Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/671 E. 2026/1014 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/671
Karar No
2026/1014
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/671 Esas

KARAR NO:2026/1014

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:26/02/2026

NUMARASI:2024/419 Esas, 2026/164 Karar

DAVANIN KONUSU :İFLASIN ERTELENMESİ

KARAR TARİHİ:02/07/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı şirketin faaliyet konusunun ... A.Ş'nin sahip olduğu 235.000 M2 açık alan ile 85.000 M2 kapalı alandan oluşan üç tekstil fabrikasının bakım onarım ve yatırımlarını yönlendirme faaliyetlerini yapmak, gerek grup şirketine gerek piyasadaki diğer şirketlere tekstil yatırımları konusunda destek ve servis hizmetleri vermek, yatırım araçları pazarlama ve entegre tekstil üretim olduğunu, daha sonra da pazarlama faaliyetlerine el attığı ve 2010 yılından sonra da makine ihracatıyla hayatını devam ettirdiğini ve şirketin 1996 yılında kurulduğunu, İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ... Sicil Numarasında kayıtlı ve Kasımpaşa Vergi Dairesi ... Sicil Numarasında bağlı mükellefi olduğunu ve merkez adresinin ... Kasımpaşa-İstanbul olduğunu, ödenmiş sermayesinin 120.000 TL ve sermayenin ortaklara dağılımının Ortak ...,'ye Sermayenin 60.000 oranın 50.00, ...'ye sermayenin 30.000, oranın 25.00, diğer ortağın da ... olup sermayenin 30.000, oranın 25.00 olan toplam sermayenin 120.000, Toplam Oranlarının da 100.00 olduğu davacı şirketin 31.12.2015 sonu itibariyle TTK 376.Maddesi uyarınca şirket aktiflerinin rayiç bedellerine göre borca batık olduğunun tespit edildiğini, bilanço ve defter değerine göre özvalığının Eksi (-) 886.234.46 TL olduğu, rayiç değerine göre özvarlığın Eksi (-) 1.084.618,23 TL olarak tepit edildiğini, şirketin mali durumunun iyileştirilmesi hususundaki öngörülerinin, sermaye arttırımı, tasarruf tedbirleri borçların yeniden yapılandırılması, alacak tahsillerinin hızlandırılması ve kullanım hakkı olan tesisin faaliyete geçirilmesi olarak özetlendiğini, şirketin mevcut 120.000 TL ödenmiş sermaye yapısına sahip olan davacı şirketin sermayesinin 580.000 TL daha arttırılarak 700.000 TL'ye çıkarılması yönünde Yönetim Kurulunun 27.01.2016 tarih ve 2016/03 nolu prensip kararının olduğunu, belirtilen 4 yıllık satış tablosuyla satış ve karlılıklarının ortaya konduğunu, işletmenin 1996 yılından bu yana sektöründe faaliyetini sürdürdüğünü, proje kapsamında sunduğu satış projeksiyonunda yer alan fason üretimde 60-70 kişinin istihdam edileceğini mevcut kısa ve uzun vadeli yabancı kaynak borç toplamının 1.783.284,76 TL olduğunu, borçların ödenmesinde dönen ve duran varlık değerlerden 695.966.53 TL, sermaye artışından 325.000.00 TL, satış faaliyet karlarından 919.000,00 TL olmak üzere toplamda 1.939.966,53.-TL fondan yararlanılacağını belirterek şirketin pazarlama faaliyet sürecinde yüklendiği giderlerin iyileştirme projesi kapsamında öngörülen şekilde tasarrufa gidileceğinden şirketin iflasının ertelemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2016/155 Esas, 2017/987 Karar sayılı kararında özetle; yapılan keşif ile son kayyım raporundaki tespitler sonucunda, iflas erteleme şartlarının gerçekleşmediği gerekçesi ile davacının iflas erteleme talebinin Reddine, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ... A.Ş nin İFLASINA, İflasın 16/11/2017 günü saat 15:38 itibariyle açılmasına, İflasın açıldığının İstanbul İflas Müdürlüğüne ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine, Dosyada mevcut iflas avansının iflas müdürlüğüne gönderilmesine karar vermiştir. Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.DAİREMİZİN 10/07/2018 TARİHLİ 2018/912 Esas 2018/1301 Karar sayılı kararı ile, dosyadaki verilere göre şirketin borçluluğunun son derece düşük miktarda olduğu, iflas erteleme dosyasında herhangi bir müdahilin de bulunmadığı ve davacı şirketin borca batıklığının tespiti üzerine resen iflas erteleme talebinde bulunulduğu, tüm bu açıklamalar ışığında, inandırıcı ve uygulanabilir iyileşme projesinin faaliyete geçmesi için, davacı şirketin sermaye artışını gerçekleştirmesi, bunun içinde muhafaza tedbirlerinin uygulanması gerektiği, davacı vekiline sermaye arttırma imkanı verildikten sonra alınacak kayyım raporları ile şirketin izlenerek, iflas erteleme şartlarının bulunup bulunmadığı yönünde karar verilmesi gerektiği anlaşıldığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönlerden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, İİK 179/a maddesi kapsamında muhafaza tedbirlerine yönelik karar verilmesi yönünde değerlendirme yapıldıktan sonra, davacı vekiline sermaye artışı yönünde imkan tanınması ve ardından şirketin borca batıklıktan çıkma ihtimali ile iflas erteleme şartlarının bulunup bulunmadığının yeniden değerlendirilmesi için dosyanın mahkemesine kesin olarak iadesine karar verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararından sonra İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 08/07/2021 tarihli 2018/665 Esas 2021/483 Karar sayılı kararında özetle; davacı şirketin 18.12.2019 tarihli genel kurul toplantısında sermaye artırım kararı aldığı ve 780.000,00 TL tutarında sermaye artırımı gerçekleştirdiği, bu tutarın 234.675,00 TL lik kısmının sermaye yedeklerinde yer alan gayrimenkul satış karından, bakiye kısım olan 545.325,00 TL lik kısmının ise nakden karşılanacağının taahhüt edildiği, kayyım raporunda yapılan hesaplamalarda kur farkları dikkate alınmadığından bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, dava konusu şirketin 31.12.2020 tarihli mali tabloları üzerinde bilirkişi aracılığıyla yapılan inceleme sonucu yapılan özkaynak hesabına göre göre dava konusu şirketin revize iyileştirme projesindeki hedefe ulaşabileceği gerekçesiyle davacı şirketin iflasının 08.07.2021 günü saat 15:55 itibari ile 12 ay süre ile ertelenmesine karar verilmiştir.İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 26/02/2026 tarihli 2024/419 Esas 2026/164 Karar sayılı kararında özetle; dosya şirketin borca batık olup olmadığı hususunda yeniden yargılama yapılmak üzere yukarıda belirtilen esasa kaydedildiği, davacı şirketin borca batık olup olmadığının tespiti için bilirkişi heyetinden rapor alındığı, bilirkişi raporunda; “6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ”12.maddesinde borca batıklığın “Borca batık olma durumu, şirketin aktiflerinin borçlarını karşılayamaması hali” olarak tarif edildiği, 31.12.2024 tarihi itibariyle davacı şirketin aktifleri borçlarını karşılamaya yetmemekte ve borçları aktiflerini 932.924,18 TL aştığı, detay mizandan 2024 yılı kur fark zararlarının 745.153,98 TL olduğunun görüldüğü, davacı şirketin sunulu detay mizanın da yer alan kur farkı zararlarının tamamı dahi dikkate alınsa borca batıklık hali sona ermediği, dosya muhteviyatında bulunan 2022 ve 2023 yılları Kurumlar Vergisi beyannamelerine bakıldığında ise her iki yılda da borca batık durumda olduğu ancak şirketin 2022 yılında 1.975.584,03 TL olan borca batıklığının 2023 yılında 1.540.400,42 TL ‘ye 2024 yılında ise borca batıklığın 932.924,18 TL ‘ye düştüğünün tespit edildiği" sonuç ve kanaatine yer verildiği, İİK'nın dava tarihinde yürürlükte bulunan 179/b-5 hükmü uyarınca iflâsın ertelenmesi talebinin reddi ya da erteleme süresi sonunda iyileşmenin mümkün olmadığının tespiti üzerine mahkemece şirketin veya kooperatifin iflâsına karar vereceği, karar tarihi itibariyle kayyım tarafından sunulan rapor ve yapılan bilirkişi incelemesi ile davacı şirketin borca batıklık halinin sona ermediği, iyileştirme tedbirlerinin uygulanmadığı, şirketin malî durumunun iyileştirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile şirketin iflasına karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik, yetersiz ve denetime elverişsiz olduğunu,Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunun yargılama sürecindeki en güncel mali verileri içermediğini, bilirkişi raporunun 12.01.2026 tarihli olduğu ve bilirkişilerce yapılan değerlendirmenin müvekkili şirketin 2024 yıl sonuna ait mali verileri üzerinden gerçekleştirildiğini, bu mali yıl üzerinden 1 tam yıl geçtiğini, rapor tarihi itibari ile 2025 yıl sonu mali verilerinin dikkate alınarak inceleme yapılması gerekirken bu konu atlanarak 2024 yılı mali verileri üzerinden inceleme yapılması ve sayın mahkemenin de bu inceleme raporuna göre yargılamaya devam edilmesi hukuka uygun olmadığını, zira bilindiği üzere dava teorisindeki genel ilkenin bir istisnası olarak, borca batıklığın sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini, borca batıklık olgusunun statik değil, dinamik bir hukuki durum olduğunu, bu bağlamda, bilirkişiye verilen yetki kapsamında şirketin tüm defter ve kayıtlarının incelenmesi mümkün iken, 2025 yılı verilerinin hiç incelenmemesinin açık bir eksik inceleme teşkil ettiğini, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının HMK anlamında hükmün ispat ve değerlendirme temellerini sakatladığını,müvekkilinin 1 yıl önceki mali verileri üzerinden yapılan değerlendirmenin, bu şirketin son mali yılda yaptığı tüm olumlu işlerin görmezden gelinmesine, hatta şirketin son mali yılda borca batıklıktan çıkmış olması halinde bu durumun tespit dahi edilmesine engel olacağını, iflas erteleme yargılamalarında, şirketin iflasına karar verilebilmesi için genel dava teorisinin aksine borca batıklığın yalnızca belirli bir tarihte değil karar anı dahil süregelen bir durum olması gerektiğini, ancak dosyaya sunulmuş mevcut bilirkişi raporuna göre karar verilmesi halinde müvekkili şirketin 2025 yılı performansına hiç dikkat edilmemiş olacağı ve müvekkili şirketin borca batıklıktan çıkmış olma ihtimalinin değerlendirilmemiş ve incelenmemiş olacağını, dosya kapsamındaki veriler incelendiğinde; 2022 yılı borca batıklık: 1.975.584 TL, 2023 yılı borca batıklık: 1.540.000 TL 2024 yılı borca batıklık: 932.924 TL olduğunun görüldüğünü, bu verilerin şirketin mali yapısında süreklilik arz eden ve istikrarlı bir iyileşme eğilimi bulunduğunu açıkça ortaya koyduğunu, bu derece belirgin bir iyileşme trendine rağmen mahkemece bu gelişim süreci analiz edilmediğini, iyileşmenin devam edip etmeyeceğinin değerlendirilmediğini, yalnızca mevcut negatif özkaynak üzerinden sonuca gidildiğini, bu yaklaşımın , iflas erteleme kurumunun amacına ve niteliğine aykırı olduğunu, TTK 376 ve ilgili Tebliğ hükümlerinin hatalı uygulandığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 376'ncı maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar hakkında tebliğ gereği kur farkı zararlarının hesaba katılması halinde borca batıklığının 2024 yılı sonu itibari ile 187.770,20 TL seviyelerine kadar gerilediğinin açık olduğunu, müvekkilinin son 4 yıldaki mali performansı dikkate alındığında 2025 yılı faaliyetleri ile bu zararı kapatarak öz kaynaklarını pozitife çıkarmış olması ve borca batıklıktan kurtulmuş olması ihtimalinin bulunduğunu,ancak ilgili bilirkişi raporunda 2025 yılı mali verilerine yer verilmemiş olması ve bir önceli yılın mali verileri ile raporun hazırlanmış olması bu incelemeyi yapmayı engellediğini, Mahkemece bu kritik hesaplama yöntemi dikkate alınmaksızın karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin mali performansını etkileyen bir diğer durum da Ticaret Müdürlüğü tarafından müvekkili şirketin yönetici seçimine dair genel kurul kararlarının hatalı şekilde tescil edilmemesi ve 2 yılı aşkın süre boyunca müvekkili şirketin bu konuda sıkıntılar çekmesi olduğunu, müvekkilinin bu eksiklik sebebi ile faaliyetlerini yürütmekte zorlandığını ve bu sebeple önemli zorluklar yaşadığını, müvekkili şirketin yetkilileri nin uzun süre imza yetkilerini kullanamadığını yine bankalarda işlem yapamadığını, bu zorluklara rağmen müvekkili şirket faaliyetlerine devam ettiğini ve mali olarak olumlu yönde ilerlediğini,nihayetinde mahkemenin gönderdiği müzekkere kapsamında müvekkili şirketin genel kurul kararlarının tescil edilebildiğini ve yönetici seçim kararlarının uygulanabildiğini, Mahkemece güncel mali veriler toplanmadan, ek bilirkişi raporu alınmadan, iyileştirme projesinin fiili sonuçları değerlendirilmeden,eksik inceleme ile karar verilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava TTK 376-377 ve İİK 179, 179/a-b hükümleri çerçevesinde açılan iflas erteleme davasıdır. Mahkemece karar tarihi itibariyle kayyım tarafından sunulan rapor ve yapılan bilirkişi incelemesi ile davacı şirketin borca batıklık halinin sona ermediği, iyileştirme tedbirlerinin uygulanmadığı, şirketin malî durumunun iyileştirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine ve davacı şirketin iflasına karar verilmiştir. Davacı tarafça Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunun yargılama sürecindeki en güncel mali verileri içermediğini, müvekkilinin belirgin bir iyileşme trendine rağmen mahkemece bu gelişim sürecinin analiz edilmediğini, iyileşmenin devam edip etmeyeceğinin değerlendirilmediğini, yalnızca mevcut negatif .... üzerinden sonuca gidildiğini, bu yaklaşımın , iflas erteleme kurumunun amacına aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Somut olayın yasal düzenlemeler açısından değerlendirilmesi sonucunda, davacı vekilinin vekaletnamesinde, iflas erteleme talebinde bulunma yetkisinin mevcut olduğu, davacı şirketin yönetim kurulunun 26.01.2016 tarihli kararı ile şirketin mali yapısının iyileştirme projesi çerçevesinde ve zor durumdan kurtularak faaliyetine devam etmesi mümkün görüldüğünden şirketin iflasın ertelenmesi kararının alınması için mahkemeye dava açılması için karar alındığı, mahkeme kararı uyarınca, ilanların yaptırılarak, iflas avansının yatırıldığı, davanın, davacı şirketlerin muamele merkezinin bulunduğu, mutlak yetkili mahkeme de açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemenin, 02/04/2019 tarihli ara kararı ile, davacı şirketi ihtiyati tedbir talebi kabul edilerek, buna dair ara karar oluşturulmuştur.Mahkemenin 2018/665 esas 2021/483 karar sayılı 08/07/2021 tarihli karar ile İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ... sicil numarasında kayıtlı ... A.Ş nin iflasının 08.07.2021 günü saat 15:55 itibari ile 12 ay süre ile ertelenmesine karar verilmiştir.Mahkemenin 2024/419 E sayılı dosyasında düzenlenen 18/07/2024 tarihli tensip tutanağında; "Mahkememiz 2018/665 esas 2021/483 karar sayılı 08/07/2021 tarihli karar ileDavanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ... sicil numarasında kayıtlı ... A.Ş nin iflasının 08.07.2021 günü saat 15:55 itibari ile 12 ay süre ile ERTELENMESİNE , karar verildiği ve tedbir aşamasında atanan kayyumun görevinin aynı kapsamda devamına ve kayyumun 3 ayda bir denetim raporunu mahkemeye ibraz etmesine karar verildiği, Kayyum ...mahkememize ibraz ettiği 09/07/2024 tarihli en son kayyım raporunun sonuç kısmında şirketin 2023 yılı içinde esas faaliyetinin bulunmadığı, sadece danışmanlık ve hizmet gelirleri faturaları düzenlediği, 31/12/2023 tarihi itibarıyla şirketin 26.189,86 TL kar beyan ettiğini, aynı tarih itibarıyla öz varlık tutarının -1.540.338,76 TL olduğu ve borca batıklık halinin devam ettiği, iflas erteleme ilk talep tarihi olan 31/12/2015 verilerine göre borca batıklık tutarında herhangi bir azalmanın söz konusu olmadığı, hatta borca batıklık tutarında artış olduğunu, bu kapsamda şirket ortaklarının nakit sermaye artırımından bakiye taahhütlerini yerine getirmediklerini, şirketin esas faaliyetinin bulunmadığı ve danışmanlık hizmet gelirleri ile yeterince kar üretemediği dikkate alındığında borca batıklıktan çıkmasının olanaklı görünmediğini, bununla birlikte şirketin hali hazırda gerçekleştirmiş olduğu nakit sermaye taahhüt ödenmesinden sonra genel kurulda yer verildiği gibi 1.500.000,00 TL tutarındaki ikinci nakit sermaye arttırımının gerçekleştirilmesi halinde şirketin borca batıklıktan kurtulmasının mümkün olabileceği, aksi halde salt danışmanlık hizmetlerinden elde edilecek gelirlerle şirketin borca batıklıktan çıkma ihtimalinin bulunmadığı yönünde tespitlerde bulunduğu görüldü, Dosya şirketin borca batık olup olmadığı hususunda yeniden yargılama yapılmak üzere yukarıda belirtilen esasa kaydı yapıldığı" belirtilerek 09/07/2024 tarihli kayyım raporu ile duruşma gün ve saatinin davacı tarafa tebliğine karar verilmiştir. 09/07/2024 tarihli en son kayyım raporunun sonuç kısmında; şirketin 2023 yılı içinde esas faaliyetinin bulunmadığı, sadece danışmanlık ve hizmet gelirleri faturaları düzenlediği, 31/12/2023 tarihi itibarıyla şirketin 26.189,86 TL kar beyan ettiğini, aynı tarih itibarıyla öz varlık tutarının -1.540.338,76 TL olduğu ve borca batıklık halinin devam ettiği, iflas erteleme ilk talep tarihi olan 31/12/2015 verilerine göre borca batıklık tutarında herhangi bir azalmanın söz konusu olmadığı, hatta borca batıklık tutarında artış olduğunu, bu kapsamda şirket ortaklarının nakit sermaye artırımından bakiye taahhütlerini yerine getirmediklerini, şirketin esas faaliyetinin bulunmadığı ve danışmanlık hizmet gelirleri ile yeterince kar üretemediği dikkate alındığında borca batıklıktan çıkmasının olanaklı görünmediğini, bununla birlikte şirketin hali hazırda gerçekleştirmiş olduğu nakit sermaye taahhüt ödenmesinden sonra genel kurulda yer verildiği gibi 1.500.000,00 TL tutarındaki ikinci nakit sermaye arttırımının gerçekleştirilmesi halinde şirketin borca batıklıktan kurtulmasının mümkün olabileceği, aksi halde salt danışmanlık hizmetlerinden elde edilecek gelirlerle şirketin borca batıklıktan çıkma ihtimalinin bulunmadığı yönünde görüşe yer vermiştir.Davacı şirketin borca batık olup olmadığının tespiti için alınan bilirkişi heyet raporunda; “6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ”12.maddesinde borca batıklığın “Borca batık olma durumu, şirketin aktiflerinin borçlarını karşılayamaması hali” olarak tarif edildiği, 31.12.2024 tarihi itibariyle davacı şirketin aktifleri borçlarını karşılamaya yetmemekte ve borçları aktiflerini 932.924,18 TL aşmaktadır. Detay mizandan 2024 yılı kur fark zararlarının 745.153,98 TL olduğu görülmektedir. Davacı şirketin sunulu detay mizanın da yer alan kur farkı zararlarının tamamı dahi dikkate alınsa borca batıklık hali sona ermediği, dosya muhteviyatında bulunan 2022 ve 2023 yılları Kurumlar Vergisi beyannamelerine bakıldığında ise her iki yılda da borca batık durumda olduğu ancak şirketin 2022 yılında 1.975.584,03 TL olan borca batıklığının 2023 yılında 1.540.400,42 TL ‘ye 2024 yılında ise borca batıklığın 932.924,18 TL ‘ye düştüğünün tespit edildiği" belirtilmiştir. Mahkemenin 2024/419 E- 2026/164 K sayılı 26/02/2026 tarihli kararı ile davacı şirketin iflasının ertelenmesi talep ve davasının reddi ile, borca batık olduğu anlaşılan İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ... sicil numarasında kayıtlı ... A.Ş nin 26/02/2026 günü saat 15:19 itibariyle iflasına karar verilmiştir.Yargıtay 23 Hukuk Dairesinin 2015/1327 E- 2016/2564 K sayılı kararı ile; "...Öte yandan, erteleme süresi içinde, şirket geçici bir bekleme dönemine girmiş olur. Erteleme süresi içinde (erteleme süresi henüz bitmeden), mahkeme, kayyımın verdiği rapordan şirketin malî durumunun iyileştirilmesinin mümkün olmadığı kanısına varırsa, erteleme kararını kaldırarak, şirketin iflasına karar verir. (m. 179/b, V,c.2). "İİK m. 179/a ile getirilen ikinci yenilik, iyileştirme projesinin uygulanmasının ve iyileştirmenin sonuç verip vermeyeceğinin mahkemece izlenmesidir. Bu izlemenin pratik önemi, mahkemenin iyileştirmenin mümkün olamayacağı kanaatine varması halinde erteleme kararını kaldırmasıdır. Bu suretle hem projenin sonuç alacak şekilde uygulanması teşvik edilmek, hem de bir defa ertelenen iflâsın alınan sonuçlar ne olursa olsun sürenin bitimine kadar hükmî ifa doğurmasının önlenmesi amaçlanmıştır" (İİK m.179/a gerekçesinden).İflas erteleme süresinin sonunda üç ihtimal ile karşılaşılar; 1) Bu süre içerisinde şirketin mali durumu iyileşmiş ise mahkeme iflasın ertelenmesi kararını kaldırır ve şirket normal durumuna döner. Bu karar ile kayyımın görevi sona erer. 2) Şirketin mali durumu iyileşmemiş ya da iyileşme ihtimali mevcut değil ise, bu halde mahkeme, erteleme kararını kaldırır ve şirketin iflasına karar verir. (İİK 179/b-5. cümle 1) 3) Şirketin mali durumu tamamen iyileşmemiş olmakla birlikte iyileşme ihtimali bulunuyorsa, mahkeme, kayyımın verdiği raporu dikkate alarak erteleme süresini uygun görülecek bir süre için uzatabilir, ancak uzatma süreleri toplamı dört yılı geçemez. (İİK 179/b-4. cümle 2). ( Bkz: Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, El Kitabı, İkinci Baskı, 2013, Sh. 1182 vd; Mahmut Bilgen, İflas, İflasın Ertelenmesi, Konkordato ve Yargılama Usulü, Ankara, 2012, Sh.868 vd.)Davacı vekilince, şirketin mali durumunun iyileşme ihtimali bulunduğu ileri sürülerek, erteleme süresinin bir yıl daha uzatılması istenilmiştir. Anılan yasal düzenleme gözönünde bulundurulduğunda, kayyım raporlarını dikkate alarak, uzatma kararını verecek olan mahkeme, erteleme kararını ya da son uzatma kararını veren mahkemedir.Bu mahkemece, erteleme ya da uzatma süresinin sonunda, herhangi bir isteme gerek kalmaksızın dosyayı re'sen ele alarak, yukarıda sayılan ihtimallere göre, koşulları oluşmuşsa ya iflasın ertelenmesi kararının kaldırılmasına ya da iflasın ertelenmesine ve şirketin iflasına ya da iflas erteleme süresinin uzatılmasına karar verilmelidir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 13.06.2002 tarih ve 1267 E; 4616 K; 01.05.2008 tarih ve 1699 E.; 4737 K.; 01.12.2010 tarih ve 10953 E.; 13594 K. sayılı ilamı bu yöndedir..."Somut olayda davacı şirket yönünden 02/04/2019 tarihinde iflas erteleme tedbirleri verilmiş ve 08/07/2021 tarihinden itibaren de 12 ay süre ile iflasın ertelenmesine karar verilmiştir. Bu tarihten sonra kayyım tarafından düzenlenen raporlar dosyaya sunulmuştur. Mahkemece 09/07/2024 tarihli kayyım raporu sunulduktan sonra dosya resen ele alınarak, dosyanın şirketin borca batık olup olmadığı hususunda yeniden yargılama yapılmak üzere 2024/419 Esasına kaydedildiği ve davacı vekiline 09/07/2024 tarihli kayyım raporu ile duruşma gün ve saatinin davacı tarafa tebliğine karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece davacının borca batık olup olmadığının tespiti için alınan bilirkişi heyet raporu ile davacı şirketin borca batıklık hali sona ermediği, iyileştirme tedbirlerinin uygulanmadığı, şirketin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile davacı şirketin iflasın ertelenmesi talebinin reddi ile davacı şirketin iflasına karar verilmiştir.Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 23.10.2015 tarihli, 2014/9579 Esas, 2015/6838 vb emsal ilamlarında da ifade edildiği üzere, İflas ertelemesinin tüm sonuçları tedbir kararı ile başlamaktadır. Somut olayda da davacı şirket erteleme davasında verilen ihtiyati tedbir karar tarihi olan 02/04/2019 tarihinden itibaren İflas ertelemesinin tüm sonuçlarından yararlanmış ve tedbir tarihinden itibaren 5 yılı aşkın bir süre geçmiştir.Mülga İİK 179/6-4 maddesi uyarınca azami erteleme süresinin (1+4=5 yıl) 5 yıl olduğu, ilk erteleme tedbirleri ve iflas erteleme tarihinden itibaren yasanın tanıdığı 5 yıllık sürenin dolduğundan, davacı şirketin iflasın ertelemeden yararlanacağı süre sona ermiş olup, artık davacı şirketin İflasın ertelenmesine ve projenin değerlendirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Özellikle yargı süreçleri dikkate alındığında bu süreden şartların mevcudiyetinin varlığı halinde dahi kabulü mümkün değildir.Geriye dönük işlem yapılması, yasal sürenin uygulanmasını olanaksız hale getirecektir. Bir an için aksinin kabulünde, bu duruma alacaklıların katlanması beklenmeyeceği gibi onların menfaatlerine olduğu da düşünülemeyecektir. Bu nedenle de davacının istinaf dilekçesindeki İİK 179/a maddesi gereği tedbir karar verilmesi talebi yönünden değerlendirme yapılması mümkün görülmemiştir. İflasın ertelenmesi talebinin reddi ya da erteleme süresi sonunda iyileşmenin mümkün olmadığının tespiti üzerine mahkeme, şirketin veya kooperatifin iflasına karar verir (İİK. m.179/b-son). Somut olayda İflas erteleme tedbirlerine hükmedildiği tarihten itibaren 5 yılı aşkın bir süre geçmiş olduğu da nazara alınarak davacı şirketin halen borca batık olup olmadığının belirlenmesi gerekir.İlk derece Mahkemesince davacı şirketin borca batık olup olmadığının tespiti için aldığı 12/01/2026 tarihli bilirkişi heyet raporunda 31.12.2024 tarihli bilanço verilerine şirketin borca batık olduğu değerlendirmesi yapılmıştır. "... İflasın ertelenmesi davalarında mahkemece erteleme isteyen davacı şirketin malî durumunun yargılama sonuna kadar incelenmesi ve iyileştirme projesinin uygulanabilir olup olmadığının denetlenmesi gerekir..." (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/(23)6-2085 E 2021/1605 K sayılı 07.12.2021 tarihli kararı) "... İflas erteleme taleplerinde borca batıklık kamu düzenine ilişkin olup şirket aktif malvarlığına dahil olan değerler belirlenirken güncel – rayiç değerlerinin aktif malvarlığında dikkate alınması grup şirketlerde ise kefalet borçlarının sadece kefil olunan asıl borçlu şirket pasif malvarlığında gösterilmesi yine borçlar belirlenirken güncel değerler esas alınması gerekmektedir... ...Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemece iflas talep eden şirketlerin aktif malvarlığının rayiç değerleri ve güncel alacak borç durumları değerlendirilmek suretiyle borca batık durumda olup olmadığının belirlenmesi, kefalet borçlarının grup şirketler bakımından sadece asıl borçlu şirket pasifinde değerlendirileceğinin gözetilmesi, buna göre tüm şirketlerin borca batık durumda olup olmadığının belirlenmesi, borca batık olmadıklarının tespiti halinde iflas erteleme taleplerinin reddi, borca batık olduklarının tespiti halinde ise yürürlükten kaldırılan ancak derdest davalarda da uygulanmasına devam edilen İİK’nın 179/b-7 maddesi gereğince iflas erteleme tedbirlerinden en fazla 5 yıl süre ile yararlanılabileceği gözetilerek, şirketlerin tespit edilen mevcut mali durumu itibariyle iyileşme olanağının bulunmadığının tespiti halinde ise iflasa karar verilmesi gerekmektedir..." (Yargıtay 15 Hukuk Dairesinin 2021/1172 E- 2021/2952 K sayılı 23/06/2021 tarihli kararı)".... İflas erteleme davalarında şirketin borca batık olması dava şartıdır. TTK 376. maddesi uyarınca borca batıklık tespitinde kaydi değerler değil satış sırasında gerçekleşecek rayiç değerler esas alınmalı borca batıklık kesin bir şekilde tespit edilmelidir. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporu ile kayyım raporlarının çelişkili olması karşısında borca batıklık yönünden tereddüt hasıl olmuştur. Bu durumda, mahkemece davacı şirketin rapor tarihi itibariyle rayiç değerlere göre borca batık olup olmadığının tereddütte yer bırakmayacak şekilde belirlenerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik ve hatalı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. ..." (Yargıtay 6 Hukuk Dairesinin 2021/2052 E- 2021/1923 K sayılı 01/12/2021 tarihli kararı)Bu durumda Mahkemece konusunda uzman bir bilirkişi heyeti seçilerek, davacı şirketin tüm kayıt ve defterleri ve banka hesapları üzerinde, gerektiğinde mahallinde inceleme yaptırılarak şirketin aktif ve pasiflerine göre, varlıkların güncel rayiç değerleri dikkate alınarak, davacı şirketin rapor tarihi itibariyle rayiç değerlere göre borca batık olup olmadığının tereddütte yer bırakmayacak şekilde açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alındıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen karar usul ve yasaya uygun bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararınınn 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacının istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,

2-İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/419 Esas, 2026/164 Karar sayılı ve 26/02/2026 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,

4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı ile 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

5-Davacı tarafından karşılanan istinaf harç ve yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02.07.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/671, K. 2026/1014, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-671-e-2026-1014-k-1f1c4f240c8d