Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/553 E. 2026/1489 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/553
- Karar No
- 2026/1489
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2023/553
KARAR NO:2026/1489
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:08/11/2022
NUMARASI:2020/54 Esas - 2022/701 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:08/01/2020
İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/09/2026
Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu ve bu ilişkiden doğan cari hesap alacağının ödenmediğini, tahsil girişimlerinin sonuçsuz kaldığını, bunun üzerine İstanbul Anadolu 15. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ödeme emrinin davalıya usulüne uygun tebliğ edildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığını ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin asıl alacak ve ticari faiziyle devamına ve davalının en az yüzde yirmi oranında icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili; taraflar arasında 2012 yılından itibaren tedarikçi sözleşmeleriyle ve satıştan ödeme sistemiyle çalışıldığını, ödemelerin satışa bağlı olarak altmış günlük vadeyi izleyen günlerde yapıldığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunmuştur. Cari hesap farkının, davacının kayıtlarına almadığı faturalardan doğduğunu; bu faturaların büyük çoğunluğunun Reyon Büyütme Bütçesi adı altında ve tedarik sözleşmesinin 3.10. maddesine dayanılarak düzenlendiğini, bedellerinin sözleşmenin son sayfasında mağaza formatlarına göre belirlendiğini, davacının geçmiş yıllar boyunca aynı türden faturalara hiç itiraz etmediğini ve ihtirazi kayıt düşmediğini ileri sürmüştür. Farkın bir bölümünün ise davacının müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla başlattığı takibe dayanılarak düzenlenen faturalardan kaynaklandığını, o takipte muaccel kısmın ferileriyle birlikte ödendiğini açıklamıştır. Ayrıca talep edilen faize, faiz oranına ve faiz başlangıç tarihine itiraz etmiş; taraflar cari hesap usulüyle çalıştığından hesap kesilmeden alacaklı ve borçlu sıfatının doğmayacağını, bu nedenle temerrütten söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini ve davacının kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece,08/08/2022 tarihli heyet raporunu denetime ve hüküm kurmaya elverişli bularak benimsenerek taraflar arasında sözleşmede belirlenen primler yönünden teamül oluştuğu, buna karşılık toplam 62.719,79- TL tutarındaki altmış beş adet faturanın davacı şirketçe kabul edilmeyerek kayıtlara alınmadığı ve ihtilafa bunun sebebiyet verdiği tespit edilmiş; takip tarihi itibarıyla muaccel alacağın 80.542,94 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle 80.542,94-TL asıl alacak üzerinden devamına, dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin infaz aşamasında değerlendirilmesine ,alacağın %20 si oranda icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine ,fazla istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; hükme esas alınan raporda müvekkilinin alacağı olarak kabul edilmeyen Reyon Büyütme Bütçesi ile aktivite ve ciro primi faturalarının tedarikçi sözleşmesinin 3.10. maddesine dayanılarak ve yedi yıllık ticari ilişkide yerleşik hale geldiği biçimde düzenlendiğini, 2018 yılı hak edişlerinin 30/04/2019 tarihinde toplam 59.708-TL olarak faturalandırıldığını ve durumun davacıya elektronik yazışmayla bildirildiğini, faturaların kabul edilmemesinin, sözleşmenin 2019 yılında sürdürülmemiş ve ticari ilişkinin tasfiyesine gidilmiş olması gerekçesine bağlanmasının isabetsiz olduğunu, sona erme yönünde mutabakat veya ibra bulunmadığını, sözleşmenin 3.1. maddesi uyarınca perakendecinin sürekli, periyodik veya asgari sipariş verme yükümlülüğü bulunmadığından mal alımının durmasının sözleşmenin sona erdiği anlamına gelmeyeceğini, ayrıca 17/02/2020 tarihinde haricen yapılan 14.052,22 TL ödeme ile toplam 2.785,37 TL tutarındaki takip sonrası faturaların cari hesap ilişkisi gereği takip tutarından mahsup edilmesi gerektiğini, bu yönde Yargıtay HGKnın 22/11/2018 tarihli, 2017/822 esas ve 2018/1754 karar sayılı ilamına dayandığını, son olarak, hükme esas alınan raporun tedarik sözleşmesinin şartları ve önceki yıllarda düzenlenen faturalar incelenmeksizin düzenlendiğini, bu eksik incelemeye dayalı raporun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu; gerekçeli kararda davanın kısmen kabulü bakımından genel geçer ifadeler dışında gerekçe gösterilmediğini, uyuşmazlığın temelini oluşturan performans primleri ve reyon büyütme bütçe bedelleri bakımından hukuki inceleme yapılmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.TTKnın 89. maddesinde cari hesap sözleşmesi "İki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme" olarak tanımlanmış ve aynı maddenin ikinci fıkrasında "Bu sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanunun 97. maddesinde ise "Cari hesaba geçirilen alacak ve borç kalemleri ayrılmaz bir bütün oluşturur. Cari hesabın kesilmesinden önce taraflardan hiçbiri, alacaklı veya borçlu sayılamaz." denilmektedir.Somut olayda; taraflar arasında akdedilmiş yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmamaktadır. Akdedilen sözleşme tedarik sözleşmesi olup, dosyada tartışılan hükümleri tedarik, iade, prim ve kampanya hükümleridir. Tarafların ilişkiyi kendi defterlerinde alıcılar ve satıcılar hesaplarında izlemeleri, satıştan ödeme sistemiyle ve altmış günlük vadeyle çalışmaları, davalının önceki takipte bakiyeyi vadesi gelen ve gelmeyen kalemlere ayırarak muaccel kısmı ödemesi ve huzurdaki takipte de belirli bir tutarı ayırarak itirazda bulunması karşısında, ilişkinin TTKnın 89. maddesi anlamında cari hesap ilişkisi değil, açık hesap ilişkisi bulunmaktadır.Dosyada hesap devresi, devre sonu bakiye tespiti ya da mutabakat da bulunmamaktadır.Karşılıklı borç doğuran bir ilişkide, sözleşmeyle kararlaştırılan bir bedeli talep eden taraf, o bedelin bağlandığı karşı edimi yerine getirdiğini ispatla yükümlüdür. Tarafların yıllar boyunca aynı türden bedelleri faturalandırmış ve karşılıklı kayıtlarına almış olmaları, o bedellerin faturalandırılabilirliğini gösterir; belirli bir dönem bakımından hak edildiğini göstermez. TTK nın 21/2 maddesi uyarınca fatura içeriğine sekiz gün içinde itiraz edilmemesi yalnızca fatura münderecatının kabulü sonucunu doğurur ve düzenleyenin karşı edimi ifa ettiğinin karinesi değildir. Buna karşılık bir faturanın kendi ticari defterine kaydedilmesi, sahibi aleyhine delil teşkil eder ve borcun doğduğunun kabulü anlamına gelir.26/06/2012 tarihli ve izleyen yıllarda yenilenen Tedarik Sözleşmesinin 3.10. maddesinde reyon büyütme bütçesi bedelleri mağaza formatlarına göre sabit tutarlar hâlinde belirlenmiş; 3.1. maddesinde perakendecinin sürekli, periyodik veya asgari sipariş verme yükümlülüğünün bulunmadığı kararlaştırılmış; 9. maddesinde performans priminin, verilen siparişlerin karşılanma oranı dikkate alınarak alım tutarı üzerinden hesaplanacağı düzenlenmiştir.Dosyada dört ayrı bilirkişi incelemesi yaptırılmış; mahkeme, prim ve reyon büyütme bütçesi faturalarının düzenlenmesi ve ödenmesi bakımından yerleşmiş bir uygulama bulunup bulunmadığının ve mal alışverişinin sona erdiği tarih de gözetilerek takip tarihindeki alacak ve borç durumunun belirlenmesi gerektiği ölçütünü koyarak, bu yönde inceleme içermeyen önceki üç bilirkişi raporunu dikkate almamış,hükme esas alınan 08/08/2022 heyet bilirkişi raporunda ; sözleşmede usul ve oranları belirlenmiş primler yönünden taraflar arasında yerleşik uygulama bulunduğu kabul edilmekle birlikte, 30/04/2019 tarihinde düzenlenen ve toplam 59.708- TL tutarındaki otuz dokuz adet reyon büyütme bütçe faturası bakımından, reyonların büyümediği ve tasfiye edilerek tamamen ortadan kalktığı, Temmuz 2018 sonrasında herhangi bir tedarik gerçekleşmediği gerekçesiyle bu faturaların yerinde olmadığı belirlenmiştir. Buna karşılık davacı ürünlerinin mağazalarda satılmaya devam etmesi nedeniyle satış tutarına bağlı olarak tahakkuk eden ciro ve aktivite primlerinde isabetsizlik görülmemiştir. Takip tutarından, davalının kabulünde olan ve henüz vadesi gelmeyen 11.482,65- TL ile ispatlanamayan altı adet ve 6.689,61 TL tutarındaki davacı faturası ve 226,42 TL tutarındaki Ağustos 2019 primleri düşülerek muaccel alacak 80.542,94 TL olarak hesaplanmıştır.Uyuşmazlık davalı tarafından 30/04/2019 tarihinde düzenlenen ve toplam 59.708- TL tutarındaki otuz dokuz adet reyon büyütme bütçe faturasının hak edilip edilmediğidir. Bu bedelin bağlandığı karşı edim, davacıya ayrılan reyon payının fiilen artırılmasıdır; nitekim davalı da bu bedeli, tedarikçinin ürünlerine olan talebe bağlı olarak reyon payının artması sebebiyle faturalanan bedel olarak tanımlamaktadır. Faturaların kendi açıklamalarında alış iskontosu ibaresinin yer alması da bedelin bir alım ilişkisini gerektirdiğini göstermektedir. Dosyada davalının bu edimi yerine getirdiğini ortaya koyan hiçbir belge bulunmamaktadır; reyon tahsisine, raf düzenine, teşhir veya kampanya uygulamasına ilişkin tek bir kayıt sunulmamıştır. Kaldı ki 24/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda faturaların yerindeliğinin ancak davalının kendi işletme yazılımından üretilecek kayıtlarla belirlenebileceği bildirilmiş olmasına rağmen davalı bu kayıtları ibraz etmemiştir. Taraflar arasında mal alımının 11/07/2018 tarihinde sona erdiği ise dört bilirkişi incelemesinin ortak tespitidir. Buna karşılık davalının 2018 yılına ilişkin olarak düzenlediği kırk beş adet ve 45.271,92- TL tutarındaki reyon büyütme bütçe faturalarının kayıtlara alınmış ve vade tarihlerinde alacaktan mahsup edilmiş olması, o dönem bakımından bedelin kabul edildiğini göstermekte; 2019 yılı faturalarının kayda alınmamış olması ise aynı kabulün bulunmadığını ortaya koymaktadır.Başvuranın, faturaların tedarikçi sözleşmesine dayanılarak ve yerleşik uygulama biçiminde düzenlendiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. Davacı, 30/04/2019 tarihli otuz dokuz faturanın tamamına, ihtarname ekindeki dökümde faturaların geliş tarihi olarak görünen 13/05/2019 tarihinden iki gün sonra düzenlenen 15/05/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı noter ihtarnamesiyle itiraz ederek faturaları iade etmiştir; itiraz, TTKnın 21. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen sekiz günlük süre içindedir. Kaldı ki faturalara itiraz edilmemiş olsaydı dahi, yerleşik uygulama bedelin faturalandırılabilirliğini gösterir, belirli bir dönem için hak edildiğini göstermez ve faturaya itiraz edilmemesi karşı edimin ifa edildiğinin karinesini oluşturmaz.
Davalı vekilinin , ticari ilişkinin sona ermediğine ve mal alımının durmasının sözleşmeyi sona erdirmeyeceğine ilişkin istinaf nedeni, sözleşmenin 3.1. maddesi uyarınca yerindedir; Ancak sözleşmenin yürürlükte bulunması, yukarıda açıklandığı üzere hak ediş şartının gerçekleştiğini göstermediğinden, bu neden sonuca etkili değildir.Hükme esas alınan raporun eksik incelemeye dayandığına ve gerekçeli kararda hukuki inceleme yapılmadığı ileri sürülmüş ise de bilirkişi raporu , faturaların hangi sebeple yerinde bulunmadığını reyonların durumu ve tedarikin sona ermesi üzerinden ayrıca belirlemiş olup, gerekçeli kararın bu belirlemeyi metnine taşımamış olması, hükmün sonucunu etkiler nitelikte değildir.Davalı tarafça haricen yapılan 14.052,22 -TL ödeme 17/02/2020 tarihli olup dava tarihinden sonradır. Davalı vekili tarafından atıf yapılan Yargıtay HGK nın 22/11/2018 tarihli, 2017/822 esas ve 2018/1754 karar sayılı ilamı takipten sonra dava açılmadan önce yapılan ödemelerin mahsubuyla dava tarihi itibarıyla hüküm kurulacağı, dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin ise infazda dikkate alınacağı belirtilmiştir. İlk derece mahkemesi hükmünün birinci bendinde yer alan, dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasına ilişkin fıkra bu ilkeye uygun olduğundan, başvuranın istediği sonuç hükümde zaten karşılanmıştır.
Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunması nedeniyle , istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜ:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 5.501,88-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.376-TL harcın mahsubu ile kalan 4.125,88-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 30-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.17/09/2026