Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/636 E. 2026/1520 K. – Şirketin İhyası

Konu: Şirketin İhyası

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/636
Karar No
2026/1520
Karar Tarihi
Konu
Şirketin İhyası

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/636

KARAR NO: 2026/1520

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : (KAPATILAN)... 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 04/02/2026

NUMARASI: 2025/918 Esas - 2026/80 Karar

DAVA: Şirketin İhyası

DAVA TARİHİ : 24/12/2024

KARAR TARİHİ: 04/02/2026

BİRLEŞEN DAVA (... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

2025/997 ESAS - 2025/1012 KARAR) :

DAVA: Şirketin İhyası

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/07/2026

Taraflar arasındaki Şirketin İhyası davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın asıl ve birleşen davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde birleşen davada davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

ASIL DAVA

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili adına dava dışı .... ŞTİ. ünvanlı şirket aleyhine açılan hizmet tespitine ilişkin Elazığ 2. İş Mahkemesi'nin 2023/561 Esas sayılı dosyası üzerinden işlem gördüğü, ancak adı geçen şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğinin öğrenildiği ve TTK. Madde 547 gereğince ek tasfiyenin zorunlu olduğu ileri sürülerek söz konusu şirketin söz konusu dava yönünden ihyasına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.

CEVAP : davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili ...'nün, TTK M. 32 Ve...Yönetmeliği M. 34 Hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, Tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurlarının alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğunu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiğini, şirketlerin tasfiye sürecinin sonuçlandırılıp, bakiyelerin mevcut pay sahiplerine dağıtıldığını ve şirket kayıtlarının sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliğinin ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebileceğini, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, müvekkili...Müdürlüğü’nün tespit etmesinin mümkün olmadığını, TTK m. 545/1’de düzenlendiği üzere, müvekkili...Müdürlüğü'nün tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yaptığını, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesinin kanuna aykırı olacağını, nitekim tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğunun düzenlendiğini, buna göre, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan ve tasfiye sürecini eksik/erken sonuçlandırdığı iddia edilen tasfiye memurunun/memurlarının kusurundan dolayı...Müdürlüğünün sorumluluğunun bulunmadığını, mahkemece, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK M. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, müvekkili...Müdürlüğü'nün, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, Tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabının tasfiye memurları olduğunu, bu nedenle, “yasal hasım” konumunda bulunan müvekkilinin yargılama masraflarından sorumlu tutulamayacağını, davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği "Yasal hasım" konumunda bulunan müvekkili aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyece -ğini, neticede davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVA

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ... Firmasında .... ŞTİ firmasında ilan tanıtım biriminde çalıştığını, müvekkilin maaş hesabı 28.08.1998 yılında açılmış, 16.09.1998, 07.10.1998,15.10.1999, 03.11.1999,04.12.1999 ve devam eden aylara ilişkin maaş ödemesi adı altında ... ... hesap numarasına ödemeler yatırıldığını ancak sigortası yatırıldığını, Elazığ 2. İş mahkemesinin 2023/561 E. Sayılı dosyası ile hizmet tespit davası açıldığını, 09.10.2024 tarihli duruşmanın 1 no'lu ara kararı ile şirketin ihyasına ilişkin dava açma hususunda davacıya yetki verildiğini, .... Lti 29.12.1994 yılında kurulduğunu, .... ... Müdürlüğünce Elazığ 2.İş Mahkemesi 2023/561 E. Sayılı dosyasına sunulan evrak ile Şirketin tasfiyesinin sona erdiğini 28/08/2012 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydı terkin olduğunu, şirketin adresi ... mah ... sok no... kat .. ... ... adresinde bulunduğunu, TTK 547md. “Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. ” denildiğini, İşbu mad. Uyarınca şirketin yeniden sicile kaydedilmesini ve ek tasfiye yapılması zorunlu olup yerel mahkeme tarafından davacı yetkili kılınmış olup şirketin ihyasını talep etme zorunluluğunun doğduğunu, müvekkil ile İstanbul ... Müdürlüğü arasında ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2025/918 E. Sayılı dosyası ile derdest şirketin ihyası davası devam ettiğini, işbu dosyada davalıya karşı dava açmak için tarafımıza süre verildiğini, süresi içerisinde ara kararı yerine getirdiklerini, işbu dosyanın tensip zaptı ile birlikte ... 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/918 E. Sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ve dava etmişlerdir.

CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafın huzurdaki davayı açma sebebi hizmet tespitine ilişkin olduğunu, hizmet tespit davalarının 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, davacı tarafın çalıştığını iddia ettiği yılların 1998-1999 yılları olduğundan hali hazırdaki taleplerinin zaman aşımına uğradığının aşikar olduğunu, davacının tarafı iş bu davayı açmasında hukuki yararının olmadığını, şirketin tasfiyesi sırasında yasal usullere uygun şekilde alacaklılara gerekli bildirimlerin yapıldığını, ilanların çıkartıldığını ve alacaklıların başvuru yapmaları için gerekli süre tanındığını, bu süreçte davacı tarafın, üzerine düşen sorumluluğunu yerine getirmediğini, şirketin yeniden ihyasını gerektirecek yasal bir zorunluluk ve objektif nedenin bulunmadığını, davacının talebinin, iyi niyetli olmaktan uzak olup, yersiz ve hukuka aykırı olduğunu, tasfiye sürecinde gerekli yasal duyurulara rağmen başvuru yapmayan davacının, şirketin tekrar faaliyete geçirilmesini istemesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, iyiniyetli olmayan talebin kabulünün, ticari hayatın ve hukuki güvenliğin zedelenmesine yol açacağını, gerçekleştirilen terkin işleminin hukuka uygun gerçekleştirildiğinden davanın öncelikle usulden aksi takdirde esastan reddine, her türlü yargılama harç ve masrafları ile yasal vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "....Somut uyuşmazlıkta: Davacının, Elazığ 2. İş mahkemesinin 2023/561 E. Sayılı dava dosyasının görülmesi, yürütülmesi ve infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere huzurdaki davayı açtığı; davacının ilgili davada da davacı sıfatında, ihyası istenen şirketin davalı sıfatında olduğu ve talebin hizmet tespiti istemine ilişkin olduğu, davacıya ihya davası açmak üzere süre verildiği, davanın derdest olduğu, bu haliyle derdest takipte taraf teşkilinin sağlanabilmesi ve yargılamanın yürütülmesini temin bakımından ihya talep etmekte davacının hukuki yararının bulunduğu anlaşılmıştır.6102 sayılı TTK' nın 547. maddesi kapsamında açılacak olan davalara ilişkin olarak, zamanaşımı veya hak düşürücü süre düzenlenmesi bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25.11.2024 Tarih ve 2024/5954 E. - 2024/8250 K. sayılı ilamı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi' nin 13.02.2025 Tarih ve 2025/35 E. - 2025/220 K. sayılı ilamı. )6102 sayılı TTK. 547/2 maddesinde; '' Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.'' hükmü düzenlenmiştir.

Bu hüküm dikkate alınarak, ihyası istenen şirketin ortağı ve yetkilisi ... (TCKN: ...)'ın tasfiye memuru olarak atanmasına, kendisinin şirketin yetkilisi olması nedeniyle ücret takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. Davalı ..., dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmamıştır. Tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabı tasfiye memurlarıdır.

Bu sebeplerle yasal hasım konumunda bulunan davalı ... Sicil Müdürlüğü' nün vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulması mümkün değildir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 10.11.2022 Tarih ve 2022/1897 E. - 2022/1492 K. sayılı ilamı)6100 sayılı HMK.' nın 326/1. maddesi; " Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. " şeklindedir.

Tüm dosya kapsamından; ihyası istenilen şirket 28/08/2012 tarihinde sicilden terkin edilmiş olup, terkinden evvel adı geçen şirket aleyhine açılmış bir dava bulunmadığı, açılan davanın 02/10/2023 tarihinde açıldığı, davanın tasfiye memurunun bilgisinde olmadığı; bu sebeplerle yargılama gideri ve vekalet ücretinden tasfiye memurunun sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmış ve bu giderler davacı üzerinde bırakılmış" şeklinde karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Birleşen davada davalı tasfiye memuru vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın huzurdaki davayı açma sebebi hizmet tespitine ilişkin olup, hizmet tespit davalarının 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, davacı tarafın çalıştığını iddia ettiği yıllar 1998-1999 yılları olduğundan hali hazırdaki taleplerinin zaman aşımına uğradığının aşikar olduğunu, bu durumda da davacı tarafın iş bu davayı açmasında hukuki yararı olmadığını, şirketin tasfiyesi sırasında yasal usullere uygun şekilde alacaklılara gerekli bildirimler yapıldığını, ilanlar çıkartıldığını ve alacaklıların başvuru yapmaları için gerekli sürenin tanındığını, bu süreçte davacı tarafın, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğini, bu durumda, davacı tarafın tasfiye sürecinde haklarını aramamış olması şimdi açmış olduğu davanın iyi niyetli olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, mahkemenin, delillerini değerlendirmeden usul ve esas yönüyle hatalı, eksik ve denetime elverişli olmayan karar verdiğini, açıklanan nedenlerle ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/918E. Ve 2026/80 K. Sayılı kararının kaldırılmasına, huzurdaki davanın reddine, yargılama giderlerinin ve dava değeri üzerinden hesaplanacak nisbi vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :Asıl ve birleşen dava, tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı birleşen davada davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesi gereğince "(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde" şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir" hükümleri düzenlenmiştir.

Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir. Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına olacaktır.

Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp,tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanması na imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir.Tasfiyesiz resen terkin edilen şirketler hakkında TTK geçici 7. Maddesi uyarınca açılan ihya davalarının aksine TTK 547 maddesi uyarınca açılan ihya (ek tasfiye) davaları için kanunda herhangi bir zaman aşımı ve hak düşürücü süre düzenlenmemiştir.(Yargıtay 11. H.D'nin 28/04/2022 tarih ve E: 2022/2520 -K: 2022/3557)

Somut olayda ihyası talep edilen ... ... Müdürlüğü'nde kayıtlı Tasfiye Halinde ...Limited Şirketi'nin tasfiyeye girdiği, tasfiye memuru davalının 28.08.2012 tarihinde şirketin tasfiye kapanışı yapılarak, ticaret sicilden kaydının terkin edildiği, davacı tarafından ihyası istenen şirket aleyhine açılan Elazığ 2. İş mahkemesinin 2023/561 Esas sayılı dava dosyasının derdest olduğu görülmüştür.

Tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmediği gibi (Yargıtay 11.H.D 'nin 07.12.2009 tarih ve E: 2008/7980 -K: 2009/12584), davacının açtığı derdest hizmet tespiti istemine ilişkin dava, davaya konu şirketin tasfiyesi tamamlandıktan sonra açılmış ise de tasfiye memurunun TTK 541/3 maddesindeki sorumluluğu gözetildiğinde derdest bir davanın bulunması nedeniyle tasfiyenin usulüne uygun eksiksiz tamamlandığından bahsedilemeyecektir.

Bu hale göre davacının anılan dava dosyası nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki hukuki yararı bulunduğu ve terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu anlaşılmakla mahkemece davaya konu şirketin derdest dava dosyası ile ilgili ek tasfiye işlemleri ile sınırlı olarak şirketin yeniden ticaret siciline kayıt tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı tasfiye memurunun hizmet tespiti davasına yönelik savunma sebeplerinin incelenmesi, ihya şartlaarının oluşup oluşmadığının incelendiği eldeki davanın konusu olmadığından davalı vekilinin bu yöne ilişkini istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda birleşen davada davalı tasfiye memuru vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Birleşen davada davalı tasfiye memuru vekilinin vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı tasfiye memuru tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davalı tasfiye memuru tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1) ç maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 14/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/636, K. 2026/1520, T. 04.02.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-636-e-2026-1520-k-eeaa9f47b630