Danıştay · 10. Daire

Danıştay 10. Daire 2022/5640 E. 2025/5000 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2022/5640
Karar No
2025/5000
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/5640 Karar No : 2025/5000

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...'e velayeten kendilerine asaleten ... ve ... 2- ... 3- ... 4- ... VEKİLLERİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine ilişkin kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, ... Polis Merkezinde görevli polis memuru ...'ın, 23/05/2017 tarihinde ... plakalı araca arkadan ateş etmesi sonucunda araç içerisinde olan yakınları ...'in vurulması neticesinde hayatını kaybetmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek müteveffanın babası ... için 5.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 99.538,44 TL) maddi, 150.000,00 TL manevi, annesi ... için 5.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 210.241,12 TL) maddi, 150.000,00 TL manevi, kardeşleri ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 75.000 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu olaya ilişkin ... Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen ceza soruşturması neticesinde polis memuru ... hakkında "olası kasıtla öldürme" suçu kapsamında ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin ... tarih ve K:... sayılı kararıyla polis memuru ...'ın ...'e ve diğer maktule ateş ederek öldürmesi nedeniyle 16 yıl, 8 ay hapis cezası verildiği, olaya ilişkin olarak adli makamlarca tahkikat başlatılması üzerine polis memuru ... hakkında "Silahla dikkatsizlik, tedbirsizlik veya ihmal sonucu ölüme sebebiyet vermek ya da bu fiilin başkaları tarafından işlenmesine neden olmak" iddiasıyla başlatılan disiplin soruşturması neticesinde, polis memurunun İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunun 8/5-ç-1 maddesi hükmü uyarınca "24 ay uzun süreli durdurma" cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de geçmiş hizmetleri olumlu olduğundan aynı Kanunun 7/2. maddesinin tatbikiyle bir alt ceza olan “10 ay kısa süreli durdurma” cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olması bir bütün olarak değerlendirildiğinde uyuşmazlık konusu olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle davacıların maddi ve manevi zararlarının tazmini gerektiği sonucuna varıldığı, davacıların destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi zararlarının belirlenebilmesi için dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda, müteveffanın annesi ... için 210.241,12 TL, babası ... için 99.538,44 TL maddi zararının belirlendiği, bilirkişi raporu hükme esas alınabilecek nitelikte bulunarak ve davacılar tarafından verilen miktar artırım dilekçesi gözetilerek davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüyle ... için 99.538,44 TL maddi tazminatın 5.000,00 TL'sine davalı idareye başvuru tarihinden 94.538,44 TL'sine miktar artırım tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, ... için 210.241,12 TL maddi tazminatın 5.000,00 TL'sine idareye başvuru tarihinden, 205.241,12 TL'sine miktar artırım tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, dava konusu olayın oluş şekli ve niteliği gözetilerek takdiren, anne ... ve baba ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL, kardeşler ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 25.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacı tarafça, 05/03/2020 tarihli dilekçe ile maddi tazminat miktarının artırıldığı, anılan dilekçenin davalı idareye 02/11/2021 tarihinde tebliğ edildiği, bakılan davada artırılan tazminat miktarı bakımından, idarenin temerrüde düştüğü tarihin miktar artırım dilekçesinin idareye tebliğ tarihi olup artırılan tazminat miktarlarına bu tarihten itibaren faiz işletilmesi gerektiği belirtilerek İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1-a ve 1-b fıkralarında yer alan "ıslah tarihi olan 05/03/2020 tarihinden itibaren" ibarelerinin "ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 02/11/2021 tarihinden itibaren" şeklinde düzeltilmesi suretiyle taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, müteveffanın SGK Hizmet Kayıt belgesinden de anlaşılacağı üzere asgari ücretin üzerinde bir geliri olduğu, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde destekten yoksun kalma zararlarının asgari ücret üzerinden yaptırılmasının kabul edilemez olduğu, hükmedilen maddi tazminatın tümüne idareye başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği, yaşanan olay karşısında takdir edilen manevi tazminat tutarlarının yetersiz kaldığı ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, dava konusu olayda idarelerinin hizmet kusuru bulunmadığı, üçüncü kişilerin suç sayılan fiillerinin söz konusu olduğu, bu nedenle suç teşkil eden kişisel kusurları nedeniyle adli yargı yerinde sorumlu kişiye karşı dava açılması gerektiği, hükmedilen manevi tazminat tutarlarının yüksek olduğu ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davacılar tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup; davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; ... Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı üzerine ... İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği görevlilerince 21/05/2017 tarihinde fuhuş suçundan soruşturma başlatıldığı, fuhuş suçunun mağdurlarından olan M.A. ile arkadaşı O.Y. isimli yabancı uyruklu şahısların bu soruşturma nedeniyle ifadesi alınarak İl Göç İdaresine teslimine ilişkin karar verildiği, M.A. ile arkadaşı O.Y. isimli yabancı uyruklu şahıs ile birlikte doktor raporunun alınması için saat 09:30 sıralarında ekip arabasıyla Pendik Devlet Hastanesine götürüldüğü, raporlarının alınmasından sonra şahısların İl Göç İdaresine götürülmek istendiği ancak şahısların kendilerini İl Göç İdaresine götürecek olan araca binmek istemedikleri, bu nedenle tekrar ekip aracına bindirilerek Pendik ... Polis Merkezi Amirliğine getirilmek istendiği, aracı adı geçen polis merkezi amirliğinde polis memuru olarak görev yapan ...'ın kullandığı, ekip aracının polis merkezi amirliği önüne geldiğinde, M.A. ile arkadaşı O.Y. isimli yabancı uyruklu şahısların farklı yönlere doğru kaçmaya başladıkları, M.A.'nın ekip aracını hastane çıkışından itibaren takip eden beyaz renkli ... plaka sayılı araca doğru koşmaya başladığı ve bu araca bindiği, polis memuru ...'ın da araca doğru koşmaya başladığı, ancak aracın durmaması üzerine aracın arkasından zimmetli tabancasıyla ateş etmesi sonucunda araç içerisinde olan ...'in vurulması neticesinde hayatını kaybetmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu davacılar tarafından ileri sürülerek müteveffanın babası ... için 5.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 99.538,44 TL) maddi, 150.000,00 TL manevi, annesi ... için 5.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 210.241,12 TL) maddi, 150.000,00 TL manevi, kardeşleri ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 75.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. Dava konusu olaya ilişkin ... Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen ceza soruşturması neticesinde polis memuru ... hakkında "olası kasıtla öldürme" suçu kapsamında açılan davada ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla polis memuru ...'ın ...'e ateş ederek öldürmesinden dolayı 16 yıl, 8 ay hapis cezası, diğer maktule ateş ederek öldürmesinden dolayı 16 yıl, 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; sanık polis memuru ...'ın maktul ...'ya yönelik olası kastla öldürme suçundan sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine, sanığın maktul ...'e yönelik kasten öldürme suçundan katılan vekilinin istinaf talebinin kabulü ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan 25 yıl hapis cezasına karar verildiği, bu karara ... Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafinin temyizi üzerine dosyanın Yargıtay'a gönderildiği, Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E: ..., K:... sayılı kararı ile kolluk görevlisi olan sanığın "Dur" ihtarına rağmen araçla kaçan maktulleri durdurmak ve yakalamak amacıyla elindeki elverişli silahla ve silahın etki alanı içerisinde bulunan maktullerin kaçış istikametine doğru bulundukları araca arkadan ateş etmesi sonucunda maktullerin yaralanabileceğini öngörüp kabullendiği, ortaya çıkan kastın yaralamaya yönelik olduğu, ancak sanığın ölüm sonucunu öngörüp kabullendiğine dair kesin bir delil de bulunmadığından eylemin olası kasıtla işlendiğinin kabulü de mümkün görülmediği, 2559 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinde belirtilen “Silah kullanma” koşullarının gerçekleşmediğinde herhangi bir duraksamanın yaşanmadığı olayda, kullanılan silahın niteliği, elverişliliği ve etki alanı, atış mesafesi, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer kanıtlar göz önünde bulundurulduğunda; kaçmak isteyen maktulleri durdurmak amacıyla hareket eden sanığın, elindeki elverişli silahla ve silahın etki alanı içerisinde bulunan maktullerin kaçış istikametine doğru ateş etmesi sonucunda, mermilerden birinin maktullere isabet edebileceğini ve eyleminin yaralanmayla sonuçlanabileceğini öngördüğü, ancak buna rağmen hareketine devam ettiği ve ölümün bu harekete bağlı olarak meydana geldiği, bu nedenle, sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 87 nci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenmiş bulunan “Kasten yaralama sonucu ölüme neden olma” suçunu oluşturduğu gerekçesi ile bozulması üzerine bozma kararına uyularak ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; sanık ...'ın maktuller ... ve ...'e yönelik kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan suç sebep ve saiklerine göre eylemine uyan 5237 Sayılı TCK'nun 7/2 maddesi delaletiyle TCK'nın 87/4-2. Cümle (5237 sayılı yasanın 7/2 maddesi uyarınca suç tarihi itibariyle eylemine uyan ve lehine olan 7242 sayılı kanun ile değişiklik yapılmadan önceki metin uyarınca) gereğince takdiren alt sınırdan 2 kez 12 Yıl Hapis Cezasıyla Cezalandırılmasına, sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak sanığa verilen cezadan 5237 sayılı TCK'nun 62/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 2 kez 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair verilen kararın katılan vekili ve sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine de Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:.. sayılı kararıyla polis memuru sanığın sınır dışı edilmek üzere Polis Merkezine getirdiği maktul Marguba'yı kaçıran araca "Dur" ihtarında bulunduğu, ardından ihtara uymayan aracın arka lastikleri istikametine ateş ettiği, olay yeri inceleme tutanağında tespit edilen maktullerin bulunduğu araçtaki mermi isabet noktaları, sanık savunması ve olaya ilişkin görüntü kaydı nazara alındığında sanığın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla maktullerin ölümüne neden olduğu, sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 24/1. maddesi kapsamında kanun hükmünün icrası sırasında meydana geldiği ancak; bu eylemde 5237 sayılı Kanun'un 27/1. maddesi kapsamında "kanunun çizdiği sınırın kast olmaksızın aşıldığı" anlaşıldığından, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 85/2 ve 27/1. maddeleri uyarınca "Taksirle Birden Fazla Kişinin Ölümüne Neden Olma" suçundan cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İdare Mahkemesince dosya üzerinden alınan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 03/03/2020 tarihli raporda, müteveffa ...'in annesi ... için 210.241,12 TL, babası ... için 99.538,44 TL destekten yoksun kalma zararı belirlenmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Müterafik kusur, zarara uğrayanın, zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım/etki etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana ve yakınlarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılmalıdır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu olaya ilişkin ceza yargılaması ve disiplin kovuşturması bir bütün olarak değerlendirildiğinde uyuşmazlık konusu olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle davacıların maddi ve manevi zararlarının tazmini gerektiği noktasında duraksama bulunmamakla birlikte ceza yargılamasında Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla polis memuru sanığın sınır dışı edilmek üzere Polis Merkezine getirdiği maktul Marguba'yı kaçıran araca "Dur" ihtarında bulunduğu, ardından ihtara uymayan aracın arka lastikleri istikametine ateş ettiği, olay yeri inceleme tutanağında tespit edilen maktullerin bulunduğu araçtaki mermi isabet noktaları, sanık savunması ve olaya ilişkin görüntü kaydı nazara alındığında sanığın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla maktullerin ölümüne neden olduğu, sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 24/1. maddesi kapsamında kanun hükmünün icrası sırasında meydana geldiği ancak; bu eylemde 5237 sayılı Kanun'un 27/1. maddesi kapsamında "kanunun çizdiği sınırın kast olmaksızın aşıldığı", sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 85/2 ve 27/1. maddeleri uyarınca "Taksirle Birden Fazla Kişinin Ölümüne Neden Olma" suçundan cezalandırılması gerekçesiyle verilen bozma kararı da dikkate alındığında dava konusu olayda polis dur ihtarına uymayarak sınır dışı edilmesi gereken şahısları kaçırma amacıyla hareket eden müteveffanın dava konusu olayda %50 müterafik kusuru bulunduğunun kabulü ile dosya kapsamında mevcut rapor üzerinden %50 müterafik kusur indirimi ile bir karar verilmesi gerekirken davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulü yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan; manevi zarar, kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, duyulan acı ve ıstırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmekte, fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, olayın oluş şekli ve etkilenenlerin durumları gözetilerek zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Olayın oluş şekli ve niteliği dikkate alındığında, Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğu, ayrıca Bölge İdare Mahkemesince yeniden karar verilirken manevi tazminat miktarının müterafik kusur durumu da göz önünde bulundurularak belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin REDDİNE, davalı idarenin temyiz istemlerinin KABULÜNE, 2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının düzeltilerek reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 18/12/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)- KARŞI OY : Dava konusu olayda davacılar yakının, polis memurlarınca sınır dışı edilmek üzere Polis Merkezine getirilen 2 bayanı kaçırmak için hastaneden itibaren araçla takip etmesi sonrasında bayanlardan birinin araca binmesi ile Polis Merkezinden uzaklaşmaya çalıştıkları esnada polis memurunun "Dur" ihtarına uymayarak kaçma eylemine devam eden davacılar yakının ağır kusurunun illiyet bağını kestiğinden davanın reddi gerektiği düşüncesiyle aksi yönde oluşan Daire kararına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 10. Daire, E. 2022/5640, K. 2025/5000, T. 18.12.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-10-daire-2022-5640-e-2025-5000-k-458c51bf507f