Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/692 E. 2026/1154 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/692
Karar No
2026/1154
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/692 KARAR NO : 2026/1154

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/03/2026 tarihli ARA KARAR NUMARASI : 2026/198 Esas DAVANIN KONUSU : İFLAS BAM KARAR TARİHİ : 05/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/05/2026

Davacı vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında devam eden ticari ilişki kapsamında, müvekkili tarafından davalıya iş güvenliği ve endüstriyel ürün satışları(mal satışı) gerçekleştirildiğini, sipariş edilen ürünlerin, usulüne uygun şekilde davalıya teslim edildiğini, teslim edilen ürünlere ilişkin düzenlenen faturaların da davalıya yine tebliğ edildiğini, buna karşın davalı şirketin, 30.924,74 EUR tutarındaki cari hesap borcunu ödemediğini, ödeme konusunda müvekkilini oyaladığını, defaatle yapılan hatırlatma ve ödeme taleplerine rağmen borç ifa edilmediğini, bu durum üzerine müvekkili şirketin, haklı olarak alacağın tahsili için icra takibine başvurma zorunluluğu duyduğunu ancak davalı şirketin büyük bir mali kriz içerisinde ve iflasa doğru sürüklenmekte olduğunun öğrenildiğini, bu nedenle davalı aleyhine İFLAS YOLU İLE İstanbul Anadolu 16. İcra Dairesi ' nin 2025/18112 E. Sayılı icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin son dönemde içine düştüğü mali kriz, yalnızca müvekkili bakımından değil, kamuoyunda da bilinen bir olgu olduğunu, davalı şirketin binlerce fabrika işçisini ve beyaz yaka çalışanını haklarını ödemeden işten çıkardığı, pek çok borcunu ödemediği, şirket hakkında çok sayıda icra takibi bulunduğu ve iflas davası açıldığı yönünde basına yansıyan bilgiler bulunduğunu, gerek basına yansıyan haberlerden gerekse müvekkili tarafından yapılan araştırmalar sonucunda, ABD merkezli davalı şirketin ABD’de iflas başvurusunda bulunduğu, bu başvurunun kabul edildiği ve şirketin bu süreçte Dubai merkezli bir şirkete devredildiğinin anlaşıldığını, şirketin Türkiye faaliyetleri bakımından ise henüz bir iflas ya da konkordato başvurusu yapılmadığının görüldüğünü, tüm bunlarla birlikte yine kamuoyuna yansıyan ve ekte sunulan Linkedin haber görselinden de görüleceği üzere; tam bu süreçte davalı firmanın fabrikalarının mal sahibi olan .... firması devreye girdiğini ve.... firması ile birlikte aynı fabrikada aynı iş için yani rüzgar türbini kanadı üretim işi için anlaşma sağladığını, basına yansıttıkları haberlerde yeni bir üretim tesisi kuruluyormuş izlenimi verilmişse de aslında olan; aynı tesiste aynı işin devam ettirilmesi olduğunu, yeni yatırım diye lanse edilen aslında eski fabrikanın yeni tabela ile devamı olduğunu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davalı şirket, çalışanlarına ödemelerini gerçekleştirmeden binlerce işten çıkarım yaptığı, bankalara ve ticari borçlarına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmeyerek hakkında icra takiplerinin açılmasına sebebiyet verdiği, borç ve yükümlülüklerinden kurtulmak amacıyla ABD'de iflas başvurusu yaptığı, buna rağmen Türkiye'de usulüne uygun bir iflas/konkordato prosedürü başlatmadığı , sadece,“ekonomik zorunluluk” gibi gerekçeler ileri sürerek binlerce işten çıkarım yaptığı , borca batıklığını mahkemeden ve alacaklılarından gizlediği, bunun yerine iflas süreci ile eş zamanlı olarak şirketi hileli şekilde Dubai merkezli ödeme gücü olmayan ortaklık yapısı şüpheli bir şirkete devrederek alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik işlemler tesis ettiği, süreç sonucunda da .... ve .... ortaklığı adı altında aynı tesiste, aynı üretim faaliyetini, başka bir tabela altında yürütme işlemlerine başladığını, bu koşullar altında müvekkili tarafından, İstanbul Anadolu 16. İcra Dairesi’nin 2025/18112 E. sayılı dosyası üzerinden iflas yoluyla takip başlatıldığını ,ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiğini, buna rağmen davalı şirket, tamamen gerçeğe aykırı ve haksız bir şekilde ödeme emrine itiraz ettiğini, bu itiraz nedeniyle takibin durduğunu, mahkemece itirazın kaldırılması ve borçlunun iflasına karar verilmesi gerektiğini, İcra İflas Kanunu m. 156/3 gereği: “Borçlu ödeme emrine itiraz etmişse takip durur ve alacaklı bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden isteyebilir.” Aynı maddenin 4. fıkrası gereğince; “İflas istemek hakkı ödeme emrinin tebliği tarihinden bir sene sonra düşer.” bu kapsamda arabuluculuk yoluna da başvuru yapıldığını, "anlaşamama" ile sonuçlandığını, davalı şirketin mali durumu, hileli işlemleri ve mal kaçırmaya yönelik eylemleri dikkate alındığında, alacağın temin edilmesi bakımından ihtiyati haciz zorunlu hale geldiğini, bu nedenle İcra İflas Kanununun 257. Maddesi gereğince teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini, karar ile davalı şirketin taşınır, taşınmaz tüm mallarına, banka hesaplarına, üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz uygulanmasını talep etme gereği doğduğunu, bununla birlikte davalı şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde kayıtlı markaları, borcun teminatı niteliğinde olduğunu, davalı şirketin aciz içinde bulunması ve alacağın tahsiline engel olacak şekilde mal kaçırma eylemleri nedeniyle markalarına da ihtiyati haciz uygulanması talepleri olduğunu, bu kapsamda 6769 Sayılı Kanunun 148/1 maddesi; " Sınai mülkiyet hakkı devredilebilir, miras yolu ile intikal edebilir, lisans konusu olabilir, rehin verilebilir, teminat olarak gösterilebilir, haczedilebilir veya diğer hukuki işlemlere konu olabilir. " şeklinde olduğunu, İİK madde 257; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1 – Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2 – Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde olduğunu ayrıca davalı şirketin İzmir Ticaret Sicilindeki kaydının, işbu davadan kesin hüküm sağlanıncaya kadar terkin edilemeyeceği içerikli ihtiyati tedbir kararı verilip davalıya ve ticaret siciline tebliğ edilerek infazına karar verilmesini de talep etmek gerektiğini, bu tedbirin, iflas davasının etkinliği ve alacaklı haklarının korunması açısından zorunlu olduğunu, ABD’de iflas eden şirketin Türkiye’de hiçbir borcunu ödememesi ve faaliyetleri durdurması fakat resmi olarak iflas başvurusu yapmaması, ticari hayatı sona erdiği halde hileli devir ile borca batık yapıyı sürdürmesi, paravan yeni şirket yapısında hissedar yapısının şüpheli olması, tüm bunlarla eş zamanlı olarak aynı tesiste aynı üretim işinin başka bir ortaklık adı altında yürütülmeye devam edilmesi, davalı şirketin borca batıklığını ve ödeme aczini gizlemeye yönelik çabalarından ibaret olduğunu, davalıya ait SGK kayıtları, ticari defter ve kayıtlar, hakkında açılmış diğer iflas ve icra dosyaları, banka kayıtları incelendiğinde de mahkemece bu durumun görüleceğini, tüm bu nedenlerle müvekkili şirketin alacağına kavuşması için İstanbul Anadolu 16. İcra Dairesi’nin 2025/18112 E. sayılı dosyasındaki itirazın kaldırılması ve davalının iflasına karar verilmesi gerektiğini belirtmiş , öncelikli ihtiyati haciz talebinin kabulüne, öncelikle TEMİNATSIZ ŞEKİLDE VERİLECEK ancak mahkeme aksi kanaatte ise teminat mukabilinde verilecek ihtiyati haciz kararı ile davalı şirketin taşınır, taşınmaz tüm mallarına, banka hesaplarına, üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına, davalı şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde kayıtlı markalarına ihtiyati haciz uygulanmasına, davalı şirketin İzmir Ticaret Sicilindeki kaydının, işbu davadan kesin hüküm sağlanıncaya kadar terkin edilemeyeceği içerikli ihtiyati tedbir kararı uygulanmasına, İstanbul Anadolu 16. İcra Dairesi ' nin 2025/18112 E. sayılı dosyasında borçlu tarafından yapılan itirazının kaldırılmasına ve takibin devamına, söz konusu itirazın kötü niyetli olması sebebiyle takip tutarının %20’sinden aşağı olmamak üzere borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalının iflasına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü ' nün 2025/18112 sayılı dosyasının incelemesinde; alacaklının ...., borçlunun ....Şirketi, borç miktarının 30.924,74 Euro olduğu, ödeme emrinin borçluya 14/10/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekili tarafından 13/10/2025 tarihli dilekçesi ile icra takibine, borca, işlemiş faizine, dayanak belgelere ve takibin tüm ferilerine itiraz edildiği belirlenmiştir. Her ne kadar davacı tarafça müvekkili şirket ile davalı şirket arasında devam eden ticari ilişki kapsamında, müvekkili tarafından davalıya iş güvenliği ve endüstriyel ürün satışları(mal satışı) gerçekleştirildiğini, sipariş edilen ürünlerin, usulüne uygun şekilde davalıya teslim edildiği, teslim edilen ürünlere ilişkin düzenlenen faturalar da davalıya yine tebliğ edildiği, buna karşın davalı şirketin, 30.924,74 EUR tutarındaki cari hesap borcunu ödemediğinden bahisle davalı hakkında icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından icra takibine itiraz edildiğinden bahisle İstanbul Anadolu 16. İcra Dairesi ' nin 2025/18112 E. sayılı dosyasında borçlu tarafından yapılan itirazının kaldırılmasına ve takibin devamına, söz konusu itirazın kötü niyetli olması sebebiyle takip tutarının %20’sinden aşağı olmamak üzere borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalının iflasına hükmedilmesine yönelik olarak davalı hakkında Mahkememize dava açılmış ve açılan davada öncelikle TEMİNATSIZ ŞEKİLDE VERİLECEK ancak mahkeme aksi kanaatte ise teminat mukabilinde verilecek ihtiyati haciz kararı ile davalı şirketin taşınır, taşınmaz tüm mallarına, banka hesaplarına, üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına, davalı şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde kayıtlı markalarına ihtiyati haciz uygulanmasına, davalı şirketin İzmir Ticaret Sicilindeki kaydının, işbu davadan kesin hüküm sağlanıncaya kadar terkin edilemeyeceği içerikli ihtiyati tedbir kararı uygulanmasına karar verilmesi talep edilmiş ise de; ihtiyati haciz talebi yönünden davanın iflas davası niteliğinde olup dava konusu edilen iflas taleplerine yönelik alacağın varlığı ve miktarını belirlemenin yargılamayı gerektirdiği, İİK 257 vd. Maddelerindeki ihtiyati haciz karar verilmesine ilişkin yasal koşulların oluştuğunun belirlenemediği, ihtiyati tedbir talebi yönünden ise davanın iflas davası niteliğinde olup davalı şirketin sicil kaydı terkin edilip edilmemesinin eldeki davada dava konusu olmadığı ve HMK' nin 389. Maddesindeki ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin yasal koşulların oluştuğunun belirlenemediği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, yasal koşulları oluşmayan ihtiyati haciz ve tedbir taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.'' gerekçesi ile; KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin yasal koşulları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin REDDİNE, 2-Davacı vekilinin yasal koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İhtiyati haciz talebinin "alacağın yargılamayı gerektirdiği" gerekçesiyle reddedilmesi İİK m. 257 ve 258 hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, davalı şirketin mal kaçırma ve hileli işlemleri iik m. 257/2 kapsamında ihtiyati haciz sebebi olduğunu, davalı şirketin ticaret sicilinden terkininin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesinin zorunlu olduğunu, davalı şirketin mal kaçırma eylemleri kapsamında içini boşalttığı malvarlığının yanı sıra Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde kayıtlı markaları da borcun teminatı niteliğinde olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 148/1. maddesi gereğince sınai mülkiyet hakları haczedilebilir ve teminat olarak gösterilebilir niteliktedir. İİK m. 257 kapsamında davalının taşınır ve taşınmaz malları ile birlikte, ekonomik değer ifade eden markaları üzerine de ihtiyati haciz konulmasını, alacağın güvence altına alınması için elzem olduğunu, istinaf başvurusunun kabulüne, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/03/2026 tarihli, 2026/198 E. sayılı hukuka aykırı ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair ara kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasını, talebin kabulü ile öncelikle teminatsız olarak, Mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülecek teminat mukabilinde, davalı şirketin borca yetecek miktardaki taşınır ve taşınmaz tüm mallarına, banka hesaplarına, üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ile Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde kayıtlı markalarına ihtiyati haciz konulmasını, iflas davasının etkinliğinin korunması ve alacağın tahsilinin imkansız hale gelmesinin önlenmesi amacıyla davalı şirketin İzmir Ticaret Sicilindeki kaydının işbu davadan kesin hüküm sağlanıncaya kadar terkin edilemeyeceği yönünde İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirim yapılmak üzere ihtiyati tedbir kararı verilmesini, istinaf yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İhtiyati haciz İ.İ.K.’nun 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;(1) Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır. İİK.'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir." İhtiyati haciz kararına itirazı düzenleyen İİK.'nın 265.maddesinde de ise; "(Değişik fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.) Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.) Menfaati ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde ihtiyati haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir. Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder. İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./17.mad) İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge Adliye Mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz." hükümleri mevcuttur. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından dosya kapsamına göre alacağın varlığı, miktarı ve muaccel olup olmadığının yargılamaya muhtaç olmasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati haciz talep eden vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin tarih, 2026/198 Esas sayılı dosyasından verilen 13/03/2026 tarihli ara karara karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 05/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/692, K. 2026/1154, T. 05.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-692-e-2026-1154-k-85cc1259c782