Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/800 E. 2026/700 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/800
Karar No
2026/700
Karar Tarihi

T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/800 KARAR NO : 2026/700

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ....... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : NUMARASI :

DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA KONUSU : Haksız Rekabet Yasağını İhlalden Kaynaklanan Cezai Şart Alacağı DAVA TARİHİ :

KARAR TARİHİ : 16/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/06/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 09.09.2019 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesinin imzalandığını, davalının 09.09.2019 ile 01.09.2023 tarihleri arasından müvekkili şirket nezdinde .................... Proje yöneticisi pozisyonunda çalıştığını, davalının 01.09.2023 tarihinde kendi isteği ile farklı kariyer seçeneğini değerlendirmek üzere ihbar süresini beklemeden istifa ettiğini, Eylül 2023 tarihinde müvekkil şirketin rakibi konumundaki dava dışı ...........nezdinde işe başladığını, bu durumun rekabet yasağına aykırı olduğunu beyanla 781.952,04-TL cezai şartın ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin iş mahkemeleri olduğunu, geçerli rekabet yasağı sözleşmesinin bulunmadığını, davacının iş veren olarak korunmaya değer bir menfaatinin bulunmadığını, davacının müşteri çevresi satış ve pazarlama şartlarına ilişkin bilgi edinme olanağının bulunmadığını, davacının müvekkilinin başka iş yerinde çalışması nedeni ile zararının bulunmadığını, rekabet yasağının yeri kapsamadığını, iş türü sınırlaması içermediğini, aşırı nitelikteki hükümlerin geçersizliğini beyanla davanın usulden ve esastan reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesi "... Tüm dosya kapsamı ve mahkememizce alınan bilirkişi raporu değerlendirildiğinde; davalının işten ayrıldıktan 3 gün sonra dava dışı ve aynı sektör kabul edilecek plastik sektörü ile iştigal eden dava dışı ......... şirketinde çalışmaya başladığı, TBK’nın 445/1 maddesi gereği rekabet yasağının 2 yıllık süre şartını aşamadığı, bu nedenle rekabet yasağı sözleşmesinde süreye aykırılık bulunmadığı, sözleşme incelendiğinde Marmara Bölgesinde yer alan firmalar olarak sınırlamalar konulduğu ve davacı ve dava dışı çalışmaya başladığı şirketin her ikisinin de ............ Bölgesinde bulunduğu, rekabet yasağı sözleşmesinde yer bakımından da sınırlama olduğu anlaşılmakla söz konusu sözleşmenin geçerli olduğuna kanaat edinilmekle, sözleşmede her ne kadar aylık maaşın 12 katı kadar tutarda cezai şart ödenmesi kararlaştırılmış ise de 6098 sayılı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 182/3. maddesi gereğince yapılan %80 indirim oranında indirim yapılmasının hakkaniyete uygun olacağı ..." gerekçesiyle "Davanın KISMEN KABUL VE KISMEN REDDİ İLE, 1-Bilirkişi raporu ile hesaplanan 707.167,68 TL cezai şart alacağından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 182/3. maddesi gereğince yapılan %80 indirim sonucu tespit olunan 141.433,53 TL cezai şart alacağının dava tarihi olan 30/04/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, ..." karar vermiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli kabul edilerek davanın kısmen kabulüne dair hüküm kurulduğunu, davalı vekilinin sözleşmenin Türk Borçlar Kanunu'nun 444. maddesindeki koşulları taşımadığını, taraflar arasında imzalanan protokolde işverenin imzasının bulunmadığını, sözleşmenin işçinin iktisadi geleceğini kısıtladığını ve işçinin iradesi dışında baskıyla imzalatıldığını belirttiğini, davacı işverenin korunmaya değer bir üretim sırrı veya müşteri çevresi menfaati bulunmadığını, müvekkilinin yeni iş yerindeki görevinin üretim ve .................... süreçlerini içermediğini ve davacı şirket ile faaliyet alanlarının farklı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hukuki nitelemeler içerdiğini ve denetime elverişsiz olduğunu, yer, süre ve işin türü bakımından aşırı sınırlamalar getiren sözleşmenin Anayasa ile koruma altına alınan çalışma hürriyetine aykırı olduğunu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının hukuka ve usule aykırı olduğunu ifade ederek kararın ortadan kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: .........Asliye Ticaret Mahkemesinin .........Esas - ......... Karar sayılı dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan/olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep şu şekildedir : Dava, taraflar arasında mevcut hizmet sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle, iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına ilişkin hükümlerin ihlal edildiğinden bahisle cezai şartın davalıdan tahsiline ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. İstinaf incelemesine konu karar başlığında; taraf vekillerinden bir kısmının adreslerinin yazılmaması; mahkemenin adının altına "2 Nolu Kalem" ibaresinin yazılacağına ilişkin HMK'da hüküm bulunmaması karşısında anılan ibarenin yer alması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Öğretide rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin iş ilişkisi içinde işverenin müşterilerine nüfuz etmesi yahut iş sırlarına vakıf olması nedeniyle hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında belirli bir coğrafi bölgede ve belirli bir zaman dilimi içerisinde işçinin işverenle rekabet teşkil eden davranış içerisine girmesini yasaklayan sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır. Rekabet etmeme taahhüdünü içeren bu sözleşmeyle işçi işverene karşı hizmet sözleşmesinin bitiminden sonrasına yönelik olarak menfi bir yükümlülük, bir yapmama borcu altına girmektedir. Başka bir deyişle rekabet yasağı sözleşmesi ile işçinin ekonomik faaliyet özgürlüğüne ve ekonomik geleceğine kısmen dahi olsa sınırlama getirilmektedir (Sabah Altay, Türk Borçlar Kanunun Hükümlerine Göre İşçi ile İşveren Arasında Yapılan Rekabet Yasağı Sözleşmesi, Mühf-Had, C.14, sy.3, s.179 vd.). Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklanan süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterli sayılmalıdır. Rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için işçinin, hizmet ilişkisi içinde olduğu işverenin müşteri çevresi ve üretim sırları gibi ticari sırları bilebilecek bir pozisyonda çalışması ve bu bilgileri önceki işverenle rakip durumunda olan yeni işveren ile paylaşabilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Bu anlamda, ayrılan işcinin yeni işyerinde aynı pozisyonda çalışması da şart değildir. Keza rekabet yasağının varlığı için ayrılan işçinin, önceki işverene fiilen bir zarar vermesi şart olmayıp, zarar verebilme risk ve ihtimalinin varlığı yeterlidir. Rakip firmalarla paylaşması ve nüfuz etme imkanının bulunup bulunmaması önem arz etmektedir. (Yargıtay 11. HD 06/03/2019 tarihli, 2018/3705 Esas ve 2019/1860 Karar sayılı, 10/05/2017 tarihli, 2015/15290 Esas ve 2017/2808 Karar sayılı kararları) Rekabet yasağı iş akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak yapmama (ileriye yönelik) edimini içeren akit niteliğindedir. 6098 Sayılı TBK.'nın 444/2. maddesi “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” hükmü haiz olup, anılan madde hükmü uyarınca rekabet yasağının işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacaktır. Yasal düzenlemeler ve yerleşmiş Yargıtay içtihatları dikkate alınarak rekabet yasağının işçinin ekonomik hayatını geliştirme özgürlüğünü sınırlamakta olmakla birlikte bu hakkın ancak kendi iradesiyle sınırlandırılabileceğini, bu sınırlandırmanın işçinin iş sözleşmesine bu hususta hüküm konulmasına rıza göstermesi veya kendi rızasıyla rekabet yasağı sözleşmesine taraf olmasıyla mümkün olabileceği, taraflar arasındaki sözleşmede getirilen rekabet sınırlamalarının bu kapsamda geçerli bulunduğu, söz konusu sözleşmelerdeki taahhüt sürelerinde herhangi bir yasaya aykırılığın bulunmadığı davalının davacı şirketin iştigal konusu dışında iş bulabileceği ve iktisadi geleceğinin tehlike altında olmayacağının değerlendirilerek rekabet yasağı taahhütnamesinde yer alan yerler bakımından yapılan kısıtlamanın da davalının yazılı onayı alınarak ve Marmara Bölgesi'nde yer alan firmalar bazında yapılmakla taraflar arasında kararlaştırılan rekabet yasağı taahhütnamesinin geçerli bulunduğu görülmüş, davalı vekilinin istinaf istemleri yerinde görülmemiştir. Öte yandan TBK'nın 182/3. maddesinde "Hakim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir." şeklinde cezanın indirilmesi şeklinde yasa koyucu tarafından düzenlenmiş, bu husustaki istinaf nedenlerinin irdelenmesinde davalının davacı şirkette görev yaptığı süreçte en son almış olduğu brüt aylık tutarının 58.960.34,71 TL olduğu ve taraflar arasında kararlaştırılan cezai şart tutarının bu miktarın 12 katı tutarında olan 707.167,68 TL olarak belirlendiği, ilk derece mahkemesince takdiren %80 oranında indirim yapıldığı anlaşılmakla, cezai koşulunun somut olayda "aşırı" olarak kabul edilemeyeceği değerlendirilmekle, ilk derece mahkemesince belirlenen cezai şart tutarının makul olduğu kanaatine varılmıştır. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, Davalının istinaf kanun yolu başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, İstinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazine'ye irat kaydına, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken istinaf karar harcı 9.661,32 TL olup, peşin yatırılan 2.415,33 TL harcın mahsubu neticesinde bakiye kalan 7.245,99 TL harcın İlk Derece Mahkemesi tarafından istinaf eden davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, Davacı tarafından yatırılan avanstan sarf edildiği tespit edilen 340,00 TL istinaf posta masrafının istinaf eden davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Artan istinaf avanslarının İlk Derece Mahkemesi tarafından HMK m.333'e uygun iadesine, Karar ilamının 6100 sayılı HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca; İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Başkan e imzalıdır

Üye e imzalıdır

Üye e imizalıdır

Katip e imizalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/800, K. 2026/700, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-800-e-2026-700-k-e279e11fe271