Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/957 E. 2026/1469 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/957
Karar No
2026/1469
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/957 Esas

KARAR NO : 2026/1469 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2025/539 Esas- 2025/897Karar

TARİHİ: 02/12/2025

DAVA: Menfi Tespit

KARAR TARİHİ: 13/07/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı, İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kendisinin ve tasfiye halindeki şirketinin davalı bankaya herhangi bir borcu bulunmadığını, özellikle... numaralı sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmaması nedeniyle sahte belgeye dayanılarak borçlandırılamayacağını ileri sürmüş; tüm sözleşmelerin dosyaya ibraz edilerek imza incelemesi yapılmasını, geçerli olmayan bu sözleşme üzerinden şirket hesabından fazladan 84.000 TL çekildiğinin tespitini talep ettiğini beyan etmiştir. Davacı, daha önce çeşitli mahkemelerde (İstanbul 37. İcra Hukuk Mahkemesi 2022/17 E., İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1234 E.-2021/48 K., İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesi 2018/769 E., tüketici mahkemelerindeki kesinleşmiş kararlar vb.) lehine verilmiş kararların mevcut olduğunu, bu kararların emsal niteliğinde değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca aynı ipoteğe ilişkin satışın durdurulması hakkında kesinleşmiş kararların bulunduğunu, buna rağmen icranın sürdürüldüğünü belirtmiştir. Davacı, banka görevlileri hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında suç duyurusunda bulunduğunu, noter ihtarnamesiyle borcun ödendiğini ve ipoteğin kaldırılmasının talep edildiğini, buna rağmen davalı bankanın haksız şekilde takip yürüttüğünü ifade ederek; söz konusu icra takibinin iptalini, borçsuzluğun tespitini, ihalenin ve satışın tedbiren durdurulmasını, tüm banka kayıtlarının celbi ile bilirkişi ve imza incelemesi yapılmasını ve adli yardım talebinin kabulünü talep ettiğini dilekçesinde ileri sürmek istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı banka, öncelikle dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmadığından davanın usulden reddini talep etmiş; ayrıca davacılardan .... Ltd. Şti.’nin iflasına karar verilmiş olması nedeniyle tasfiyeye tabi şirket adına davacı ...’ın dava açma yetkisinin bulunmadığını belirterek şirket yönünden davanın reddini istemiştir. Davalı, davacılar tarafından aynı konuda Mahkemenin 2019/189 Esas sayılı dosyasında menfi tespit davası açıldığını, bu davanın karara çıkıp istinaf edildiğini, dolayısıyla derdestlik nedeniyle işbu davanın açılmasının hukuken mümkün olmadığını ileri sürmüş; ihtiyati tedbir şartlarının da oluşmadığını beyan etmiştir. Esasa ilişkin olarak davalı, davacıya kredi çerçeve sözleşmeleri kapsamında kredi kullandırıldığını, borç ödenmediği için ihtarname keşide edilerek hesapların kat edildiğini ve İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğini, ipotekli taşınmazın satılarak dosyanın infaz edildiğini ifade etmiştir. Takip konusu alacağın davacının talebi üzerine yapılan yapılandırmalardan kaynaklandığını, ... numaralı belgeye ilişkin imza inkârının daha önce Mahkemenin 2019/189 Esas sayılı dosyasında Adli Tıp Kurumunca incelendiğini ve imzanın davacı eli mahsulü olduğunun kesin olarak tespit edildiğini belirtmiştir. Davacı iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, kredi sözleşmesinin 5.1. maddesi gereği banka kayıtlarının HMK m.193 uyarınca kesin delil niteliğinde bulunduğunu, defter ve kayıtlar üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesiyle alacağın varlığının sabit olacağını bildiren davalı banka; faiz oranlarının kredi çerçeve sözleşmesi, ipotek resmi senedi ve Merkez Bankasına bildirilen en yüksek akdi faiz oranları doğrultusunda hukuka uygun uygulandığını belirterek davanın tümüyle reddini talep etmek istediğini dilekçesinde ileri sürmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 02/12/2025 tarih ve 2025/539 Esas- 2025/897 Karar sayılı kararında;

Davanın kredi sözleşmesinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkin olduğu, İstanbul 10.İcra Müdürlüğü'nün ... esas, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1234 Esas ve 2021/48 Karar sayılı dosyası, Mahkememizin 2019/189 Esas ve 2021/48 Karar sayılı dosyasının dosya arasına alındığı, davacı tarafça kredi sözleşmesinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkin iş bu davanın açıldığı, mahkemenin 2019/189 Esas ve 2021/48 Karar sayılı dosyası ile iş bu dosyanın tarafları, konusu ve sebebi aynı olup ilgili dosyanın istinaf aşamasında olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı ... ve davacı şirketi temsilen iflas müdürlüğü vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı şirketi temsilen iflas müdürlüğü vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ... Limited Şirketi hakkında İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1234 Esas sayılı dosyasından 28.01.2021 tarihli saat 15:05 itibariyle İflas kararı verildiğini, tasfiye süresi İstanbul 2.İflas Müdürlüğünün... İflas sayılı dosyasından yürütüldüğünü, istinafa konu kararda davacı ... kendi adına ve müflis şirket adına dava dilekçesi sunduğunu, mahkeme müflis şirket hakkında dava yetkisi verilip verilmediği araştırmadan davanın iflas masasınca takip edilip edilmeyeceği veya izin ya da icazet verilip verilmediği tespit edilmeden iflas masasını da etkiyecek şekilde aleyhe vekalet ücreti hükmedildiğini, iflas masasınca müflis adına dava açmasına yönelik ...'a herhangi bir izin veya yetki verildiğine dair belge bulunmadığını, hükmün tamamlanması talebinin reddedildiğinden iflas masası aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin yasal dayanığı bulunmadığından yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden ilk derece mahkemesinin kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davacı ... istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin iflas ettiğini, iflas masasının şirketi takip ettiğini, deliller toplanmadan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını, derdestliğin dayanağı olarak gösterilen davada imza itirazında bulunmasına rağmen Mahkeme hakimi tarafından dava açılarak birleştirilmesi gerektiğinin belirtilmesi üzerine hak kaybı olmaması için iş bu davanın açıldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava; davacı şirket ile davalı banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine konu borçtan dolayı davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talebine ilişkindir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın derdestlik dava şartı sebebiyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı şirketi temsilen iflas müdürlüğü vekili ve davacı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

6100 Sayılı HMK'nın 114. Maddesinin 1. Fıkrasının (d) bendinde "Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması." (e) bendinde "Dava takip yetkisine sahip olunması." (ı) bendinde "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması." dava şartı olarak düzenlemiş, 2. Fıkrasında diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğunu belirtmiştir.

7155 sayılı Kanun ile 6102 Sayılı TTK’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren TTK.'nun dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesi ile; “Kanunun 4 üncü maddesi ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. ....” hükmü uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale getirilmiştir. 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı kanunun 31 maddesi ile yapılan değişiklik ile; 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir. 7445 sayılı Kanunun 31. Maddesi ile TTK nın 5/A-1 maddesinde yapılan değişiklik ile menfi tesbit ve istirdat davaları da zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmış ve aynı yasanın Geçici 1.maddesine göre; 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3. maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm, 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanacağı belirtilmiştir. 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre, davacıya arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın ibrazı için bir haftalık kesin süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması, aynı maddenin son cümlesine göre ise, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekir.

Yukarıda belirtilen yasala mevzuat ışığında somut uyuşmazlığa dönüldüğünde; davacı (İflas nedeniyle) Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi'nin iflasının açılması ve tasfiye işlemlerinin İflas Müdürlüğü tarafından basit tasfiye usulüne göre yürütüldüğü dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve İflas Müdürlüğü tarafından dosyaya gönderilen beyan dilekçesi ile sabit olmasına rağmen Mahkemece İflas Müdürlüğü'nün iş bu davanın açılmasına ve takibine izni ve rızası olup olmadığına ilişkin beyanı alındıktan sonra öncelikli olarak incelenmesi gereken davacı ...'ın davacı şirket adına taraf ve dava ehliyeti ve dava takip yetkisi bulunup bulunmadığının tespiti ile bu hususta olumlu/olumsuz karar verilmesi ve buna göre davacı şirketin yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olup olmayacağının değerlendirilmesi gerekirken bu hususta herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmaması, davacı şirketin taraf ve dava ehliyeti ve dava takip yetkisi olduğuna karar verilmesi halinde tüm davacılar, aksine karar verilmesi halinde davacı ... yönünden özel kanunda düzenlenmesi sebebiyle öncelikli olarak uygulanması gereken arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirilmediği hususunun araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususta da araştırma ve değerlendirme yapılmadan doğrudan derdestlik dava şartı eksikliği sebebiyle davanın

reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.

Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davacı şirketi temsilen iflas müdürlüğü vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-4-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın açıklanan sebeplerle davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, kaldırma gerekçesine göre davacı ... tarafından yapılan istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı şirketi temsilen iflas müdürlüğünün istinaf başvurusunun KABULÜ ile;

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/12/2025 tarih ve 2025/539 Esas- 2025/897 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-4-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,

2-Davacı ... tarafından yapılan istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendilerine iadesine,

5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/07/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/957, K. 2026/1469, T. 02.12.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-957-e-2026-1469-k-e5b61f33578e