Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1216 E. 2026/1493 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1216
- Karar No
- 2026/1493
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1216 KARAR NO : 2026/1493
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/05/2026 NUMARASI : 2025/640 Esas - 2026/489 Karar DAVANIN KONUSU : Şirket Feshi KARAR TARİHİ : 02/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/10/2026
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/05/2026 tarih 2025/640 Esas 2026/489 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 2007 yılında ... ve.... tarafından kurulduğunu, 2014 yılında unvan değiştirdiğini, 2016 yılında gerçekleştirilen pay devirlerinden sonra müvekkillerinin ayrı ayrı %10, babaları ....'nun %60 ve ...'un %20 oranında pay sahibi olduklarını, şirkete aile dışından ortak alındığını, uzun süredir genel kurul toplantısı yapılmadığını ve kâr payı dağıtılmadığını, müvekkillerinin bilgi alma ve inceleme haklarının kullandırılmadığını, ortak sıfatlarının kabul edilmediğini, şirketin kötü yönetilerek zarara uğratıldığını, ortaklar arasındaki kişisel uyuşmazlıklar ve davalar nedeniyle ortaklığın devamının müvekkillerinden beklenemeyeceğini ileri sürerek şirketin haklı nedenle feshine, bu talebin kabul edilmemesi halinde müvekkillerinin ortaklıktan çıkarılmasına, ayrılma payı alacaklarının korunması amacıyla şirket yöneticilerinin işlemlerini denetlemek üzere kayyım atanmasına ve şirket malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; şirketin kuruluş ve sonraki sermayesinin hâkim ortak ... tarafından karşılandığını, 05/08/2016 tarihli pay devirleriyle mevcut ortaklık yapısının oluştuğunu, devirlerin üzerinden üç yıl geçtiğini, ortaklar arasında ihtilaf bulunmadığını, davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığını, toplam %20 paya sahip davacıların ileri sürdükleri nedenlerle şirketin feshini isteyemeyeceklerini, davacıların şirket dışı sebeplerle ve kendi iradeleriyle şirketle ilişkilerini kestiklerini, şirketin ve diğer ortakların kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddine ve ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. DAİREMİZ KALDIRMA KARARI ÖNCESİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin aile şirketi olduğu, davacıların ayrı ayrı %10 pay sahibi bulundukları, ortaklar arasındaki ailevi geçimsizliklerin faaliyetini sürdüren ve ekonomiye katkı sağlayan şirketin feshini gerektirmediği, ancak davacıların diğer ortaklarla birlikte iş yapma arzusunu kaybettikleri, paylarının gerçek değerinin ödenerek ortaklıktan çıkarılmalarının uygun çözüm olduğu, 30/05/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda 31/03/2023 tarihli bilanço verileriyle şirketin reel öz varlığının 33.003.175,65-TL, her bir davacının payının 3.300.317,57-TL olarak belirlendiği gerekçeleriyle 16/06/2023 tarihli, 2019/288 Esas ve 2023/458 Karar sayılı kararla fesih talebinin reddine, davacıların ortaklıktan çıkarılmasına ve ayrı ayrı 3.300.317,57-TL'nin davalıdan alınarak her bir davacıya verilmesine karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI ÖZETİ : Dairemizin 11/07/2025 tarihli, 2023/1944 Esas ve 2025/1104 Karar sayılı kararıyla; hükmolunan çıkma payının niteliği gereği nispi harca tabi olduğu, Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca davacılara eksik peşin harcı tamamlamaları için süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik harçla yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-4. maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine ve sair istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kaldırma kararı doğrultusunda 6.600.635,14-TL üzerinden hesaplanan 112.722,35-TL peşin nispi harcın tamamlandığı, önceki hükme dayalı İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2023/15652 Esas sayılı dosyasında hükmedilen ayrılma payları ve ferilerinin 31/07/2023 tarihinde ödendiği, kaldırma sonrasında alınan 16/02/2026 tarihli bilirkişi ek raporunda her bir davacının güncel çıkma payının 13.056.652,59-TL, önceki ödemenin güncellenmiş değerinin 6.804.441,05-TL ve mahsup sonrası bakiyenin 6.252.211,54-TL olarak belirlendiği, ancak ilk karar tarihine yakın düzenlenen 30/05/2023 tarihli raporda tespit edilen 3.300.317,57-TL tutarındaki payların ferileriyle ödendiği, bu nedenle ayrılma payı taleplerinin konusuz kaldığı, ailevi uyuşmazlıkların şirketin feshini gerektirmemekle birlikte davacıların ortaklıktan çıkmalarını haklı kıldığı gerekçeleriyle fesih ve tasfiye talebinin reddine, davacıların ortaklıktan çıkarılmasına, ayrılma payı talepleri hakkında ödeme nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla her bir davacı lehine ayrı ayrı 471.041,28-TL nispi vekâlet ücretine ve yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Terditli taleplerin tamamı reddedilmediğinden davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; şirketin feshi taleplerinin devam ettiğini, önceki hükmün her iki tarafın başvurusu üzerine kaldırıldığını, önceki kararın icra yoluyla tahsil edilmiş olmasının yargılamayı sona erdirmediğini ve ayrılma payı talebini konusuz bırakmadığını, ortaklıktan çıkmaya karar verilmesi halinde karar tarihine en yakın tarihteki gerçek pay değerinin esas alınması gerektiğini, muhalefet şerhinin de bu yönde olduğunu, yeni bilirkişi raporunda daha yüksek pay değeri hesaplanmasına rağmen eski hesaplamaya göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, önceki ödemenin faiz, altın veya döviz gibi araçlarla güncellenerek mahsup edilemeyeceğini, bu konuda Prof. Dr. ....'in hukuki mütalaasını sunduklarını, taşınmazların, yapıların ve araçların piyasa değerlerinin altında değerlendirildiğini, değerleme uzmanı ....'nin mütalaası ve emsal ilanlarla desteklenen itirazlarının karşılanmadığını, ruhsatlı çiftliğin ruhsat değerinin ayrıca dikkate alınmadığını, 30/09/2025 tarihli bilanço yerine güncel bilançonun esas alınması gerektiğini, satıcılara, ortaklara, personele ve diğer kişilere borç kayıtları ile geçmiş yıl zararlarının gerçekliği ve dayanaklarının araştırılmadığını, mizan ve bilançoların rapora eklenmediğini, ....ve ... markalarının değerinin 2023 yılındaki 3.905,00-TL tutarında bırakıldığını, marka değerinin güncellenmesi gerektiğini, fesih talebi kabul edilmezse gerçek pay değerlerinin ıslahla talep edildiği üzere dava, aksi halde karar tarihinden itibaren ticari avans faiziyle ödenmesine karar verilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını ve duruşmalı inceleme yapılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın şirketin feshi, olmadığı takdirde ortaklıktan çıkma istemine ilişkin tespit niteliğinde bir dava olduğunu, çıkma payına hükmedilmesinin davayı nispi harç ve vekâlet ücretine tabi kılmayacağını, önceki kaldırma kararında dayanılan içtihatlardan daha güncel Yargıtay kararlarının maktu harç ve vekâlet ücretini gerektirdiğini, önceki hüküm kapsamında ayrılma payları ve ferilerinin ödendiğini, ödeme nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilen bir talep için yeniden vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle nispi vekâlet ücretine ilişkin hükmün kaldırılmasını ve maktu vekâlet ücretine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, davacıların hissedarı bulunduğu davalı limited şirketin haklı sebeple feshi, olmadığı takdirde şirket ortaklığından çıkma ve ayrılma payı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince kaldırma kararı sonrasında yukarıda yazılı gerekçeyle fesih talebinin reddine, davacıların ortaklıktan çıkarılmasına ve ayrılma payı talepleri hakkında ödeme nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Limited şirketler için uygulanan TTK'nın 638. maddesinde "(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir", TTK'nın 641. maddesinde de "Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir." hükmü düzenlenmiştir. Limited şirketler sermaye yanında şahsi ilişkilerin ağırlık taşıdığı şirketlerdir. Haklı nedenin oluşabilmesi için bu şahsi ilişki nedeni ile şirket ortakları arasında huzursuzluğun bulunması ve bu durumun çekilemez hale gelmesi gerekir. Hukuki çare üretilebilecek hususlar haklı sebeple şirketten çıkma sebebi teşkil etmez. Limited şirketler için yasada haklı nedenler açıkça belirtilmemiş ise de, ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelen, ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığı ve ortaklık amacının gerçekleşmesi olanağının bulunmadığı durumların varlığı halinde haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerekir. Ancak, haklı nedenlerle çıkma davası açılabilmesi için, davacı ortağın/ortakların, haklı nedenlerin ortaya çıkmasında kendilerinin eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla çıkmaya dayanak gösterilen haklı nedenlerin kendisinden kaynaklanmayan nedenler olduğunun kanıtlanması gerekir. Hiç kimse kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendi lehine sonuç çıkaramaz ilkesi de bunu gerektirmektedir. (Yargıtay 11. H.D'nin11.06.2014 tarih, 2014/6309 E, 2014/11166 K sayılı kararı). 6102 sayılı Kanun'un 636. maddesinin üçüncü fıkrası gereği haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemenin istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği düzenlenmiştir. Buna göre fesih sebepleri tespit edildikten sonra alternatif olarak çıkma payı değerlendirilmesi, çıkma payı bulunmayan davacı ortağın açtığı fesih davasında ödenecek alacak kalemi bulunmuyorsa çıkma paysız ortaklık ayrılmasına karar verilmesi gerekir. Mahkemece çıkma payının tespiti için alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak çıkma payının belirlenmesi aşamasında davalı şirket tarafından davacı ortağın borcu bulunduğu savunulması halinde ise davalı şirketin, davacı ortağın şirketten borç alıp almadığı veya şirket borçlarının ödenmesi amacıyla tahsil ettiği tutarların davacı uhdesinde kalıp kalmadığı hususunu somut delillerle ispat etmesi gerekir. Bu halde mahkemece davalı şirket kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle rapor alınarak davacı ortağın şirketten borç alıp almadığı veya şirket faaliyetlerinde kullanılması amacıyla tahsil ettiği tutarların davacı uhdesinde kalıp kalmadığı hususunun tespit edilmesi, şirket payından fazla tahsilat bulunması halinde bedelsiz çıkarmaya da karar verilebileceği hususu da gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 13.09.2023 tarih 2022/5011 Esas 2023/4953 Karar sayılı ilamı) 2004 sayılı İİK 40.maddesine göre; bir ilâm hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur. O halde ilamın icraya konulması sonucunda yapılan ödeme nedeniyle davanın konusuz kaldığına hükmedilemez.(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 01.07.2020 tarih 2019/5378 Esas 2020/3387 Karar sayılı ilamı) Davacılar vekilinin ayrılma payı talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; mahkemece verilen 16/06/2023 tarihli ilk kararın taraf vekillerince istinaf edildiği, Dairemizin 11/07/2025 tarihli, 2023/1944 Esas ve 2025/1104 Karar sayılı ilamıyla esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin eksik harç nedeniyle kaldırıldığı, bu haliyle davacıların ayrılma payı miktarının kesinleşmediği, kaldırma sonrasında uyuşmazlığın yeniden değerlendirilmesi gerektiği, önceki hükme dayalı olarak başlatılan İzmir 13.İcra Müdürlüğü'nün 2023/15652 Esas sayılı ilamlı icra takibi kapsamında davalı tarafından ödeme yapılmış olmasının, taraflar arasındaki uyuşmazlığı ve ayrılma payının gerçek değerine ilişkin davacıların taleplerini ortadan kaldırmayacağı, her ne kadar mahkemece, davalı tarafından yapılan ödemenin davayı konusuz bıraktığı kabul edilmiş ise de, işbu ödeme ödemeye esas mahkeme kararının taraflarca istinaf edilmesinden sonra ve kararın kaldırılmasından önce yapılan bir ödeme olduğundan rızai bir ödeme değil, aksine cebr-i icra tehdidi altında yapılan bir ödeme olup taraflar arasındaki uyuşmazlığı ortadan kaldıracak nitelikte de bulunmadığından davayı konusuz bıraktığı söylenemeyecektir. Bu itibarla, mahkemece yanılgılı değerlendirme ile davalı tarafça cebr-i icra tehdidi altında yapılan ödemenin davayı konusuz bıraktığı gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.(aynı yönde;Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 15.10.2014 tarih 2014/8788 Esas 2014/15602 Karar sayılı ilamı) Kabule göre de; Haklı sebeple şirket ortaklığının sona ermesi halinde ortak, esas sermaye payının gerçek değerini isteme hakkını haizdir. Haklı sebeple ayrılan ortağın payının gerçek değerinin dava veya ıslah dilekçesi tarihi değil, ortaklığının sona erdiği tarihe en yakın tarih olan karar tarihi itibariyle hesaplanması icap eder. (Yargıtay 11. H.D'nin 06.06.2022 tarih 2021/6313 E, 2022/4505K sayılı kararı). mahkemece kaldırma sonrasında alınan 16.02.2026 tarihli ek raporda davacıların paylarının önceki hükümde belirlenen tutardan daha yüksek değerde olduğu hesaplanmış olup, kaldırılan önceki hükmün infaz edilmiş olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmayıp, her ne kadar benzer nitelikteki bazı davalarda verilen kararların Dairemizce yapılan istinaf incelemelerinde karar tarihi ile inceleme tarihi arasında geçen süre nazara alınarak şirket değerinin güncellenmesine gerek görülmemiş ise de somut uyuşmazlıkta hükme esas alınan bilirkişi rapor tarihi ile hüküm tarihi arasında 3 yılı aşkın süre geçtiği, bu süreçte şirket değerinde yükselme mümkün olduğu gibi piyasa şartlarına göre değerin düşmesinin de mümkün olabileceği, nitekim 16.02.2026 tarihli ek raporda pay değerinin güncel halinin belirlendiği ve kaldırma kararı öncesinde belirlenen pay değerinde önemli ölçüde artış gerçekleştiğinin sabit hale geldiği dikkate alındığında, somut uyuşmazlık yönünden çıkma payının yeniden hesaplanmış olmasıyla artık mahkemece karar tarihine en yakın tarihte tespit edilen pay değerine itibar edilmek suretiyle karar verilmesi gerektiği halde kaldırma kararı öncesi pay değerine hükmedildiği, diğer taraftan icra veznesine yapılan ödemenin davalı tarafça icranın iadesi şartları dahilinde geri alınmasının da mümkün olduğu halde icranın iadesinin istenmemesi nedeniyle uyuşmazlığın konusuz kaldığından söz edilemeyeceği gibi, davalı şirketin cebri icra tehdidi altında gerçekleştirdiği ödemeyle aleyhine işleyecek faiz yükünden kurtulduğu, buna müteakip ayrıca paranın güncellenmesinin yerinde olmayacağı gözetilerek bu çerçevede karar tarihine en yakın çıkma payı değeri üzerinden hüküm kurulması gerekmektedir. O halde mahkemece yapılması gereken, davacıların ayrılma payı taleplerinin esası hakkında inceleme yapılarak, Dairemizin işbu kaldırma kararıyla ilk derece mahkemesince yapılacak inceleme tarihine kadar geçecek olan süre de nazara alınarak 16.02.2026 tarihli ek raporla belirlenen pay değerinin güncelliğini koruyup korumadığı, yeniden rapor alınmasının gerekip gerekmediği irdelenip, sonucuna göre gerekli görülmesi halinde karar tarihine en yakın tarihteki gerçek pay değerinin belirlenmesi hususunda yeniden ek rapor alınarak, bu kapsamda tarafların bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının ve sundukları uzman görüşlerinin değerlendirilmesi, şirket taşınmazları, yapıları, araçları, ruhsat ve markalarının değerleri ile bilanço borç ve zarar kayıtlarının dayanaklarına ilişkin itirazları karşılayan, denetime elverişli bilirkişi raporu alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilip, daha önce Dairemizce kaldırılan hükmün icrası kapsamında yapılan ödemenin infazda dikkate alınacağı gözetilerek, tahsilde tekerrüre yol açmayacak infaza elverişli bir hüküm kurulmasından ibarettir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin değerlendirilmemiş ve ayrılma payı talebinin esası hakkında karar verilmemiş olması nedeniyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden görülmek üzere mahkemesine gönderilmesine, kaldırma kararının sebep ve şekline göre davacılar vekilinin sair istinaf itirazları ile davalı vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin ve Davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/05/2026 tarih 2025/640 Esas 2026/489 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvuranlara iadesine, 5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.02/10/2026