Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1345 E. 2026/1006 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1345
- Karar No
- 2026/1006
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1345 Esas
KARAR NO:2026/1006
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:03/06/2022
NUMARASI:2021/489 Esas, 2022/450 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:02/07/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen "Yazılım Bakım ve Destek Sözleşmesi" kapsamında düzenlenen faturalardan bakiye 8.595,87 TL'lik kısmın davalı tarafça ödenmediğini, ödenmeyen bu bakiye bedel sebebiyle icra takibi başlatıldığını, ancak davalı borçlunun bu takibe haksız ve mesnetsiz olarak itiraz ettiğini, icra takibine yapılan itirazın ardından taraflar arasında yürütülen zorunlu arabuluculuk görüşmelerinde de herhangi bir anlaşmaya varılamadığını, davalı tarafın vaki itirazının iptali için bu davayı açtıklarını, taraflar arasında imzalanan sözleşme maddelerinde, uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul (Merkez) Mahkemeleri ve İcra Daireleri'nin yetkili kılındığını, HMK 10. maddenin sözleşmeden doğan davalardaki yetki kuralları ve TBK 89. maddenin para borçlarının ifa yerine (alacaklının yerleşim yeri) ilişkin hükümleri uyarınca İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri'nin yetkili olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme, kesilen faturalar, borçlu şirkete ait cari hesap ekstresi ile ticari defter ve kayıtlardan müvekkilinin alacağının sabit olduğunu belirterek fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile davalı borçlunun haksız itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının icra takibine dayanak oluşturacak herhangi bir ek sunmaksızın sadece fatura alacağı iddiasıyla ödeme emri keşide ettirdiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan faturaların müvekkiline hiçbir zaman tebliğ edilmediğini, bu dava ile birlikte söz konusu faturalardan haberdar olunduğunu, fatura içeriklerinde hangi hizmetin karşılığı olarak bu bedellerin talep edildiğine dair hiçbir ibarenin yer almadığını, faturaların bu haliyle kabule ve denetime elverişli olmaktan uzak olduğunu, davacının dosyaya sunduğu ve sözleşme bedelinin yazılı olduğunu iddia ettiği EK-1 belgesinde, müvekkili firmanın herhangi bir imzasının veya kaşesinin yer almadığını, imzalı sözleşmenin dışındaki ek belgelerin tek taraflı düzenlemeye dayalı olduğunu, hangi tarihteki hangi hizmetin ücretlendirildiğinin anlaşılamaması sebebiyle bu faturaları kabul etmediklerini, müvekkilinin işlettiği kafede kullanmak üzere "..." marka bir cihaz satın aldığını ve bu cihazla ilgili olarak 17/10/2016 tarihinde "Bakım ve Destek Hizmeti Sözleşmesi" imzaladığını, sözleşme sürecinde müvekkilinin ekonomik sıkıntılar sebebiyle faaliyetlerini yürütemez hale geldiğini, önce tüm personelin işten çıkarıldığını, son olarak da kafenin kapatılmasına karar verildiğini, şirketin kapatılma kararı ile artık hizmet alınmayacağına ilişkin bilginin davacı firmaya bildirildiğini, ilk olarak 27/11/2018 tarihli mail yoluyla, tüm işçilerin 09/11/2018 tarihi itibariyle işten çıkarıldıklarının ve işletme faaliyetlerine tamamen son verildiğinin karşı tarafa iletildiğini, faaliyetlerin durması sebebiyle davacının sunduğu hizmetlerden yararlanılmasının imkansız hale geldiğini, bu gerekçelerle sözleşmenin fiilen sona erdiği tarih olan 01/01/2019 tarihinden itibaren müvekkiline yeni fatura gönderilmemesinin talep edildiğini, Sözleşmenin "Müşterinin Tek Taraflı Fesih Hakkı" başlıklı 8.3. maddesi gereğince, müvekkilinin iş yerini kapatması durumunda bu hususu belgeleriyle bildirmesi şartıyla bildirim tarihinden itibaren sözleşmeyi derhal fesih hakkına sahip olduğunu, müvekkilinin bu hükme uygun olarak sözleşmeyi feshettiğini, bunun üzerine davacı tarafın vergi dairesinden işlemlerin sonlandırıldığına dair başkaca belgeler talep ettiğini, müvekkilinin ise vergi dairesindeki kapanış işlemlerinin uzun sürmesi sebebiyle bu belgelerin hemen temin edilemeyeceğini, ancak bütün işçilerin çıkarıldığını ve şirketin gayri faal hale geldiğini SGK kapanış bilgileriyle sunarak şirketin kapatıldığını açıkça ispat ettiğini, davacı firmanın, fesih bildirimini ve kapanışa dair belgelere rağmen sözleşmeyi sona erdirmekten imtina ettiğini, ısrarla başkaca belgeler talep ettiğini ve bu süreçteki e-posta yazışmalarına rağmen kötü niyetli olarak borç tahakkukuna devam ettiğini, fesih bildirimi dışında davacı kurum tarafından istenen SGK kapanış yazısının 03/12/2018 tarihinde davacı firmaya gönderildiğini, aradan uzun bir süre geçtikten sonra davacı yetkilisi ... tarafından 24 Mayıs 2021 tarihli e-posta ile "istenen belgeler kendilerine iletilmese de imza yetkilisince imzalanmış ve kaşelenmiş iptal formu gönderilmesi gerektiğinin" bildirildiğini, müvekkili yetkililerinin 08/06/2021 tarihli e-posta ile "2018 yılı sonu itibariyle fesih bildirimi ile gerekli belgelerin gönderildiğini, aradan geçen süreden sonra imzalı kaşeli iptal formu istenmesinin hakkın kötüye kullanılması anlamına geleceğini" bildirdiğini, bu hususu ayrıca şerh olarak ekleyerek son olarak iptal formunun davacı firmaya gönderildiğini, müvekkilinin fesih bildiriminin ve ifade edilen e-posta yazışmalarının cevap dilekçesi ekinde sunulduğunu, bu aşamalardan sonra müvekkilinin tüm faaliyetlerini sonlandırdığını ve taraflar arasında başkaca bir yazışma olmadığını, davacı firmanın fesih bildirimini dikkate almayarak, herhangi bir hizmet sunmaksızın ve tebliğ de etmeksizin fatura düzenlemeye devam ettiğini ve haksız icra takibine başladığını, kapanmanın hangi belgelerle ispat edileceğine dair sözleşmede bir düzenleme bulunmadığını, buna rağmen SGK belgesiyle işletmenin gayri faal duruma geçtiği açıkça tespit edilebiliyorken vergi dairelerinden birtakım belgelerin sunulmamasının sözleşmeyi feshetmemek için bir sebep yapılamayacağını, feshin sözleşmeye ve kanuna uygun olduğunu, davacıdan hiçbir hizmet alınmamasına rağmen 2 yıl boyunca fatura düzenlenmesi ve borç tahakkuk edilmesinin kötü niyetli ve kanuna aykırı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede tek taraflı fesih hakkı tanınmakla birlikte TBK ve TTK hükümleri uyarınca karşı tarafa ulaşan fesih iradesinin hakkın kötüye kullanılması anlamına gelmediğini, keyfi olarak kullanılmadığı hallerde fesih bildiriminin ve feshin hukuken geçerli olacağını, müvekkiline ait işletmenin, ekonomik sebepler yüzünden kapatılmasını öngörmesinin ya da öngörememesinin kendisinden beklenmesinin mümkün olmadığını, işletmenin kapatılması ve gayri faal hale gelmesi sonucunda ise yararlanılması mümkün olmayan bir hizmetin bedelin ödenmesine devam edilmesini beklemenin dürüstlük kurallarına uygun düşmediğini, müvekkilinin davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, başlatılan takibin ve açılan davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddini ve davacının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde, sözleşmenin 7.1 hükmünde “Yazılım bakım destek bedeli (KDV hariç) EK-1'de toplam satırında belirtilmiştir. ..., üçer aylık bedelleri, Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarının ilk haftası içinde Müşteri'ye fatura eder. müşteri fatura bedellerini tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde ...'e öder. Faturanın, adres değişikliğinin zamanında bildirilmemiş olması, tebliğden imtina edilmesi gibi Müşteri'den kaynaklanan nedenlerle tebliğ edilememesi halinde, destek bakım bedelleri üçer aylık dönemlerin ilk aylarının 15. günü (15 Ocak, 15 Nisan, 15 Temmuz ve 15 Ekim tarihlerinde) muaccel olacak ve ödenecektir. Bu durumda, müşteri, fatura tebliğ edilmediği gerekçesi ile itiraz edemez ve ödemeden kaçınamaz” ifadesine yer verildiği, sözkonusu hüküm dikkate alındığında, sözleşmede kararlaştırılan aylık bakım destek bedelinin herhangi bir fatura düzenlemesine veya hizmet ifasına bağlı olmaksızın üçer aylık periyotlarla ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu, dolayısıyla davalının hizmet alımının yapılmadığı, bu bakımdan fatura bedellerinin istenemeyeceği yönündeki iddiasının yerinde olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 8.1 hükmüne göre: “Bu sözleşme 01.10.2016 tarihinde başlar ve 3 (üç) yıl yürürlükte kalır. Taraflardan biri sözleşme bitim tarihinden 45 gün öncesine kadar iptal bildiriminde bulunmazsa, sözleşme yeni takvim yılı itibari ile birer yıllık sürelerle indirimsiz olarak ve her yıl %5'ten fazla olmamak kaydı ile artarak uzar. Müşteri, sözleşmeyi bildirim süresine uymadan süresinden önce feshederse, sözleşme dönemi sonuna kadar olan aylık bedelleri peşin olarak ödemek zorundadır. Müşteri'nin bildirim süresine uymaksızın feshettiği hallerde müşteri, kalan sürede hizmet verilmediği gerekçesi ile bu bedeli ödenekten kaçınamaz, ancak, bu bedellerden işbu sözleşmenin 4. bendine uygun şekilde ıskonto yapılarak bulunacak yeni bedel üzerinden ayrıca %5 indirim yapılacaktır.", söz konusu hüküm ile sözleşmenin fesih bildirimi ile sona erdirilmediği sürece, sözleşmeden kaynaklanan bedelin ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu, davalı tarafından her ne kadar gayrifaal hale geldiği bu bakımdan hizmet alınmadığı ifade edilmiş ise de, anılan hükme uygun olarak sözleşmenin sona erdirildiğine ilişkin davalının bir ihtarına rastlanmadığı, bu bakımdan da davalının faturalardan kaynaklanan bedelin, hizmet alınmaması nedeniyle istenemeyeceği yönündeki iddiasının yerinde olmadığı, faturanın ve ticari defterlerin ispat kuvveti, ihtirazi kayıt ileri sürülmemesi gibi hususlar dikkate alındığında da davacının davalıdan alacaklı olduğunun kabulü gerekeceği, davalının ticari defterleri üzerine bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, davalının ticari defter ve belgelerinde davacı tarafça takibe ve davaya konu edilen e-faturaların e-fatura sistemi üzerinden davalı tarafça reddedildiğine ilişkin dosyaya her hangi bir belge sunulmaması nedeniyle davalının bu faturalar nedeniyle takip tarihi ttibariyle (29.04.2021) davacıya 8.595,87 TL borçlu olduğunun denetime ve hükme elverişli bilirkişi raporlarında tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile; davalının İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün ... Sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 8.595,87 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin 8.595,87 TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki talep gibi devamına, alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatı 1.719,17 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; mahkemenin, tarafların açık fesih iradesini ve dosyada mevcut olan karşılıklı e-posta yazışmalarını hiçbir şekilde dikkate almadığını, Mahkemece şirketin fiilen kapandığı durumunun göz ardı edildiğini ve sadece davacının ticari defter kayıtlarına itibar edilerek eksik incelemeyle karar verildiğini, sözleşmede yer alan aylık bakım destek bedelinin, davacı şirket tarafından herhangi bir hizmet sunulmaksızın veya fatura kesilmeksizin ödenmesi gerektiği yönündeki mahkeme yorumunun hukuka aykırı olduğunu, "Yazılım, Bakım ve Destek Sözleşmesi" niteliği gereği karşılıklı edim içeren bir yapıya sahip olduğundan davacının fiilen hiçbir teknik hizmet sunmadan ücrete hak kazanmasının mümkün olmadığını, fesih hakkının bozucu yenilik doğuran bir hak olduğunu ve tek taraflı irade beyanının muhatap davacı şirkete ulaşmasıyla birlikte sözleşmenin hukuken sonlanmış olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 8.3 maddesinde, işyerinin kapatılması durumunda müşteriye herhangi bir yazılı ihtar şartı olmaksızın derhal fesih hakkı tanındığını, ekonomik sıkıntılar sebebiyle personellerin işten çıkarıldığını ve resmi SGK Kapanış Belgesi sunulmak suretiyle feshin 09/11/2018 tarihinde davacının mail adresine bildirildiğini, bu fesih bildiriminin ardından tarafların 21/11/2018 tarihinde bir araya gelerek bakiye borç konusunda yazılı bir mutabakat imzaladığını ve müvekkili şirketin bu borcu tamamen ödediğini, sözleşmenin normal süresi 17/10/2019 tarihinde sona ermesine rağmen, davacı şirketin feshi kötü niyetli olarak sürüncemede bırakarak 2,5 yıl boyunca hiçbir hizmet vermeden fiktif faturalar düzenlediğini, Mahkemece yaptırılan talimat incelemesinde de müvekkil şirketin 2018 yılından sonra tamamen gayri faal olduğunun ve davacıya hiçbir borcunun bulunmadığının saptandığını, tek başına fatura düzenlenmesinin taraflar arasında geçerli bir akdi ilişkinin varlığını kanıtlamaya yetmediğini ve 01/01/2019 tarihi itibariyle taraflar arasında hiçbir hukuki bağın kalmadığını, dava konusu faturaların usulüne uygun tebliğ edilmediğini, şirketin kapalı olduğu dönemde 14/09/2020 tarihinde kargo yoluyla gönderilen postaların kime teslim edildiğinin belirsiz olduğunu, müvekkili şirketin bu faturalardan ancak icra takibi aşamasında haberdar olabildiğini, dolayısıyla itiraz hakkı elinden alındığı için yapılan tüm işlemlerin usule aykırılık teşkil ettiğini, alacağın likit ve belirli olmaması sebebiyle mahkemece hükmedilen icra inkar tazminatı kararının da yasal şartları taşımadığını, faaliyeti duran bir işletmeden yararlanması imkansız olan bir hizmetin bedelini talep etmenin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve bu nedenlerle 01/01/2019 tarihinden sonraki faturalardan dolayı borçlu olunmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık yönünden yapılan inceleme neticesinde:Dava, yazılım bakım ve destek sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağına dayalı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olup karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İstinafa konu uyuşmazlık; sözleşmenin davalı tarafça haklı nedenle feshedilip feshedilmediği, feshin sözleşme hükümlerine uygun olup olmadığı ile davaya ve takibe konu faturalar nedeniyle davalının davacıya borçlu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. İstanbul 30. İcra Dairesinin ... Sayılı dosyası incelendiğinde; 8.595,87 TL asıl alacak üzerinden bakiye fatura alacağının (fatura tarihleri 17.01.2019 - 05.04.2021) tahsili için davalı aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığı, borçlunun yetkiye ve borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair bir tebligat parçasına icra dosyasında rastlanmadığı, bu belirlemeye göre eldeki itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmakla işin esasının incelenmesine geçilmiştir.Taraflar arasındaki sözleşmenin ilgili hükümleri aşağıdaki şekildedir;
7. MALİ HÜKÜMLER
7.1. Yazılım bakım destek bedeli (KDV hariç) EK-1’de toplam satırda belirtilmiştir. ..., üçer aylık bedelleri; Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarının ilk haftası içinde MÜŞTERİ’ye fatura eder. MÜŞTERİ fatura tarihinden (veya) tarihinden itibaren 10 gün içinde ...’e öder. Faturanın, adres değişikliğinin zamanında bildirilmemiş olması, tebliğden imtina edilmesi gibi MÜŞTERİ’den kaynaklanan nedenlerle tebliğ edilememesi halinde, destek bakım bedelleri üçer aylık dönemlerin ilk aylarının 15. günü (15 Ocak, 15 Nisan, 15 Temmuz ve 15 Ekim tarihlerinde) muaccel olacak ve ödenecektir. Bu durumda, MÜŞTERİ, fatura tebliğ edilmediği gerekçesi ile itiraz edemez ve ödemeden kaçınamaz. 7.2. Ödeme dönemlerinin ortasına gelen bakım başlangıç tarihleri için en yakın üç aylık döneme kadar kesilecek ... faturası 7.1 bendindeki gibi ödenir. Bunu takip eden dönemler için yine 7.1 bendinde yer alan genel faturalama ve ödeme şartları geçerlidir. 7.3. Sözleşme bedeli, ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilir veya bu sözleşmenin ihtiva ettiği döviz cinsinden yapılır. 7.4. MÜŞTERİ, vadesinde ödemediği faturalar için borcuna ek olarak “3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun” gereğince TCMB tarafından açıklanan ilgili döneme ait “avans faiz oranında” TL üzerinden vade farkı ödemeyi kabul eder. 7.5. MÜŞTERİ’nin işbu sözleşmeden veya ... ile arasındaki başkaca bir ticari ilişkiden kaynaklanan muaccel borcunu ödememesi durumunda ...’in bakım ve destek hizmetini durdurma hakkı vardır.
8. SÖZLEŞME SÜRESİ VE SONA ERDİRME
8.1. Sözleşmenin Süresi Bu sözleşme 17.10.2016 tarihinde başlar ve 3 (üç) yıl yürürlükte kalır. Taraflardan biri sözleşme bitim tarihinden 45 gün öncesine kadar iptal bildiriminde bulunmazsa, sözleşme yeni takvim yılı itibarı ile birer yıllık sürelerle indirimsiz olarak ve her yıl %5 den fazla olmamak kaydı ile artarak uzar. MÜŞTERİ, sözleşmeyi bildirim süresine uymadan süresinden önce feshederse, sözleşme dönemi sonuna kadar olan aylık bedelleri peşin olarak ödemek zorundadır. MÜŞTERİ’nin bildirim süresine uymaksızın feshettiği hallerde MÜŞTERİ, kalan sürede hizmet verilmediği gerekçesi ile bu bedeli ödemekten kaçınamaz. Ancak, bu bedellerden işbu sözleşmenin 7.4 bendine uygun şekilde iskonto yapılarak bulunacak yeni bedel üzerinden ayrıca %5 indirim yapılacaktır.
8.3. MÜŞTERİ’nin Tek Taraflı Fesih Hakkı MÜŞTERİ aşağıdaki hallerde sözleşmeyi tek taraflı olarak ve haklı nedenle feshetme hakkına sahiptir: ...’in sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerine uymaması ve MÜŞTERİ’nin yapacağı yazılı uyarıya rağmen 15 gün içinde aykırılıkların ... tarafından giderilmemiş olması durumunda, MÜŞTERİ’nin destek verilen yazılımı kullandığı işyerini kapatması halinde müşterinin bu hususu belgeleri ile ...’e bildirmesi şartı ile bildirim tarihinden itibaren (sadece kapattığı işyeri ile ilgili destek bakımı kapsamak üzere) sözleşmeyi derhal fesih hakkı vardır. Söz konusu hüküm, şubenin kapatılması halinde uygulama alanı bulmayacaktır. ...’in acze düşmesi, konkordato ilan etmesi veya iflasına karar verilmesi halinde derhal.
9.4. Hakların Kullanılmaması, Sözleşmenin Yazılı Şekilde Değiştirilmesi Taraflardan birinin, bu sözleşme hükümlerini veya mevzuatı ihlal etmesine rağmen diğer tarafın kendisine tanınmış hakları kullanmaması bu haklardan kısmen veya tamamen, geçici veya sürekli vazgeçtiği, feragat ettiği şeklinde yorumlanamaz. Sözleşme ancak tarafların yazılı mutabakatıyla değiştirilebilir. Sözleşmeye aykırı fiili davranışlar, süreklilik arz etse dahi sözleşmenin değiştirildiği doğrultusunda yorumlanamaz.
9.5. Uyuşmazlıkların Çözümü İşbu sözleşmeden doğan tüm uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul (Merkez) Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir.
9.7. Tebligat Sözleşmede yazılı adresler, yasal tebligat adresi olarak kabul edilmiştir. Taraflar, ikametgâh adresindeki değişiklikleri karşı tarafa yazılı olarak bildirmedikçe bu adrese yapılan bildirimler geçerli bildirimi kabul edilecektir. Ayrıca, sözleşmenin feshi ve feshin sonuçlarına ilişkin yasal hakların kullanılması dışındaki, tarafların birbirlerine sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmek için yapacakları yazışmalar, uyarılar, bu sözleşmede yazılı yapılacağı öngörülen bütün haller için bu sözleşmede belirlenen e-posta adresleri kullanılacak ve bu adreslere gönderilen her türlü yazı ve içeriği karşı tarafa bildirilmiş kabul edilecek ve ihtilaf halinde geçerli delil olacaktır.
9.8. Delil SözleşmesiKanunun özel şekil şartına bağladığı haller dışındaki tüm bildirimler, elektronik posta yoluyla yapılır. Tarafların aşağıda bildirilen elektronik posta adresleri üzerinden birbirleriyle yaptığı yazışmalar, muhataba ulaşmış sayılır ve taraflar arasındaki uyuşmazlıklarda geçerli delil olarak değerlendirilir. Bu hükme halel getirmemek kaydıyla tarafların ayrıca kayıtlı elektronik posta adresleri üzerinden yaptığı yazışmalar da delil niteliğindedir.
9.9. Sözleşmenin BütünlüğüSözleşme 9 maddesiyle, maddelerin alt paragraflarıyla ve eklerle birlikte bir bütündür. İşbu sözleşmenin herhangi bir maddesinin veya ekinin hükümsüz, geçersiz, batıl olması halinde dahi sözleşmenin diğer hükümleri geçerliliğini korur.9.10. Devir MÜŞTERİ, bu sözleşmeden doğan hak ve alacaklarını diğer tarafın yazılı onayı olmadan başka kişi ve/veya kuruluşlara devredemezler.9.11. İmza Sözleşme 17.10.2016 tarihinde imzalanmıştır ve yürürlüğe girmiştir.Bilirkişi tarafından düzenlenen 24.01.2022 tarihli raporda; Davacı tarafça takibe ve davaya konu edilen e-faturaların, e-fatura sistemi üzerinden davalı tarafça reddedildiğine ilişkin dosya kapsamında herhangi bir belgenin sunulmadığı, davalının bu faturalar nedeniyle takip tarihi olan 29.04.2021 itibariyle davacıya 8.595,87 TL borçlu olacağı; davalı şirketin iş yerini kapattığını beyan ederek davacıdan 01.01.2019 tarihinden itibaren hizmet almayacağını ve bakım sözleşmesinin iptalini talep etmiş olduğu, bu talebe rağmen davacı tarafça sözleşmenin feshinin gerçekleştirilmemesinin sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğinin mahkemece kabul edilmesi durumunda, davalının 01.01.2019 tarihinden sonra düzenlenen faturalar nedeniyle davacıya hiçbir borcunun bulunmayacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 09.05.2022 tarihli raporda; incelemeye konu uyuşmazlıkta; taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, faturanın ve ticari defterlerin ispat kuvveti ile faturaya süresinde ihtirazi kayıt ileri sürülmemesi gibi hususlar birlikte dikkate alındığında, davacının davalıdan 8.595,87 T alacaklı olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 9.7. Tebligat başlıklı hükmünde, sözleşmenin feshi ve feshin sonuçlarına ilişkin yasal hakların kullanılması dışındaki, tarafların birbirlerine sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmek için yapacakları yazışmalarda, uyarılarda ve bu sözleşmede yazılı yapılacağı öngörülen bütün hallerde bu sözleşmede belirlenen e-posta adreslerinin kullanılacağı ve bu adreslere gönderilen her türlü yazı ve içeriğinin karşı tarafa bildirilmiş kabul edileceği ve ihtilaf halinde geçerli delil olacağı kararlaştırılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 9.8. Delil Sözleşmesi başlıklı hükmünde ise, Kanun'un özel şekil şartına bağladığı haller dışındaki tüm bildirimlerin, elektronik posta yoluyla yapılacağı kararlaştırılmıştır.6102 sayılı TTK'nun "Tacir olmanın hükümleri" başlıklı 18/3. maddesinde;"Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." hükmü düzenlenmiştir. "TTK m.18/3’deki tacirler arasındaki bildirim usulleri geçerlilik şartı değil ispat şartıdır." (Y. 11. HD. 06.04.2021 T. 2020/4077 E. 2021/3351K.)Yukarıda yer verilen sözleşme hükümleri ile TTK 18/3. Fıkra hükmü bir arada değerlendirildiğinde, davacı tarafça sözleşme feshi kanunda ve taraflar arasındaki sözleşmede belirlenen usul ve yöntemle usulüne uygun olarak feshedilmemiştir. Davacı tarafça sözleşmenin feshi usulüne uygun olarak yapılmadığından feshin haksız olduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmuştur.Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/489 Esas, 2022/450 Karar sayılı ve 03/06/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 630,16 TL harcın mahsubu ile bakiye 101,84 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.02/07/2026