Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/877 E. 2026/1543 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/877
Karar No
2026/1543
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/877 KARAR NO : 2026/1543

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/02/2026 NUMARASI : 2025/283 Esas 2026/154 Karar DAVA : Sıra Cetveline İtiraz KARAR TARİHİ : 23/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 23/06/2026

İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/283 Esas 2026/154 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin son işvereni olan 9200305... vergi kimlik numaralı ... Şirketi hakkında İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 18/09/2024 tarih ve 2024/453 Esas sayılı ilamı ile saat 12:02’de şirketin iflasına karar verilmiş olduğunu, tasfiye işlemlerinin İzmir İflas Müdürlüğü’nün 2024/5 İflas sayılı iflas dosyasından yürütülmekte olduğunu, müvekkilinin iş akdinin davalı tarafça (işverenlikçe) 17 nolu kod olan "işyerinin kapanması" kodu ile 24.09.2024 tarihi itibariyle SGK'na bildirilmiş halde olduğunu, müvekkilinin iş akdinin işveren şirketin iflas etmesi sebebiyle sonlanmış olup, müvekkilinin ücret, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı hakedişlerinin bulunduğu konusunda hiç bir ihtilaf bulunmadığını, bu hususların müflis işveren şirketin iflas idaresi yedinde bulunan ticari defter ve kayıtları ile sabit olduğu gibi, müvekkilin hak edişlerinin ödenmemiş olduğunun tarafların banka kayıtları ile de sabit olduğunu, müvekkilin alacaklarındaki haklılığı bu kadar net iken ve hatta 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "Adi ve rehinli alacakların sırası" başlıklı 206. maddesinde; "Birinci sıra: A) İşçilerin, iş ilişkisine dayanan ve iflâsın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile iflâs nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatları" gereği birinci sırada sayılmış iken müvekkillinin alacağının hatalı biçimde reddedildiğini, müvekkilin mevcut alacağının* tahsili amacıyla iflas müdürlüğüne başvuruda bulunulduğunu ve harcı da yatırılmak suretiyle alacağın iflas masasına kayıt ve kabulünün talep edildiğini, akabinde İflas İdaresi’nce yapılan inceleme neticesinde; müvekkilce iflas masasına yaptırılan alacak kaydının, “yargılamaya muhtaç olması sebebi ile red" denilerek 05.03.2025 tarihli sıra cetveli derece kararı ile haksız biçimde reddedildiğini, söz konusu sıra cetvelinden ve dolayısı ile alacak kaydının reddedildiğinden müvekkilince 20.03.2025 tarihinde haberdar olunduğunu emsal karar ve yerleşik içtihatlar uyarınca iflas alacaklısının alacağının iflas masasına kaydedilmemesi halinde, asliye ticaret mahkemesinde kayıt kabul davası açmadan evvel zorunlu arabuluculuk yoluna başvurmasının gerekmediği ve dava şartı söz konusu olmadığı anlaşılmakla fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, davanın kabulü ile müvekkil davacı işçi alacağının iflas masasına birinci sıradan kaydının kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı iflas idaresi vekili cevap dilekçesinde özetle; İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/09/2024 tarih ve 2024/453 Esas sayılı dosyası ile .....Şti. 'nin iflasına karar verildiğini, İzmir 1.İcra Hukuk Mahkemesinin 07/11/2024 tarih ve 2024/614 Esas sayılı kararı ile davalı şirket iflas masasını temsil etmek üzere , iflas idare üyesi olarak ... , ....ve .... 'nın görevlendirilmesine karar verilmiş olup İflas tasfiyesi İzmir İflas Dairesinin 2024/5 İflas sayılı dosyası üzerinden yürütülmekte olduğunu, iflas Kararı kesinleşmediğinden 2.alacaklılar toplantısınında yapılmadığını, davacının İzmir İflas Dairesinin 2024/5 iflas sayılı dosyasına sunduğu alacak kayıt dilekçesi ile alacağının sıra cetveline kayıt ve kabulünü talep ettiğini, davalı Şirket iflas idaresi tarafından İİK'nun 232 ve 233.maddelerine istinaden 05/03/2025 tarihinde düzenlenen sıra cetveli ile "yargılama muhtaç olması " sebebiyle davacının alacak kayıt talebinin reddine karar verildiğini, İİK'nun 234.Maddesi gereğince , davaya konu 05/03/2025 tarihli sıra cetvelinin İİK'nun 166.maddesinin 2.fıkrasında belirtilen usulle , 10/03/2025 tarihinde ;Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde, ... Gazetesinde ,... Gazetesinde İlan edildiğini, davacı tarafından, 27/03/2025 tarihinde , İİK 'nun 235.Maddesine istinaden, iş bu sıra cetveline itiraz davasının açıldığını, İİK'nun 235.maddesinde belirtilen 15 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığını, davacı tarafından İİK'nun 223.Maddesinin 3.fıkrasında bahse konu yasa maddesi gereğince İzmir İflas Dairesinin 2024/5 İflas sayılı dosyasına tebligat masrafı yatırılmadığını, davacı İİK'nun 223/3 Maddesi gereği masraf avansı yatırmadığından , sıra cetveline itiraz süresinin sıra cetvellerinin ilan tarihi olan 10/03/2025 tarihinden itibaren 15 gün olduğunu, buna göre davacı açısından sıra cetveline itiraz süresinin son gününün 25/03/2025 günü olduğunu, davacının 15 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra 27/03/2025 tarihinde dava açtığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafından kayıt kabul talebinde yeterli belge sunulmadığından iflas idaresi tarafından verilen kararın hukuka uygun olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. MAHKEMECE: "...Dava, İİK'nın 235. maddesi uyarınca müflis şirketten olan işçilik alacağının iflas masasına kayıt ve kabulüne ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, müflis şirket iflas masasını temsilen iflas idaresi tarafından İzmir İflas Müdürlüğünün 2024/5 İflas dosyasında düzenlenen sıra cetvelinde, kabul edilmeyen davacının işçilik alacağının mevcut olup olmadığı, mevcut ise miktarının ne kadar olduğu ve alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilip verilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. Davacı tarafça, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/09/2024 tarih ve 2024/453 esas 2024/801 karar sayılı sayılı kararı ile iflasına karar verilen ve 08.10.2025 tarihi itibariyle iflası kesinleşen dava dışı .. ..Şirketinin çalıştığı dönemlere ilişkin işçilik alacaklarının tahsili nedeniyle müflis şirketin tasfiyesinin yapıldığı İzmir İflas İdaresinin 2024/5 iflas sayılı dosyasına yaptığı alacak kaydı başvurusunun reddedildiğinden bahisle alacak kaydının iflas masasına kayıt ve kabulü talep edilmektedir. İcra İflas Kanunu 234. Maddesinde iflas idaresinin sıra cetveline iflas dairesine verir ve alacakları 166. Maddenini 2. Fıkrasında ilan yolu ile haberdar eder hükmünün bulunduğu sıra cetveline itiraz davasının aynı yasanın 235. Maddesinin 1.fıkrasına göre cetvelin ilanından itibaren 15 gün süre içerisinde cetvele itiraz edenlerin iflas kararı verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur olduğunu ve 223. Maddenin 3. Fıkrasının hükmünün mahfuz olduğnu hüküm altına almıştır. Yukarıda bahsedilen hükümlerden de anlaşılacağı üzere sıra cetveline itiraz davaları hak düşürücü süreye tabi olması nedeniyle söz konusu sürenin mahkememizce reesen dikkate alınması gerektiği kanaatine varılmıştır.Yasa maddesinde belirtilen süre aynı yasanın 166.maddesinde gösterilen usulde ilandan itibaren işlemeye başlayacaktır ancak davacı taraf aynı yasanın 223.maddesine göre tebliğe elverişli adres gösterir ve gerekli masrafı avans olarak yatırırsa hak düşürücü sürenin başlangıcı sıra cetvelinin kendisine yapılan tebliğinden itibaren geçerli olacaktır. Bu kapsamda dosyanın incelenmesinde davacı tarafça alacağın sıra cetveline kaydına yönelik yapılan başvuruda 223.madde gereğince gider avansını yatırmadığı sıra cetvelinin en son 10.03.2025 tarihinde ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği her ne kadar davacı tarafa sıra cetveli 12.03.2025 tarihinde tebliğ edilmiş ise de iflas masası masrafından yapılan tebliğin bilgi mahiyetinde olduğu bu nedenle davacı yönünden herhangi bir hak bahşetmeyeceği benzer bir değerlendirme Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 15/10/2019 tarihli 2016/5144 esas ve 2019/4265 karar sayılı ilamında da yapıldığı anlaşılmakla davanın 27.03.2025 tarihinde açıldığı ve son ilanın 10.03.2025 tarihinde yapıldığı dolayısıyla 235.maddenin 1.fıkrasının 1.cümlesindeki hak düşürücü davacı yan yönünden dolmuş olduğundan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.' gerekçesi ile; İİK md. 235 hükmü gereği, hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olması sebebiyle davanın REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Son duruşmaya sunmuş olduğu mazeretin kabul edilmemesi ve yokluğunda hüküm tesis edilmesi haksız bir durum oluşturduğunu, dava süresinde açıldığı gibi, süresinde açılmadığı düşünülecek olursa dahi burada müvekkili kusur atfedilebilmesi mümkün olmadığını, Anayasaya aykırılık iddialarının "İşbu dilekçemizde ayrıntısıyla izaha çalışılan sebeplerle iik'nun 234, 235 ve diğer maddeleri açıkça anayasa'ya aykırı biçimde kişilerin mülkiyet ve hukuki dinlenilme haklarını ihlal etmekte olup, tebliğden evvel hak düşürücü sürelerin başlatılması anayasa'ya açıkça aykırılık teşkil etmektedir. anayasaya aykırılık iddiamız dikkate alınarak anayasa mahkemesi'ne itiraz başvuru yapılmasına ve bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini talep etmekteyiz." kendilerine başvurma harcının yanı sıra masraf avansı da yatırması gerektiği söylenmeyen işçi müvekkilin tazminatlarının ödenmemesi haksız bir durum olduğunu, iflas masasına alacak kayıt başvurusu esnasında başvurma harcı yatırması gerektiği müvekkile başvuru aşamasında iflas müdürlüğünce söylendiğini, iflas müdürlüğünce düzenlenen makbuz ile gidilerek harç vakıfbanka yatırıldığını, masraf avansı da yatırması gerektiği veya yatırmaz ise ne gibi sonuçlar doğabileceğini müvekkili davacı işçiye ne yazılı ne de sözlü olarak bildirilmediğini, Mahkemece; müvekkilimizin alacak kaydı için başvurduğu esnada istinaf avansı yatırması gerekip gerekmediği, tarifede belirlenen yazı ve tebliğ masraflarının nelerden ibaret olduğu ve yatırılmaz ise ne gibi sonuçlarının olabileceğinin iflas idaresince müvekkil işçiye bildirilip bildirilmediği araştırılmadan hüküm tesis edilmesi hatalı olduğunu, 8.iflas idaresinin ihmali ve hatalı yönlendirmesinden kaynaklanan durumdan iflas idaresine lehine menfaat doğması hukuka aykırı olduğunu, davacı müvekkilin işçi olduğunu, davacı müvekkili alacaklarındaki haklılığı bu kadar net iken ve hatta 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "Adi ve rehinli alacakların sırası" başlıklı 206. maddesinde; "Birinci sıra: A) İşçilerin, iş ilişkisine dayanan ve iflâsın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile iflâs nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatları" kanun metninde birinci sırada sayılmış iken müvekkilli alacağı hatalı biçimde reddedildiğini, davacı müvekkili kural olarak basiretli sayılan bir tacir olmadığını, kanuni düzenlemelere hakim olan bir hukukçu hiç olmadığını,15.Sıra cetveli kanuna aykırı nitelikte olduğundan ötürü, diğer bir ifade ile müvekkili alacağı bakımından usul ve yasaya uygun nitelikte düzenlenilmiş bir sıra cetveli söz konusu olmadığında nötürü, dava açma süresi başlamayacağını, sıra cetveli kararı kanunun aradığı şekilde gerekçe içermediğini, kanundan doğan işçilik alacaklarının "yargılamayı gerektirir" şeklindeki soyut ve genel geçer bir ifade ile reddedilmiş olması, sıra cetvelinin usul ve yasaya uygun olmadığını gösterdiğini, yapılan ilanlar da usul ve yasaya uygun olmadığını, ilan gazeteleri de gerçekte düşük tirajlı ve sıradan bir vatandaş tarafından adı dahi bilinmeyen gazeteler, bu nedenle de dava açma sürelerinin ilanlar ile başladığını söyleyebilmek de olanaksız olduğunu, Mahkemeye bildirilen tanıklarımızın dinlenilmemiş olması ve delillerinin toplanılmamış olması ayrı bir istinaf başvuru sebebi olduğunu, ilk derece mahkemesince verilen hüküm dosya kapsamına, delillere, hukuka ve usule aykırı olup, dosya münderecatındaki dilekçelerinde belirtilen ve burada belirtilen sebeplerle kaldırılmasına ya da bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, sıra cetveline itiraz davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Davacı vekilince müvekkilinin iş akdinin çalıştığı şirketin iflas etmesi nedeniyle sonlandığı, alacak kayıt talebinde bulundukları, İflas İdare Müdürlüğünce alacağın yargılamaya muhtaç olması sebebiyle reddedildiği beyanıyla alacağın kayıt ve kabulü talep edilmiştir. Mahkemece, İcra İflas Kanunun 235 Maddesinin birinci fıkrasındaki hak düşürücü süre davacı yan yönünden dolmuş olduğundan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. Davaya konu iflas sıra cetveli ticaret sicil gazetesinde 10/ 03/ 2025 tarihinde Basın İlan Kurunumda, 10/03/2025 tarihinde, yerel gazetede 10/03/2025 tarihinde ilan edilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/02/2026 tarih ve 2025/283 Esas 2026/154 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 23.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/877, K. 2026/1543, T. 23.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-877-e-2026-1543-k-b9e44ca0559f