Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/56 E. 2026/1465 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/56
- Karar No
- 2026/1465
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/56 KARAR NO : 2026/1465
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/11/2025 NUMARASI : 2025/1095 Esas DAVA : İSTİRDAT TALEP : İHTİYATİ TEDBİR BAM KARAR TARİHİ : 17/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/06/2026
İhtiyati tedbir talep eden vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılaması sırasında 12/11/2025 tarihli ara kararda; ''...Davacının çekin rızası dışında elinden çıktığını ileri sürerek çek istirdatı talep ettiği, menfi tespit istemini de içeren istirdat davasında tedbiren bile olsa takibin durdurulamayacağı, icra veznesine giren bedelin alacaklıya ödenmemesi şeklinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir ise de yaklaşık ispatın bu aşamada sağlanamadığı, çekin ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığı..." gerekçesi ile, Davacı vekilinin dava dilekçesindeki ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE karar verilmiş, verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın davalısı tarafından çok sayıda çek ve senedin tahsiline yönelik olarak icra takiplerinin başlatmış olduğu ve takiplere konu edilen çek ve senetlerin tamamının aynı şirketler tarafından veya kimlik numarası olmayan gerçek kişiler tarafından cirolandığının görüldüğünü, anılan şirketin cirantalarının açık kaynak ticaret sicil kayıtlarının incelendiğinde; faaliyete yeni geçmiş şirketler ve birbirleri ile irtibatlı şirketler olduğunun görüldüğünü, dava konusu çeki icra takibine konu eden davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarının incelendiğinde; şirketin merkezinin Sakarya'da olup kuruluş tarihinin 05.03.2025 olduğunu, anılan şirkette kuruluş sonrasında 17.07.2025 tarihinde pay devrinin gerçekleşmiş olup, bu tarihte şirketin .... adlı Gürcistan uyruklu bir kişi tarafından devralındığını, bu şirketin de internet ortamında herhangi bir kayıt ve telefon numarasının bulunmadığını, ... Şti, şirketin kuruluşunun 23.06.2025 olduğunu, şirketin de kurucusu ve tek ortağının ... adlı Gürcistan uyruklu kişi olduğunu, internet ortamında yapılan araştırmada; anılan şirketin de ne adresinin ne de herhangi bir telefon numarasının bulunmadığını, şirkette kağıt üzerinde tabela şirket olduğunu, genelde kargodan çalınan kıymetli evrakları eline geçirerek icra takibine girişen şirketlerin çalınma olayından birkaç ay evvel kurulduklarını, şirketler üzerine kayıtlı bir malvarlığının bulunmadığını, aktif bir ticaretinin olmadığını, tabela şirketi olarak göstermelik bir adres bildirildiğini, sahte kaşe ve imzalar ile kendinden önce ciro silsilesine çok fazla ciranta ekleyerek iyi niyet iddiasında bulunduğunun görüldüğünü, davaya konu edilen çekte de, icra takibi öncesi araya ciranta eklendiğini ve davalının kendisini haklı hamil iddiası ile konumlandırdığının açık olduğunu, müvekkilinin banka uhdesinde iken kaybolan/çalınan çok sayıda kıymetli evrakın davalı yanın elinde bulunduğunu, bunun bir tesadüf olmasının mümkün olmayıp, hayatın olağan akışına uygun olmadığını, söz konusu çekin kayıp olup, dava konusu çek nedeni ile müvekkili banka müşterisi/ çek borçlusunun ticari hayatı büyük tehlikede olduğunu, bunun sonucunda dava konusu çekin takibe konulması ile müvekkili banka müşterisi için telafisi mümkün olmayacak büyük zararlar doğabileceğini, tedbir kararının verilebileceği hallerin; HMK'nun Madde 389. maddesinde; "(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." denilmek suretiyle hüküm altına alındığını, söz konusu şartların anılan davada sağlanmış olup tedbir taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini, bir güven kurumu olan Bankanın düzenlediği tutanak ve ivedi şekilde açmış oldukları çekin iptal davasındaki beyanlarının ışığında tedbir için yaklaşık ispatın sağlanmış olduğunu, müvekkili bankanın sadece gerçeğe uygun beyan ve tespitleri ile anılan dava ve çek iptal davasını açtığını, devam ettirdiğini, çekin gerçek alacaklısı olmayan kişilerin eline geçmiş olması ve dolayısıyla asıl çek alacaklısının zararının doğması ihtimallerinin bu aşamada bertaraf edilebilmesi için mahkemece tedbir kararı verilmesi gerektiğini belirterek, yerel mahkeme ara kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. HMK’nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin sadece uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlenmiştir. Yine özel bir düzenleme olarak , İİK'nın 72. maddesinin 2. fıkrasında; "İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkemenin istek üzerine alacağın % 15'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebileceği"; 72. maddesinin 3. fıkrasında ise; "icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği ancak borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın % 15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yolu ile icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebileceği" düzenlenmiştir. Dosyadaki belgelere, davanın niteliğine, ara kararın dayandığı deliller ile usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ara kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden, 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/1095 Esas sayılı dosyasında ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin olarak verilen 12/11/2025 tarihli ARA KARAR, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00 TL istinaf maktu karar harcından peşin olarak alınan 615,40 TL harcın tenzili ile bakiye 116,60 TL harcın ihtiyati tedbir talep edenden alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati tedbir talep eden tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran ihtiyati tedbir talep eden aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Kararın tebliği ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/(1)-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 17/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.