Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/736 E. 2026/1435 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/736
- Karar No
- 2026/1435
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/736 Esas
KARAR NO : 2026/1435 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2021/225 Esas - 2025/928 Karar
TARİHİ: 23/12/2025
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 09/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf fatura içeriğinden anlaşılan tarihlerde Müvekkilinden yakıt ikmali yapmış ve toplam 19.772,65 EURO harç oluştuğunu, fatura ibraz edilmiş ve itiraz etmeden fatura borcu kesinleştiğini, bu bocun ödenmediğini, bu borcun tamamının İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ilgili icra dosyası tahtında 19.772,65-EURO'nun tahsili için başlatılan takibe borçlunun itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, takibe itiraz sebebi ödemenin yapılmış olması olarak gösterildiğini, bu ödemelere ilişkin evrak ve belgelerin taraflarına ibraz edilmediğini, bahsi geçen işlemler hakkında ... idaresinin haberdar olmadığını, bu gerekçelerle davayı eski ... çalışanı ...’e de yönlendirdiklerini, kendisi irtibat bürosu mali evraklarım teslim etmeden ayrılmıştır ve şirketin mali ilişkilerine yönelik evrakların kayıp olduğunu, ... nezdinde oluşan zararlardan ...’inde sorumlu olduğunu, davanın selameti açısından her iki davalı açısından ihtiyati haciz kararı verilmesini, itiraz eden borçlu tarafın kötü niyetli olduğunu, çünkü eski çalışan ... mevcut fatura borcunu sıfırlayacak veya sona erdirecek hiçbir yetki belgesine sahip olmadığını, bu gerekçe ile teknik manada savunma olarak sunulan ve borcu sona erdiği iddia edilen hususların varlığının mümkün olmadığını beyan etmiş, davalının icra takibine vaki haksız itirazının iptali ile takibin devamına ve haksız itiraz nedeni ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; 21.10.2013 kayıl tarihli Cevap Dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin İzmir Mahkemeleri olduğunu öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, yetkili olunmadığı iddialarının asılsız olup davacı kendisini irtibat bürosu yönetici olarak Beyoğul 35. Noterliğinin ... yevmiye nolu imza sirküleri ile yetkilendirdiğini, esasında ilgili şirketle aralarındaki ibraname içeriği bile yetkili irtibat bürosu yetkilisi olduğunun açık bir kanıtı olduğunu beyan etmiş, sonuç olarak davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacı şirket yabancı bir şirket olup bu davanın görülmesi için teminat yatırması gerekmekte olduğunu, söz konusu teminat miktarının tamamlattırılmasına karar verilmesini, davacı şirket ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişki 2009 yılı itibariyle başlamış olup bu ticari ilişki sonucunda müvekkili şirket davacı şirketten belirli aralıklarla akaryakıt satın aldığını, bu akaryakıt alımlarından sonra akaryakıt bedelleri Türkiye de müvekkili şirket adına fatura edildiğini, davalı müvekkili şirket de bu fatura bedellerini davacı şirkete ödediğini, müvekkilinin davacı şirketten satın aldığı tüm akaryakıtların bedelinin tam ve eksiksiz olarak ödendiğini, bu sebeple açılan işbu davayı kabul etmediklerini, davacı şirket tarafından müvekkili şirket aleyhinde İstanbul 27. İcra Müdürlüğü nün ... E. dosyası ile ilamsız takıp başlatılmış olup, takip konusu toplam borç 19.772.65 Euro olarak gösterildiğini, ancak şirketin davacı şirkete akaryakıt atımından kaynaklanan ve ödeme emrinde dayanak gösterilen faturalardan doğan hiçbir borcu bulunmadığını, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini, haksız ve kötü niyetti olarak müvekkili aleyhinde icra takibi başlatan davacı şirketin %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 23/12/2025 tarih ve 2021/225 Esas - 2025/928 Karar sayılı kararında;
"....İtirazın iptali davası icra takip dosyasına sıkı sıkıya bağlı dava olup davaya konu İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı tarafından davalı borçlu ... Aleyhine fatura alacağından kaynaklı icra takibi yapıldığı, davalı borçlunun itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı tesbit edilmiş olup icra tabibinde davalı ... aleyhine icra takibi olmadığı halde itirazın iptali davasında davalı olarak icra takibindeki borçlu şirket ile beraber ... davalı olarak gösterilip iş bu davanın açıldığı tesbit edildiğinden davacı tarafa hususun açıklamak üzere 20/12/2022 tarihli 5 nolu celsede kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde davacı tarafından açıklamada bulunulmadığı anlaşılmakla icra takibinde taraf olmayan davalı ... aleyhine iş bu itirazın iptali davasında hüküm verilmesi mümkün olmadığından davalı ... aleyhine açılan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
...Somut olayda davacı tarafından 17/06/2010 tarihindeki alacağını ve17/12/2012 tarihine kadar doğacak tüm alacağını noter belgesi ile usulüne uygun şekilde dava dışı ... AŞ. 'ye temlik ettiği, temliğin fekkinin de aynı usul ile veya en azından yazılı şekil şartına tabi olduğu, davacı tarafından bu yönde bilgi veya belge sunulmadığı, dava dışı ... tarafından temliknamenin fek edildiğine ilişkin belgenin temliknamenin tarafları tarafından imzalanmadığından temliknameyi ortadan kaldırmayacağı, nitekim mahkememizce alınan bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere dava dışı fatoring şirketi tarafından 10/11/2011 tarihli faturanın 08/03/2012 tarihinde tahsil edildiği, davaya konu edilen 20/06/2011 tarihli fatura yönünden de dava dışı temlik alan şirketin tahsilat yaptığı anlaşılmakla davacının davalıdan olan 27/07/12 tarihine kadar olan alacaklarının temlik edildiği ve bir kısım tahsilatların da yapıldığı anlaşıldığından davacı tarafından icra takibinde 30/11/2011 ile 20/03/2012 tarihleri arasındaki fatura alacaklarının tahsilinin talep edildiği anlaşılmakla bu alacakların dava dışı ... Aş.'ye temlik temlik edildiğinden davacının iş bu davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı kanaatine varılarak davanın aktif husumet nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
" gerekçesi ile,
''1-Davalı ... aleyhine açılan davanın, icra takibinde taraf olmaması nedeniyle usulden reddine,
2-Diğer davalı aleyhine açılan davanın aktif husumet nedeniyle reddine,
3-615,40-TL karar harcının peşin alınan 644,70-TL den düşümü ile kalan 29,30-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, (Bozma öncesi harç tahsil müzekkeresi yazılmış ise bu harçtan mahsubuna)
4-Davalı ... tarafından yapılan 250,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,
5-Davalı ... Tarafından yapılan 160,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... 'ne verilmesine,
6-Davalı ... taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... 'ne verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ile davalı ....Şirket vekili katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket davaya konu borcu ödediğini iddia etmişse de ödenmiş bir borçtan söz edilemeyeceğini, dosya borcunun müvekkil şirkete ödenmediğini, ne müvekkile ve ne de dava dışı ... şirketine ödenmeyen faturalara ilişkin olarak borcun sona erdiğinden bahsedilemeyeceğini, ...'in herhangi bir alacaklı sıfatı bulunmadığını, davalı yanın ticari defter ve belgeleri yasal onayları taşımadığından, davalı şirket lehine delil teşkil edecek nitelikte olmadığını, kayıtların nakden kapatıldığı görülmekte olup, müvekkil şirketin nakden ödeme almasının söz konusu olmadığını, davalı yan KDV iadesine ilişkin olarak ibraz etmesi gerekli belgeleri ibraz etmediğinden KDV iadesi de gerçekleştirilemediğini, bu nedenle KDV alacağına dair mahsup işlemi yapılamayacağı gibi KDV iade alınamamasından müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğunun da mevcut olmadığını, nitekim KDV iadesi ile ilgili belgelerin müvekkile teslim edildiğine dair delil sunulmadığını,
Yerel mahkemece davalının defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığını, defter ve kayıtların yasal onayları taşımadığı ve sahibi lehine delil teşkil etme özelliği olmadığının anlaşıldığını, keza davalı şirket defterlerinde de müvekkil şirkete dava konusu faturalara ilişkin herhangi bir ödeme kaydına rastlanmadığının tespit edildiğini, bu nedenle davalının kayıtlarına itibar edilemeyeceği gibi, müvekkil şirkete yapılan bir ödeme bulumadığından faturaların ödendiğinden de bahsedilemeyeceğini, somut olayda dava dışı ...'e ödeme yapılmadığı gibi, davacı müvekkile de bir ödeme yapılmadığından faturaların ödenmediğini, bu hali ile davanın reddinin hatalı olduğunu,
Yerel mahkemece esasa ilişkin yapılan majör hatalardan usul yönünden belirtilecek hataların değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, davacının alacağın ...'e temlik edildiğini ilişkin bir savunmasının bulunmadığını, bu yöndeki beyanların sonradan ileri sürüldüğünü ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırılık teşkil ettiğini, davalı şirketin savunmasında borcu müvekkil şirkete ödemiş olduğunu beyan ettiğini, ancak müvekkil şirkete bu yönde bir ödeme yapılmamış iken, sonradan ...'e ödendiği yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceğini,
Dosyada iki ayrı bilirkişi heyetinden rapor alındığını, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, bu durumun eksik inceleme oluşturduğunu, 10 yılı aşan yargı sürecinde, davalı yanın kayıtlarının yasal onayları taşımadığı ve lehine delil teşkil etmediği dikkate alınmaksızın, alınan ilk raporda taraf kayıtlarının örtüştüğü ve davalı şirketin borçlu olmadığı noktasında abesle iştigal bir sonuç belirtilmiş iken, ek raporda da benzer bir kanaat bildirildiğini, taraflarınca mali müşavir bilirkişiden alınan mütalaada müvekkil şirketin alacaklı olduğu, konu faturaların alacağın temlikine konu edilmediği ve dava dışı ...'e herhangi bir ödeme yapılmadığı, böylece takibe konu faturaların ne davacı alacaklı şirkete ve ne de dava dışı factorıng şirketine ödenmediğinin bildirildiğini, akabinde yeni bir bilirkişiden rapor tanzim edilmesinin istenildiğini, konu raporda da müvekkil şirketin davalı şirketten alacaklı olduğu, nitekim dava ve takibe konu faturaların temlik sözleşmesine konu edilmediği, 98 633 36 Euro alacaklı olduğu, davalı şirketin dava konusu faturalara ilişkin davacı müvekkile ödeme yapmadığı gibi, faturalara ilişkin ödemenin dava dışı ... şirketine de yapılmadığının anlaşıldığına işaret ettiğini, ayrıca KDV alacaklarının değerlendirilmesi için ayrıca KDV belgelerinin ibraz edilip edilmediğnin sorulması gerektiğine dikkat çekildiğini,
Yerel mahkemece hüküm kısmında birtakım ödemelere işaret edilmiş ise de bu ödemelerin bilirkişi raporunda tespit olunmadığı gibi, temlik alacaklısı temliknamenin feshedildiğini davalı şirkete bildirmiş iken müvekkil şirketin alacaklı sıfatının olmadığına dair hüküm tesis edilmesinin, üstelik müvekkil şirketin alacağına konu faturalar temliknameye istinaden ... şirketine de ödenmemiş iken ve ... şirketi davalı şirkete hitaben kendilerinin alacaklı sıfatı olmadığını bildirmiş iken müvekkil yönünden davacı müvekkilin aktif husumet ehliyeti bulunmadığından bahisle davanın reddinin hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI ....ŞİRKET VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;Davanın reddi gerekçesinin doğru fakat eksik olduğunu, davanın esastan da reddi gerektiğini,
Kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu,
Nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını, belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine, lehlerine kötüniyet tazminatına ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dairemizin 18/02/2021 tarih ve 2019/2236 Esas-2021/221 Karar sayılı kaldırma kararımızdan sonra mahkemece yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir.
Dava, fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.
Mahkemece; 1-) Davalı ... aleyhine açılan davanın, icra takibinde taraf olmaması nedeniyle usulden reddine, 2-) Diğer davalı aleyhine açılan davanın aktif husumet nedeniyle reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ile davalı ....Şirket vekili katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Dava, itirazın iptali davası olduğu, itirazın iptali davası takip hukukuna sıkı sıkıya bağlı olup itirazın iptali davasının görülebilme özel dava şartı usulüne uygun icra takibinin olması gerektiği, somut olayda, davacı tarafından davaya konu 27. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile davalı ....Şirketi yönünden icra takibi başlatıldığı halde, davalı ... hakkında icra takibi başlatılmadığı, itirazın iptali davacının görülebilme özel dava şartının davalı ... yönünden gerçekleşmediğinden, mahkemece, davalı ... yönünden açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.
Somut olayda, davacı şirketin Beyoğlu 35. Noterliği'nin 07.07.2010 tarihli ... yevmiye numaralı sözleşme ile 17.06.2010 ile 27.07.2012 tarihleri arasında “bilcümle alacaklarını” dava dışı ... A.Ş.'ye temlik ettiği, temlik edilen alacaklarla ilgili olarak herhangi bir belirleme veya sınırlama yapılmadığı, “bilcümle alacaklar” ifadesi ile davacı ile davalı arasındaki tüm alacakların temlik edilmiş olduğunun kabulü gerektiği, ... A.Ş.'nin Davalı Şirkete Vermiş Olduğu 27/07/2012 tarihli, ... Yazı No'lu, “Temlik Fek Yazısı” Konulu Yazı içeriğinde:'' “Müşterimiz....” ile aramızda imzalanan faktöring sözleşmesi ve bilcümle ekleri çerçevesinde düzenlenen 17/06/2010 tarih ve ... yevmiye numarası ile tasdik edilerek anılan noterlikçe şirketinize tebliğ edilen temlikname fek edilmiştir. Anılan temliknameden ötürü şirketinizden hiçbir hak ve alacağımız bulunmamaktadır.” şeklindeki yazı içeriğine göre ... A.Ş. İle davacı arasındaki temlik sözleşmesinin sona erdiğinin belirtildiği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere icra takibine konu edilen faturaların 20.06.2011 ilâ 10.04.2012 tarihleri arasında olduğu, bu dönemin temlik sözleşmesinin yürürlükte olduğu 17.06.2010 - 27.07.2012 tarihleri arasındaki temlik döneminin içerisinde bulunduğunun belirtildiği, mahkemece mali müşavir bilirkişiden alınan raporda ise, ... A.Ş'ye yazılan müzekkereye istinaden ... A.Ş'nin 09.04.2015 tarihli müzekkere cevabı eki tablodaki kayıtlara göre dava konusu 20.06.2011 tarihli 8.259,61€ tutarlı faturaya istinaden davalı tarafça dava dışı faktoring şirketine 7.138,56€ ödeme yapıldığı tespit edilmiş, bu tespitlere göre göre davacı tarafından icra takibine konu edilen 30/11/2011 ile 20/03/2012 tarihleri arasındaki fatura alacaklarının dava dışı ... Aş.'ye temlik temlik edildiği ve davacının iş bu faturalardan kaynaklı alacaklı olmadığından aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, buna göre davalı ...Şirketi hakkında açılan davanın aktif husumet nedeniyle reddine, karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.
Dosya kapsamı itibariyle, davacının davaya konu takip yapmakta ve itirazın iptali davası açmakta haksız olduğu sabit ise de davacının kötüniyetli olduğunun kabul edilemeyeceği, dosya kapsamı itibariyle davacının kötü niyetinin ispatlanamamış olması karşısında, İİK 67/2 uyarınca kötü niyet tazminatı koşulların oluşmadığı, mahkemece verilen kararın mahiyeti gereği karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekili ile davalı ....Şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı ve davalı ...Şirketi'nin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı ...Şirketi tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaytına,
4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden davalı ...Şirketi tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı ve davalı ...Şirketi üzerinde bırakılmasına,
6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 09/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.