Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/486 E. 2026/1907 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/486
Karar No
2026/1907
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO:2026/486

KARAR NO:2026/1907

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ:19/11/2025

NUMARASI:2023/701 Esas - 2025/806 Karar

DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

DAVA TARİHİ:14/09/2015

KARAR TARİHİ:23/09/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24.08.2014 tarihinde İskenderun’da meydana gelen trafik kazasında, sürücü ... idaresindeki ... plakalı araçla, yaya müvekkili ...'in ağır yaralanmasına neden olduğunu, davacının kolunda kırık, ayaklarında ve vücudunda oluşan yaralar nedeniyle uzun süre çalışamadığını, uygulanan tedaviyle sağlığına kavuşamadığını, günlük yaşamında yapabildiği bir çok işi yapamadığını çok zorlandığını ve ağır psikolojik sorunlar yaşadığını, .... Şti.'nin maliki olduğu ... plakalı aracın ... poliçesinin davalı ... A.Ş. tarafından yapıldığını, sigorta şirketine yazılı müracaatta bulunulduğunu ancak ödemede bulunmadıklarını belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak maluliyet tazminatı için 1.400,00 TL, bakıcı giderleri için 100,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte kaza tarihinde yürürlükte olan ... limitiyle sınırlı olarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın 06.12.2013/2014 tarihleri arasında müvekkili şirkete ... poliçesi ile sigortalı olup sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalısının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu bu nedenle dosyada önce kusur ve maluliyet tespiti ile maluliyeti sebebi ile mesleğini yerine getirip getiremediğinin araştırılması gerektiğini, maluliyeti var ise maluliyet sebebi ile çıkan zararların uzman bilirkişilerce hesap edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,"Geçici iş göremezlik tazminatı talebi konusunda esasa ilişkin karar verilmesine yer olmadığına, davacının kalıcı maluliyet tazminatına ilişkin talebinin reddine, davacının bakıcı giderine ilişkin taleplerinin dava ve ıslah dilekçelerine göre kabulü ile, 3.407,67 TL bakıcı giderinin davalıdan 29/05/2015 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle müvekkil şirket nezdinde ... poliçesi bulunmadığından husumet yokluğu nedeniyle kararın kaldırılmasını ve davanın reddi gerektiğini, davaya konu yaralamalı trafik kazasının, dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden 24.12.2014 tarihinde meydana geldiği, dosyada bulunan kaza tespit tutanağı, polis tarafından düzenlenen tahkikat evrakı, davacının polis ifadesi, kazadan sonra alınan hasta epikriz formunda ve diğer tüm resmi evraklarda trafik kazasının 24.12.2014 tarihinde gerçekleştiği belirtildiği ancak davacının dava dilekçesi ve hasar bildirim dilekçelerinde kazanın 24.08.2014 tarihinde meydana geldiği ifade edilen kaza tarihi hatalı ve yanıltıcı olduğunu, ... plakalı araç, müvekkil şirket nezdinde ...numaralı poliçesi ile sigortalı olmakla beraber, işbu poliçe 06.12.2013-06.12.2014 vadeli olup, trafik kazası ise 24.12.2014 tarihinde meydana geldiğinden kaza, poliçe vadesi dışında gerçekleşmiş, dolayısıyla müvekkili nezdinde kaza tarihini kapsar ... poliçesi bulunmadığından müvekkiline husumet yöneltilmesi mümkün olmayıp¸ davanın husumet yokluğu sebebiyle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep ettiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 24.12.2014 tarihinde dava dışı, .... Şti.'ye ait, davalı sigorta şirketine ... poliçesi ile sigortalı dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın yolu karşıdan karşıya geçmekte olan yaya davacı ...'e çarpması ile meydana gelen kazada davacının yaralanması nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmaktadır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 14/03/2023 tarih, 2021/1550 Esas - 2023/424 Karar sayılı kararı ile "...Somut olayda, davacının kaza tarihinden önceki SGK, vergi kayıtları incelenmeksizin sadece meslek odasından gelen yazı cevabı dikkate alınarak dava dilekçesinde belirtilen ücrete göre davacının gelir durumunun saptanması eksik incelemeye dayalı olmuştur.O halde Mahkemece yapılması gereken davacı vekiline davacının kaza tarihi itibariyle mesleği nedeni ile elde ettiği gelir durumu hakkında beyanda bulunmak üzere süre verilmesi, davacının şoför olarak çalışıp çalışmadığının, ücret ve gelirinin araştırılarak varsa işyerine, SGK'ya yazı yazılarak vergi kayıtları, SGK kayıtları da araştırılması, sonucuna göre davacının kaza tarihinde ki gerçek ücreti tespit edilmesi ve tespit edilecek ücrete göre hükme esas alınan rapor tarihi itibariyle aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi olmalıdır. ..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/3675E. ve 2021/4371 K. sayılı kararında açıklandığı gibi;"... Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarara dayalı tazminat istemine ilişkindir....Sıfat, dava konusu kılınan sübjektif hakla davanın tarafları arasındaki ilişkiyi ifade eder ve dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilmiş kişilerin maddi hukuk bakımından gerçekten hak sahibi veya yükümlü konumunda bulunup bulunmadığına ilişkin bir kavramdır (Tanrıver, S.: Medeni Usul Hukuku, C.I, Ankara 2016, s. 512). Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat, dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı veya yükümlü konumda olup olmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece(eldeki davada hakem heyetince) re’sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.I., İstanbul 2001, s. 1157 vd.). Somut olayda; davalı aleyhine, kazaya konu aracın trafik sigortacısı olduğu iddiası ile eldeki dava açılmıştır. Davalının anılan zarardan sorumlu tutulup tutulmayacağı, diğer bir ifade ile davada taraf sıfatı olup olmadığı, davaya konu zarardan yükümlü olup olmadığı, kaza tarihini kapsayan geçerli bir ... sigorta sözleşmesinin kurulmuş olmasına bağlıdır. Davalının anılan kaza nedeni ile ortaya çıkan zarardan sorumlu olup olmayacağı, husumete ilişkin bir uyuşmazlık olup, husumet itirazı ilk itirazlardan olmayıp yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi resen de ele alınabilecektir. Bu nedenle İtiraz Hakem Heyetince, davalının husumete ilişkin bu itirazı yönünde, hakem yargılaması sırasında beyanda bulunmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. ... Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sigorta kapsamında sigortacının zarardan sorumlu tutulabilmesi için, rizikonun poliçe vadesi içinde gerçekleşmesi gerekir. Aracı işletenin zararlandırıcı sigorta olayının gerçekleşmesinden sonra rizikonun gerçekleştiğini bilerek sigorta mukavelesini yapması halinde, anılan sözleşmenin hükümsüz olacağı düzenlenmiştir...." açıklaması mevcuttur.Davalı sigortacının, trafik sigorta poliçesi kapsamında zarardan sorumluluğunun doğması için ... poliçesinin vadesi içinde gerçekleşmiş bir kaza bulunması gerekmekte olup dosya kapsamına göre, tazminata konu trafik kazasının 24/12/2014 tarihinde gerçekleştiği, ... plakalı aracın poliçesinin ise 06.12.2013-06.12.2014 vade tarihli olduğu, bu durumda kazanın poliçe risk periyodu içerisinde gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın pasif husumet yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.Bu nedenle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

A-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,

Buna göre:

1-Davanın pasif husumet nedeniyle USULDEN REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 27,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 704,30 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 8.890,90 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5-Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,

B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;

1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,

2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 370,55 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 2.002,00 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/486, K. 2026/1907, T. 19.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-486-e-2026-1907-k-aadf601705cc