TL'lik kısım yönünden reddine; 32.672,00-TL'lik kısım yönünden kabulüne, dava konusu işlemin 32.672,00-TL'lik kısmının iptaline, İdare Mahkemesi kararının bu kısmının kaldırılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu ödeme emrinin Ocak 2006-Aralık 2006 ve Ocak 2008-Aralık 2008 dönemlerine ait kısmının zamanaşımına uğradığı, ödeme emrinin dayanağı tarhiyat ve idari para cezalarının 213 sayılı Vergi Usul Kanununa uygun olarak tarafına tebliğ edilmediği, usulsüz tebligat nedeniyle tahakkuk aşaması gerçekleşmeyen bahse konu alacakların tahsili için düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinin hukuka aykırı olduğu, kaldı ki takibi yapılan kamu alacağının asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrine ilişkin tebligat incelendiğinde, anılan ödeme emrinin şirket ortağının vekil tayin ettiği kişiye tebliğ edilmesinin 213 sayılı Kanun'a aykırı olduğu, yargı kararına istinaden tasfiye memuru olarak atanan E.D.'nin atanmasına ilişkin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilanından önceki dönemlere ait amme alacaklarının tasfiye memuruna tebliğinin de usulsüz olduğu dikkate alındığında, usule uygun tebliğ edilmeyen asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ödeme emri nedeniyle ortada kesinleşmiş bir amme alacağının bulunmadığı, öte yandan, asıl borçlu şirkette hiçbir zaman hisse sahibi olmadığı, şirket müdürlüğünün 22/09/2005 - 31/03/2008 tarihleri arasındaki dönemi kapsadığı, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiği ve tasfiye memuru olarak E.D.'nin atandığı, şirkete tasfiye memuru atanması ile birlikte şirket müdürlüğü görevinin sona erdiği, 31/03/2008 tarihinden itibaren şirketin temsiline ve ilzamına ilişkin tüm yetkilerin tasfiye memuruna geçtiği, davalı kurumun kamu alacağını öncelikle şirketten tahsil etmesi, bunun mümkün olmaması halinde ise payları oranında ortaklardan tahsil cihetine gitmesi gerekirken bu usule uyulmaksızın ortak olmayan ve 31/03/2008 tarihi itibarıyla şirket müdürü yetkileri bulunmayan şahsından bahse konu alacağın tahsil edilmeye çalışılmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, dava konusu amme alacağının tahsili için öncelikle asıl borçlu şirkete tebliğ yapılarak tahsili yoluna gidildiği, dava konusu ödeme emrinin dayanağı idari para cezalarının davacının asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olduğu dönemler için kesildiği, ilgili mevzuatta kamu alacaklısına karşı sorumlulukları açısından şirket ortakları ve müdürler arasında, farklı bir takip sıralamasının öngörülmediği, diğer bir ifade ile ortakların da kanuni temsilci olan müdürlerin de, şirketten tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu borçlarından dolayı ikinci derecede ve aralarında bir takip sıralaması/kademe olmaksızın aynı zamanda ve birinci sırada sorumlu olduğu, kesinleşen kamu alacağının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davacı ve davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: 03/07/2024 tarih ve 32591 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 161 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 18. maddesiyle, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Onikinci Bölümü'ne eklenen Geçici 2. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde, bu maddenin yürürlüğe girdiği 01/09/2024 tarihi itibarıyla vergi dairesi başkanlıklarının, bulundukları ilin adı ile Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı defterdarlık olarak görevlerine devam edeceği kuralına yer verildiğinden kapatılan Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı yerine Bursa Defterdarlığının hasım mevkiinde olduğu görülerek dosyanın incelenmesine geçildi.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge İdare Mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır. Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin kısmen iptali, kısmen istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın taraflara iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 14/05/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.