Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/662 E. 2026/1019 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/662
Karar No
2026/1019
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/662 KARAR NO : 2026/1019 KARAR TARİHİ : 20/04/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/02/2026 NUMARASI : 2026/175 Esas DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 20/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/04/2026

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen ara karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İLK DERECE MAHKEMESİNCE: Mahkemenin 24/02/2026 tarihli ara kararı ile; "...Davacı vekili Mahkememize verdiği 12/01/2026 tarihli dava dilekçesinde; davacı müvekkili firmanın, kamu taahhüdü alanında ihale edilen yapım işlerini üstlenen, ülke çapında birçok inşaat projesi ve şantiyesi bulunan sektöründe saygın ve tanınmış bir firma olduğunu, müvekkilinin, uhdesinde kalan İstanbul/Fatih, Hatay ve Konya illerindeki yapım işlerinde kullanılmak üzere davalı firma ile inşaat demiri alımı ve nakliyesi hususunda anlaşmış olup davalıya ekte dekontları yer aldığı üzere avans ödemelerinin gerçekleştirdiğini akabinde de 26.08.2025 tarih ve S04265 numaralı satış sözleşmesini akdettiğini, müvekkili tarafından yapılan avans ödemeleri karşısında davalı yanın sözleşme ile mutabık kalınan demirin neredeyse hiçbirini müvekkiline teslim etmediğini üstelik yapılan avans ödemelerine karşılık satış faturası da kesmediğini, malzemelerin tesliminin zamanında yapılmaması nedeniyle de müvekkili şirketin şantiyelerindeki iş programının aksadığını ve inşaat faaliyetleri durma noktasına geldiğini, bunun üzerine davalı firmaya Kartal 23. Noterliği'nin 25268 yevmiye numaralı ve 13 Ekim 2025 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini, bu ihtarname ile yapılan avans ödemelerine karşılık firmalarınca edimi üstlenilen demir satışı ve tesliminin yapılmadığı, şirketlerine yapılmış olunan avans ödemeleri karşısında teslimi yapılan demir miktarının yalnızca 53,70 ton olduğu ve karşılığının cari hesaptan mahsup edildiği ancak buna rağmen teslimi gerçekleştirilmeyen demirlere karşılık cari hesaplarda firmaya 5.714.437,18 TL borçlu konumda oldukları, bu durumun satış sözleşmesine esaslı aykırılık teşkil ettiği bu nedenle de cari hesapta borçlu oldukları 5.714.437,18 TL'lik ödemenin firmamıza iade edilmesi gerektiğinin ihtar edildiğini aksi halde alacağın tahsili amacıyla şirketlerine karşı her türlü yasal yola başvurulacağının bildirildiğini, yapılan ihtarlara riayet edilmemesi üzerine alacaklarının tahsili amacıyla ilk önce İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2025/8845 E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlu firmanın yetki itirazı sonrası dosya Aliağa İcra Müdürlüğü'ne tevzi edildiğini, yetkili icra dairesinden borçluya tebliğ edilen ödeme emrine borçlu taraf, haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek icra takibini durdurduğunu, haksız itirazın iptali amacıyla dava ikame etmeden evvel tarafımızca Aliağa Arabuluculuk Bürosu'na başvurulmuşsa da davalı ile uzlaşıya varılamadığını, Büro Dosya Numarası 2025/180, Arabuluculuk Dosya Numarası 2025/184851olan dosya kapsamında anlaşamama tutanağı imzalandığını, davalı yanın, taraflarca imzalanan sözleşmeye, taraflarına yapılan ödeme tutarına ve tarafımızca keşide edilen ihtarnameye rağmen muhasebe kayıtlarında borçlu oldukları tutarı ödemekten imtina ettiğini, davalı borçlunun, ihtarname ile taraflarından talep ettikleri tutardan haberdar olup icra takibine kötü niyetli şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, İİK 67 şartları somut olayda oluştuğundan asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, taraflarca mal alımına ilişkin satış sözleşmesi akdedilmiş olması ve davalı firmaya avans ödemeleri yapılması karşısında davalının satılanın teslimini gerçekleştirmemesi, bu ödemelere karşılık davalının taraflarına fatura kesmemiş olması ve davalıya ihtarname keşide edilerek temerrüde düşürülmesi hususları gözetildiğinde; davalının mal kaçırma gayesiyle hareket ettiğinin ortada olduğunu, bu nedenlerle mahkemeden öncelikle teminatsız şekilde, mahkeme aksi kanaatte ise GEREK GÖRÜLDÜĞÜ TAKTİRDE %100 teminat karşılığında davalının borca yeter miktarda taşınır, taşınmaz, banka hesapları, alacaklı oldukları icra dosyaları ve 3. Şahıslardaki hak ve alacakları üzerinde ihtiyati haciz talepleri bulunduğunu, ihtiyati haciz taleplerinin kabulü halinde kararın infazının, Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2025/6583 E. Sayılı dosyadan gerçekleştirilmesini talep ettiklerini belirtmiş , davalının mal kaçırma ve borçtan kaçma saikinde olması sebebiyle mahkeme gerekli gördüğü taktirde %100 teminat karşılığında ihtiyati haciz talebinin kabulüne, haklı davanın kabulü ile Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2025/6385 E. Sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan haksız itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine 5.714.437,18 TL'lik asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Her ne kadar davacı tarafça taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan ve faturaya dayalı alacağın tahsiline yönelik olarak dava açılmış ve 12/01/2026 tarihli dilekçesinde Aliağa İcra Müdürlüğü 2025/6583 E. sayılı dosyasından, davalı borçlunun borca yetecek tutarda taşınır ve taşınmaz mallarının ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesi talep edilmiş ise de; dava konusu edilen alacağın varlığı ve miktarının belirlenmesi yargılamayı gerektirdiği, İİK 257 vd. Maddelerindeki ihtiyati haciz karar verilmesine ilişkin yasal koşulların oluştuğunun belirlenemediği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, yasal koşulları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile; Davacı vekilinin yasal koşulları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin REDDİNE," şeklinde ara karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece ara kararla taleplerinin reddedildiğini ancak İİK 257 maddesi gereğince "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1 – Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2 – Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." denildiğini, kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere davalının satılanın teslimini gerçekleştirmemesi, bu ödemelere karşılık davalının taraflarına fatura kesmemiş olması ve davalıya ihtarname keşide edilerek temerrüde düşürülmesi hususları gözetildiğinde; davalının mal kaçırma gayesiyle hareket ettiğinin ortada olduğunu, işbu hususun ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli ve de gerekli olduğunu, neticeten yerel mahkemenin haksız ve hukuksuz bir karar vererek ihtiyati haciz taleplerini reddettiğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, taraflarınca ihtarnamenin keşide edildiğini ve davalıya tebliğ edildiğini, böylelikle yaklaşık ispat kuralının gerçekleştiğini, ayrıca ihtiyati haczin alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına önceden geçici haciz koyulmasına ilişkin bir uygulama olduğunun izahtan vareste olduğunu, ihtiyati haciz uygulamasıyla hak kayıplarının güvence altına alınması gerektiğini, ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Talep, ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İhtiyati haciz İ.İ.K.’nun 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;(1) Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 'Deniz Ticareti' başlıklı beşinci kitabında da gemilere ilişkin ihtiyati haciz düzenlenmiştir Anılan Kanunu'n 1362. maddesi gereğince alacaklının, alacağının 1352. maddeden sayılan deniz alacaklarından olduğu ve parasal değeri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri sunması gerekmektedir. Buna göre, HMK'nın 389. ve İİK'nın 257.maddesinde olduğu gibi talep konusunda yaklaşık ispat gerekli ve yeterlidir. İİK.'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir." İhtiyati haciz kararına itirazı düzenleyen İİK.'nın 265.maddesinde de ise; "(Değişik fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.) Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.) Menfaati ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde ihtiyati haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir. Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder. İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./17.mad) İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz." hükümleri mevcuttur. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından, dosya kapsamına göre ihtiyati hacze dayanak alacağın varlığı ve miktarı ile sorumlusunun yapılacak yargılamayla belirleneceğinden bu kapsamda mevcut ve muaccel bir alacağın varlığı ile bu hususta yaklaşık ispattan söz edilememesine, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu değişik iş kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin tarih, 2026/175 Esas sayılı dosyasında ihtiyati hacize yapılan itirazın reddine ilişkin olarak verilen 24/02/2026 tarihli ARA KARARI, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 20/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/662, K. 2026/1019, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-662-e-2026-1019-k-384b29dd3715