Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/951 E. 2026/1498 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/951
- Karar No
- 2026/1498
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/951
KARAR NO : 2026/1498
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 22/04/2026
NUMARASI : 2025/12 E. - 2026/105 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 10 yıldan fazla süredir “... ...” adı altında “Grafik Tasarım, Web Tasarım, Web Tabanlı Yazılım, Arama Motoru Iptimizasyonu (SEO), Web Hosting Hizmetleri, Sosyal ... Yönetimi, Stratejik Planlama, Yeniden Pazarlama, H- ... Yönetimi, Dijitat Pazarlama” hizmetleri ağırlıklı olmak sureriyle reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler alanlarında hizmet verdiğini, müvekkilinin faaliyetlerini gerçekleştirdiği “....net” adresinin ilk tescilini 18 Nisan 2007 tarihinde yaptığını ve bu domain adresinin 18 Nisan 2021 tarihine kadar tescili de bulunduğunu, “...” markası da müvekkili ... tarafından 14.05.2013 tarihinde Türk Pateni Entitüsü'ne başvuru yapılarak 13.05.2014 tarihinde tescil edildiğini, söz konusu markanın tescilinin reklamcılık, pazarlama, halkla ilişkiler gibi hizmetleri barındıran 35. ve tasarım, grafik tasarım gibi hizmetleri barındıran 42. sınıf dahilin olduğunu, müvekkiline ait tescilli “...” markasının müvekkili ... tarafından 2007 yılından beri yıllarca sarfedilen emekler sonucunda sektörde tanınan saygın bir marka haline getirildiğini, davalı ... ... Anonim Şirketi 2013 yılında ... Anonim Şirketi olarak kurulduğunu, 2016 yılında ... Anonim Şirketi adını aldığını, bu şirketin kendisini “...” olarak tanıtmakta olduğunu, “...” logosunu aktif bir şekilde kullandığını, birçok mecrada kullanmaya devam ettiğini, diğer davalı ... ... Anonim Şirketi kendisini “... AŞ.” olarak tanıttığını ve resmi internet sitesinde (www.....istanbul) ana sayfasının alt kısmındaki “Mecralarımız” kısmında “...” şekmesi bulunduğunu ve ayrıca "Kurumsal” sekmesinin altındaki logolarımız kısmında “..." logosunu yayınladığını, bunun yanında hukuka aykırı faaliyetlerin devam ettiği “... TV” yayınında da “Bu yayın ... AŞ tarafından yapılmaktadır şeklindeki bildirimleriyle hukuka aykırı olarak kullanılan “...” logosunun kendileri tarafından yayınlandığının da belirtildiğini, davalı şirket yetkililerinin kullanmakta oldukları “...” markasını tescil ettirmek üzere 01.03.2016 tarihinde Türk Patent Enstitüsü'ne ... başvuru numarasıyla başvuruda bulunduğunu, başvurunun üzerine 20.06.2016 tarihinde “...” markasının sahibi müvekkil ... 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 35. Maddesi yani şu anki SMK'nin 18. maddesi uyarınca yayına itiraz ettiğini, yayına itiraz 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8 maddesinin 1. fıkrası uyarınca tescil edilmiş veya daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı benzer veya karıştırılma ihtimali olan marka” bakımından incelenmiş ve itiraza gerekçe gösterilen marka ile karıştırılma ihtimali olduğuna karar verilerek 08.11.2016'da itiraz haklı bulunduğunu, bu nedenle itiraz edilen başvurunun belirli mal ve hizmet listesinden çıkarılmasına karar verildiğini, itirazın haklı bulunmasının üzerine 09.01.2017'de bu kez de davalı “...” yetkililerinin itirazda bulunduğunu, bu itirazın reddedilmesiyle 09.03.2017'de 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 49. maddesi yani şu anki SMK'nin 20/2. maddesi uyarıncâ yeniden itirazda bulunulduğunu, bu itirazın Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı'nca incelenmiş olup 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8/1-b maddesine göre karıştırılmadan bahsedebilmek için iki koşulun bir arada bulunması gerektiği ve bu koşulların tescili talep edilen markanın daha önceden tescilli ya da başvurusu yapılmış bulunan itiraz gerekçesi markalar) ile aynı ya da benzer olması ve uyuşmazlığa konu markaların aynı ya da benzer mal hizmetleri kapsaması olduğunu belirterek söz konusu iki koşulun da var olduğu sonucuna ulaşarak Markalar Dairesi Başkanlığı'nca verilen ret kararını yerinde bulduğunu, dolayısıyla davalıların kullanmakta olduğu “...” markasının müvekkile ait markası ile aynı veya benzer alanlarda kullanarak müvekkilin marka hakkına tecavüzde bulunduğunu ve bunun devam ettiğini, söz konusu itirazlarla davalı şirketin tüm hukuki yolları tükettiğini ve sonuç olarak müvekkile ait “...” markası ile “aynı, benzer veya karıştırılma ihtimali olduğu” Türk Patent Enstitüsü tarafından da açıkça ortaya konularak marka tescil talebi reddedildiğini, buna rağmen davalı tarafın bu markayı müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturacak şekilde kullanmaya devam ettiğini, davalıların marka hakkına tecavüz oluşturan eylemlerinin yasaklanmasını talep ettiklerini, müvekkilinin zararının artmasının engellenmesi için SMK m.159/2-a ve b bentleri kapsamında tecavüz oluşturan fiillerin önlenmesi durdurulması ve tecavüze konu ürünlere el konulması yönünde ivedilikle karar vermesi gerektiğini, davalı taraflarca “... TV” adı altındaki eylemleri ve henüz tespit edilemeyen ve tecavüz oluşturan diğer eylemlerin durdurulması ve engellenmesi yönünde karar vermesini talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle öncelikle tecavüz oluşturan eylemlerin devamının dava aşamasında engellenmesi için SMK m.151 uyarınca ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilerek marka hakkına tecavüzün durdurulmasını, hüküm ile birlikte ihtiyati olarak verilen kararın kesinleştirilerek marka hakkına tecavüz oluşturan tüm eylemlerin engellenmesini ve yasaklanmasını, müvekkilinin marka hakkına tecavüz edilmesi nedeniyle uğradığı maddi zararın karşılığı olarak davalının elde ettiği net kazanç dikkate alınarak hesaplanacak (ileride artırılmak üzere belirsiz alacak niteliğinde) şimdilik 2.000 TL maddi tazminat taleplerinin ve uğradığı manevi zararın tazmini için 5.000 TL'lik manevi tazminat taleplerinin işleyecek yasal faiz ile birlikte kabulünü, marka hakkına tecavüz olmadığı kanaatinde olunacak ise de TTK kapsamında davalının haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle müvekkilinin uğradığı (ileride artırılmak üzere) şimdilik 2.000 TL maddi tazminat taleplerinin ve uğradığı manevi zararın tazmini için 5.000 TL'lik manevi tazminat taleplerinin işleyecek yasal faiz ile birlikte kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Islah Dilekçesi: Davacı vekili tarafından sunulan 10/01/2022 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat taleplerini toplamda 10.000.000,00 TL'ye arttırıldığı anlaşılmıştır.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı ... ... vekili cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davacının marka haklarına sahip olduğu https://www.....net/ sitesi üzerinden reklam danışmanlığı grafik tasarım yazılım ve web sitesi tasarlama gibi hizmetler verdiğini, buna mukabil müvekkili şirketin ise dijital platform üzerinden kapalı ... TV yayını yapan bir firma olduğunu, müvekkili şirketin davacının iştigal konusu olan reklamcılık, grafik tasarım, web sitesi tasarımı vb. gibi hiçbir işle uğraşmadığını, müvekkili şirkete ait ... markasının davacının markasının kapsadığı mal ve hizmetlerle karıştırılması imkânı olmadığını, zira müvekkili şirketin iştigal konusu reklamcılık olmadığını, müvekkili şirketin reklam prodüksiyonuna ilişkin bir faaliyeti bulunmadığını, müvekkil şirketin yalnızca başka firmalar ve şahıslar ile başta ... Belediyesi olmak üzere reklam verenler tarafından hazırlanmış reklamlar, videolar ile eğitici ve normatif yapıdaki içeriklerin, toplu taşıma araçlarındaki ekranlar vasıtasıyla kapalı ... TV yayınını yaptığını, davacının aksi yöndeki haksız ve hukuka aykırı, yasal ve maddi dayanaktan yoksun iddialarına itiraz ettiklerini, dava dilekçesinde var olduğu iddia olunan sözde marka hakkı tecavüzü nedeniyle davacının kaçırdığı, tek bir iş alamadığı, herhangi bir ihaleye reddedildiği bir firmaya dair bir tane dahi atıf olmadığını, daha da ötesi müvekkili şirketin davacının marka hakkına ne şekilde tecavüz ettiği bile anlaşılır ve açık biçimde ortaya konulamadığını, dava dilekçesinde uğranıldığı iddia olunan zararı tevsik edici tek bir delil dahi bulunmadığını, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının bu dava ile müvekkili şirketi zarara uğratmaktan ve kendisini haksız bir çıkar elde etmekten başka bir amaç taşımadığını, ihtiyati tedbir koşullarının yerine gelmediğini, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla haksız davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir,
Davalı ... vekili cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, her şeyden önce müvekkili şirketin davacının korunmasını istediği "..." markasını veya "..." ibaresini hiç bir şekilde kullanmadığını, ... ibaresinin bu dosyanın diğer davalısı olan ... ... Anonim Şirketi tarafından ... ünvanı olarak kullanılmadığını, başka bir tüzel kişiliğin kullandığı "..." ticari ünvanından dolayı şirketin mesul tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, davacıya ait "..." markasına şirketlerinin herhangi bir tecavüzü söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin ... Belediyesi Emlak Yönetimi Daire Başkanlığı Reklam Yönetim Müdürlüğü ile bir hizmet alım sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmeye göre müvekkili şirketin İstanbul sınırları içinde taşınırlar da yer alan ...platformlarındaki %30 luk ... Belediyesi kontenjanının 1 yıl süreyle yönetilmesi ve içeriklerinin denetlenmesi işini yaptığını, ... Belediyesi'nin açmış olduğu dijital platformlardaki kapalı ... TV yayınına dair ihalenin ... Yayıncılık A.Ş. tarafından kazanıldığını, bu bağlamda müvekkili şirketin bahsetmiş oldukları Reklam Yönetim Müdürlüğü ile imzalanan sözleşme gereği ... Yayıncılık şirketinin ...'den kazandığı ihalenin kapalı ... TV yayınında ... Belediyesi'ne ait olan %30'luk kısmın yayın içeriğini oluşturduğunu, müvekkili şirketin ile ... Yayıncılık A.Ş. arasında organik bir bağlantı, yani karşılıklı yarara dayanan bir ilişki söz konusu olmadığını, dava dilekçesinin taraflarına tebliğinden itibaren şirketleri Web sayfasının mecralar kısmında adı geçen "..." ibaresinin web sayfalarından çıkarıldığını, davacı tarafın iddiasının kötü niyetli ve haksız menfaat teminine yönelik olduğunu, davacının tedbir talebinin hukuken yerinde olmadığını, davaya konu edilen faaliyetlerinin şirketleri ile ... Reklam Yönetimi Müdürlüğü ile yapılan sözleşmeye ve ... Yayıncılık A.Ş.'nin ... Belediyesi'nden aldığı ihaleye dayanması sebebiyle davanın ... Belediyesi'ne ihbar edilmesi zarureti doğduğunu, davanın ihbarını talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle haksız ve mesnetsiz açılan davanın husumet yokluğundan reddini, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddini, davanın ... Belediyesine ihbarını, talep etmiştir.
İhbar olunan ... Belediye vekili cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davalı ... ... A.Ş. ile İdareleri arasında 23.03.2018 tarihli bir hizmet alım sözleşmesi imzalandığını ve bu sözleşmeye göre davalı şirketin İstanbul Sınırları içinde taşınırlarda yer alan ...platformlarındaki %30 luk ... Belediyesi Kontenjanının 1 yıl süreyle yönetilmesi ve içeriklerinin denetlenmesi işini üstlendiğini, sözleşme hükümlere göre yüklenicinin sorumluluğu başlığı altında “.....tasarım hatası uygulama yanlışlığı denetim eksikliği... benzeri nedenlerle ortaya çıkan zarar ve ziyandan doğrudan yüklenici sorumludur...” denilmekte olduğunu, iddia olunan zararın oluşumunda idarelerinin bir kusur ya da sorumluluğu bulunmadığını belirtmiş ihbar talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesinin, 13/01/2022 karar tarihli 2018/156 Esas- 2022/6 Karar sayılı kararı ile;Davalı ... Tic. A.ş. Yönünden açılan davanın REDDİNE,
Davalı ... Yayıncılık Reklam Paz. A.Ş. yönünden açılan davanın KABULÜ ile, davalının tescil harici 35. Sınıfa yönelik "Modya" ibareli kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, ortadan kaldırılmasına, infazda 15/1/2021 tarihli raporun dikkate alınmasına, hüküm eki sayılmasına,
Davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile takdiren 50.000,00TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... yayıncılıktan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 2.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... yayıncılıktan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE" dair karar verilmiştir.
Dairemizin, 19/12/2024 gün, 2022/1036 Esas-2024/2117 Karar sayılı ilamı ile; "Mahkemece alınan 18/07/2021 tarihli ek raporda davacının 2013 ile 2018 arasında işletme defteri tuttuğu (şahıs firması işletme hesabı) hangi alanda faaliyet gösterdiğinin ise tespit edilemediğinin beyan edildiği, mahkemece davalı vekilinin, davacının reklamcılık alanında faaliyet göstermediğine yönelik itirazının değerlendirilmediği gibi 6769 sayılı SMK 151/2-b maddesi gereğince tazminat hesabında, SMK 151/3 maddesinin de dikkate alınması gerekirken değerlendirilmediği, eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmakla, taraf vekillerinin tazminat hesabına yönelik istinaf başvurularının kabulü gerektiği, gerekçesi ile,
1-Davacı ve Davalılar vekilinin istinaf isteminin ayrı ayrı KABULÜ ile;
2-İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/01/2022 tarih, 2018/156 E. 2022/6 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4- Sair istinaf sebeplerinin incelenmesine YER OLMADIĞINA" karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; TPMK nezdinde ... tescil numaralı "... ... + şekil" ibareli markanın davacı adına 35 ve 42 .sınıflarda tescilli olduğu, ... tescil numaralı" ... + şekil" ibareli markanın davalı ... şirketi adına 38 ve 42. Sınıflarda tescilli olduğu, dosya arasına alınan ... sicil kayıtları dikkate alındığında davalı ... şirketinin 2013 yılında ... reklam unvanı ile kurulduğu, 2016 yılında unvan değişikliğine gidilerek ... Yayıncılık unvanını aldığı, Davalı ile ... Belediyesi arasında İstanbul 17.Noterliği makamında 01 Nisan 2015 tarih ... yevmiye numaralı İntifa Hakkı Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme ile ... Belediyesi ile bağlı kuruluşları ve iştiraklerinin yönetimi ve tasarrufunda bulunan toplu ulaşım araçlarında ...Platformu kurulması ve yönetilmesi hakkı davalı şirkete verildiği görülmüştür.
... İhale Kayıt Numarası referansıyla, davalı ... Aş. İle ... Belediyesi Reklam Yönetim Müdürlüğü arasında 'Taşınırlarda Yer Alan ...Platformlarındaki %30'luk Belediye Kontenjanının 1 yıl Süreyle Yönetilmesi İşi'ne ait olmak üzere hizmet sözleşmesi yapıldığı anlaşılmıştır.
Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet bakımından yapılan değerlendirmede; dosya kapsamında alınan 10/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere SMK mad.29/2 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır demektedir. SMK mad.19/2 ise 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir demektedir. Teknik incelemede davacı markasının web site grafik tasarımı, dijital hizmetler olduğu, “reklam ajansları” kategorisinin alt dalı olan “dijital ajanslar” kategorisine girdiği sınıflandırma açısından 42. Sınıfta Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı ve grafik sanat tasarım yönelik kullanımları ana kullanımları olduğu yine 36. Sınıfta pazarlama hizmetlerini de kapsadığı görülmektedir. Yapılan teknik incelemede davalı marka kullanımlarının metro vb alanlarda kapalı ... tv yayını üzerine olduğu, tv yayını içerisinde 3.kişilere ait reklam yayınları yaptığı ancak teknik
anlamda reklamcı olmadığı, bu reklamları hazırlamadığı bu kapsamda Davalı kullanımlarının 38. Sınıfta Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri ile sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Davalının kullanımları incelendiğinde ve yine dosyaya sunulan belgelerde hitap edilen tüketicinin ... vb kurumlar ile kapalı ... tv de reklam ve programlarını yayınlamak isteyen ajans ve benzerleri oldukları bu kapsamda ortalama tüketiciden daha dikkatli uzman kimseler oldukları anlaşılmaktadır. Davalı markasal kullanımlarının 38. Sınıfa yönelik olması, davacının markasının bu sınıfta tescilli bulunmaması, yine hitap edilen ortalama tüketicinin farklı ve uzman olması kapsamında markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığı kanaatinin bildirildiği, davacı markası ile davalı kullanımları dikkate alındığında markaların görsel ve işitsel olarak birbirine benzediği ancak davacının iştigal alanı ile davalının iştigal alanının farklı olduğu, davacı markası ile davalı markasının benzer sınıfta tescil edildiği, ancak davalının kullanımlarının genel olarak reklam faaliyeti içerisinde değil reklamlara yer temin eden metro ve benzeri alanlarda kapalı ... reklam yayının yapan hizmet sınıfında bulunduğu anlaşılmakla davacı markası ile davalı kullanımlarının farklı alanlara yönelik olduğu "gerekçesi ile,
Davanın REDDİNE, karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in 35. ve 42. sınıflarda tescilli "..." markasının davalılar tarafından "..." ibaresiyle görsel, fonetik ve anlamsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer şekilde kullanıldığını, davalıların metro içi dijital ekranlar ve reklam panoları aracılığıyla 35. sınıf kapsamında reklamcılık faaliyetinde bulunduğunu, müvekkilinin sunduğu faturalar ve sözleşmelerle markasını ciddi biçimde kullandığının sabit olduğunu, mahkemenin davalıların sadece 38. sınıfta faaliyet gösterdiği ve teknik anlamda reklamcı olmadıkları yönündeki gerekçesinin hatalı olduğunu, markalar arasındaki benzerliğin halk nezdinde ve uzman kitleler arasında işletmesel kaynak birliği algısı yaratarak iltibasa ve haksız rekabete sebebiyet verdiğini, ... ...A. Ş. 'nin internet sitesinde markayı kullandığının Noter tespiti ve ikrarla sabit olduğunu, bilirkişi raporlarında markasal kullanımın ve tecavüzün tespit edildiğini, mahkemenin davanın reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararının kaldırılmasını, istinaf yargılaması neticesinde davanın kabulüne, maddi ve manevi tazminat taleplerinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ
Davalı ... A.Ş. Vekili vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın istinaf başvurusunun hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, mahkeme kararı ile müvekkili şirket yönünden davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğunu, davacının "... ... + Şekil" markası ile davalının "... + Şekil" markasının faaliyet alanlarının, hitap edilen tüketici kitlelerinin ve hizmet niteliklerinin farklı olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkili şirketin uyuşmazlığa konu markayı kullanmadığını, "..." ibaresinin diğer davalı şirket tarafından ... unvanı olarak kullanıldığını, müvekkili şirketin ... Belediyesi ile yaptığı sözleşme kapsamında sadece ...platformlarının yönetimini üstlendiğini, müvekkili şirket ile diğer davalı arasında organik bir bağ bulunmadığını, bilirkişi raporlarında da davalı kullanımlarının davacının tescil kapsamına girmediğinin ve tazminat hesaplamasını gerektirecek bir durumun oluşmadığının tespit edildiğini, müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, önceki bilirkişi raporlarında da müvekkil şirketin faturalarında dava konusu markanın kullanımına rastlanmadığının belirtildiğini belirterek davacının haksız ve kötüniyetli istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.
Davalı ... ... A.Ş. vekili vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının https: //www. .... net/ Sitesi üzerinden reklam danışmanlığı, grafik tasarım ve yazılım hizmetleri verdiğini, müvekkili şirketin ise dijital platform üzerinden kapalı ... TV yayını yapan bir firma olduğunu, müvekkilin davacının iştigal konusu olan reklamcılık veya tasarım işleriyle uğraşmadığını, müvekkile ait ... markasının davacının ... markası ile karıştırılmasının mümkün olmadığını, müvekkili markasının tanınmış marka statüsünde bulunduğunu, İstanbul'daki toplu taşıma araçlarında milyonlarca kişi tarafından izlendiğini, müvekkili firmanın reklamcılık faaliyeti yürütmeyip sadece ihale yoluyla alınan yayıncılık hizmeti verdiğini, davacının kendi web sitesinde dahi reklamcılık faaliyetinin yer almadığını, müvekkil şirketin teknik ekibiyle kablolama ve ekran kurulumu gibi işler yaptığını, çalışanların SGK kayıtlarının da bu yönde olduğunu, müvekkilin müşterilerinin profesyonel tacirler olup markalar arasındaki farkı algılayabilecek kapasitede bulunduğunu, davacının sunduğu faturaların süresinden sonra sunulduğunu ve bu delillere muvafakat etmediklerini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Daire kararları uyarınca iltibas tehlikesinin bulunmadığını, tarafların farklı sınıflarda tescilli markalara sahip olduğunu, davacının 2 yıl boyunca sessiz kalarak herhangi bir hukuki girişimde bulunmadığını, davacının herhangi bir maddi veya manevi zarara uğradığını ispatlayamadığını, aksine davacının iddia edilen dönemlerde gelirini artırdığını, müvekkil şirketin kârının marka değerinden ziyade ticari kredibilite ve teknik altyapıdan kaynaklandığını, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında tazminat şartlarının oluşmadığını belirterek davacının istinaf taleplerinin reddini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davanın konusu marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi maddi ve manevi tazminat talebidir.
Dairemizin iade kararında;" Davalı tarafından, davacının tescilli markasını 35. sınıfta reklamcılık hizmetinde kullanmadığı ileri sürülmüş ise de mahkemece bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
Davalı cevap dilekçesinde davacının müvekkili ile aynı iş kolunda faaliyet göstermediğini, zarara uğradığı iddiasını somut ve açık delillerle ortaya koyamadığını tazminat talebinin TMK 2.maddeye aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Davacı vekili 6769 SMK 151/2-b maddesi kapsamında davalının elde ettiği net kazanca göre hesaplama yapılmasını talep etmiştir. SMK 151/3 maddesinde; "Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur." hükmü düzenlenmiştir. Önceki düzenlemelerde yer almamasına rağmen yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında "ihlalin nitelik ve boyutunun" dikkate alınacağına yönelik düzenleme 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren SMK ile getirilmiştir.
Mahkemece alınan 18/07/2021 tarihli ek raporda davacının 2013 ile 2018 arasında işletme defteri tuttuğu (şahıs firması işletme hesabı) hangi alanda faaliyet gösterdiğinin ise tespit edilemediğinin beyan edildiği, mahkemece davalı vekilinin, davacının reklamcılık alanında faaliyet göstermediğine yönelik itirazının değerlendirilmediği gibi 6769 sayılı SMK 151/2-b maddesi gereğince tazminat hesabında, SMK 151/3 maddesinin de dikkate alınması gerekirken değerlendirilmediği, eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmakla, taraf vekillerinin tazminat hesabına yönelik istinaf başvurularının kabulü gerektiği kanaatine varıldığı" belirtilmiştir.
Mahkemece Dairemizin iade kararından önce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
15/01/2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" Davacı “... ...” markası ile davalının “...” fiili kullanımının aynı sınıflarda olması sebebiyle ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğundan; dava konusu olayda davalının fiili kullanımının iltibas, haksız oluşturduğu kanaatine ulaşıldığı, takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere; davalı ... ... A.Ş.” nin “...” marka kullanımının, davacının tescili “... web&graphie” markası ile ayırt edilemeyecek denli benzer olduğu, davalı markasının davacı adına koruma altında olan 35. Sınıfta reklamcılık hizmetlerinde de kullanıldığı bu sebeple iltibas yarattığı ve haksız rekabet teşkil ettiği, davalı ... ... A.Ş. websitesinde yapılan incelemede https://www....., https://www.....istanbul ...html adreslerinde ... TV markasının kullanıldığı ancak daha sonra kaldırıldığı, sözkonusu kullanımın davacının tescili “... ...” markası ile iltibas yarattığı ve haksız rekabet teşkil ettiği," belirtilmiştir.
19/10/2020 tarihli heyet raporunda özetle; "Davalıların yerinde inceleme talep ettikleri adreslerde, ... ... A. Ş. İçin 11.09.2020 tarihinde, ... Aş. İçin 12.10.2020 tarihinde yerinde inceleme yapıldığını, davalıların tutulması zorunlu ticari defterlerinin, TTK hükümlerine göre usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış onaylarının, yasal süresinde yapıldığı, e-defter beratlarının yasal süresi içerisinde sisteme yüklendiği, defterlerin sahipleri lehine takdiri delil niteliğine haiz olduğu, dava konusu “...” markasının, ... AŞ. açısından faturalarda kullanımına rastlanmadığı, bu nedenle gelire etkisinin tespit edilemediği ve tazminat hesabına konu edilemeyeceği, dava konusu “...” markasının, ... ... Aş. açısından faturalarda “... Bedeli ” 35. Sınıf kapsamında kullanıldığı ve buna göre talep edilecek tazminat miktarının 33.791.221,46-TL olabileceği" belirtilmiştir.
08/07/2021 tarihli Bilirkişi heyet ek raporda özetle; " Davacının tutulması zorunlu ticari defterlerinin, TTK hükümlerine göre usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış onaylarının, yasal süresinde yapıldığı, defterlerin sahibi lehine takdiri delil niteliğine haiz olduğu, davacının kar marjının davalının ihale kapsamında elde ettiği 2016-2017 ve 2018 yıllarına ait gelire uygulanması sonucunda talep edilebilecek tazminat miktarının 14.795.760,08-TL olabileceği, davalı ... Aş. “nin “... Yayın Bedeli” olarak elde ettiği kazanç ... Belediyesi İhalesi kapsamında yapılan iş gereği olması nedeniyle ve bu gelirin tamamının salt marka kullanımından kaynaklanamayacağı takdirin mahkemeye ait olduğu" belirtilmiştir.
Dairemizin iade kararı üzerine mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
10/03/2025 tarihli ... tarafından düzenlenen bilirkişi heyet raporunda özetle;" Davalı kullanımlarının davacının markasının tescil kapsamına giren mal ve hizmetlerde kullanılmaması, hitap edilen ortalama tüketicinin farklı ve uzman olması kapsamında karıştırılma ihtimali olmadığı, yapılan inceleme sonucunda davalının İşletme Defteri mükellefi olduğu, bilirkişi heyet üyelerinin genel görüşü olarak davacı ile davalının sektörlerinin farklı olduğu ve herhangi bir tazminat hesaplamasını gerektirmeyen kanaate ulaşıldığı" belirtilmiştir.
21/03/2025 tarihli ... tarafından düzenlenen bilirkişi heyet raporunda özetle;" SMK Hükümleri Açısından İnceleme; Huzurdaki davaya konu uyuşmazlığın davacının markasına tecavüz eden davalıların zararının hesaplanmasına yönelik olduğu, Huzurdaki davada davacı tazminat talebini SMK m. 151/2-b hükmüne dayandırdığı, SMK m. 151/2-b’ de zararın “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç”
şeklinde düzenlendiği, Davacının talebi doğrultusunda SMK m. 151/2-b hükmüne göre hesaplanan tazminatta SMK
m. 151/3’ünde dikkate alınması gerektiği, Mali Açıdan İnceleme; Davalı yan defter tasdik bilgilerinin usulüne göre tutulduğu ve inceleme açısından defter bilgilerinin somut delil olarak kabul edilebileceği, Defter incelemeleri sırasında S.M.K 151/3 maddesi uyarınca hesap yapılabilmesi için detaylı bir ticari defter veya somut elde edilecek bir veri bulunamamış olup bu madde uyarınca hesabın yapılamayacağı,
Dava konusunun bir hizmet olduğu, bir emtia gibi değerlendiremeyeceğinin tespiti yapılmış olup mali bilirkişi tarafından SMK 151/3 maddesi uyarınca tazminat hesabı yapılamayacağı, 08.07.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda tespiti yapılan 14.795.760,08 TL tutarının tazminat tutarı olarak kabul edileceği, İlgili tutara ... Bankası avans faizi uygulanarak güncel tutarının 41.363.396,77 TL
olduğu ve yine ilgili tutara ikinci bir hesaplama yapılarak kanuni faiz oranı uygulanarak güncel tutarın 43.191.043,04 TL olarak hesaplamanın yapılabileceği tespit edildiği " belirtilmiştir.
Mahkeme ilk kararında, davalılardan...A.Ş aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... A.Ş aleyhine açılan davanın kabulüne ve maddi ve manevi tazminat talebinin kabulüne karar verildiği, Dairemizin kararında sair istinaf sebepleri incelenmeksizin davacının reklamcılık alanında faaliyet göstermediğine yönelik itirazının değerlendirilmediği gibi 6769 sayılı SMK 151/2-b maddesi gereğince tazminat hesabında, SMK 151/3 maddesinin de dikkate alınması gerekirken değerlendirilmediği, belirtilmiştir.
Davacı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... numara ile 35,42. Sınıflarda 14.05.2013 tarihinde “... ...” marka tescili bulunmaktadır.
Davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... numara ile 38,41. Sınıflarda 01.03.2016 tarihinde yapılan “... şekil” markası 38 ve 41 sınıflarda 07/06/2017 tarihinde tescil edilmiştir. Davalının marka başvurusunun 35.sınıfta davacının tescilli “... ...” markası gerekçe gösterilerek reddedilmiştir.
Davalı ... Anonim Şirketi’nin ... sicil kayıtları incelendiğinde 22.02.2016 tarihinde unvan değiştirdiği ve unvanında yer alan
... ayırt edici eki kaldırarak yerine ... ayırt edici eki aldığı anlaşılmaktadır.
Davalı ile ... Belediyesi arasında İstanbul 17.Noterliği'nin 01 Nisan 2015 tarih ... yevmiye numaralı İntifa Hakkı Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme ile ... Belediyesi ile bağlı kuruluşları ve iştiraklerinin yönetimi ve tasarrufunda bulunan toplu ulaşım araçlarında ...Platformu kurulması ve yönetilmesi hakkı davalı şirkete verildiği görülmüştür.
... İhale Kayıt Numarası referansıyla, davalı ... A.Ş ile ... Belediyesi Reklam Yönetim Müdürlüğü arasında 'Taşınırlarda Yer Alan ...Platformlarındaki %30'luk Belediye Kontenjanının 1 yıl Süreyle Yönetilmesi İşi'ne ait olmak üzere hizmet sözleşmesi yapıldığı anlaşılmıştır.
Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı markasının web site grafik tasarımı, dijital hizmetler olduğu, “reklam ajansları” kategorisinin alt dalı olan “dijital ajanslar” kategorisine girdiği sınıflandırma açısından 42. Sınıfta Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı ve grafik sanat tasarım yönelik kullanımları ana kullanımları olduğu yine 36. Sınıfta pazarlama hizmetlerini de kapsadığı, davalı marka kullanımlarının metro vb alanlarda kapalı ... tv yayını üzerine olduğu, tv yayını içerisinde 3.kişilere ait reklam yayınları yaptığı ancak teknik
anlamda reklamcı olmadığı, bu reklamları hazırlamadığı bu kapsamda Davalı kullanımlarının 38. Sınıfta Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri ile sınırlı olduğu, hitap edilen tüketicinin ... vb kurumlar ile kapalı ... tv de reklam ve programlarını yayınlamak isteyen ajans ve benzerleri oldukları bu kapsamda ortalama tüketiciden daha dikkatli uzman kimseler oldukları, Davalı markasal kullanımlarının 38. Sınıfa yönelik olması, davacının markasının bu sınıfta tescilli bulunmaması, yine hitap edilen ortalama tüketicinin farklı ve uzman olması kapsamında markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığı, davacının iştigal alanı ile davalının iştigal alanının farklı olduğu, davacı markası ile davalı markasının benzer sınıfta tescil edildiği, ancak davalının kullanımlarının genel olarak reklam faaliyeti içerisinde değil reklamlara yer temin eden metro ve benzeri alanlarda kapalı ... reklam yayının yapan hizmet sınıfında farklı alanlarda kullanıldığı, 10/03/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda da tespit edilmiş olmakla sübut bulmayan davanın reddine dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 22/04/2026 tarih ve 2025/12 E., 2026/105 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026