Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2022 E. 2026/733 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2022
- Karar No
- 2026/733
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2022
KARAR NO: 2026/733
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/06/2022
NUMARASI: 2019/623 Esas, 2022/410 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 21/05/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket ile davalı arasında bulunan cari hesap ilişkisi uyarınca 04.04.2018 tarihli 6.858,75-Euro bedelli faturaya istinaden davalının kısmi ödeme yaptığını ve 3.014,66-Euro bakiye borç kaldığını, bakiye borç ödenmediğinden davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün... E sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının süresinde itirazı sonucu takibin durduğunu, takibe yapılan itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere tazminata, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili tarafından "..." ekipmanın tasarım, imalat temin ve montajı için davacıdan teklif alındığı ve davacı tarafından ilgili ekipmanın toplam satış fiyatı, KDV hariç net 23.250,00-Euro olarak belirlenerek taraflar arasında, teklif formunda yazılan hususlar dışında teklifin eki niteliğinde "Genel Sözleşme Şartları ve Koşulları" başlıklı sözleşmenin imzalandığını, taraflar arasındaki teklif özeti başlıklı belgenin 1.2. maddesine göre satış fiyatının, %25 lik kısmı sözleşme akdini müteakip 7 gün içerisinde (3 ay süreli banka teminat mektubu karşılığında) %50 'lik kısmı malzemeler gümrüğe gelmeden 7 gün önce; peşin ödeme (1 ay süreli teminat mektubu karşılığında) %25 'lik kısmı mekanik montaj bitiminde; 45 günlük çek ile ödeme, şeklinde ödeneceği kararlaştırıldığı ve devamla ödeme vadeleri geldiğinde ilgili bedellerin davacı tarafından müvekkiline fatura edileceğinin kabul edildiğini, müvekkili ile davacı arasında gerçekleşen ticari alışveriş neticesinde müvekkilinin, taraflar arasında imzalı teklif ve eki sözleşme uyarınca satış bedelinin %25'lik(KDV dahil) kısmına yönelik olarak 6.858,75 Euro, satış bedelinin %50'lik (KDV hariç) kısmına yönelik olarak 11.625,00 Euro, satış bedelinin %25'lik(KDV dahil) kısmı ve bir önceki %50'lik kısmından kalan KDV bakiyesi de dahil olmak üzere toplam (6.858,75 +2.092,50 = 8.951,25 Euro) 8.951,25 Euro'yu, davacı tarafça kesilen fatura sonucu, tarafların mutabakatı ile 11.06.2018 tarihinde ... Şubesine ait 43.950,00-TL bedelli çek ile ödediğini, müvekkilinin, taraflar arasında imzalı teklif formu ve sözleşme uyarınca satış bedelini eksiksiz olarak ödemiş olduğunu öncelikle müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının 04.04.2018 tarihli ... nolu faturaya istinaden müvekkilinin eksik ödeme yaptığını belirtmişse de taraflar arasında uyuşmazlık, aynı şekilde davacının 04.04.2018 tarihli ... seri nolu faturaya eksik ödeme yapıldığı iddiasının kaynağının, davacının kur farkı talebinden kaynaklandığını, taraflar arasında imzalı teklifin 1.2. maddesinde satış tutarının son %25 'lik kısmının mekanik montaj bitiminde; 45 günlük çek ile ödeme, şeklinde ödeneceği kararlaştırıldığını, yine Teklife ek olarak düzenlenen Genel Sözleşme Şartları ve Koşulları başlıklı Sözleşme'nin 8.maddesinde ise, "Sözleşmede anlaşılan ödeme tutarları, ödeme dönemleri geldiğinde TCMB efektif satış kuru üzerinden müşteriye fatura edilir. Ödemelerin TL olarak yapılması durumunda (ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden döviz değerleri esas alınır." denildiğini, taraflar arasında imzalı teklifte açıkça ödemenin son %25'lik kısmının 45 günlük çekle yapılacağı kararlaştırıldığını, sözleşmede ise ödeme tutarlarının ödeme günü geldiğinde TL olarak yapılması durumunda ödeme tarihindeki TCMB satış kurunun dikkate alınacağı belirtildiği halde, davacının müvekkilinden kur farkı talep edemeyeceğinin açık olduğunu, Yargıtayın birçok emsal kararında çekin bir ödeme aracı olduğunu, çek ile yapılan ödemenin taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa kur farkı talep edilemeyeceğinin belirtildiğini beyan ederek davanın reddine, davacının %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı açısından davacı tarafından TL ve Euro olarak kesilen faturaların davalının yaptığı ödeme tarihi itibariyle TCMB efektif satış kuru üzerinden Euro birimine çevrilerek mal/hizmet bedelinin talep edilip edilemeyeceği noktasında toplandığı, davalı açısından ise çek ile yapılan ödemenin verildiği tarih itibariyle asıl borçtan mahsubunun yapılması gerekip gerekmediği noktasında toplandığı, kur fark ile ilgili Yargıtay kararlarında, kur farkı alacağının istenebilmesi için tarafların arasında kurulan sözleşmede hükmün bulunması ya da faturaya konu malların döviz karşılığı satımının yapılmış olması gerektiği, somut olayda davacının fatura üzerinde hem TL hem de Euro karşılığı satılmış olduğundan davacı tarafın kur farkını talep edebileceği, ancak yine Yargıtay kararlarında, kur farkı alacağından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, davalının çekle ödemede bulunduğu hallere ilişkin olarak, çekin bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabileceği, buna rağmen, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerektiğinin de belirtildiği, somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmede bedelin yabancı para cinsinden kararlaştırıldığı, ancak davacı taraf, alacağının tahsili için davalının yaptığı son ödeme olan 43.950,00 TL çeki teslim almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki tarihteki parite üzeri dışında, tahsil tarihi itibariyle herhangi bir kur farkı talep edemeyeceği, bu nedenle bilirkişi raporu ile deyimlenen terditli sonuçlardan üçüncüsünün somut olaya uygun olduğu kabul edilerek, davalı tarafından TL bazında yapılan ödemelerin her birinin ödeme tarihindeki TL/Euro karşılığı belirlenerek ve 43.950,00-TL tutarlı çekin iktisap tarihindeki (11.06.2018) kur üzerinden Euro para birimine çevrilip asıl alacaktan düşülerek yapılan hesaplama sonucu davacının davalıdan, 806,04 Euro alacaklı olacağının tespiti ile, davalı tarafından .... İcra Müdürlüğü’nün... E sayılı icra dosyasına yöneltilen itirazın 804,04 Euro asıl alacak yönünden iptaline ve takip konusu alacağın miktarının belli (likit) olması dikkate alınarak borçlunun itirazının haksız olması nedeniyle asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığının %20'si oranında icra ve inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, taraflar arasında münakit sözleşmede açıkça, ödemelerin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden hesaplanarak yapılacağı hususu düzenlenmiş olduğundan yerel mahkemenin çek ile yapılan ödemelerde kur farkının talep edilemeyeceğine dair kararının hatalı olduğu, yerel mahkemenin gerekçeli kararında, kur farkı alacağının istenebilmesi için tarafların arasında kurulan sözleşmede hükmün bulunması ya da faturaya konu malların döviz karşılığı satımının yapılmış olması gerektiği belirtildiği ve bu kapsamda somut olayda davacının fatura üzerinde hem TL hem de Euro karşılığı satılmış olduğundan davacı tarafın kur farkını talep edebileceği yönünde hüküm kurduğu, buna karşın, kur farkı alacağından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, davalının çekle ödemede bulunduğu hallere ilişkin olarak çekin bir ödeme vasıtası olduğu ve döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabileceği, buna rağmen, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulünün gerektiği belirtildiği, yerel mahkemece atıf yapılan Yargıtay kararları ve ilgili gerekçelerin birbirleri ile çeliştiği, davaya konu çekin sözleşmeden doğan alacağa istinaden keşide edilmiş oluduğunun açık olduğu, sözleşmenin 8. maddesinde davacının kur farkı talep edebileceğinin düzenlendiğinin de açık olduğu, iddialarıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.
Davacı tarafın, davalıyla olan anlaşmaya istinaden yaptığı iş karşılığı düzenlediği faturalar nedeniyle bakiye alacağının kaldığı iddiasıyla icra takibi başlattığı, takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptaline karar verilmesini talep ettiği, davalı tarafın davanın reddini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu temel uyuşmazlık, davacının yabancı para cinsinden olan alacağının hangi tarihteki kur üzerinden talep edebileceği hususundadır.
İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında, dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından alternatifli rapor tanzim edildiği, ilk derece mahkemesince çekin iktisap tarihi olan 11/06/2018 tarihindeki kur üzerinden Euro para birimine çevrilip asıl alacaktan düşülerek yapılan hesaplama sonucu davacının davalıdan 806,04 Euro alacaklı olacağının tespit edildiğine dair alternatif hesaplamaya itibar edilerek, davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmış olup, davacıya çek ile ödeme yapıldığı ve yapılan ödemenin ifa yerine geçen ödeme mahiyetinde olduğu göz önünde bulundurulduğunda (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/3477 E., 2023/2592 K sayılı kararı), ilk derece mahkemesince çekin iktisap tarihindeki kur üzerinden hesaplamaya itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-........ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ...../06/2022 tarih ve 2019/.....Esas, 2022/...... Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 21/05/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.