Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1026 E. 2026/1436 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1026
Karar No
2026/1436
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1026 Esas

KARAR NO : 2026/1436 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2025/167 Esas - 2026/71 Karar

TARİHİ: 20/01/2026

DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 09/07/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Türk taşıma şirketlerine Avrupa Ülkelerinde nakit vermeden moil kart kullanarak yakıt alımını ve satın alınan yakıtın bedelinden KDV miktarı düşülerek ödemesinin temin ve finanse eden bir şirket olduğunu, davalı yanın, mail kart başvuru yaptığını ve KDV iade sözleşmesi imzalayarak Slovenya ve Avusturya ülkelerinde bu hizmetlerden yararlandığını, Türk şirketlerinin Avrupa Ülkelerinde nakit vermeden yakıt satın almış oldukları yakıt için KDV vermekten muaf olduklarından satın alma aşamasında oluşan KDV miktarının o ülkeden çıkarken iade alma haklarının mevcut olduğunu, müvekkili şirketin Avusturya şirketi olduğunu, satışına aracılık etmiş olduğu yakıt satışlarının KDV'sini de ödemek zorunda olduğunu, moil müşterilerine ibraz edilen satış faturalarındaki KDV tutarını erteleyerek ödeme imkanı verdiğini, bunun karşılığında taşıma şirketleri, yakıt faturalarından kaynaklanan KDV alacağını iadesi hakkını moile kullandırmak suretiyle kapatmalarının mümkün olduğunu, davalı yanın satın almış olduğu yakıt bedeli kadar fatura ibraz ettiğini, faturayı alan davalı yanın bu faturadaki bedelden KDV miktarını düşerek ödenmiş KDV tutarındaki miktarı için moile borçlandığını, moil bu borcun davalı yana ait KDV iadesi hakkını moile devretmesi halinde faturanın kapanacağının bildirildiğini, davalı yandan alacak tutarının tahlisine yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin bazı faturalarında iade sağlayamadığını, bu faturaların dava dilekçesi ekinde olduğunu beyan ettiğini ancak dilekçe ekinde herhangi bir fatura ibraz etmediğini ayrıca bu faturaların hangi ülkelerden hangi tarihte, hangi istasyonlardan, hangi araçların aldığı yakıtlar için tanzim olunan faturalardan olduğunun belirtilmediğini, taraflar arasındaki anlaşmada müvekkilinin sahip olduğu araçlar için Avusturya ve Slovenya'da yakıt ihtiyacını, davacı yanın tahsis ettiği ve tanzim ettiği kartı kullanarak, bu kartın geçerli olduğu yakıt istasyonlarından karşılanması halinde davacı yanın yakıtların KDV bedelini, dava dışı ... aracılığı ile ilgili devletten tahsil edeceğini, bunun karşılığında davacı yanın müvekkilinin Almanya Türkiye arasında çalışan tır araçlarına piyasa değerinin üzerinde bir bedelden yakıt satma hakkını elde ettiğini, davacı yanın, tanzim edilen KDV tutarlarını başka hizmetler karşılığında moil şirketine devrettiğini açıkladığını, davacı yanın alacaklarını 07.07.2010 tarihli sözleşme ile ... Şirketine temlik ettiğini beyan ederek; davanın reddini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 20/01/2026 tarih ve 2025/167 Esas - 2026/71 Karar sayılı kararında;

".........İstinaf kaldırma ilamı sonrasında dosya mahkememizin 2025/167 esasına kaydedilmiştir. İstinaf ilamı doğrultusunda mahkememizce ... Şirketine yazı yazılarak; Beyoğlu 36. Noterliğinin 07 Temmuz 2010 Tarih ve ... yevmiye nolu temliknamesi ile dava konusu faturaların tamamı eklenmek suretiyle dava konusu faturaların temlik sözleşmesi kapsamında olup olmadığı, bu faturalara istinaden........Ltd. Şti. tarafından ...'e ödeme yapılıp yapılmadığı, ...'in temlik sözleşmesine ilişkin alacaklı olup olmadığı, temlik sözleşmesinin sona erip ermediği, sona ermiş ise ne zaman sona erdiğinin tespiti yönünde mahkememize bilgi verilmesi istenilmiş, müzekkere cevapları dosya arasına alınmıştır. Gelen müzekkere cevaplarında özetle; işlemlerin üzerinden 15 yıl geçmiş olması sebebi ile ilgili kayıtlara ulaşılamadığı, ancak davanın taraflarından ... ile aralarında akdolunmuş faktoring sözleşmesi ve ekleri sebebi ile anılan şirketten herhangi bir alacakları kalmadığı belirtilmiştir.

İstinaf ilamında belirtilen hususlar, gelen müzekkere cevabı ve Beyoğlu 36. Noterliğinin 07 Temmuz 2010 Tarih ve ... yevmiye nolu temliknamesi birlikte değerlendirildiğinde, ... .. Ltd. Şirketinden 17.06.2010 tarihi itibariyle doğmuş 300.000 EUR ve 17/12/2012 tarihine kadar doğacak bilcümle alacakları arasında yapılmış Faktöring Sözleşmesi uyarınca gayri kabili rücu temlik edilmiş olduğu, somut davaya konu taleplerin Nisan 2011 – Haziran 2012 dönemine ait tahsil edilmeyen kısımlara ilişkin olduğu, istinaf ilamında belirtilen dava konusu faturaların temlik sözleşmesi kapsamında olup olmadığı hususu belirlemiş olup davaya konu edilen taleplerle ilgili temlik yapıldığı, buna göre davacının aktif husumetinin bulunmadığı anlaşıldığından davanın usulden reddine karar verilmiştir." gerekçesi ile,

''1-Aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin uyuşmazlık konusu faturaların hangileri olduğunu ve davalı yanın bu ödemeleri yapıp yapmadığı hususlarını irdelemediğini, bozma gerekçesi; olarak dava konusu faturaların ...'e temlik edilip edilmediği, edildi ise ödenip ödenmediğinin araştırılması, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılarak somut gerçeğe ulaşılması gerektiği gösterilmiş iken; 5 yıl boyunca yerel mahkemeden ...'e müzekkere yazılmasının istenildiğini, mahkemece yazılan müzekkereye cevaben ... Şirketi tarafından ilgili temliknameye istinaden alacaklı olmadıklarının bildirildiğini, temlike konu miktar ve tarih bakımından ödemelerin yapıldığını ve temlikin sona erdiğini, ancak ... tarafından hangi faturaların temliknameye konu edilerek ödendiğinin bildirilmediğini, bu durumda davaya konu edilen faturaların temlike istinaden davacı tarafından ...'e ödenip ödenmediğinin tespit edilmesi gerektiğini, nitekim davalının kayıtlarının bu açıdan irdelenmediğini, yerel mahkemece sırf ... temliknameye istinaden ... Şirketi'nden alacaklı olmadığını bildirdiği için davalı şirketin davaya konu faturaları ödemiş olduğunun nasıl kabul edildiğinin anlaşılamadığını,

Müvekkilin KDV alacaklısı olduğunu, nitekim önceki yargılamalarda yapılan bilirkişi incelemelerinde müvekkil şirketin audit kayıtları üzerinde inceleme yapıldığını ve apostil şerhli audit kayıtlarında müvekkil şirketin davalı yandan alacaklı olduğunun tespit edildiğini, davalı kayıtlarında da müvekkil şirkete 46 832,00 TL borçlu olduğunun görüldüğünü, hal böyleyken bu kayıtlarda müvekkil şirkete olan borca istinaden ...'ye ödeme yapıldığına ilişkin tek satır bir ödeme belgesi de mevcut değil iken, sırf ... alacaklı olmadığını bildirdiğinden, müvekkilin alacaklı olmadığı yönünde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu,

Bozma gerekçesinde işaret edilen hususun, alacağa konu edilen faturaların temlike konu edilip edilmediği, edildi ise ödenip ödenmediğine ilişkin olduğunu, ... 'in temliknameye istinaden müvekkil şirketten alacaklı olmamasının bu sorunun cevabı olmadığını, nitekim mahkemece taraf kayıtları üzerinde inceleme yapılarak ...'ye ödenen fatura olup olmadığı, müvekkilin alacaklı olduğu faturaların ...'ye ödenip ödenmediğinin irdelenmesi gerektiğini, davalı şirketin temlikten sonra dahi müvekkil şirkete yaptığı ödemeleri neden ...'e değil de müvekkile yaptığının irdelenmesi gerektiğini, sadece bu hususun dahi aslen davalının alacağa konu faturalara ilişkin ticari defterlerinde neden halihazırda borç göründüğünü ve neden müvekkile ödeme yaptığını ortaya koyduğunu, ... tarafından kendilerinin ...'den alacaklı olmadıklarına ilişkin cevaplarının, davalının ticari defterlerinde müvekkile borçlu olduğuna ilişkin kaydı nasıl yok saydığının anlaşılamadığını, üstekil davalı yanın ticari yargılamada tek bir delil ödeme belgesi dahi sunmadığını, KDV iadelerine ilişkin anlaşmanın davalı yanca tek taraflı olarak feshedildiğini, bu nedenle müvekkilce KDV alacakları alınamadığını, bu hususlar irdelenmeksizin karar tesis edilmesinin kabul edilemeyeceğini, yerel mahkemenin eksik inceleme ile davayı reddettiğini, işbu kararın kaldırılması gerektiğini

belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava, KDV iadesinden kaynaklı alacak davasıdır.

Mahkemece, davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Dairemizin 26/12/2024 tarih ve 2024/1826 Esas - 2024/2098 Karar sayılı kaldırma kararımızdan sonra mahkemece yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin mahkemenin kabulüne ve aktif husumetinin olduğuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 09/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1026, K. 2026/1436, T. 20.01.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1026-e-2026-1436-k-441621d5daa6