Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1607 E. 2026/1257 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1607
- Karar No
- 2026/1257
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO : 2023/1607
KARAR NO : 2026/1257
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 19/04/2023
NUMARASI : 2021/779 Esas - 2023/333 Karar
DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ: 08/12/2021
KARAR TARİHİ: 22/05/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracın müvekkili nezdinde 26.04.2018- 26.04.2019 tarihleri arasında ... ... Sigorta Poliçesi ile ...Tic. Ltd. Şti. adına sigortalı olduğunu, sigortalı aracın 03/09/2018 tarihinde davalının işleteni olduğu firari sürücü idaresindeki ... plakalı aracın asli ve tam kusuruyla sebebiyet verdiği maddi hasarlı trafik kazasına karışmış ve sigortalı araçta oluşan hasar nedeniyle toplam 25.389,56-TL hasar tazminat bedeli davacı şirket tarafından belirtilen poliçeye istinaden poliçe limitleri dahilinde ödendiğini, böylece davacı şirket TTK'nun 1472. maddesi uyarınca sigortalının haklarına halef olduğunu, kazanın gerçekleşmesinde davalı taraf asli ve tam kusurlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 25.389,56-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının adresi İstanbul ilinin Pendik ilçesi sınırları içinde olduğunu, HMK'nın 6. maddesi gereği iş bu davada İstanbul Anadolu mahkemeleri yetkili olduğunu, somut olayda 03/09/2018 tarihinde meydana gelen moturlu araç kazasına ilişkin 2 yıllık zamanaşımı süresinin dışında talep edildiği için davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacı tarafın talepleri maddi dayanaktan yoksun soyut iddialara dayandığını, davalı bahse konu tarih ve zamanda kaza mahallinden uzak bir noktada olan OGS Yalova/Hersek gişelerden geçiş yaptığını, kazanın olduğu zaman diliminde davalı yolcu almış ve yolcusunu gideceği yere ulaştırmak üzere OGS Yalova/Hersek gişelerden geçiş yaptığını, OGS kayıtlarından da açıkça anlaşılacağı üzere davalı kaza sırasında kazanın gerçekleştiği mahalden hiç geçmediğini, tarafların kazanın şokuyla kaza tespit tutanağına geçirdikleri beyanları dışında da davalının aracının kazaya sebep olduğu yönünde bir delil de bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dosyada mübrez kaza tespit tutanağında, davalıya ait ... plakalı aracın kırmızı ışık ihlali yaparak yola çıkması sonucu ... plakalı sigortalı aracın sola manevra yaparak aynı istikamette seyir halindeki ... plakalı araca çarpması sonucu trafik kazasının meydana geldiği ve davalının asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalı taraf kazanın gerçekleşmesinde asli ve tam kusurlu olduğunu, bilirkişi raporunda yapılan değerlendirme ve tespitlerin, davadaki iddiaları kanıtlar mahiyette iken Yerel Mahkemece davamızın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, dosyada mübrez deliller ve dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre haklılıkları tespit edilmiş olmasına rağmen Yerel Mahkemenin eksik değerlendirmesi neticesinde davayı reddetmesinin hukuki bir izahı bulunmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dava, kasko sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın, 03/09/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında hasara uğraması nedeniyle dava dışı sigortalısının zararını ödeyen sigorta şirketinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi uyarınca ödediği tazminatın davalının kusurlu olduğu iddiası ile rücuen tahsili istemine dayanmaktadır.
Davacının aynı kaza nedeniyle ilk olarak İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/675 Esasa kayıtlı dosyasında aynı kazaya ilişkin rücuen tazminat davası açtığı, yapılan yargılama sonucunda 2021/326 Karar sayılı karar ile 02/04/2021 tarihinde davanın pasif husumetten reddine karar verildiği ve 07/07/2021 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 08/12/2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Türk Borçlar Kanunun 158. maddesi; "dava veya def'i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir"
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2020/2522 Esas ve 2020/4135 Karar sayılı kararı ile;"..Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 60/1. maddesi (TBK 72/1) gereğince haksız eylem nedeniyle açılacak tazminat davaları, failin ve zararın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl, herhalde zararı doğuran olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak haksız fiil aynı zamanda suç teşkil eden bir eylemden doğmuş ve Ceza Kanunu’nda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülmüş ise haksız fiil sorumluluğunda da uzamış ceza zamanaşımı süreleri uygulanır.
Öte yandan, aynı Kanunun 133. maddesinde (TBK 154) ise zamanaşımını kesen sebepler sayılmış olup bunlardan birisi de dava açılmasıdır. Buna göre davanın açılmasıyla birlikte zamanaşımı kesilir ve yeniden işlemeye başlar.
Yine aynı Kanunun 137. maddesi de (TBK 158); "dava veya def'i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir" hükmünü amirdir.
Belirtilmelidir ki, davanın açılması ile doğmuş olan derdestlik durumu, davanın açılmamış sayılması ile son bulur. Davanın açılması ile meydana gelen zamanaşımı kesilmesi davanın açılmamış sayılması ile hükümsüz hale gelir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Medeni Usül Hukuku Ders Kitabı Ağustos 2017, Yetkin Yayınevi, s. 448) Bir başka deyişle davanın açılmamış sayılması ile zamanaşımını kesme etkisi dahi sona erer (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/09/1996 tarihli ve 1996/19-461E, 1996/607K. sayılı ilamı).
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakılacak olursa; dava konusu haksız fiil ceza kanununa göre taksirle yaralama suçunu oluşturmaktadır. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı B.K.'nun 60. maddesi uyarınca fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren bağlanacak zamanaşımı süresi 1 yıl, azami zamanaşımı süresi ise 10 yıldır. Yine aynı madde(5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 66/1-e) uyarınca uzamış ceza zamanaşımı süresi ise 8 yıldır. Olay 11/11/2006 tarihinde meydana gelmiş davacı 14/03/2007 tarihinde Ankara 12. İş Mahkemesi nezdinde tazminat davası açmıştır. Adı geçen mahkemece davanın kabulüne yönelik olarak verilen karar Yargıtay 21. Hukuk Dairesince görev yönünden bozulmuş anılan mahkemece bozma ilamına uyularak verilen görevsizlik kararı aynı Dairece onanarak kesinleşmiştir. Davacı görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemiş bunun üzerine Ankara 12. İş Mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş bu karar da 20/12/2004 tarihinde kesinleşmiştir.
Ankara 12. İş Mahkemesinde dava açılmakla, dava zamanaşımının kesildiğine ilişkin bölge adliye mahkemesinin tespiti doğrudur. Ancak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmekle davanın açılması ile meydana gelen zamanaşımının kesilmesine yönelik hukuki sonuç davanın açılmamış sayılması ile hükümsüz hale gelmiştir. Bununla birlikte davacı 818 sayılı BK’nın 137. maddesinde (TBK 158) düzenlenen 60 günlük ek süre içerisinde 15/01/2015 tarihinde iş bu davayı açmıştır. Hal böyle olunca, anılan madde uyarınca dava zamanaşımının dolmadığının kabul edilmesi gerekirken, olaya uygun düşmeyen gerekçeyle davalının zamanaşımına yönelik istinaf başvurusunun reddedilmesi doğru değil ise de karar, sonucu itibarıyla doğru olmakla iş bu farklı gerekçeyle kararın onanması gerekmiştir. " belirlemesinde bulunmuştur.
2918 sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda eldeki dava TBK 158. maddesinde düzenlenen 60 günlük ek süre geçtikten çok sonra 08/12/2021 tarihinde açıldığından davacı TBK’nın 158. maddesinde düzenlenen ek süreden faydalanamayacaktır. Dava zamanaşımına uğramıştır. Bu durumda mahkemece öncelikle davalının süresinde ileri sürdüğü zamanaşımı defi hakkında karar verilmesi gerekirken esastan değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu doğrultuda mahkemenin red gerekçesi düzeltilerek hüküm kurulmuştur.
Daire kararımız gerekçesine göre davacı vekilinin esasa ilişkin istinafları inceleme konusu yapılmamıştır.
Bu nedenle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
A- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,
Buna göre:
1-Davanın zamanaşımı nedeni ile REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 433,60 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 298,40 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13-14 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
4-Davalı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 9.200,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;
1-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,
2-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 20,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 492,00 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/05/2026