Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/392 E. 2026/1925 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/392
Karar No
2026/1925
Karar Tarihi

ESAS NO : 2026/392 KARAR NO : 2026/1925 T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

ESAS NO : 2026/392 KARAR NO : 2026/1925

BAŞKAN : NURAY OĞUZER (40211) ÜYE : SIDIKA AYDIN GÜNÜÇ (37501) ÜYE : BAYRAM KÖSEOĞLU (211923)

KATİP : TALHA AKTAŞ (158163) İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 10/10/2025 NUMARASI : 2023/430 Esas - 2025/643 Karar

DAVACI : YILDIZ BAL (T.C.:56824299410) VEKİLLERİ : Av. AYŞEGÜL BİNGÜL - Av. SERAY SATIR Av. GÖZDE ÇAPAROĞLU YILDIZ

DAVALI : EGE SİGORTA A.Ş. VEKİLİ : Av. ÖZLEM DABAKOĞLU

DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat DAVA TARİHİ : 10/02/2026 KARAR TARİHİ : 23/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/09/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı sigorta şirketi tarafından ZMM trafik sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan 65 DD 260 plakalı aracın 26/10/2012 tarihinde dava dışı Burhan Görer'in sevk ve idaresindeki iken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu tek taraflı maddi ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sırasında müvekkilinin araçta yolcu konumunda olduğunu, bu kapsamda kazanın meydana gelmesinde bir kusurunun bulunmadığını, kaza neticesinde müvekkilinin sakat kaldığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.000,00 TL sürekli sakatlık tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu 26/10/2012 tarihli trafik kazasına karıştığı iddia edilen 65 DD 260 plakalı aracın müvekkili sigorta şirketi tarafından 08/08/2012-2013 tarihlerini kapsar şekilde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ile sigortalandığını, poliçe teminat limitinin 225.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, ancak öncelikle kusur ve maluliyet durumunun tespiti gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, olaya ilişkin bilgi ve belgelerle müvekkili şirkete ihbar yapılarak temerrüte düşürülmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile, 225.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 16.02.2015 tarihinden işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı Ege Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı Ege Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı tarafın ıslah dilekçesine karşı dosyaya sunulan cevap dilekçesinde zaman aşımı itirazında bulunduğunu, yerleşik Yargıtay kararları doğrultusunda %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılmadan hüküm kurulmuş olması hatalı olduğunu, hükme mesnet 20.05.2025 tarihli bilirkişi raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosu kullanıldığını, TRH 2010 Yaşam tablosu kullanıldığı için hesaplamada teknik faiz indirimi yapılması gerektiğini, teknik faiz indirimi yapılamayacaksa PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre bakiye yaşam tespiti yapılması gerektiğini, hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğunu, maluliyet raporu bu yönüyle eksik olup, var olan maluliyetin dava konusu kaza ile mi oluştuğu belli olmadığını, bu durum araştırılmadan dosyanın karara çıkartılmış olması hatalı olduğunu, ıslaha cevap dilekçemizde ıslah edilen miktar yönünden faiz başlangıcının en fazla ıslah tarihinden itibaren olabileceğini, ıslah edilen miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren faize hüküm kurulması gerekirken tüm tazminat miktarı için 16.02.2015 tarihinden itibaren faize hüküm kurulmuş olması hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Mahkemece ilk verilen "davanın reddine" ilişkin hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 21/03/2019 tarih, 2019/728 Esas ve 2019/429 Karar sayılı kararı ile "... mahkemece, kesin sürenin sonuçları usulüne uygun şekilde ihtar edilerek, aynı konuda verilecek kesin süreden sonra ara kararı gereğinin yerine getirilmesi halinde yargılamaya devamla oluşacak sonuca göre karar verilmesi; kesin süreye rağmen maluliyet raporu için davacı tarafça başvuruda bulunulmaması halinde ise şahıs muayene edilmeden / gönderilmeden dosyadaki tedavi evrakı kapsamına göre (görme kaybı ile kaza arasında nedensellik bağı olup olmadığı konusunda) rapor verilip verilemeyeceği hususunda ATK 3. İhtisas Kurulundan bilgi istenilmesi ve yazı cevabına göre diğer deliller de değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizce verilen kaldırma kararından sonra Mahkemece verilen "davanın reddine" ilişkin hükmün ikinci kez istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 17/05/2023 tarih, 2022/831 Esas ve2023/974 Karar sayılı kararı ile..." Davacı vekili müvekkilinin Bitlis Devlet Hastanesine giderek muayene olduğunu bildirildiğinden dairemizce Bitlis Devlet Hastanesine müzekkere yazılmış gelen yazı cevabından, davacının 22/09/2020 tarihinde hastaneye giriş yaptığı adli muayene ve rapor düzenlendiği ve çekilen radyoloji rapor sonucunun da yazı ekinde CD ortamında gönderildiği görülmüştür. Bu itibarla mahkemece aynı hastaneye yazılan müzekkereye yetersiz yanıt verildiği, davacının süresinde hastaneye başvuru yaptığı ve eksikliği giderdiği anlaşıldığından verilen karar dosya kapsamına uygun düşmemiştir. O halde ilk derece mahkemesince yapılması gereken ATK 3. İhtisas Kurulu ön raporunda ki eksiklik giderildiğinden dosyanın kül halinde ATK 3. İhtisas Kuruluna gönderilmesi ile kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun olarak davacıda var olduğu ileri sürülen yaralanmaya bağlı kalıcı işgöremezlik durum ve oranının ne olduğu ve tespit edilecek maluliyetin kaza ile illiyeti bulunup bulunmadığı konularında, dosya içerisinde bulunan tedavi evrakları ile dosyada mevcut olan taraflarca sunulan delilleri de irdeler biçimde denetime elverir nitelikte maluliyet raporu alınması ve tespit edilecek maluliyet oranına göre aktüer bilirkişiden rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi olmalıdır." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırıldığı anlaşılmıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alınarak davacı için TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından "progresif rant" formülü kullanılarak tazminat hesaplaması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.06.2023, 2023/585 Esas ve 2023/8309 Karar, 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı kararları). Mahkemenin hükme esas aldığı hesap raporunda da; TRH-2010 Yaşam Tablosu ve bilinmeyen dönem için her yıl %10 arttırım ve %10 iskonto yapılmasını öngören “progressif rant” tekniğine göre yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. Davalı vekilinin itirazları yerinde değildir. Kazaya ilişkin düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında davacının emniyet kemeri takmadığına ilişkin bir saptama bulunmadığı gibi aksinin davalı tarafça da ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince tazminatın belirlenmesinde kaza tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmış olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur. 6100 sayılı HMK döneminde kısmi dava olarak açılan davada, davaya konu edilmeyen alacak bölümü için zamanaşımı işlemeye devam etmektedir.TBK'nın 154. maddesi zamanaşımını kesen haller sayılmıştır. Hükme göre, borçlunun borcunu ikrar etmesi, faiz ödemesi, kısmi ifada bulunması, rehin vermesi veya kefil göstermesi, alacaklının dava veya defi yoluyla hakeme veya mahkemeye başvurması, icra takibinde bulunması ve iflas masasına başvurması hallerinde zamanaşımı kesilir. Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre başlar. Aynı Kanun'un 156. maddesi, zamanaşımının kesilmesi halinde yeni bir sürenin işlemeye başlayacağını, 157/1. maddesine göre de dava ve def'i yolu ile kesilen zamanaşımının dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hakimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlayacaktır. 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 8 yıldır. hükmüne yer verilmiştir. 2480 Sayılı Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Karar, 30 Nisan 2020 tarihli ve 31114 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup; yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7226 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi 1. fıkrası a bendi kapsamında 13.03.2020 tarihinden itibaren duran sürelerin 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durmasına karar verilmiştir. Buna göre 22/05/2020 tarihinden itibaren pandemi dolayısıyla duran sürelere 95 gün daha eklenerek zamanaşımı hesap edilmelidir. Dava kısmi dava olarak açılmış, davaya konu yaralamalı trafik kazası 26/10/2012 tarihinde meydana gelmiştir. Olay, yaralamalı trafik kazası olduğundan, uzamış ceza zamanaşımı süresi uygulanacaktır. Bu itibarla, davaya konu talepler yönünden 8 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olup, davacı tarafça, ıslah talebine konu ettiği maddi tazminat taleplerinin, 8 yıllık zamanaşımı süresi içinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Davacı tarafça, bilirkişi raporu ibrazından sonra 25/06/2025 tarihli dilekçesi ile dava ıslah edilerek, aynı tarihte ıslah harcını yatırılmıştır. Islah dilekçesi davalı sigorta şirketi vekiline 14/07/2025 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekilince 17/07/2025 tarihinde ıslah edilen kısım yönünden süresi içerisinde zamanaşımı def'in de bulunulmuştur. Bu durumda, durma süresi olan 95 günün, zamanaşımın son günü olan 26/10/2020 tarihine eklenmesi halinde dahi ıslah tarihi itibariyle 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi geçmiş olduğundan (kaldı ki 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde ki 10 yıllık zamanaşımını dahi geçmiştir.) ıslah yoluyla artırılan kısım bakımından, zamanaşımı nedeniyle red kararı verilmesi gerekirken, talep değerlendirilmeksizin ve gerekçesi de açıklanmadan, ıslah ile artırılan kısım yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.Bu nedenle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : A- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: 1-Davanın kabulü ile, 2.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 16.02.2015 tarihinden işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Islah ile artırılan kısım yönünden davanın zamanaşımı dolduğundan REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin olarak alınan 27,70 TL ve 770,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 797,70 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 65,70 TL harcın istem halinde davacıya iadesine 3-Davacı tarafından yatırılan 27,70 TL başvuru harcı, 27,70-TL peşin harç ve 136,62TL ıslah harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 2.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 2.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen toplam 12.180,21-TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre 108,26 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ; 1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, 2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 891,21 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 1683,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/392, K. 2026/1925, T. 10.10.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-392-e-2026-1925-k-7db6d4db7f81