Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/960 E. 2026/1163 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/960
Karar No
2026/1163
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/960 KARAR NO : 2026/1163

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/02/2026 tarihli ek karar NUMARASI : 2026/55 Esas - 2026/108 Karar İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN/DAVACI : VİG MAKİNA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... İTİRAZ EDEN/DAVALI : PERLİTE PRİVATE JOİNSTOCK COMPANY - ... VEKİLİ : Av. ...

DAVA TÜRÜ : Yargılanmanın Yenilenmesi TALEP : İhtiyati Tedbir DAVA TARİHİ : 22/01/2026

KARAR TARİHİ : 17/06/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 17/06/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; yargılamanın yenilenmesi talep edilen Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 2023/502 E. - 2024/1789 K. sayılı dosyasıyla yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verildiğini, işbu karara karşı taraflarınca temyiz kanun yoluna başvurulduğunu; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2025/1091 Esas, 2025/6598 Karar sayılı dosyasıyla, "Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı" düşüncesiyle Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın onanmasına kesin olarak karar verildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2025/1091 Esas, 2025/6598 Karar sayılı dosyasıyla verilen kararda karşı oy bulunduğunu, bahsi geçen karşı oy ve yargılamanın yenilenmesi talep edilen dava dosyası incelendiğinde de anlaşılacağı üzere; dosyada en temel çözülmesi gereken konunun 3.000.000,00 EURO ödemenin taraflar arasındaki hangi sözleşmeye istinaden olduğunu, bu kapsamda, konuyu aydınlatabilmek adına, yargılama sırasında müvekkil tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgeye, Yargıtay tarafından karar verildikten sonra ulaşıldığını, hal böyleyken, işbu dilekçe ile HMK'nun 374 Vd maddeleri gereğince yargılamanın yenilenmesini talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, Yargıtay tarafından karar verildikten sonra, Halk Bankası tarafından hazırlanarak müvekkiline teslim edilen 21.01.2026 tarihli yeni bir yazı bulunduğunu, işbu yazıyla görüleceği üzere; 3.000.000-EURO bedelli, 08.12.2010 düzenleme tarihli ve 01.06.2011 tarihine kadar süreli teminat mektubu, teminat mektubunun verildiği Halk Bankasınca da detaylı olarak izah edildiği üzere; Pars Aluman şirketi ile yapılan 15.05.2010 tarihli sözleşmeye istinaden verildiğini, dosya kapsamıyla, davacı tarafından 01/06/2011 tarihinden teminat mektubuna istinaden yapılan 3.000.000-EURO ödemenin Pars Aluman şirketi ile yapılan 15/05/2010 tarihli sözleşmeye ilişkin olduğunun da sabit olduğunu, nitekim 3.000.000-EURO bedelli ödemenin dekontunda açıkça NW... mektup numaralı teminat mektubunda istinaden ödeme yapıldığının açıkça yazdığını, anılan belgenin incelenmesiyle, "3.000.000,00- EURO ödemenin taraflar arasındaki hangi sözlemeye istinaden olduğu" hususu da kesin olarak çözülmediğini, bu belgeyle yeniden yargılama yapıldığında, davacı aleyhine verilen kararın içeriğinin farklılaşacağı ve davanın müvekkili lehine sonuçlanacağının açık olduğunu, asla karşı tarafın müvekkilden alacaklı olduğunun ve müvekkil şirketin borçlu sıfatına haiz olduğunun kabulü anlamına gelmemekle birlikte; karşı taraf Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2025/1003 E. Sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2025/1003 Esas sayılı dosyasında, yargılama devam ederken, müvekkil tarafından 207.400.000,00-TL'lik teminat mektubu sunulduğunu bu sebeple; yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin kabul edilerek; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 2023/502 E. - 2024/1789 K. Kararı hakkında HMK 374 vd maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesine, karşı tarafça açılan davanın (Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/763 E. - 2022/927 K.) reddine, davacı bakımından sonradan telafi edilemeyecek zararların doğmasının önlenmesi amacıyla, HMK'nun 381. maddesi uyarınca öncelikle Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2025/1003 E. Sayılı dosyasına yer alan 207.300.000,00-TL'lik teminatın HMK'nun 381. maddesi uyarınca teminat olarak sayılmasına ve bu kapsamda davacıdan yeniden teminat talep edilmeksizin Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2025/1003 E. sayılı dosyasının infazının/karşı tarafa ödeme yapılmasının durdurulmasına, mahkeme aksi kanaatte ise mahkemenizce takdir edilecek teminat karşılığında Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2025/1003 E. sayılı dosyasının infazının/karşı tarafa ödeme yapılmasının durdurulmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 2021/763 E. 2022/927 K. sayısı ile verilen karar taraflarınca istinaf edilerek Sakarya Bölge Adiye Mahkemesine gönderildiğini, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 2023/502 E. 2014/1789 K. Sayılı kararının müvekkili şirket lehine sonuçlanarak istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmasına karar verildiğini, Sakarya Bölge Adliyesi 7. Hukuk Dairesi tarafından ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp, yeniden karar verildiği için ve bu kararın niteliği hüküm olduğundan yargılamanın iadesi kapsamında yapılacak müracaatların muhatabının ilk derece mahkemesi olan Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi değil, kararı veren Sakarya Bölge Adliyesi olduğunu, bu sebeple dosyanın görevsizlik ve yetkisizlik sebebiyle Sakarya Bölge Adliyesi Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, bu hususta emsal karar niteliğinde olan Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 2021/8009 Esas ve 2021/14027 Sayılı kararını sunduklarını, değinlen kanun hükmü ışığında yargılamanın iadesini içeren dilekçenin, yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak kararı veren Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince incelenip karara bağlanması gerekmekte olup, uyuşmazlığın Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince görülüp sonuçlandırılması gerektiğini, Sakarya Böge Adliyesi 7. Hukuk Dairesi tarafından verilen söz konusu karar yasaya ve usule tamamen uygun olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2025/1091 E. ve 2025/ 6598 K. Sayısı ile bu kararın onandığını, usul, yasa ve hakkaniyete uygun şekilde karar verilerek adaletin tecelli ettiğini, yargılamanın tüm aşamaları bitmiş ve karar onanınca davacı tarafından davalının parasını almasının önüne geçmek için 21.01.2026 tarihinde bankadan aldıkları bir yazıyla sayın mahkemede haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davayı açtıklarını, dolayısıyla yargılamanın iadesi koşullarının oluşmadığını, davalarının somut-kesin delillerle ispatlandığından ve yargılama sürecinde tüm deliller incelenerek hüküm verilip kesinleştiğinden; söz konusu belge delillerin değerlendirmesi açısından davacının yargılamada kendisine üstünlük sağlayacağı bir belge de olmadığını ayrıca davacının kesinleşen davadaki iddialarıyla aynı iddialarda bulunduğunu ve bunların kesinleşen davanın tekrarı niteliğinde olduğunu bu sebeple; HMK 375. Maddesinde belirtilen yargılama yenilenmesi sebepleri oluşmadığından, ortada elde olmayan nedenlerle şimdiye kadar elde edilememiş bir yeni delil bulunmadığından haksız ve hukuka aykırı talepleri ihtiva eden davanın reddine, ilamların icrasının sürüncemede bırakılmasına ve müvekkili şirketin uzun süredir devam eden mağduriyetinin devamına yol açacak infazın-ödeme yapılmasının durdurulması talebinin reddine, aksi kanaat halinde davalı şirketin kesinleşmiş ilama dayanan alacağının tüm ferileriyle beraber teminat altına alınmasına, karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde 26.01.2026 tarihli karar ile; " ...1-6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca davaya bakma görevi Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'ne ait olduğundan Mahkememizin görevsizliğine, davanın HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve süresi içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın yetkili ve görevli Sakarya Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 3-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4-HMK 331/2 maddesi uyarınca davaya başka bir mahkemede devam olunacağından yargılama giderlerine bu aşamada hükmedilmemesine, 5-İhtiyati tedbir talebinin KABULÜNE, % 25 nakit teminat veya kesin/süresiz banka teminat mektubu karşılığında yalnızca icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir konulmasına, davacı tarafından teminat yatırıldığına dair makbuz mahkememize ibraz edildiği takdirde İcra Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasına, teminat yatırıldığında, ihtiyati tedbir kararından bir suretin talep eden vekiline verilmesine ... " karar verilmiştir. İhtiyati tedbir kararına itiraz eden davalı vekili sunmış olduğu dilekçesi ile; görevsizlik kararı veren mahkemenin, ihtiyati tedbir talebini de reddetmesi gerektiğini, görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkeme bu kararı ile dosyadan el çekmiş olduğundan artık bu aşamadan sonra tedbir talebi hakkında değerlendirme yapması ihtiyati tedbir kararı vermesi mümkün olmayacağını, mahkeme tarafından davacı tarafından tedbir talepli açılan yargılamanın iadesi davasında davaya bakma görevi Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesine ait olduğundan; Mahkemenin Görevsizliğine Davanın 114/1-C ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine karar verildiğini, bu kararın haklı ve yerinde bir karar olduğunu, ancak HMK 390. maddesinin kesin ve emredici nitelikte olduğunu, ihtiyati tedbir dava açıldıktan sonra asıl davanın görüldüğü mahkemeden istenmesi gerektiğini, Mahkeme tarafından resen dikkate alınması gerektiğini, zira ihtiyati tedbir talep edildiğinde, öncelikle uyuşmazlıkta mahkemenin görevli ve yetkili olup olmadığı hususunun incelenmesi gerektiğini, görevsiz ve yetkisiz bir mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilmesi halinde, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ve resen usulden reddedilmesine de karar verilmesi gerektiğini, ancak sayın mahkeme tarafından mahkemenin görevsiz olduğuna karar verildikten sonra ihtiyati tedbir talebinin de reddedilmesi gerekirken, varsa da kaldırılması gerekirken, görevsizlik kararıyla birlikte ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiğini, sayın mahkeme tarafından verilen tedbir kararı doğrultusunda bu icra dosyasında teminat mektubunun paraya çevrilerek davalı şirkete ödenmemesine yönelik karar gereğince; davalı şirket açısından telafisi mümkün olmayan zararlar doğduğunu, bu karar kaldırılmadığı takdirde, davalı şirket açısından telafisi mümkün olmayan zararların da devam edeceğini ve davalı şirketin çok ciddi mağduriyet yaşayacağını, davacının dava dosyasında bu teminat mektubunun 15.05.2010 tarihli dava dışı Pars şirketi ile Vig şirketi arasındaki sözleşme için verildiğini iddia etmesi ve teminat mektubunda ve yapılan ödemelerde hiçbir şekilde üçüncü bir şirketten bahsedilmemesi bankanın bilgi yazısında teminat mektubunun iddia edilen 15.05.2010 tarihli bu sözleşmeyi garanti ettiğini belirtmesi kendilerinin tanzim ettiği teminat mektubunun içeriğine aykırı olduğunu, tüm yargılama süreçleri bittiği halde, deliller incelenerek haklılığı Yargıtay tarafından da onaylanarak karar kesinleştiği halde, hükmü etkileyecek hiçbir niteliği olmayan bu banka bilgi yazısı adı altında bir belgeyle bu kararlar baltalanmaya çalışıldığını, davacının kötüniyetli olarak davalının parasını almasını engellemeye çalıştığını, mahkemenin ihtiyati tedbir kararına itirazımızın kabulüne, görevsizlik ve tedbir kararının şartları oluşmadığından ivedi olarak ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: Mahkemece 16/02/2026 tarihli ek karar ile; " ... 1-İhtiyati tedbire karşı yapılan itirazının REDDİNE, ... " karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili ek karara ilişkin istinaf dilekçesinde özetle; görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemenin bu karar ile dosyadan el çektiğini, artık bu aşamadan sonra tedbir talebi hakkında değerlendirme yapması, ihtiyati tedbir kararı vermesinin mümkün olmayacağını, yargılamanın iadesi koşullarının oluşmadığını, davanın somut-kesin delillerle ispatlandığı ve yargılama sürecinde tüm deliller incelenerek hüküm verilip kesinleştiğini; söz konusu belge delillerin değerlendirmesi açısından davacının yargılamada kendisine üstünlük sağlayacağı bir belge olmadığı, ayrıca davacının kesinleşen davadaki iddialarıyla aynı iddialarda bulunduğu ve bunların kesinleşen davanın tekrarı niteliğinde olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın, ilk derece mahkemesinin verdiği ihtiyati tedbir kararına yönelik istinaf başvurusunun maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/02/2026 tarihli ek karar, 2026/55 Esas - 2026/108 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; yargılanmanın yenilenmesi istemine ilişkindir. Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbire karşı yapılan itirazının reddine karar verilmiş karara karşı itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 389/1. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. 6100 sayılı HMK'nun 390/1 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden, dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilecektir. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İstinaf incelemesinin yapılabilmesi için usulüne uygun olarak görevli ve yetkili mahkemece verilen bir ihtiyati tedbir kararı bulunması gerekir.

6100 sayılı HMK'nın 390. madde hükmü kesin ve emredici niteliktedir. Bu nedenle mahkeme tarafından re'sen dikkate alınmalıdır. İhtiyati tedbir talep edildiğinde öncelikle uyuşmazlıkta mahkemenin görevli ve yetkili olup olmadığı hususu (yargı yolu yönünden de) incelenmelidir. Görevli olmayan ya da kesin yetkinin söz konusu olduğu hallerde yetkisiz mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilmiş olması halinde mahkemece bu talep re'sen usulden reddedilecektir (Adem Albayrak, 6100 Sayılı HMK'ya göre Hazırlanmış Açıklamalı, Örnekli, İçtihatlı, Uygulamaya Yönelik İhtiyati Tedbir, Ankara 2017, s.16). Yargılamanın herhangi bir safhasında ihtiyati tedbir kararı veren mahkemenin daha sonra görevsiz ya da yetkisiz olduğunun anlaşılması üzerine görevsizlik ya da yetkisizlik nedeniyle usulden ret kararı verilmesi halinde mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına da karar verilmesi gerekir. Görevsiz veya yetkisiz mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı kaldırıldıktan sonra görevli ve yetkili mahkemece bu konudaki talebin yeniden değerlendirilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 22/01/2013 tarih ve 2012/13597 Esas 2012/688 Karar sayılı ilamında "... HMK'nın 390. maddesine göre ihtiyati tedbirin, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edileceği gözetildiğinde tedbir kararının görevsiz mahkemeden talep edildiği ve verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin bu yoldaki belirlemesi doğrudur. Ancak ihtiyati tedbir görevsiz mahkemeden istenmiş ve verilmiş bulunduğuna göre yine itiraz üzerine mahkemece görevsiz olduğu anlaşıldığına göre görevsizlik kararı verilmekle birlikte, görevsiz olarak verdiği ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına da karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir." ifadelerine yer verilerek bu hususa işaret edilmiştir (Mehmet Özdemir, Yargıtay ve İstinaf Uygulamasında Geçici Hukuki Korumalar, İhtiyati Tedbir, İhtiyati Haciz, Delil Tespiti, Ankara 2018, s.71 vd.). (Aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/12283 Esas, 2013/16587 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/4808 esas 2021/1790 karar sayılı ilamı). Görev ve kesin yetki kurallarının söz konusu olduğu hallerde tarafların verdiği dilekçe, ikrar, feragat, sulh, kabul gibi maddi hukuk bakımından sonuç doğuran işlemler kural olarak geçerli olmasına karşılık görevsiz ve yetkisiz mahkemede yapılan usul işlemleri kural olarak geçersizdir. Görevli ve yetkili mahkemede tekrar yapılması gerekir. (Pekcanıtez Usul, Medeni Usul Hukuku Cilt 1, 15. Bası, s. 251 – 252). Kısaca; İhtiyati tedbir kararının görevli ve yetkili mahkemece verileceği yasanın emredici hükmü olduğundan kendisini görevsiz olarak kabul eden mahkemenin ihtiyati tedbir kararını da kaldırması gerekir. Aksi halde kamu düzenine ilişkin olarak belirlenen görev ve yetki kurallarının dolanılması ile yetkisiz ve görevsiz mahkemeden geçici hukuki koruma alınmak suretiyle hakkın kötüye kullanılmasının önü açılmış olacaktır. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/4808 esas 2021/1790 karar sayılı ilamı). Somut olayda; ihtiyati tedbir talep eden davacı taraf yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuş, bununla birlikte ihtiyati tedbir talep etmiş, ilk derece mahkemesince 26.01.2026 tarihinde mahkemenin görevsiz olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verildiği ve ihtiyati tedbir talebinin de kabulüne karar verildiği, ihtiyati tedbire yapılan itiraz üzerine 16.02.2026 tarihinde ihtiyati tedbire yapılan itirazın reddine karar verildiği, karara karşı davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür. Yukarıda açıklandığı üzere; 6100 sayılı HMK'nın 390. maddesine göre ihtiyati tedbirin, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edileceği gözetildiğinde tedbir kararının görevsiz mahkemeden talep edildiği ve verildiği anlaşılmaktadır. İhtiyati tedbir görevsiz mahkemeden istenmiş ve verilmiş bulunduğuna göre yine itiraz üzerine mahkemece görevsiz olduğu anlaşıldığına göre görevsizlik kararı verilmekle birlikte, görevsiz olarak verdiği ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına da karar verilmesi gerekirken (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2012/13597 Esas 2012/688 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/12283 Esas, 2013/16587 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/4808 esas 2021/1790 karar sayılı ilamı) ihtiyati tedbire yapılan itirazın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu nedenlerle; ihtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafın istinaf istemlerinin yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)İhtiyati tedbire itiraz eden davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/02/2026 tarihli ek karar, 2026/55 Esas - 2026/108 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, a-Davalının Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.01.2026 tarihli "İhtiyati tedbir talebinin KABULÜNE, % 25 nakit teminat veya kesin/süresiz banka teminat mektubu karşılığında yalnızca icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir konulmasına" şeklindeki ihtiyati tedbire itirazının kabulü ile Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.01.2026 tarihli ihtiyati tedbirin kabulüne dair ara kararının kaldırılmasına, davacının ihtiyati tedbir talebinin Reddine, 2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a-İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına, b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, c-Davalı tarafından yapılan 2002,00-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 2.300,00-TL posta masrafı olmak üzere toplam 4302,00-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, d-Davalının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davalıya iadesine, e-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/06/2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/960, K. 2026/1163, T. 17.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-960-e-2026-1163-k-a4f4d61c319d