Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/436 E. 2026/1432 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/436
Karar No
2026/1432
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/436 Esas

KARAR NO : 2026/1432 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2023/361 Esas - 2025/838 Karar

TARİHİ: 25/11/2025

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 09/07/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile yapılan icra takibine davalı tarafın itiraz ettiğini, borçlunun itirazında haksız olduğunu, icra takibine faturalar karşılığı emtia sattığını, ancak karşılığını tahsil edemediğinden takibe konduğunu, açıklanan nedenlerden dolayı davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkil aleyhine İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkile tebliğ edilen icra emrine yapılan itiraz ile icra takibinin durdurulduğunu, Taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde müvekkilin borcuna karşılık ... Keşidecisi ... olan 31.10.2018 keşide tarihli 55.000 TL bedelli ... seri numaralı çeki davacıya gönderdiğini, çekin gününde ödenmemesi üzerine davacı tarafın çeki iade ettiğini, Müvekkilin de borcunu 12.11.2018 tarihinde 31.000 TL ve 15.11.2018 tarihinde 22.900 TL ve 1.100 TL Ödediğini, davacı ödemeleri kabul ettiğini ancak yapılan ödemelerin başka fatura borçlarına karşılık olduğunu iddia ve beyan ettiğini, yapılan ödemelerle müvekkilin başka borcunun bulunmadığını, davanın reddi ile davacı aleyhine alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 25/11/2025 tarih ve 2023/361 Esas - 2025/838 Karar sayılı kararında;

".......Yukarıda açıklanan sebeplerle, taraflar arasında hizmet sözleşmesinin bulunduğu, davacının edimlerini yerine getirdiği, uyuşmazlık konusu faturanın davalıya tebliğ edildiği ve davalının faturaya itiraz etmediği, davacının davalıdan alacaklı olduğu ve takibin haklı olduğu kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Alacağın likit olduğu gözetildiğinde davalı aleyhine %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile,

''1-Davanın KABULÜNE, davalının İstanbul 23. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 53.055,98-TL asıl alacak 2.973,80-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 56.029,78-TL üzerinden takibin devamına,

2-Asıl alacak likit olduğundan kabul edilen asıl alacağın %20'si olan (53.055,98.TL*%20=10.611,19-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkil aleyhine icra takibi başlattığını, başlatılan takip dosyasından müvekkile örnek 7 ödeme emri tebliğ edildiğini, müvekkilin yaptığı borca itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğunu, müvekkilin yaptığı itirazın iptali için davacının yerel mahkemeye başvurduğunu, davalı müvekkilin ise borcunu 12.11.2018 tarihinde 31.000 TL, 15.11.2018 tarihinde ise 22.900 TL ve 1.100 TL olarak ödediğini, davacı tarafın da dava dilekçesinde müvekkil tarafından yapılan ödemeleri kabul ettiğini, ancak yapılan ödemelerin başka fatura borçlarına karşılık olduğunu iddia ve beyan ettiğini, bu nedenle ispat yükünün davacı tarafta olduğunu iddia ve beyan ettiğini, Yerel mahkemece davacı tarafın ticari defterleri üzerinde araştırma yapıldığını, alacaklı olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğini, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, Müvekkilin ticari defterlerinde borcunun 125,93 TL olduğunun tespit edildiğini, HMK 222. maddesine göre ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiğini, diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağını, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağını, Bilirkişinin yalnızca davacı yanın defter kayıtları doğrultusunda tespitler yaptığını ve kanaat bildirdiğini, kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere ticari defterlerin delil olması için her iki tarafın defter kayıtlarının birbirini doğrulaması gerektiğini, davalı müvekkilin defter kayıtlarında borç tutarının 125,92 TL olduğunu, yerel mahkemece hatalı olan bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesis edildiğini, Bilirkişi raporunda gösterilen 28.02.2018 tarihli 6.919 TL ve 31.03.2018 tarihli 2.100 TL iki ayrı faturanın takip talebine konu edilmediğini, takip konusu olmayan faturaların da inceleme konusu yapılarak, bu faturalar alacak hesabında değerlendirme alındığın,ı bilirkişinin bu hususu göz ardı ederek rapor tanzim ettiğini, yerel mahkemenin de itirazlarını hiç değerlendirmeden hatalı rapor doğrultusunda karar verdiğini, Her ne kadar fatura dönemi 2018 yılına ait ticari defterler incelenmişse de, davacının ticari defterlerinde 01.01.2018 tarihinde 148.931.28 TL devir göründüğünü, bu borcun neden kaynaklandığı ile ilgili devredenin 2017 yılı defter kayıtlarının da incelenmesi gerektiğini, 2018 yılına ait kesilen ve takibe konu edilen faturaların 2018 yılında müvekkil tarafından ödendiğini, bu durumun davacının ticari defterlerinden de anlaşıldığını, Davacı tarafça müvekkilin temerrüde düşürülmediğini, dolayısıyla alacak var ise dahi takip tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken takipten önce faiz işletilmesinin yasal olmadığını, bilirkişinin temerrüt tarihi olarak aldığı tarihlerin fatura tarihi olduğunu, bilirkişinin faiz hesabının kabulünün mümkün olmadığını, fatura tarihinden itibaren faiz yürütülemeyeceğini, davalının temerrüde düştüğünü yazılı belge ile davacının ispat etmesi gerektiğini, Yerel mahkemenin 10.12.2019 tarihli duruşmasının 3 nolu ara kararında "davalı tarafın delil listesinde sunmuş olduğu çek ve ödeme dekontlarının muhatap bankalardan müzekkere ile istenmesine" karar verilmiş olmasına rağmen, bu karar yerine getirilmeden ve ara karardan dönülmeden eksik inceleme ile karar verildiğin belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava, taraflar arasındaki ticari satım ilişkisine dayalı 6 adet fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.

Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Dairemizin 25/05/2023 tarih ve 2021/421 Esas -2023/874 Karar sayılı kaldırma kararımız doğrultusunda, davalı tarafın ticari defter ve kayıtların talimat mahkemesince inceletilip mali müşavir bilirkişiden rapor alındığı ve davacı tarafın ticari defterleri de yerel mahkemece mali müşavir bilirkişiye inceletilip taraf defterleri karşılaştırılmak suretiyle rapor alınıp bilirkişi raporu doğrultusunda istinafa konu karar verilmiştir.

Somut dava, 6 adet faturaya dayalı itirazın iptali davası olduğu, mahkemece aldırılan bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere dava konusu faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu gibi davalı tarafın bu yönde itirazınında olmadığı, davalı taraf gerek icra müdürlüğüne verdiği itiraz dilekçesinde, gerekse cevap dilekçesinde; takip konusu borca karşılık alacaklı şirkete 55.000,00 TL. Bedelli çek verdiğini, çek bedelini ödediğini ve takibe konu borcun olmadığı yönünde savunma yaptığı, davalı taraf dava konusu faturalara karşı ödeme iddiasında bulunup borcu olmadığını savunduğundan bu durumda ispat külfetinin davalı taraf üzerinde olduğu, davalının savunmasında belirttiği 31.10.2018 keşide tarihli, 55.000 TL bedelli, ... seri numaralı çekin mahkemece alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının muavin defterlerinde ödeme olarak kayıt edildiği, davalı yanın yapmış olduğu 31.000,00 TL, 22.900,00 TL,1,100,00 TL. Ödemelerinde 55.000,00 TL. Miktarlı bu çeke istinaden yapıldığı ve yapılan ödemelerin davalının cari hesap borcundan davacı tarafça mahsup edildiği, davalı tarafından yapılan bu ödemelerin dava konusu faturalara istinaden yapıldığının davalı tarafça ispat edilemediği, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıdan 125.986,94 TL alacağının bulunduğu, davalı ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacıya 125,93.-TL. borçlu olduğu tespit edilmiş ise de, mahkemece mali müşavir ...'den alınan raporda;'' davalı yana ait 2018 yılı muavin defterinde; Davalı yanın dava ve icra takibine konu olan altı adet faturayı ticari defterlerinde kayıt altına aldığı, davalı yanın 31.03.2018 tarihi itibariyle davacı yana 191.127,54 TL bakiye borcunun bulunduğu, davalı yanın kalan bakiye borcunu 20.05.2018 tarihi ile 29.12.2018 tarihi aralığında 6.900,00 TL olarak “Cari hesaba mah. ödenen” açıklamasıyla ticari defterlerinde 27 işlem kaydı yaptığı, 29.12.2018 tarihinde ise “cari hesaba mah. ödenen” açıklamasıyla 4.701,61 TL'lik ticari defterlerinde ödeme işlem kaydı yaparak davacı yana olan borcunu 125,93.-TL'ye düşürdüğü,'' tespit edilmiş, davalı yanın ticari defterlerinde kayıtlı 6.900,00 TL. Miktarlı 27 adet ödeme kaydına ilişkin belgeyi bilirkişiye/mahkemeye ibraz etmediği, davalı yanın dava konusu faturalara ilişkin ödeme yaptığı ve borcu olmadığına ilişkin iddia ve savunmasını ispat edemediği ve davacının takip tarihi itibariyle 53.035,98 TL. alacaklı olduğu tespit edilmiştir.

Davalının, mahkemece kabul edilen takip öncesi işlemiş faiz alacağına yönelik istinaf sebebi değerlendirildiğinde; 6102 Sayılı TTK'nun 1530. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olduğu, bu nedenle tacirler arası satım sözleşmelerine uygulanamayacağı, taraflar arasında tacirler arası satış ilişkisi mevcut olduğundan TTK'nın 1530.maddesinin somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117.maddesi koşullarına bağlı olup icra takip tarihinden önce davalının temerrüde düşürüldüğü iddia edilmediği gibi bu yönde delilde olmadığı, buna göre takip öncesi işlemiş faiz şartlarının oluşmadığı, mahkemece davacı tarafın işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, bu

yöndeki istinaf sebebi haklı bulunmuştur.

Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak, davanın kısmen kabulü ile; davalının İstanbul 23. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın 53.035,98 TL. asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden takip talebindeki şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit olduğundan hüküm altına alınan 53.035,98 TL. alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şartları oluşmadığından ret edilen miktar yönünden davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

A-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile;

İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 5/11/2025 tarih ve 2023/361 Esas - 2025/838 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle;

1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,

Davalının İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın 53.035,98 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin 53.035,98 TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,

2-Alacak likit olduğundan kabul edilen 53.035,98 TL alacağın %20'si (10.607,196 TL) oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3-Davacının yaptığı takipte kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden ve şartları oluşmadığından, ret edilen miktar yönünden davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine,

İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:

4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 3.622,88 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin yatırılan 681,16 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.941,72 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

5-Davacı tarafından yatırılan 681,16 TL peşin harç ve 35,90 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davacı tarafından yapılan 12.445,40 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesap olunan 11.698,67 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan giderin davacı üzerinde bırakılmasına,

7-Davalı tarafından yapılan 7.350,00 yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesap olunan 441,00 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan giderin davalı üzerinde bırakılmasına,

8-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'deki esaslara göre kabul edilen miktar üzerinden hesap ve taktir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

9-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'deki esaslara göre ret edilen miktar üzerinden hesap ve taktir olunan 3.362,72 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

İSTİNAF YÖNÜNDEN:

10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

11-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine,

12-Davalı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 340,00 TL yargılama giderinden oluşan toplam: 2.342,00 TL.'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

13-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 09/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/436, K. 2026/1432, T. 25.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-436-e-2026-1432-k-4132ed2f6f50