Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/523 E. 2026/839 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/523
Karar No
2026/839
Karar Tarihi

T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/523 KARAR NO : 2026/839

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU :Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; Diyarbakır ... Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile .... ... Şubesine ait ... tarihli, ... seri numaralı, ... TL bedelli çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığını, takibe konu çekin düzenlenme tarihinin altında yer alan imzanın müvekkile ait olmadığını, müvekkilinin imzasının taklit edildiğini, bu hususun yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacağını beyan ederek; müvekkilinin Diyarbakır ... Müdürlüğü’nün ...E. sayılı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline, kötüniyetli ve ağır kusurlu olunması sebebiyle de davalı tarafın dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davaya konu çekin dava dışı ... vergi no'lu, ....'nin borcuna karşılık müvekkili bankaya verilen teminat çeki olduğunu, çek sahibinin kötüniyetli olarak bu çekleri yetkili olmayan kişilere imzalatarak ticari faaliyetlerde bulunmuş olabileceğini, müvekkili bankaya sunulan teminat çeklerinde müvekkili bankanın çekleri kimin imzaladığını sorgulama imkanı bulunmadığını, çekteki imzaların çek sahibine ait olmadığı tespit edilse dahi kötü niyetli olarak bu çekleri piyasaya sürdüğü için yine davacının sorumlu olması gerektiğini, müvekkili bankaya karşı mezkûr çeki tahsil etme amacıyla hem davacının hem de dava dışı şirketin sorumlu olduğunu, zira dava konusu çekin banka nezdine temlik cirosu ile geçtiğini, dolayısıyla müvekkili bankanın iyiniyetli hamil sıfatına sahip olduğunu, davayı kabul etmemekle birlikte müvekkili bankanın söz konusu teminat çekini aldığı için kusuru olmadığından ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden dolayı davanın kabulü halinde aleyhlerine yargılama gideri, vekalet ücreti ve yine aleyhlerine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddine ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; imzası inkar edilen belge aslının dosya arasına kazandırıldığı, davacının imza örnekleri ile birlikte incelenip değerlendirilmek üzere dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek ... tarihinde rapor alındığı, alınan rapor içeriğine göre de dava konusu ... keşide tarihli çekteki imzanın anılan tarihte davacının eli ürünü olmadığına dair teknik kanaatin bildirildiği, raporun hüküm kurmaya elverişli, alanında uzman bilirkişi tarafından düzenlenmiş olmakla hükme esas alındığı, bu durumda çekteki imzanın davacıya ait olmadığı, davalı tarafın aralarındaki hukuki ilişkiyi ispat edemediği, davacının bilgisi ve rızası dahilinde dava konusu çekin düzenlendiğine ilişkin bir iddiasının da bulunmadığı, çekteki imzanın davacıya ait olmadığının teknik raporla sabit olduğu ve davacının çekten dolayı herhangi bir borcunun varlığını ispat külfetinin bu durumda davalı şirkete ait olduğu ve davalının ispat yükünü yerine getiremediği, kötüniyet tazminatı isteminin şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile, davacının Diyarbakır ... Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı isteminin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; .... ... Şubesi’ne ait ... tarih ... seri numaralı ... TL bedelli çek yönünden davacı tarafın borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davası açtığını, davanın kabulüne karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı aleyhine Diyarbakır ... Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile davaya konu çekin tahsili için icra takibi başlatıldığını, ayrıca karşılıksız çek keşide etmek suçundan Adana .... İcra Ceza Mahkemesinin ...E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, söz konusu çekin müvekkili bankaya dava dışı ....'nin borcuna karşılık teminat amacıyla verildiğini, davaya konu çekin müvekkili bankaya temlik cirosu ile geçtiğini, müvekkili bankanın iyi niyetli hamil olduğunu, söz konusu çekin teminat senedi olarak değil bilakis tahsilinde ve tahsil edildiği oranda kredi borcundan mahsup edilmek üzere müvekkili bankaya ciro ve teslim edildiğini, müvekkili bankanın çeki almakta kusuru olmadığından ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, kararın ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan ederek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonunda; Dava, 2004 sayılı İİK m 72 hükmü uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Diyarbakır ... Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyasında, davalı alacaklı .... tarafından davacı borçlu ... ve dava dışı borçlu .... aleyhine ... tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı çekin ... tarafından .... .../... Şubesine hitaben keşide edilen ... keşide tarihli, ... numaralı ve ... TL bedelli çek olduğu, çekin lehtarı .... tarafından ....'ye temlik edildiği, bu takip ve çek nedeniyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Kambiyo senedindeki imzanın davacı borçluya ait olduğu yönündeki ispat yükü, senedi elinde bulundurup icra takibine girişen ve senette yer alan imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden davalı alacaklıya düşmektedir (Yargıtay HGK'nun 24/06/2020 tarihli ve 2017/19-829 E., 2020/471 K. sayılı kararı). Senede karşı mutlak defiler senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin hükümsüzlüğünü gerektiren defiler, senet ve eklentilerinden anlaşılsın anlaşılmasın bütün ya da bir kısım sorunları bakımından hükümsüz sayılmasını gerektiren defilerdir. Bu defilerin bir kısmı mutlak, bir kısmı nispi (kişisel) defi niteliğindedir. Hangisinin mutlak, hangisinin nisbi defi sayılacağı, ‘görünüşe itimat (güven)’, ‘iyiniyet’ ilkesiyle, ‘kambiyo senetlerine ilişkin işlemlerdeki emniyetin korunması’ ilkelerinden hangisine öncelik tanınacağı sorunuyla ilgilidir. Bu iki çıkarın karşılıklı olarak çatıştığı bazı durumları yasa yapıcı özel olarak ele alıp hangi çıkarın korunacağını kendisi (örneğin; 6102 sayılı TTK m. 659/II, 592, 6098 sayılı TBK m. 19/II, 605/II olduğu gibi) düzenlemiştir. Kanunda öngörülüp açık bir hükümle düzenlenen bu durumların dışında gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir (Yargıtay HGK'nun 04/03/2015 tarih ve 2013/19-1746 E., 2015/896 K. sayılı ilamı). Yukarıdaki ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan değerlendirmede; somut olayda, İlk Derece Mahkemesince yargılama aşamasında alınan ... havale tarihli bilirkişi raporunda dava konusu çekin ön yüzünde atılı olan keşideci imzasının, ... elinden çıkmayıp, adı geçenin orijinal imzalarının model alınmak suretiyle takliden atılmış imza olduğu kanaatine varıldığı, davaya konu icra takibinin dayanağı olan çekteki imzanın davacının eli ürünü olmadığının denetime ve hüküm kurmaya elverişli, kesin kanaat içeren bilirkişi raporu ile tespit edildiği, çekte imzanın sahte olmasının iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın hâmil dahil herkese karşı ileri sürülebilecek mutlak def'ilerden olduğu, bu nedenlerle davacının dava konusu çek ve kambiyo takibi nedeniyle davalıya karşı borçlu olmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nun 326. maddesi gereğince, kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Söz konusu yasal düzenleme, hukuki korunma isteğinde haklı çıkmanın doğal bir sonucudur. Kural olarak, haksız dava açan veya haksız olarak aleyhine dava açılmasına sebebiyet veren kişi bütün yargılama giderlerinden sorumlu olacaktır. Bu çerçevede somut olayda, İlk Derece Mahkemesince yukarıda anılan yasal düzenleme uyarınca, davanın kabulüne karar verildiği için, davada haksız çıkan davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi de usul ve yasaya uygun olduğundan davalı tarafın aksi yöndeki istinaf itirazları da yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; İlk Derece Mahkemesinin kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-)492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL nispi istinaf karar ve ilâm harcından davalı tarafça yatırılan toplam ... TL peşin harcın MAHSUBU ile bakiye ... TL karar ve ilâm harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, 3-) İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-)İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. ve 7550 sayılı Kanun ile değişik Ek 1. maddesinin 2. fıkrası hükümleri gereğince, dava değerinin (... TL), davanın açıldığı ... yılında geçerli olan temyiz kesinlik sınırının (... TL) altında olması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın m. 362(1)-a hükmü gereğince miktar itibarıyla KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/523, K. 2026/839, T. 04.03.2015, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-523-e-2026-839-k-9c0fac1d5338