İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/904 E. 2026/555 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/904
- Karar No
- 2026/555
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/904 KARAR NO : 2026/555
DAVA : Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/09/2025 KARAR TARİHİ : 11/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Kemer Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacı ... ile eski eşi davalı ..., ... Mah. ... Cad. ... ..., ... adresindeki ismi ... ve ticaret ünvanı ... olan otelde hissedar olduklarını, davacı müvekkili ... tarihinde Antalya Kemer ... Noterliği ... yevmiye numaralı işlemi ile 200 adet paya yani %5'e tekabül eden hisseyi bedelini ödeyerek satın aldığını, taraflar Antalya ... Aile Mahkemesi'nin ... tarih ve .../... Esas ve .../... Karar sayılı ilamı ile anlaşmalı olarak boşandıklarını, boşanma anlaşmasının 9. Maddesine göre davalı davaya konu oteldeki 2008 adet hissesinin %5'ini boşanma kesinleştikten sonra davacıya devretmesi gerektiğinin kabul edildiğini, ancak bu devir hiçbir zaman gerçekleşmediğini ve davalı, davaya konu oteli 3. bir şahsa sattığını, davacı müvekkili eski eşi ile anlaşmalı olarak boşandıkları aşamada aralarında bir uyuşmazlık ve kalp kırgınlığı bulunmamakta olduğundan ve davalı eski eşin vekalet görevini kötüye kullandığını, emniyeti suistimal edeceğini düşünmeme hatasına düşerek satış yetkilerini içerir vekaletname verdiğini ve iptal etmediğini, ancak bu hata neticesinde satış sonrası haklarını alamadığı gibi boşanma sonrası haklarını da alamadığını, bedelin düşük gösterilmesi ile aldatma saiki suretiyle muvazaalı satış yapıldığını, otel 3. şahsa satılırken taraflar arasında hem vergi kaçırma niyeti hem de müvekkilinin payının düşük gösterilmek suretiyle ödenme müeyyidesi ile karşılaşıldığı takdirde kendilerince kar etme niyeti içerisinde değerinin düşük gösterildiğini, otel ... euro üzerinden gerçekleştirildiğini, bu hususun alanında uzman bilirkişilerce yapılacak inceleme ile gerçek olmadığını ve gerçek değerinden fahiş derecede daha düşük olduğunu, müvekkilinin otel üzerindeki payı ve haklarını hiçbir zaman alamadığını, bundan dolayı ecrimisil hakları da bulunduğunu, buna göre davalı otelin çalıştığı dönemlerdeki hak edişlerinin hiçbirini müvekkiline ödemediğini, davalı vekalet görevini kötüye kullandığını ve emniyeti suistimal suçu işlediğini, emniyeti suistimal suçu herkes tarafından işlenebilen ve güven ilişkisine dayalı bir suç olduğunu, müvekkili davacı da karşılıklı anlaşarak iyi niyet ve saygı çerçevesinde boşandığı eski eşine duyduğu güven davalı tarafından kötüye kullanıldığını ve haklarının gasp edildiğini, davalı Türkiyedeki malvarlığını satıp ... 'ya yerleşme niyeti içerisinde olduğunu, bu husus da taraflar arasında görülen Antalya ... Aile mahkemesinin .../... Esas Sayılı nafakaya ilişkin davada yurtdışı malvarlığının araştırılması gündeme geldiğini, davalı ...'da yaşadığını ve tarafların ...'da yaptığı bireysel görüşmelerde ve arabuluculuk görüşmelerinde davalının ...'da 2 adet taşınmaz satın aldığının konuşulduğunu, bu nedenle davalının yurtdışına mal kaçırma niyeti açıkça belli olduğunu, mahkemenin takdiriyle birlikte teminatsız olarak veya %15 teminat ile davalıya ait malvarlığı hakkında tedbir koyulması zaruriyeti bulunduğunu, izah edilen nedenlerle öncelikle davaya konu otelin satışındaki muvazaanın kabulü ile gerçek değerinin tespit edilmesi, böylece müvekkili davacının gerçek pay ve ecrimisil alacağının belirlenmesine, bedeli yapılacak incelemeler ile mahkemece alacak kalemlerinin belirlenmesi akabinde artırılacak olması nedeniyle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması suretiyle şimdilik ... TL şirket hissesinden olan alacağın ve ... TL ecrimisil alacağının tahsil tarihindeki kur üzerinden hesaplanarak taraflarına ticari avans faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının tüm iddialarının gerçek dışı olduğunu, öncelikle davaya konu edilen şirket hissesinden kaynaklanan alacak ve ecrimisil alacağının 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, bu sebeple zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davacının davalı ile Antalya ... Aile Mahkemesi'nin ... tarih ve .../... Esas sayılı dosyasında verilen karar ile anlaşmalı boşandıklarını, anlaşmalı boşanma kararının 9. Maddesine göre davalının davaya konu şirketteki 2800 adet hissesinin %5'lik kısmının devretmesi gerektiğini ancak bu devrin hiçbir zaman gerçekleşmediği yönündeki iddiasının tümüyle gerçek dışı olduğunu, şirket hissesinin davacıya devrine ilişkin kararın şirket karar defterinde alındığını ve noterlikçe tasdik edildiğini, davacı karar defterine alınan kararla şirketin hissesini devraldığı için şirketin 3. kişiye satışı için hisse devri konusunda vekaletname verdiğini ve buna istinaden şirketin 3. kişiye satıldığını, bu nedenle şirket hisse adına devrinin hiçbir zaman gerçekleşmediği iddası gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafından Antalya ... Noterliği'nin ... tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilerek Antalya ... Aile Mahkemesi'nin ... tarih sayılı boşanma kararı uyarınca davacıya devri kararlaştırılan tapunun ... İli ... İlçesi ... Mah. ... Ada ... parselde kayıtlı bulunan ... ... Şti unvanlı şirketin 200 adet paya isabet eden %5'lik hissesinin devri istendiğini, hemen sonrasında da taşınmaz ve hisse devri konusunda arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, bu görüşme sonrasında müvekkili davalı tarafından davacıya taşınmaz karşılığında ... EURO, davaya konu edilen şirket hissesi karşılığında ... EURO ödenmesi konusunda anlaşıldığını, arabuluculuk anlaşma tutanağı karşısında şirketin devrinde davacının payının değerinin düşük gösterildiği ve muvazaa yapıldığı iddiasının dinlenmeyeceğini, kaldı ki şirketin 3. kişiye devri ... TL'ye yapıldığını ve bu tutarın müvekkiline ödendiğini, davacının bahsettiği şekilde otelin satışının ... EURO bedelle gerçekleştirildiğine yönelik iddiayı kabul etmediklerini, ayrıca, davacının Antalya Kemer ... Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye numaralı işlemi ile 200 adet paya yani %5'e tekabül eden hisseyi bedelini ödeyerek satın aldığı iddiasının tümüyle gerçek dışı olduğunu, davacı tarafından ödenen bir bedel söz konusu olmadığını, TTK'na uygun bir hisse devride söz konusu olmadığını bildirerek haksız davanın defi yönünden ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Davacı vekili tarafından arabuluculuk son tutanağı, serbest gelir mektubu sureti, Antalya ... Aile Mahkemesi'nin .../... Esas ve .../... Karar sayılı dosyası, pay devri sözleşmesi delil olarak sunulmuş olup, mahkememizce ... Şti'nin sicil dosyası, Kemer ... Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı pay devri sözleşmesi, Antalya ... Aile Mahkemesi'nin .../... Esas ve .../... Karar sayılı dosyası dosyamız arasına celp edilmek suretiyle tüm deliller toplanmıştır. Dava, şirket hisse devrinden sonra şirket hisse satışının yapılması için verilen vekaletname görevinin kötüye kullanma neticesinde satış bedelinin düşük ve gerçek değerinin altında gösterilmesinden kaynaklı oluşan zarar ve ecri misil istemine ilişkindir. Kemer ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... tarihli .../... Esas ve .../... Karar sayılı kararı ile, "Davanın Mahkemenin Görevli Olması Dava Şartı Noksanlığı Nedeniyle Usulden Reddine, Görevli mahkemenin Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna," karar verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği ve yukarıdaki esasa kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur. Antalya ... Aile Mahkemesi'nin ... tarihli .../... Esas ve .../... Karar sayılı kararı ile, " Davanın KABULÜ ile ... İli, ... İlçesi, ... Köyü/mah. Cilt ..., hane ...'de nüfusa kayıtlı, ... ve ...'den olma, ... doğumlu ... TC nolu davacı ... ile aynı hanede nüfusa kayıtlı ... ve ...'den olma ... doğumlu ... TC nolu davalı ...'nın T.M.K.’nın 166/3 maddesi gereğince boşanmalarına. Tarafların müşterek çocukları ...'ün velayetinin davacı anneye bırakılmasına. Müşterek çocuk için aylık ... TL iştirak nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bu nafakanın her yıl TEFE/TÜFE kat sayısı oranında arttırılmasına, Davacı kadın için aylık ... TL yoksulluk nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bu nafakanın her yıl TEFE/TÜFE kat sayısı oranında arttırılmasına, Müşterek çocuk ile davalı baba arasında her ayın 2. ve 4.hafta sonu ... saat ...’dan ... günü saat ...’e kadar, Ramazan ve Kurban bayramlarının 2.günü sabah saat ...’dan 3.günü akşam ...’e kadar, her yıl öğrenciler için ön görülen yarı yıl tatilinin başlamasını takip eden ilk ... günü saat ...'dan aynı haftanın devam eden ... günü saat ...'a kadar ve her yıl Temmuz ayının ... Günü saat ...'dan Ağustos ayının ... Günü saat ...'e kadar çocuk baba yanında kalacak şekilde ŞAHSİ İLİŞKİ TESİSİNE, süre bitiminde çocuğun anneye iadesine. TMK.'nın velayet, vesayet ve miras hükümlerinin uygulanmasına ilişkin tüzüğün 4.maddesi gereğince velayeti kendisine verilen davacının çocuğuna ait mal varlığı var ise tüm mal varlığını her yıl Ocak ayı sonuna kadar Mahkememize bildirimde bulunmasına, mal varlığı veya yapılan yatırımlarda gerçekleşecek önemli değişiklikleri en geç bir ay içinde Mahkememize bildirmesi, bu görevi yerine getirmediği takdirde veya küçüğün mallarını idarede zayıflık gösterirse TMK.360,361 maddeleri gereği Mahkememizce malların idaresine el konulabileceği ve malların idaresinin bir kayyıma bırakılabileceği hususunun ihtarına. Davacının boşandıktan sonra davalının soyadını kullanmasına, ... ili ... İlçesi ... mahallesi ... Ada ... Parselde bulunan taşınmazın boşanma kararının kesinleşmesinin ardından bir yıl içerisinde davacı adına tesciline, ... ... ŞTİ.' de bulunan davalının 2008 adet hissesinin %5'nin boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren davacıya devredilmesine, Taraflar arasında düzenlenen ... tarihli protokolün aynen tasdikine." karar verildiği anlaşılmıştır. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde ticari davalar belirlenmiş olup, 5. Maddede ticari davalara Ticaret Mahkemelerince bakılacağı düzenlenmiştir. Mahkemelerin görevlerini belirleyen usul hukuku kuralları kamu düzenine ilişkin olup, davaya bakan mahkeme görevli olup olmadığı hususunu kendiliğinden değerlendirmelidir. 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın bu kanunda ve madde metninde isimleri tek tek belirtilen kanunlarda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları mutlak ticari dava olarak kabul edilmektedir. Yine maddeye göre her iki taraf için ticari sayılan hususlardan doğan kanunda gösterilen bu ticari davalar dışında tarafların sıfatına bakılmaksızın ve uyuşmazlık ticari işletmeye ilişkin bulunmasa bile 1163 sayılı yasanın 99. maddesi Ticari İşletme Rehni Kanununun 22. maddesi, 3226 sayılı kanunun 31, İİK'nun 154, 182, 296. maddelerinden doğan davalar da mutlak ticari dava sayılmaktadır. Mutlak ticari davalar yanında nisbi ticari davalar da bulunup, TTK'nun 4 maddesi 1 bendine göre, bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir. Aynı yasanın tacir tanımını yapan 12. Maddesine göre; Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Somut olayda, dava konusu uyuşmazlık, davacı tarafından davalıya verilen vekaletname kapsamında vekalet görevinin kötüye kullanılılarak şirket hissesinin düşük bedelle satışının yapılması nedeniyle alacak ve ecri misil istemine ilişkindir. Davacı, davalıya verilen vekaletname kapsamında vekalet görevinin kötüye kullanılarak şirket hissesinin davalı tarafından satıldığı ve bu satışın düşük bedelle yapıldığı bu nedenle şirket hissesinin gerçek değerinin ödenmediğini ve otelin çalıştığı dönemlerdeki davacıya düşen miktarın ödenmediğini belirtilerek alacak ve ecrimisil talep etmektedir. Dolayısıyla, şirket hissesinin dava konusu olmadığı, davanın vekalet görevinin kötüye kullanılmasından kaynaklanmakta olduğu,eldeki dava konusu itibariyle ticaret kanununda yer alan herhangi bir düzenlemeden kaynaklanmamaktadır.Taraflar gerçek kişi olup tacir olduklarına dair herhangi bilgi ve belgeye dosyada rastlanılmadığı, olayda TTK 4.maddesi anlamında mutlak ve nispi ticari davanın söz konusu olmayıp görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, görevsizlik kararı vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.(Her ne kadar kısa kararda Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu belirtilmiş ise de, dosyanın Kemer ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... tarihli .../... Esas ve .../... Karar sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize geldiği, Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu ve mahkememizce verilen karar, taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması halinde; dosyanın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde; olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi için, dosyanın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmesine şeklinde yazılması gerekirken sehven bu şekilde yazıldığı anlaşılmış olup, kısa kararla hüküm arasında çelişki olmaması için belirtme yapmakla yetinilmiştir.) HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Dava dilekçesinin göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK'nın 20. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ve süresinde (iş bu kararın kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde) başvurulması halinde dava dosyasının yetkili ve görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK'nın 331/2 maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra: a-Davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse talep üzerine dosya üzerinden bu durumun tespitine ve davacının yargılama giderlerine mahkum edilmesine ilişkin karar verilmesine, Dair, davacı vekilinin e- duruşma ile davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK'nun 345 maddesi uyarınca bu gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde kararın Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili hukuk dairesince incelenmesi için istinaf kanun yoluna başvurma haklarının bulunduğuna dair, verilen karar, açıkça okunup, anlatıldı. 11/06/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır