Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/956 E. 2026/1128 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/956
Karar No
2026/1128
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/956

KARAR NO:2026/1128

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:13/01/2026

NUMARASI: 2026/63 D.İş 2026/88

TALEBİN KONUSU:Tevdi Mahallinin Belirlenmesi

Taraflar arasındaki tevdi mahallinin belirlenmesi talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle talebin reddine dair verilen karara karşı, talep eden vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Talep eden vekili, talep dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile karşı taraf banka arasında kredi sözleşmesinden doğan bir borç ilişkisinin olduğunu, kredi borçlarının, 2023 ve 2024 yıllarında herhangi bir ihtilaf olmaksızın ödenebilmekte iken; 2025 yılına gelindiğinde karşı taraf bankanın, müvekkilinin kredi borçlarının ödenebilmesi amacıyla müvekkili şirketin hesabına gönderilen paraların, müvekkil şirketin hesabına alamadığını/geçiremediğini, müvekkilinin kredi borçlarının ödenmesi amacıyla ilgili banka hesabına yapılan para transferlerinin banka tarafından hukuka aykırı olarak başka hesaplara aktarılması sebebiyle müvekkilinin, kredi borcunu ifa edemediğini, benzer şekilde müvekkili şirketin alacakları için kendisine yapılan ödemelerin de müvekkili hesaplarına değil, başkaca hesaplara aktarıldığını, müvekkilinin kredi borcunun ödenemediğini, tüm bu nedenler ve Mahkemece re'sen dikkate alınacak nedenlerle; talebinin kabulü ile müvekkili şirketin karşı taraf bankaya olan kredi borcu taksitlerinin ödenebilmesi için tevdi mahalli tayin edilmesini, ödenecek bedellerin Amerikan dolarına çevrilerek nemalandırılmasını; aksi takdirde Türk lirası üzerinden nemalandırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin; hukuka aykırı davranışlarda bulunarak müvekkilini işbu davaya/talebe mecbur bırakan kötü niyetli banka üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Karşı yan vekili, savunmasında özetle; borcun baştan beri hileli yatırım vaadine dayandığını, santrallerin aynı yetkililerin sahibi olduğu başka şirkete devredildiğini, borçlunun uzun süre ödememe davranışı sergilediğini, tevdi mahalli talebinin ihtiyati hacizden sonra ve savunma amaçlı yapıldığını, borçlu şirketin tevdi mahalli talebinde belirttiği borç miktarının gerçek bakiye borç bedelinden çok çok düşük olduğunu, borçluların itirazları nedeniyle alacak miktarının yargılamayı gerektirdiğini, derdest itirazın iptali davası ile gerçek alacak miktarının tespit edileceğini, bu nedenle, borçlu şirketin belirttiği borç bedelini kabul etmediğini ve itiraz ettiklerini, bu nedenle tevdi mahali talebinin, kötü niyetli ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olması nedeniyle reddine, ihtiyati haciz ve icra süreçlerini etkisiz kılacak şekilde yorumlanamayacağının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tevdi mahalli talep eden vekili müvekkili ile ... Bankası A.Ş arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği edimlerinin ifa edilecek iken banka tarafından hesaba gönderilen paraların hesaba geçirilemediği bu nedenle kredi borçlarının ödenmediğini ve kredi borcu taksitlerinin ödenebilmesi için tevdi mahalli talep etmiş, karşı taraf vekili taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi gereği tevdi mahalli talep eden borçlunun kredi borçlarını ödemediği ve bu aşamadan sonra bankanın ihtiyati haciz kararı aldığı ve icra takibi başlattığını beyan etmiştir ,talebe konu olan genel kredi sözleşmesi kat ihtarnameleri ve icra takip dosyası celp edilmiştir. Genel kredi sözleşmesi incelendiğinde ... Bankası A.Ş ile tevdi mahalli talep eden şirket arasında 150.000.000,00 TL bedelli 27/10/2023 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı sözleşmesi gereği edilmelerini ifa edilmemesi nedeniyle alacaklı banka tarafından borçluya kat ihtarnamesi keşide edildiği ve tebliğ edildiği, akabinde ihtiyati haciz kararı alındığı ve icra takibi başlatıldığı görüldü.Her davada olduğu gibi hukuki yarar dava ve talep için HMK 'nun 114 ve 115 maddeleri gereğince dava şartıdır. Dosya kapsamındaki tüm belgeler incelendiğinde, tevdi mahalli talep edenin talep etmede bir hukuki yararın bulunması gerekmektedir, dosya içindeki belgelerden tevdi mahalli talep eden aleyhine alacaklı banka tarafından ihtiyati haciz kararı alınmak suretiyle takip başlatıldığı görülmekle talep edenin takibe itiraz etmesi, takibin durdurulması ve açılacak itirazın iptali davası veya menfi tespit davasında temerrüt faizi veya temerrüdün oluşmadığına dair savunma ve iddianın ileri sürülmesi mümkün olduğundan, tevdi mahalli talep edenin talebinde hukuki yarar bulunmadığından "gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, talep eden vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Talep eden vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından yapılan "hukuki yarar yokluğu" değerlendirmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin talepte hukuki yararı bulunduğunu, müvekkilin kredi borçlarının ödenmesi amacıyla banka hesabına yönlendirilen ödemelerin, davalı banka tarafından hukuka aykırı şekilde müvekkilin uhdesi dışındaki hesaplara aktarıldığını, bankanın bu kusurlu ve hukuka aykırı işlemi neticesinde, müvekkilinin borcunu ifa etmesinin imkansızlaştığını ve kredi borcunun ödenemez hale getirildiğini, müvekkil şirketin ticari faaliyetleri kapsamında tahsil etmesi gereken alacak ödemelerinin de bankanın hatalı/hukuka aykırı yönlendirmeleriyle müvekkili hesapları yerine başka hesaplara aktarıldığını, davalı bankanın, bir güven kurumu olarak sahip olduğu özen yükümlülüğüne açıkça aykırı eylemleri sonucu borcun ifasının imkansızlaştığını, davalı bankanın kendisine yöneltilen bildirimlere rağmen edimi kabulden kaçındığını ve hukuka aykırı işlemleri sürdürdüğünü, dolayısıyla alacaklı temerrüdüne düştüğünü, ilk derece mahkemesinin hukuki yarar yokluğu sebebi olarak takip başlatılmasını işaret etmesi ile talepleri arasında herhangi bir somut bağ bulunmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve talebin kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Talep, TBK'nın 107. maddesi uyarınca tevdi mahalli tayini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda talebin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, talepte bulunan vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.TBK'nın 107. maddesi "Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir.Tevdi yerini, ifa yerindeki hâkim belirler. Bununla birlikte ticari mallar, hâkim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir".TBK'nın 187. maddesi ise "Kime ait olduğu çekişmeli bulunan bir alacağın borçlusu, ifadan kaçınabilir ve alacağın konusunu hâkim tarafından belirlenen yere tevdi etmekle borçtan kurtulur. Borçlu, alacağın çekişmeli olduğunu bildiği hâlde ifada bulunursa, bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur. Dava konusu olan çekişme mahkemece henüz sonuca bağlanmamış ve borç da muaccel ise, taraflardan her biri borçluyu, edimi tevdi etmeye zorlayabilir." hükmünü haizdir.Talepte bulunan vekili; müvekkili şirket ile karşı taraf banka arasında kredi sözleşmesinden doğan bir borç ilişkisinin olduğunu, kredi borçlarının, 2023 ve 2024 yıllarında herhangi bir ihtilaf olmaksızın ödenebilmekte iken 2025 yılına gelindiğinde karşı taraf bankanın, müvekkilinin kredi borçlarının ödenebilmesi amacıyla müvekkili şirketin hesabına gönderilen paraların, müvekkil şirketin hesabına alamadığını/geçiremediğini, müvekkilinin kredi borçlarının ödenmesi amacıyla ilgili banka hesabına yapılan para transferlerinin banka tarafından hukuka aykırı olarak başka hesaplara aktarılması sebebiyle müvekkilinin, kredi borcunu ifa edemediğini, müvekkil şirketin ticari faaliyetleri kapsamında tahsil etmesi gereken alacak ödemelerinin de bankanın hatalı/hukuka aykırı yönlendirmeleriyle müvekkili hesapları yerine başka hesaplara aktarıldığını, yapılan tüm başvurulara rağmen kredi taksitlerinin alınmayarak müvekkilinin usulsüz şekilde temerrüde düşürüldüğünü belirterek, tevdi mahalli tayini istemiştir. Karşı taraf ise; borcun baştan beri hileli yatırım vaadine dayandığını, santrallerin aynı yetkililerin sahibi olduğu başka şirkete devredildiğini, borçlunun uzun süre ödememe davranışı sergilediğini, tevdi mahalli talebinin ihtiyati hacizden sonra ve savunma amaçlı yapıldığını savunmaktadır. Alacaklının temerrüdü halinde TBK'nın 107. maddesinde tevdi mahalli belirlenmesi gerekmektedir. Hukuki yarar, her türlü dava ve talep için HMK'nın 114 ve 115. maddeleri gereğince dava şartıdır. Dava şartının yargılamanın sonuna kadar bulunması gerekir.Dosya kapsamındaki belgelerden, kredi borcu için ihtiyati haciz kararı alınarak takip başlatıldığı anlaşılmakla bu aşamada tevdi mahalli belirlenmesinde talep edenin bir hukuki yararı bulunmamaktadır.Takip başlatıldığına göre banka borcunun takip dosyasına ödenmesi, kalan kısmına itiraz edilmek üzere takibin durdurulması ve açılacak itirazın iptali davası veya menfi tespit davasında temerrüt faizi veya temerrüdün oluşmadığına ilişkin savunma ve iddianın ileri sürülmesi mümkün olduğundan, ilk derece mahkemesinin karar ve gerekçesi yerindedir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, tevdi mahalli talep eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Talep eden tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,

3-Talep eden tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 11.06.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.ç. maddesi uyarınca, karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/956, K. 2026/1128, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-956-e-2026-1128-k-cd079dece8bb