Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/58 E. 2026/11 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/58
- Karar No
- 2026/11
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
70. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/58
KARAR NO: 2026/11
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/09/2022
NUMARASI: 2021/386 Esas, 2022/534 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 17/09/2026
K. YAZILDIĞI TARİH: 21/09/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı ile müvekkili arasında yapılan sözleşme gereğince deck altı ve ... altı beton dökülmesi vb. işler için anlaşma sağlandığını, sözleşme kapsamında 31/08/2018 tarihine kadar yol betonu imalatı ve deck altı beton imalatı için toplamda 6.833,65 m2 iş yapıldığını, ancak davalının müvekkiline 86.170,62-TL ödeme yapması gerekirken 42.375,51-TL ödeme yaptığını, bakiye kalan 43.795,11-TL için davalının defalarca kez sözlü olarak uyarılmasına rağmen ödenmediğini, bu nedenle davalı aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını ancak takibe davalının itiraz ettiğini, yapılan işlerin müvekkili tarafından eksiksiz yapıldığını, borçlu davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,HMK 6. maddesine göre yetkili mahkeme davalının dava açıldığı tarihteki yerleşim yeri olduğunu, müvekkili şirketin dava açıldığında ve halihazırda merkezinin Bakırköy olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari olması sebebiyle dava şartı olan arabuluculuğa başvuru yapmış olması ve 18/10/2019 tarihinde arabulucu toplantısı dahi yapılmış olmasına rağmen davanın görevli olmayan mahkemede açıldığını, mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini, dava konusu işler müvekkili şirketin taşeronu olan ve dava dışı ... .... Şti. tarafından yapıldığını, dava dışı ... .... Şti.'nin ise davacı ile çalıştığını, bu nedenle dava konusu işlerle ilgili müvekkili şirketin davacıya herhangi bir ödeme yapma yükümlülüğü olmadığı, ödemelerin taşeron ... .... Şti.'ne yapıldığı, bu nedenle iş bu davada müvekkili şirkete husumet yöneltilmesi mümkün olmadığından davanın reddi gerektiği, müvekkili şirket ile davacı arasında beton döküm işi ile ilgili olarak şeklen bir sözleşme mevcut ise de davacının vergi mükellefi olmadığının daha sonra anlaşılması üzerine davacı ile çalışılması mümkün olmadığı ve sözleşmenin yürürlüğe girmediği, müvekkilinin bu sebeple davacının muhatabı olmadığı, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılmış huzurdaki davanın reddine, davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle, davacı alacaklı tarafça davalı borçlu aleyhine başlatılan sözleşmeye dayalı alacaktan kaynaklanan icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle dava açılmış ise de, bilirkişi incelemesi yapıldığı, davacının işletme esası usulüne göre defter tuttuğu, işletme defterinin sadece gelir ve gider kısımlarından ibaret olduğu, hesap bazlı bakiye borç alacak ilişkisinin tespit edilmesinin mümkün olmadığı, işletme esası usulüne göre tutulan defterlerin gelir ve gider kısmında davalı taraf ile ilgili herhangi bir kayıt olmadığı, bu sözleşmeye dayalı düzenlenmiş herhangi bir fatura ya da alacağın olduğunu belirleyen teşvik edici başkaca bir belge sunmadığı, davalı tarafından sunulan ticari defter ve kayıtların incelenmesinde ise davacı taraf ile aralarında herhangi bir cari hesap ilişkisinin, borç veya alacak bakiye durumunun bulunmadığı, davacı tarafından sunulan sözleşme karşılığında davalı tarafından sunulan sözleşmelerin içeriği incelendiğinde ikisinin de davaya konu işin yapımına ilişkin olduğu, davacı yan tarafından sunulan sözleşmenin varlığına tek başına ispata yeterli olmadığı, davalı tarafından sunulan yine aynı iş konusuna ilişkin sözleşmede tarafların davalı ile dava dışı .... Şti'nin yer aldığı anlaşıldığından ispat yükünün davacıda olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesinde taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olmadığı, davalı yanın ticari defterleri incelendiğinde davacı ile herhangi bir ticari kaydının bulunmadığı, davacı tarafça 05.04.2018 düzenleme tarihli iş yapım sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için icra takibi yapıldığı, davalı tarafın süresinde itiraz etmesi üzerine takibin durduğu ve davacı tarafından süresi içinde itirazın iptali davası açıldığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelendiğinde tarafların birbiri ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığı, davacının davalıdan alacağının bulunduğunu ispat edemediği, alacağın varlığını hukuka ve usule uygun delillerle kanıtlayamadığı, davalı borçlu tarafça icra takibine yönelik yapılan itirazın haklı olduğu gerekçesiyle davacı tarafça açılan itirazın iptali davasının reddine, davacının yapılan yargılama sırasında iş bu davaya konu icra takibini kötü niyetle yaptığına ilişkin dosya kapsamında herhangi bir delil sunulmadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin şartları oluşmadığı gerekçesiyle kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştr.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalı tarafın cevap dilekçesi'nin 2. Sayfasının, esas yönünden, başlıklı bölümünün 1 numaralı kısmında, "Davacının vergi mükellefi olmadığının anlaşılması üzerine davacı ile çalışılması mümkün olmamış ve sözleşme yürürlüğe girmemiştir." şeklinde beyanda bulunduğunu ve cevap dilekçesinin ekinde sunduğu sözleşme ile aralarında imzalanan sözleşmeyi kabul ettiğini, ancak müvekkilinin vergi mükellef olmaması sebebiyle sözleşmeyi yürürlüğe sokmadıklarını beyan ederek aslında davayı kabul ettiklerini, davalının, sözleşmedeki işlerin yapıldığını ama taşeron firmaca yapıldığını müvekkil davacının ise bu taşeronun yanında çalıştığını beyanla, aralarındaki sözleşmeyi, sözleşme ile anlaşılan işlerin yapıldığını, taşeron firma adına müvekkilimin bu işleri yaptığını, ancak ödemelerini ise taşerona yaptığını beyan ve ikrarla davalı tarafın davayı kendi beyanları ile ispat ettiği, davalının dosyaya sunduğu cevap dilekçesinin ... numaralı eki incelendiğinde, davalının takipten sonra dava dışı ... Şti'ne, .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı 24.05.2019 tarihli ihtarnamesini göndererek açıkça, müvekkili tarafından davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyası ile takibe başlandığı, sözleşme konusu işler dahilinde davalı firmanın tüm yükümlülüklerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini ve müvekkilime karşı hiç bir borcu olmadığın beyan ederek, dava dışı özgün şirketine neden müvekkilime ödeme yapılmadığının sorulduğunun görüldüğü, böylelikle davalının takip dayanağı aramızda imzalanan sözleşmeyi kabul ettiğini cevap dilekçesi ekine sunduğu ... nolu ek ile de yeniden kabul ettiği, davalı tarafça takip konusu ödeme emrinin ekinde tebliğ edilen ve davalı tarafınca da dava dosyasına cevap dilekçesi ekinde sunulan sözleşmenin kabul edildiğinin ortada olduğu, her ne kadar mahkemece alacaklı olduklarının ispat külfetinin kendilerinde olduğu gibi bir gerekçe ile dava reddedilmiş ise de, esasen burada davalı şirketin müvekkili ile arasında imzalanan alacağa konu sözleşmenin fesih edildiği ve yürürlükten kaldırıldığı iddiasını ispat etmesi gerekeceğinin ortada olduğu iddialarıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, itirazın iptaline ve %100'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.
Davacı tarafın, davalı şirket ile yaptıkları anlaşmaya istinaden yaptığını iddia ettiği işin bakiye kalan bedelinin davalıdan tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalı tarafından yöneltilen itirazın iptalini talep ettiği, davalı tarafın davalı ile aralarında yapılan sözleşmenin uygulanmadığı ve işin başkasına yaptırıldığını iddia ederek davanın reddini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir (HMK 190/1). Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK 6/1). Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir (HMK 190/2).Bu hükümde “karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanuni karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyetinden değil, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekliliği söz konusudur.” (Yargıtay HGK. 18.04.2018 T. 2017/13-530 E. 2018/926 K.)
Karineler kanuni karinelerden ibaret olmayıp fiili karineler de ispat yükü konusunda uygulamada önemli bir yere sahiptir. “Fiili karine, belli bir olaydan, belli olmayan bir olay için çıkarılan sonuçtur. Bu bağlamda, fiili karineler, bir hukuk kuralı ile bağlı olmaksızın, hakimin insanlar ve yaşam konusunda ortaya çıkan tecrübe kurallarından yararlanarak belli olmayan olaylar hakkında sonuç çıkarmasına yardımcı olmaktadır. Görüldüğü üzere, fiili karinelerin temelinde tecrübe (yaşam deneyi) kuralları yatmaktadır.” Eser sözleşmesinin varlığı halinde, “kural olarak sözleşmenin ifa sürecinde gerçekleşen imalâtın yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilir. Bu kabul, fiili karine niteliğindedir. Eser sözleşmesinde, yüklenicinin iş bedelinin tamamına hak kazanabilmesi için eseri tamamlayarak iş sahibine teslim ettiğini ispat etmesi gerekir. Kural olarak sözleşmenin feshedilmediği veya işten el çektiği kanıtlanmadığı sürece imalatın yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilmelidir. Bu kabul fiili karine niteliğinde olup, iş sahibi bunun aksini iddia ediyorsa ispat etmesi gerekir. Bir başka anlatımla iş sahibi, eseri kendisinin tamamladığını, yüklenicinin işi terk ettiğini, yani sözleşmenin sona erdiğini kanıtlamakla yükümlüdür. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/1429 E., 2024/4188 K. Sayılı ve 2022/4882 E., 2024/1953 K. Sayılı kararı)
Dosya kapsamı, ilk derce mahkemesi kararı ve karara karşı ileri sürülen istinaf nedenleri birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında, deck altı ve ... altı beton dökülmesi, konusunda sözleşme imzalandığı, davacı tarafın imzalanan sözleşmeye istinaden sözleşme konusu işin kendisi tarafından yapıldığını iddia ettiği, davalı tarafın ise davacının vergi mükellefi olmadığının anlaşılması nedeniyle sözleşmenin uygulanmadığını, sözleşme konusu işin dava dışı ... .... Şti.'ne yaptırıldığı ve ödemelerin bu şirkete yapıldığı iddia ederek davacının dava dışı şirketten alacaklı olup olmadığı konusunda bilgilerinin olmadığını beyan ettiği anlaşılmış olup, ilk derece mahkemesince, taraflar arasında sözleşme imzalandığı ve sözleşme konusu işin yapıldığı hususunda ihtilaf bulunmadığı hususları göz önünde bulundurularak, fiili karine gereği, işin davacı yüklenici tarafından yapıldığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği, aksini ispat yükünün davalıda olduğu gözetilerek, tarafların bu husustaki delilleri toplanıp bu kapsamda inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülerek, tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiğinde tarafların birbiri ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığı, davacının davalıdan alacağının bulunduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../09/2022 tarih, 2021/... Esas, 2022/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
...-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 17/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.