Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/778 E. 2026/1210 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/778
- Karar No
- 2026/1210
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/778 KARAR NO : 2026/1210
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/02/2026 NUMARASI : 2025/987 Esas DAVA : ALACAK KARAR TARİHİ : 08/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/05/2026
İhtiyati haciz talep eden vekili tarafından yukarıda belirtilen ara karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A) İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI; İlk Derece Mahkemesi istinaf başvurusuna konu ara kararında; "...İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; davalı.... ile davalı .... arasındaki organik bağın, şirketlerin kuruluşundan itibaren mevcut olmakla birlikte; her iki şirketin yönetim ve ortaklık yapısının birebir aynı hale gelerek tam özdeşliğin sağlandığı tarihin 19.03.2012 olduğunu, davalı .... 'ın, 26.05.2006 tarihinde gerçekleşen hisse devirleri (.... ve ....'ün ayrılması) neticesinde tamamen davalılar .....ve ....'ün uhdesine geçtiğini, davalı ... .'ın ise, kuruluşunda yer alan diğer ortakların ayrılması süreci sonunda; 19.03.2012 tarih ve 2012/001 sayılı Ortaklar Kurulu Kararı ile son dışarıdan ortak olan .....'in de hisselerini .....'e devretmesiyle, tamamen .... ve ....'ün kontrolün geçtiğini, 19.03.2012 tarihi itibarıyla her iki şirketin de ortakları, hisse oranları ve yönetim iradesinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde %100 oranında aynı kişilerde (.... & ....) birleştiğini, şirketlerin bu tarihten sonraki devirlerde de (....'ün hisselerini her iki şirkette de eşi ....'e devretmesi gibi) eş zamanlı ve paralel hareket ederek "Tek İktisadi İşletme" vasfını ve özdeşliklerini günümüze kadar sürdürdüklerini, bu nedenle, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına esas teşkil edecek özdeşlik tarihi olarak 19.03.2012 tarihinin kabulünün gerektiğini, davalı .... . . Şirketi (".....") davalı şirketin, borçlu şirketin malvarlığını kaçırmak ve faaliyetlerini devam ettirmek amacıyla ".... A.Ş." unvanıyla 13.06.2024 tarihinde kurulduğunu, bilahare unvan değişikliğine gidildiğini, şirketin kurucularının, şu anki pay sahipleri olan davalılar .... ve .... olduğunu, bu şirketin, borçlu .....'ın içinin boşaltılması amacıyla; ..... ile aynı adreste (... . Mah. . Sk. No...) ve aynı iştigal konusunda faaliyet göstermek üzere kurulduğundan, şirketin kuruluş tarihi olan 13.06.2024 tarihinden itibaren borçlu şirket ile özdeş olduğunu, borçlu ...., 19.03.2012 tarih ve 2012/001 sayılı Ortaklar Kurulu Kararı ile son dışarıdan ortak olan ....'in de hisselerini .....'e devretmesiyle, tamamen bu iki kardeşin kontrolüne geçtiğini, bu tarihten itibaren her iki şirketin de davalı .... ve....'ün şahsi malvarlığı gibi yönetilen, aralarındaki tüzel kişilik farkının fiilen ortadan kalktığı bir yapıya büründüğünü, davalı .....'ün sonraki tarihlerde hisselerini eşine devretmesi, yönetimin ve organik bağın devam ettiği gerçeğini değiştirmeyen muvazaalı bir işlem olduğunu, davalı ....., eşi ....'ün malvarlığını alacaklılardan kaçırmak ve onu perdelemek amacıyla kurulan kurguya, ilk olarak borçlu .... şirketindeki hisseleri devraldığı 17.08.2014 tarihinde dahil olduğunu, .....'ün, bu tarihten itibaren şirketlerin "görünürdeki ortağı" sıfatıyla, perde arkasındaki yönetimin devamını sağlamış ve borçlu şirket yapısıyla özdeşleşmiş olduğunu, davalılar ....., ..... ve .....'ün şirketlerinin resmi ortağı veya yetkilisi gibi görünmemekle birlikte; şirket malvarlıklarının şahsi uhdelerine geçirildiği ve/veya fiili yönetime katıldıkları tarihlerden itibaren borçtan sorumlu olduklarını, davalılar .....,.....'ün eşi, diğer davalılar ..... ve .....'ün ise..... ile .....'ün çocukları olduğunu, şirketlerin iki kardeşin (.... ve ....) tam kontrolüne geçtiği tarihten itibaren özdeşlik başladığını, bu itibarla; şirketlerin "aile kasası" gibi kullanılmaya başlandığı ve tüzel kişilik ayrımının fiilen ortadan kalktığı tarihin tam hakimiyetin sağlandığı 19.03.2012 olduğu, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, asıl borçlu şirket hakkındaki kesinleşmiş icra takipleri nedeniyle tahsilde tekerrür olmamak üzere; dava dosyasındaki delil durumu dikkate alınarak; tüm davalılara ait taşınmaz, araçlar, 3. kişilerdeki hak ve alacakların ihtiyaten haczi için İİK 257. maddesi uyarınca teminatsız olarak ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz kararı verilmesine, teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmemesi halinde mahkemenizce uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesine, ihtiyati haciz talebinin reddi halinde davalılar adına kayıtlı taşınmaz ve araçların dava sonuna kadar devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle; müvekkil şirketin alacaklı, dava dışı ..... Şirketi'nin borçlusu olduğu İzmir 26. İcra Dairesinin 2025/3781 E., İzmir 25. İcra Dairesinin 2025/3897 E., İzmir 21. İcra Dairesinin 2025/4546 E., İzmir 20. İcra Dairesinin 2025/4748 E., Söke İcra Dairesinin 2025/1769 E., 2025/2016 E., 2025/2017 E., 2025/2138 E., 2025/2207 E., 2025/2896 E., 2025/3032 E. sayılı dosyalara konu borçtan ferileri dahil olmak üzere davalıların aynen sorumlu ve borçlu olduğunun tespiti ile, dava konusu toplam (şimdilik) 1.000.000 TL tutarında alacağın değişen oranlardaki avans faizleri ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalıların kötü niyetli olduğundan, HMK m. 329 gereğince; karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanacak vekâlet ücretinin davacıya ödenmek üzere karşı tarafa ayrıca yükletilmesine ve disiplin para cezasına çarptırılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Talep; ihtiyati hacze ilişkindir. Tüm dosya kapsamı ve davacı vekilinin ihtiyati haciz talebi incelenmekle; İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için, talepte bulunanın alacaklı olması, bu alacağın muaccel bulunması ve rehinle temin edilmemiş olması gerekir. İhtiyati haciz talep tarihi itibarıyla henüz muaccel olmayan alacaklar yönünden ise İİK'nın 257/2. maddesindeki koşulların varlığı aranacaktır. Anılan madde uyarınca muaccel hale gelmiş olan ve rehinle temin edilmemiş olan alacaklar için ihtiyati haciz kararı verilebilecektir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 tarih ve 2019/2300 E. - 2019/5531 K). Geçici hukuki ... yargılamasını asıl hukuki ... yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsüdür. Geçiçi hukuki ... yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmemektedir. Alacaklının, alacağın varlığı ile haciz sebepleri hakkında mahkemede olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekli ve yeterli olup, buradaki ispat asıl davadaki gibi tam bir ispat değil yaklaşık ispattır. Somut olay değerlendirildiğinde; talep dilekçesi ve ekleri incelenmiş olup yaklaşık ispat için yeterli nitelikte delil sunulmadığı, talep eden taraf iddiasının yargılamayı gerektirdiği bu nedenle yaklaşık ispat şartlarının şu aşamada mevcut olmadığı ..." gerekçesi ile, alacaklı vekilinin İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. B) İSTİNAF NEDENLERİ: İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinden özetle; Müvekkili şirketin dava dışı .... Şirketi'nden olan çek alacakları nedeniyle taraflarına icra takibine geçildiğini, borçlunun herhangi bir itirazda bulunmadığını ve takiplerin kesinleştiğini, icra takiplerine konu toplam alacağın takip sonrası faiz, masraf ve diğer feriler hariç 45.543.955,65-TL olduğunu, taraflarınca borçlunun adresinde haciz işlemleri gerçekleştirildiğini ve borçlu adına kayıtlı taşınmazlar ile araçlar üzerine haciz konulduğunu, ancak söz konusu malvarlıkları üzerinde ipotekler rehinler ve üçüncü kişiler tarafından konulmuş başka hacizlerin bulunması, ayrıca borçlu şirkete ait başkaca bir malvarlığının tespit edilememesi nedeniyle yürütülen takip işlemlerinin sonuçsuz kaldığını, bununla birlikte, mevcut delillerden şirket ortağı olan davalı şahısların ve şirketin gizli ortağı konumundaki diğer davalıların, borçlu şirketin içini boşaltarak malvarlığını muvazaalı işlemlerle kendi üzerlerine aktardıkları ve ticari faaliyetlerini diğer davalı şirketler aracılığıyla sürdürdüklerini, refah içinde yaşamlarını devam ettirdiklerini, yerel mahkemece verilen ara karar ile yaklaşık ispat için yeterli nitelikte delil sunulmadığı ve iddianın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddinin hatalı olduğunu, dosyaya sundukları çok sayıda delilin yaklaşık ispat eşiğini fazlasıyla aştığını, dosyada mübrez deliller davalıların tüzel kişiliklerin ayrılığı ilkesine dayanarak alacaklılardan mal kaçırdığını açıkça gösterdiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. C) DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Talep, ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İhtiyati haciz İ.İ.K.’nun 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 'Deniz Ticareti' başlıklı beşinci kitabında da gemilere ilişkin ihtiyati haciz düzenlenmiştir Anılan Kanunu'n 1362. maddesi gereğince alacaklının, alacağının 1352. maddeden sayılan deniz alacaklarından olduğu ve parasal değeri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri sunması gerekmektedir. Buna göre, HMK'nın 389. ve İİK'nın 257.maddesinde olduğu gibi talep konusunda yaklaşık ispat gerekli ve yeterlidir. İİK.'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir." İhtiyati haciz kararına itirazı düzenleyen İİK.'nın 265.maddesinde de ise; "(Değişik fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.) Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.) Menfaati ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde ihtiyati haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir. Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder. İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./17.mad) İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz." hükümleri mevcuttur. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından, dosya kapsamına göre ihtiyati hacze dayanak alacağın varlığı ve miktarı ile sorumlusunun yapılacak yargılamayla belirleneceğinden bu kapsamda mevcut ve muaccel bir alacağın varlığı ile bu hususta yaklaşık ispattan söz edilememesine, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu değişik iş kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/02/2026 tarih ve 2025/987 Esas sayılı dosyasında ihtiyati hacze itiraz üzerine verilen 27/02/2026 tarihli ARA KARAR usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf kanu yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati haciz talep eden davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden bu aşama için ihtiyati hacze itiraz eden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere 08/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi