Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/654 E. 2026/1288 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/654
- Karar No
- 2026/1288
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/654
KARAR NO: 2026/1288
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/12/2025
NUMARASI: 2025/223 Esas - 2025/847 Karar
DAVA: Tanıma Ve Tenfiz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile Müvekkili Şirket ("..." eski adıyla ...") arasında bir Ortak Girişim Sözleşmesi akdedildiğini, anılan sözleşme ile tarafların Türkiye'de tekstil boyaları ve ilgili bazı kimyasal ürünleri üretmek, satmak ve pazarlamak üzere, iki tarafın da pay sahibi olduğu ortak bir şirket kurulması öngörüldüğünü, anılan sözleşmede kararlaştırıldığı üzere, "... ... Limited Şirketi" adlı şirket ("...") ... Haziran 2016 tarihinde kurulmuş ve ... Ticaret Siciline tescil edildiğini, ilerleyen süreçte, ..., Eylül 2017'de müvekkil şirketin sözleşmede öngörülen iş kapsamına uymadığını, ortak girişim ürünlerinin üretimini sistematik olarak geciktirdiklerini ve hatta engellediklerini, şirketin rolünü iş kapsamına aykırı olarak yalnızca münhasır temsilcilikle sınırlandırdırıldıklarını ve piyasaya sunulacak ürünler için rekabetçi koşullar sağlamak ve temsilcilik komisyonunu buna göre ayarlamak için gerekli eylem ve kararları almadıklarını iddia ederek sözleşmeyi feshettiğini, davacının akabinde, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal ettiğini ve bu nedenle sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği gerekçesi ile sözleşmede yetkili kılınan İsviçre Tahkim Merkezine başvurmuş olduğunu, davacı anılan başvurusunda, sözleşmeyi müvekkilinin sözleşmeye aykırı işlemleri nedeni ile haklı nedenle feshettiğini, bu nedenle zarara uğradığını ve anılan zararların müvekkilinden tahsil edilmesi gerektiğini iddia etmiş olduğunu, müvekkili şirketin de anılan tahkim yargılaması süresinde; ...'ın tüm iddia ve taleplerinin reddedilmiş olduğunu, aksine ...'ın sözleşmeye aykırı hareket ettiğini belirtmiş olduğunu ve buna yönelik zararlarının tazminini talep etmiş olduğunu, İsviçre Tahkim Merkezi vermiş olduğu kararda davacının tespit ve tazminata yönelik taleplerini reddettiği gibi, davalı Müvekkilinin karşı talep ve davasını reddetmiş olduğunu, İsviçre Tahkim Merkezi tarafından verilen hükümde, davacının davalı müvekkiline 1.115.443,40-Amerikan Doları tutarında yargılama gideri ödemesine karar verilmiş olduğunu, anılan hakem kararının tenfizi yasal tüm şartlar oluştuğundan, davaya konu İsviçre Tahkim Merkezinin ... numaralı tahkim dosyasında vermiş olduğu 15 Temmuz 2021 tarihli Hakem Heyeti Kararının tenfizine, yargılama gideri, harç ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dilekçesinde yalnızca tenfiz talebinin yer aldığını, tanıma talebine ilişkin herhangi bir açıklama olmadığını, yabancı bir hakem kararının ülkemizde hukuki sonuç doğurması için önce tanınması, ardından varsa icrası için tenfizi gerektiğini, dava dosyası incelendiğinde, tenfiz davasına konu '' yabancı mahkeme kararının aslı ve Türkçe Tercümesinin'' 07.04.2025 tarihinde, '' .... aslı ve yenimli tercüman onaylı Türkçe çevirisinin'' 21.04.2025 tarihinde sunulmuş olduğunu, Taraflar uygulanacak Hukuku Türk Hukuku olarak belirlemişken Hakem Kararında HMK'ya göre Yargılama Gideri olarak kabul edilen ve bu hususta da Türk Kanunları uygulanması gerekirken İsviçre Kuralları uygulanarak,
MÖHUK 62/g maddesinde belirtildiği şekilde, hakem sözleşmesinde veya şartında yer almayan bir hususa ilişkin karar verilmiş olduğunu, dolayısıyla bu husus tenfiz talebinin reddine karar verilmesinin gerektiğini, bu haliyle ayrıca Kamu düzenine de aykırılık söz konusu olduğunu, haksız ve hukuka aykırı, kamu düzenine de aykırılıklar içeren tenfiz talebinin, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Tüm dosya kapsamı ve delilllerin değerlendirilmesi sonucunda; Hakemin maddi hukuk kurallarını eksik uygulaması, yanlış uygulaması tenfiz davasında incelenemez. Tenfiz davasında mahkemenin yapabileceği inceleme, Kanun'da ve Konvansiyon'da sınırlı olarak sayılan tenfiz engelleriyle sınırlıdır.
Tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının verildiği ülke kanuna göre bağlayıcılık kazandığı, Türk kamu düzenine aykırı olmadığı, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne, İsviçre tahkim merkezinin ... numaralı tahkim dosyasından vermiş olduğu 15/07/2021 tarihli, hakem kararının tenfizine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu edilen hakem kararının taraflar arasında akdedilen sözleşme ile belirlenmiş, tahkim yerinde verilmiş bir karar olmadığını, bu açıdan ortada usulüne uygun bir hakem kararı bulunmadığını, davacı tarafından sonradan sunulan mühürsüz kesinleşme şerhinin, davada tenfizi istenen karara ait bir kesinleşme olmadığını, yerel mahkemenin bu durumu dikkate almadan hatalı hüküm tesis ettiğini, mahkemenin kamu düzeni denetimini yapmamak suretiyle açık hukuki hata yaptığını, kamu düzenini inceleme yetkisi münhasıran Türk Mahkemelerine ait iken, yerel mahkemenin bu denetlemenin İsviçre Federal Mahkemesi tarafından yapılabileceği şeklinde hüküm kurduğunu, kamu düzeni denetiminin,
Türk Mahkemesinin münhasır yetkisinde olduğunu, yabancı mahkeme veya iptal mercii kararının, Türk mahkemesini asla bağlamadığını, yerel mahkemenin bu temel ilkeyi görmezden geldiğini, Türk hukukuna göre hakemin tarafsızlığını yitirmesinin sonuçlarının kamu düzenine aykırılıklık olduğunu,
MÖHUK 62. maddesi G bendi gözönüne alındığında hakem kararının tenfizi talebinin reddedilmesi gerektiğini, davacı vekilinin vekaletnamesinde tenfiz davası açmak üzere ''özel yetki'' bulunmadığını, bu hususun da değerlendirilmemesinin hükmün hukuka aykırı olmasına sebep olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Dava, MÖHUK'un 60 vd. maddeleri ve New York Sözleşmesi uyarınca yabancı hakem kararının tenfizi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı, taraflar arasında ortak girişim sözleşmesi akdedildiğini, buna göre ortak şirket kurulduğunu ancak davalının; davacının sözleşmede öngörülen iş kapsamına uymadığı gerekçesiyle sözleşmeyi feshettiğini, akabinde sözleşmeyi haklı olarak feshettiğinden bahisle sözleşmede kararlaştırılan İsviçre Tahkim Merkezi'ne başvurup kendilerinden tazminat isteminde bulunduğunu, İsviçre tahkim merkezince davacı ve davalının karşı taleplerinin reddine ve tahkim davacısının kendilerine 1.115.443,40 Amerikan doları yargılama gideri ödemesine karar verdiğini iddia ederek İsviçre Tahkim Merkezi'nin ... numaralı tahkim dosyasında verdiği 15 Temmuz 2021 tarihli kararının tenfizine karar verilmesini talep etmiştir. İnfazı talep edilen hüküm bölümün yargılama giderlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Davalı taraf ise hakem kararının taraflarca akdedilen sözleşmede belirlenen tahkim yerinde verilmiş karar olmadığını, kararda kesinleşme şerhinin, usulüne uygun tercümesinin yetkili makamlarda onayı ve apostili olmadığını, kararın kesinleştiğine dair şerhin sunulmadığını, infazı istenen kararın büyük bölümünün yargılama giderlerine ilişkin olup HMK hükümlerinin değil İsviçre hukukunun uygulandığını,
MÖHUK 62/g maddesinde belirtilen hakem sözleşmesinde veya şartıda yer olmayan bir hususa ilişkin karar verildiğini, tahkim heyetinin tarafsızlığını yitirmesi nedeniyle kamu düzenine aykırılık bulunuğunu, hakem heyeti başkanı ...'ın tahkim sürecinde davacının çalıştığı hukuk bürosu ile iş görüşmesi yaptığı ve daha sonra ilgili şirkette çalışmaya başladığı, bu durumun Türk Hukukuna göre hakemin reddi sebebi olup kamu düzenine ilişkin olduğunu beyana dayalı yargılama giderine hükmedilmesinin kamu düzenine aykırı oluğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Tenfizi talep edilen tahkim kararının; İsviçre Tahkim Merkezi'nin dava no: ... numaralı ... Temmuz 2021 tarihli, Takim yerinin ... olduğu görülmektedir. Kararın orjinali (son sayfasında hakemlerin ıslak imzasını taşıyan) ve yeminli tercümesi dosyaya sunulmuştur. İlk derece mahkemesinin ... numaralı kasa evrakı içerisinde 1. No'lu ek olarak Karara yönelik itiraz üzerine İsviçre Federal Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 7 Şubat 2022 tarih ve ... sayılı itirazın reddine dair kararının orijinal metni ile birlikte yeminli tercümesinin, 2 no'lu ek olarak tenfizi istenen hakem kararın kesinleştiğine dair İsviçre federal mahkemesinin 24 Mart 2022 tarihli kesinleşme şerhi ve apostilin orjinali ile yeminli tercümesinin ve 3 numaralı ek olarak ... ... istinaf mahkemesinin ZK.2022/3 sayılı ve 4 kasım 2022 tarihli "kararın uygulanabilirliği"nin tasdikine dair kararın apostil şerhini içeren aslı ile yeminli tercümesinin de sunulmuş olduğu görülmektedir.
Yürürlükteki hukukumuzda yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi konusunda iki ayrı düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemelerden biri 5718 Sayılı MÖHUK'te yer alan hükümler, diğeri de Türkiye Devletinin taraf olduğu 1958 tarihli New York Sözleşmesidir.
Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi onaylanmasına ilişkin 20877 Sayılı 21.05.1991 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 3731 Sayılı Kanunun 2. maddesinde ''Türkiye Cumhuriyeti sözleşmenin 1. maddesinin 3. paragrafına uygun olarak sözleşmeyi sadece karşılıklılık esasına göre bu sözleşmeye taraf olan bir devlet ülkesinde verilmiş olan hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkında uygulayacağını, ayrıca sözleşmeyi yalnız akdi veya akit dışı hukuki münasebetlerden kaynaklanan ve kendi iç hukukuna göre ticari mahiyette sayılan uyuşmazlıklar hakkında uygulayacağını beyan eder.'' şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Bu düzenlemeden anlaşılacağı üzere New York Konvansiyonu Türk Hukukunda sadece ticari uyuşmazlıklarda ve New York sözleşmesine taraf olan ülkeler bakımından uygulanacaktır. Tenfizi talep edilen hakem kararı ticari şirket kurulmasına yönelik sözleşmeye ilişkin olup, uyuşmazlığa tenfiz şartları bakımından Türkiye’nin de taraf olduğu “New York Sözleşmesi” hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.
Yabancı hakem kararlarının Türkiye’de icra edilebilmesi, tenfiz prosedürüne tabi olduğundan, New York Sözleşmesine göre, tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesine gelince; yabancı hakem kararlarının tenfizini engelleyen haller New York Sözleşmesinin (V). maddesinde düzenlenmiştir. Sözleşmenin (V). maddesindeki şartlardan bir kısmını tenfiz mahkemesi re’sen dikkate almak zorundadır. Diğer şartları ise tarafların iddia ve ispat etmesi gerekir.
Mahkeme tarafından re’sen dikkate alınacak şartlar şunlardır: 1- Hakem kararının konusunu teşkil eden uyuşmazlığın tanıma veya tenfiz istenilen ülkenin hukukuna göre tahkim yoluyla çözümünün mümkün olmaması, 2- Hakem kararının kamu düzenine aykırı olmasıdır.
Taraflarca iddia ve ispat edilecek tenfiz engelleri ise 1- Tahkim anlaşmasının taraflarının ehliyetsiz olması veya tahkim anlaşmasının geçersiz olması, 2- Hakkında hakem kararının tenfizi istenen tarafın hakem seçiminden veya tahkim yargılamasından usulen haberdar edilmemiş olması veya delillerini sunma imkânından mahrum edilmesi, 3- Hakem kararının, tahkim anlaşmasında yer almayan bir hususa ilişkin olması veya tahkim anlaşmasının sınırlarını aşması, 4- Hakemlerin seçimi veya hakemlerin uyguladıkları usulün, tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yok ise hakem hükmünün verildiği yer hukukuna aykırı olması, 5-Hakem kararının tabi olduğu veya verildiği yer hukuku hükümlerine göre kesinleşmemiş veya icra kabiliyeti kazanmamış veya verildiği yer mahkemesi tarafından iptal edilmiş olmasıdır.
5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 60-63. maddelerinde yabancı hakem kararlarının tenfizi düzenlenmiştir. Buna göre, “kesinleşmiş” ve “icra kabiliyeti kazanmış” veya “taraflar için bağlayıcı olan” yabancı hakem kararlarının tenfiz şartlarını yabancı mahkeme kararlarının tenfizi şartlarından farklı olarak ve New York Sözleşmesi'ne paralel olarak düzenlenmiştir.
İç hukuktaki kamu düzeni kavramı Türk toplumunun temel yapısı ve temel çıkarlarını koruyan, tarafların uymak zorunda olduğu kamu hukuku ve özel hukuka ilişkin emredici kurallar bütünüdür. Kamu düzenine aykırılık halleri, Anayasa'da düzenlenen temel hak ve özgürlüklere, Türk kanunlarının ana ilkelerine, Türk adap ve ahlak anlayışına aykırılıklar olarak örneklenebilir. Kamu düzeni kavramı zamana, yere ve olayın özelliğine göre değişebilir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Hukuk Genel Kurulu’nun 2010/1 e. 2012/1 K sayılı kararında kamu düzeni şu şekilde açıklanmıştır: "Niteliği gereği zamana, yere göre değişen, içeriğinin tespiti zor, her somut olaya göre değişiklik gösteren bir kavramdır. İlmi açıklamalara ve yargısal kararlara rağmen gelişen hukuk sistemlerinde bile tanımı olmamasına rağmen “toplumun temel yapısını ve çıkarlarını koruyan kuralların bütünü” olarak tanım yapılabilir.
Kamu düzeni kavramının müdahale alanı son derece geniş ve yoruma müsaittir. Hükmün gerekçesiz oluşundan dolayı kamu düzeni kavramından hareket ederek, yabancı ilamın verilmesinde işlenen usulün, uygulanan hukukun, ilamın icrasının meydana getireceği sonuçların incelenmesi suretiyle, bir kararın kamu düzenine aykırı bulunarak tenfizi mümkün olmayacaktır demek çok ağır bir neticeyi yaratmak olacaktır.
Türk kamu düzeninin ihlalini gerektirecek haller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali halinde düşünülecektir. Fakat her emredici hükmün ihlali halinde veya her emredici hükmü ihlal eden bir yabancı kararın Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.
O halde, iç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi, Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, Anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensip ve özel hukuka ait iyiniyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, siyasi ve ekonomik rejimine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir.
İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları, kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir."
Kamu düzeni kavramı her ülkenin hukuki ve ahlaki sınırları çerçevesinde farklılık arz edebilecektir. Kavram esas itibariyle somut uyuşmazlığa bakan hâkim tarafından yorumlanacaktır. Bununla birlikte belirtmek gerekir ki iç hukukta kamu düzenine aykırı olarak kabul edilen bir durum, milletlerarası unsurlu ilişkiler bakımından kamu düzenine aykırı olarak görülmeyebilecektir. Söz konusu kavramın içeriği yer, zaman ve tartışılan konuya göre değişeceğinden her somut olay bakımından yeniden değerlendirilecek ve yorumlanacaktır.
Ancak, kavramın ortaya konduğu yer ve zamandan bağımsız olarak ortak olan nokta şudur ki, kamu düzeninin ihlaline sebebiyet verecek haller emredici nitelikteki hükümlerin de ihlalini gündeme getirecektir.
Diğer bir ifadeyle taraflar kamu düzeninin aksine hareket edemeyeceklerdir. Ancak her emredici hükmün kamu düzenine ilişkin olmadığı da belirtilmelidir. Örneğin, hakemlerin bağımsız ya da tarafsız olmaması veya adil yargılanmanın kısıtlanması, cezai tazminatların fahiş olarak belirlenmesi, ambargo ve ticari boykot gibi ulusal politik çıkarlar, kambiyo işlemleri, vergiye ilişkin uyuşmazlıklar, Covid-19 tedbirleri, kesinleşmiş ilamın varlığı kamu düzeninin kapsamında kabul edilebilecektir.
Ayrıca Türk hukukunda yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilen sebepler aynı zamanda kamu düzeni nedeniyle tenfize engel sebepler olarak da kabul edilirler.
Kamu düzenin bir diğer etkisi ise esasa girilme yasağının genişletilmesidir. Kural olarak yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi aşamasında mahkemeler uyuşmazlığın esasına girerek hakem kararının doğruluğunu esastan inceleyemezler fakat bazı hallerde kamu düzenine aykırılık itirazlarının değerlendirilebilmesi için uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekebilir. Nitekim bu husus Yargıtay Hukuk genel kurulunun 2011/13-568 esas, 2012/47 Karar sayılı ilamında "
Bazı durumlarda kamu düzenine aykırılık itirazlarının değerlendirilebilmesi için, kısmen işin esasının da incelenmesi gerekli olabilir. Örneğin yabancı hakem kararına konu teşkil eden sözleşmenin, ülkenin gümrük ve vergi mevzuatına karşı bir hile ve muvazaa teşkil ettiği, dolayısıyla kamu düzenine aykırı olacağı ileri sürüldüğünde, mahkemenin itirazı değerlendirebilmesi için, kısmen işin esası ile ilgili inceleme ve araştırma yapması zorunludur.
Aksi halde kamu düzenine aykırılık itirazını değerlendirmek mümkün değildir. Bu gibi durumlarda kamu düzenine aykırılık itirazlarının incelenebilmesi için, zorunlu olarak işin esası ile ilgili hususların araştırılması, teknik anlamda davanın esastan incelenmesi anlamında da değildir." şeklinde ifade edilmiştir.
Sonuç olarak hakem kararının kamu düzenine aykırı olup olmadığının denetlenmesi, esasa ilişkin olarak yapılacak bir denetleme değildir. Taraflarca kamusal bir otorite olan devlet yargı sistemi yerine alternatif tahkim sisteminin seçilmiş olması nedeniyle, hakemlerin esasa ilişkin olarak verecekleri kararı baştan kabul etmiş sayılacaklardır.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında: Davalı yabancı hakem kararının baş hakemin tarafsız ve bağımsız olmaması sebebi ile kamu düzenine aykırı olduğunu, baş hakemin tahkim süreci devam ederken davacı tarafın çalıştığı hukuk bürosu ile iş görüşmesi yaptığı, daha sonrada ilgili şirkette çalışmaya başladığı, bu durumun hakemin reddi sebebi olduğunu ve kamu düzenine aykırılık oluşturduğunu iddia etmektedir.
Davacı tarafça bahsi geçen iddianın tahkim yargılamasında hiç ileri sürülmediği, baş hakemin taraflı davrandığına ilişkin her hangi bir ispat vasıtasının tahkim yargılamasında yer almadığı, davalının bu iddialarını itiraz gerekçesi olarak federal mahkemede ileri sürdüğü ve federal mahkemenin bahsi geçen kararının 3. Ve devam maddelerinde ayrıntılı olarak irdelemiş tarafsızlığa aykırı bir yön olmadığını ve başkanın reddi için bir sebep bulunmadığın kesin olarak hüküm altına almıştır. Ayrıca davacının iddiasının aleyhine hükmedilen kararı etkisiz bırakma amacına yönelik, hakemin tarafsızlığını gölgeleyen hiçbir somut veri içermediği, kararın kendisin atadığı hakemininde bulunduğu heyetçe oybirliği ile alınmış olduğu, bu iddia yönünden kamu düzenine aykırı herhangi bir durumun söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklandığı, yargılama giderlerinin bu sözleşmeden doğan uyuşmazlığın doğal sonucu olduğu, buradan hareketle hakem heyetinin sözleşmede yer almayan bir hususta karar verdiğinin iddia edilme imkanı bulunmamaktadır.
Taraflar arasında akdedilen sözleşme ile tahkim yerinin "İsviçre Odaları Tahkimi"nin İsviçre uluslararası tahkim kurallarına uygun olarak tahkime sunulacağının kararlaştırıldığı, oysa tenfizi istenen kararın "isviçre Tahkim Merkezi"nce verildiğini, kararın sözleşme ile belirlenen yerde verilmediğini iddia ederek tenfiz kararı verilemeyeceğini savunmaktadır.
Tenfize konu karının 11. Sayfasında B bölümüne " davacı tarafından aday gösterilen ve 27 şubat 2018 tarihinde İsviçre Tahkim merkezinin selefi olan İsviçre odalar tahkim kurumu tahkim mahkemesi ("mahkeme") tarafından onaylanan eş hakem Prf.Dr. ..." den bahsedilmektedir.
Bahsi geçen madde kapsamında İsviçre Tahkim Merkezi'nin İsviçre Odalar Tahkim Kurumu tahkim merkezinin halefi olduğu anlaşılmaktadır. İsviçre fedaral mahkemesinin bahsi geçen kararının 3. Sayfasında da davacının İsviçre Odalar Tahkim Merkezinde 27/ekim 2017 tarihinde davalı ve dava dışı ... ... aleyhine tahkim davası açtığı, ... Singapur'un yetkisini reddettiğini ve davalı ile ilgili yetkinin onaylandığı, kararın temyiz edilmediği belirlemelerinin bulunduğu görülmektedir.
Bu durumda İsviçre Tahkim Merkezinin İsviçre Odalar Tahkimi Kurumu tahkim merkezinin yerine geçtiği anlaşılmaktadır.
Kaldı ki Tahkim merkezine başvuran bizzat eldeki davanın davalısı olup bilahare karar aleyhine çıkması durumunda tahkimin sözleşmede belirtilen tahkim merkezi olmadığını ileri sürmesi TMK 2. Maddesi ile de bağdaşmaz.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/06/2026