Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2623 E. 2026/2596 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2623
- Karar No
- 2026/2596
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/2623 KARAR NO : 2026/2596
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : .... Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2025/877 Esas, 2026/609 Karar TARİHİ : 16/07/2026
DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 20/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/10/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/07/2026 tarih 2025/877 Esas, 2026/609 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Mahallesi ... Bulvarı üzerinde müvekkili ...'ın eşi ...'ın 27.02.2022 tarihinde yaya konumunda iken ...'un kullanmış olduğu ... plaka sayılı araç ile çarpması sonucu 27.02.2022 tarihinde vefat ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 1.000,00-TL maddi tazminatın olay gününden başlayarak avans faizi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine, aksinin kabulü halinde ise, sorumluluğun azami poliçe teminatı ile sorumlu tutulmasına, temerrüte düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine vekalet ücreti, yargılama giderleri ve faize karar verilmemesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 16/07/2026 TARİHLİ KARARI: mahkemece davanın kabulü ile, Meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının eşi ...'ın vefatı nedeniyle davacının destekten yoksun kalma tazminatı olarak 500.000,00 TL'nin 15/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; dava açılmadan önce müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmamış olduğundan, dava şartı noksanlığı nedeniyle başvurunun usulden reddedilmesi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün %40 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kusur oranının kabulünün mümkün olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün davaya konu kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, müvekkili şirketin usuli kazanılmış hakkı gözetilmesi gerektiğini, usuli kazanılmış hak ilkesi dikkate alınmadan hazırlanan bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu, müteveffanın eşinin yeniden evlenme olasılığının hesaplanması gerektiğini, müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığından temerrüde düşmediğini, davacının yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin reddi gerektiğini belirterek ilgili gerekçeli kararının bozulmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ölümlü trafik kazasından kaynaklanan maddi (destek) tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı vekilinin başvuru dava şartına ve müvekkilinin temerrüde düşmediğine yönelik istinafının incelenmesinde: Davalı vekili dava tarihinden önce davacının usulüne uygun bir şekilde başvuruda bulunmadığını ileri sürmüş ise de, davacının davadan önce davalı ... şirketine usulüne uygun şekilde başvuru yaptığı, davacının başvuru dilekçesi ve eklerinin davalıya 02.06.2022 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, davalının ise bu başvuruya uygun şekilde dava tarihinden önce davacıya herhangi bir ödeme yapmadığı anlaşıldığına göre davacı tarafından davadan önce usulüne uygun şekilde yapılan başvuru neticesinde ödeme yapılmaması nedeni ile eldeki davayı açmış olmasında herhangi bir yanlışlık bulunmamaktadır. Diğer yandan davacı vekilinin, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü gereği arabulucuya başvurduğu ve taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmesi neticesinde, düzenlenen 07.10.2022 tarihli arabulucuk son tutanaklarından tarafların anlaşamadıkları görülmüş ve her iki taraf vekilinin de iş bu görüşmede hazır bulunduğu ve arabuluculuk son tutanağı anlaşmamazlık belgeleri üzerinde imzalarının bulunduğu görülmekle taraflar arasında yapılan müzakerelere ilişkin olarak davalı ... temsilcisi ile davacı vekili ve arabulucu tarafından imzalanan bir son tutanak bulunduğuna göre davalı ... şirketine yazılı olarak başvuru yapılmadığı söylenemeyecektir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin kusur raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; 27.02.2022 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında ... plakalı otomobil sürücüsü ..., yaya olarak karşıdan karşıya geçmekte olan davacının desteği ...'a çarparak ölümüne neden olmuştur. Olay tarihli kaza tespit tutanağına göre olayda hem ölenin hem de sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu, belirtilmiştir. .... Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/108 Esas sayılı dosyasında mahallinde yapılan keşif neticesinde trafik bilirkişisince sunulan 05.05.2022 tarihli rapor ve yine aynı dosyada alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 02.01.2023 tarihli raporlarında ölenin asli, davalı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğuna dair rapor tanzim edilmiştir. İlk derece mahkemesince alınan trafik bilirkişisi ...'ın 28.11.2023 tarihli raporunda; ... plakalı otomobil sürücüsü ...'un %75 oranında asli kusurlu, yaya ...'ın ise %25 oranında tali kusurlu olduğu bildirilmiştir. Bunun üzerine ilk derece mahkemesince çelişkiyi gidermek için trafik bilirkişisi ...'dan ek rapor alınmış, bilirkişi 21.02.2024 tarihli ek raporunda; "....Asliye Ceza Mahkemesince yerinde yapılan keşif sırasında kusur raporu sunan bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığınca hazırlanan kusur raporunda her ne kadar yaya geçidini kullanmayan yaya ...'a asli kusur atfedilmiş ise de, bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığınca hazırlanan raporlarda ... plakalı otomobilin seyrettiği yolda bordo renkli araçla yarışır vaziyette araç sürdüğü ve sürücü ...'un 'Özel amaçlarla keyfi veya kasıtlı davranışlarda bulunmak suretiyle karayolu trafiğinde tehlikeli şekilde araç sürdüğü' hususlarının incelenip değerlendirilmediği, kaza mahalli yolun fiziki durumu ve çevre özelliklerine atıf yapılmadığı, aracın yayaya çarpma öncesi fren mesafesi ile devamında yayayı karayolunda 40 mt. kadar sürükleyip kazanın sonucunun ağırlığı gözetilmediği, Adli Tıp Kurumunca araç hızının hesaplanıp gözetilmediği ve sonuca etkisinin değerlendirilmediği, bilirkişi raporunda kaza bölgesinde belli aralıklarla yaya geçidi bulunmasına vurgu yapılmasına rağmen burada yaşayan insanların bölünmüş yollar orta refüjünde fiziki tedbirler olmaması nedeni ile yolun muhtelif yerlerini kullandıkları ve zaman zaman araç ve yaya trafiğinin iç içe olduğunun gözardı edildiği, ... plakalı araç yolda normal halinde seyir ediyormuş gibi yolun sağından soluna yayanın koşarak aracın önüne çıktığı şeklinde olağan bir kaza olarak ele alındığı, bu sebeplerden dolayı .... Asliye Ceza Mahkemesine kusur raporu sunan bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının kusur raporlarına katılmayarak kazanın neden ve sonuç ilişkisine bakıldığında yaya ...'nin tali %25, davalı araç sürücüsü ...'un asli %75 oranında kusurlu oldukları"nın bildirildiği görülmüştür. Mahkemece 13.06.2024 tarihli kararla bu kusur oranlarına itibar edilerek karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinafı üzerine Dairemizin 23.10.2025 tarihli kararı ile kusur raporu yönünden yeniden rapor alınması gerektiğine işaret edilerek kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece ortadan kaldırma kararımız doğrultusunda Karayolları Fen Heyetinden alınan 20/12/2025 tarihli heyet raporunda özetle; 27.02.2022 tarihinde ... ili ... ilçesi ... Caddesi üzerinde meydana gelen kazada, davalı ...Ş. nezdinde ZMMS poliçesi bulunan, dava dışı sürücü ... yönetimindeki ... plakalı aracın, taşıt yolunu karşıdan karşıya geçmek isteyen yaya ...'a çarpması sonucu yayanın hayatını kaybettiği, olay yerinin meskûn mahal içerisinde, bölünmüş, tek yönlü ve iki şeritli yol olduğu, çarpma noktasının 50 metre ilerisinde yaya geçidi bulunduğu ve olay yerinde 54 metre fren izi tespit edildiği, kaza tespit tutanağında yayanın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 68/b maddesini, sürücünün ise 52/b maddesini ihlal ettiğinin belirtildiği, dosyada mevcut önceki bilirkişi raporunda sürücünün %75, yayanın %25 oranında kusurlu olduğunun değerlendirildiği, Bölge Adliye Mahkemesince kusur oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla yeniden rapor alınmasının istendiği, yapılan inceleme sonucunda müteveffa yaya ...'ın, taşıt yolunu karşıdan karşıya geçerken 50 metre ilerisindeki yaya geçidini kullanmaması, yaklaşan aracın hızını ve uzaklığını dikkate almaması ve ilk geçiş hakkını araca vermemesi nedeniyle olayda %60 oranında kusurlu olduğu, davalı ...Ş. ye ZMMS sigortası ile sigortalı ... plakalı dava dışı araç sürücü ... ise aracını sevk ve idaresi sırasında trafik işaret levhalarına ve hız kurallarına uymaması, meskûn mahalde hızını yol, hava ve trafik şartlarına göre ayarlamaması, yaya geçidine yaklaşırken hızını azaltmaması ve yaya ...'a çarparak kazanın meydana gelmesine neden olması nedeniyle olayda %40 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Alınan bu rapor dosya kapsamı, ceza dosyasının kabulü ve olay ve oluşla uyumlu olup mahkemece bu rapora itibar edilmiş olması yerindedir. Davalı vekilinin kusur raporuna yönelik istinafı yerinde bulunmamıştır. Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile asgari ücret baz alınarak, bakiye yaşam sürelerinin, pay oranlarının içtihatlara göre yerinde belirlendiği, müteveffanın çalışırken kazanın meydana gelmesi karşısında davacı eşine farazi destek olacağının kabulü ile davacının zararının belirlendiği anlaşılmakla raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin, müvekkilinin usuli kazanılmış haklarına riayet edilmediğine yönelik istinafının incelenmesinde: İstinaf kaldırma ilamı öncesi mahkemece aldırılan aktüer bilirkişi ...'e ait 05.04.2024 tarihli raporunda; destek ...'ın 27.02.2022 günü meydana gelen trafik kazası sonucunda vefatı neticesinde işletenin %75 kusur oranı ile Yargıtay içtihatları göz önüne alındığında destekten yoksun kalma tazminat tutarının davacı eş ... için 796.980,53-TL olduğu, poliçe teminat limitinin 500.000,00 TL olduğu, sigorta şirketi sorumluluk tutarının 500.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, hasar dosyası içeriğinde ilk başvuru tarihinin 02.06.2022 olduğu, sonrasındaki 9. iş günü olan 15.06.2022 tarihinin faiz başlangıç tarihi olabileceği, dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın kullanım amacının hususi olduğu ve faiz türünün yasal faiz olabileceği yönünde rapor sunulmuştur. Bunun üzerine mahkemece 13.06.2024 tarih, 2023/237 Esas 2024/670 Karar sayılı dosyasında davanın poliçe teminat limiti olan 500.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu kararı yalnızca davalı vekili istinaf etmiştir. Bu durumda mahkemenin 13.06.2024 tarihli kararında hükme esas alınan aktüerya raporu davacı yönünden kesinleşmiş olup güncel veriler üzerinden yeniden rapor alınarak hüküm kurulması davalının usuli kazanılmış haklarına aykırılık teşkil edecektir. İstinaf kaldırma ilamı öncesi mahkemece aldırılan aktüer bilirkişi ...'e ait 05.04.2024 tarihli raporunda; destek ...'ın 27.02.2022 günü meydana gelen trafik kazası sonucunda vefatı neticesinde destekten yoksun kalma tazminat tutarının davacı eş ... için (Bilinen dönem: 187.031,52 TL + muhtemel dönem: 875.609,18 TL=) 1.062.640,70-TL olduğu belirlenmiş olup ortadan kaldırma kararımız sonrasında davalının sigortalısı için belirlenen %40 kusur oranında indirim yapıldığında (Bilinen dönem: 187.031,52x%40= 74.812,61 TL ve Muhtemel dönem: 875.609,18x%40=350.243,67 TL) davacının destek alacağı 425.056,28 TL olacaktır. Davanın bu miktar üzerinden kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Davalı vekilinin bu yöndeki istinafı yerindedir. Davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili, açılan davanın belirsiz alacak davası olarak açılmadığını, bu nedenle ıslahla arttırılan kısma ilişkin olarak ancak ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanabileceğini ileri sürmüştür.
Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9. gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde ya da başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı ... şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir. Davacı tarafından davalıya başvurunun 02.06.2022 tarihinde yapılmış olup 8 iş günü sonrası 15.06.2022 tarihinde davalının temerrüte düştüğünün kabulü gerekir. Bu nedenle Mahkemesince hükmolunan tazminata temerrüt tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesinde bir yanlışlık bulunmadığından bu yöndeki istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/15261 E, 2018/146 Sayılı, 2016/10972 E, 2017/9087 sayılı kararı )
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/07/2026 tarih 2025/877 Esas, 2026/609 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KISMEN KABULÜ ile; -425.056,28-TL'nin 15/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE Harç yönünden; 4-a-)Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 29.035,60-TL karar harcından, peşin yatırılan 179,90-TL harcın ve 1.708,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.887,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 27.147,70-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, b-)İlk derece mahkemesince 16/07/2026 günlü karar ile davalıdan tahsiline karar verilen harcın davalıdan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, dairemiz kararına göre yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, c-)Harç tahsil edilmiş ise tahsil edilen miktarın Dairemizce tahsiline karar verilen bakiye harçtan mahsubu ile bakiyesinin tahsilinin istenmesine,
d-)Davacı tarafından yatırılan toplam 1.887,90-TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Yargılama gideri yönünden; 5-Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenmesine karar verilen 3.120,00-TL Arabuluculuk Ücretinin kabul ve ret oranları göz önünde bulundurularak 2.652,36-TL'nin davalıdan, geri kalan 467,64-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan 27.708,50-TL yargılama giderinden kabul ve ret oranları göz önünde bulundurularak 23.555,35-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, geri kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, Vekalet ücreti yönünden; 7-Kabul edilen miktar üzerinden davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiginden 68.009,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Reddedilen miktar üzerinden davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiginden 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince, varsa, istinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İİK'nın 36/5. fıkrası gereğince yatıran/ sunan tarafa iadesine,
İstinaf giderleri açısından; 10-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 11-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 12-Davalı tarafından yapılan 660,00-TL istinaf yargılama ve dosya gönderme ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.20.10.2026
... ... ... ... Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.