Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2303 E. 2026/2487 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2303
- Karar No
- 2026/2487
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/2303
KARAR NO :2026/2487
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
EK KARAR TARİHİ:06/07/2026
NUMARASI :2026/273 D.İş - 2026/283 K
DAVANIN KONUSU:İhtiyati Haciz
KARAR TARİHİ :24/09/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İhtiyati haciz talep eden vekilinin talep dilekçesinde özetle; müvekkili ekiplerinin 14/04/2026 tarihinde davalının mesken adresinde yaptığı incelemelerde sözleşmesiz kaçak elektrik tüketimi yaptığının tespit edildiğini, bu kapsamda ... numaralı tutanağın tanzim edilerek 551.680,21-TL bedelli faturanın tahakkuk edildiğini, tarafların borcunu ödememesi ve kaçak tüketime devam edilme ihtimalinden dolayı icra takibi başlattıklarını ancak ödeme emrinin henüz tebliğ edilmediğini, bu nedenle ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini iddia ederek; 581.073,73-TL üzerinden, İstanbul 37. İcra Dairesi 2026/20233 sayılı dosyasındaki borçlunun borca yeter miktardaki menkul ve gayrimenkulleri ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi ve muhafazası ile öncelikle teminatsız olarak, aksi halde takdir edilecek olan teminatın yatırılması karşılığında ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.
İhtiyati hacze itiraz eden .... Şti. vekilinin itiraz dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01/01/2003 tarihinde "Sultan Mah. Yamaç Sk. No: 12/A Kağıthane/İSTANBUL" adresindeki taşınmazı depo olarak kiraladığını ve 2025 Kasım tarihinden itibaren şirket merkezi olarak kullandığını, şirketin asli faaliyetlerini "Etiler Mah. Nispetiye Cad. Dilhayat Sk. No: 9 Beşiktaş/İSTANBUL" adresinde sürdürdüğünü ancak 2025 Kasım tarihinde depo amacıyla bahsedilen adrese taşıdığını, işbu değişikliğin Türkiye Ticaret Gazetesi Müdürlüğü'nde de yayınlandığını, müvekkilinin Kağıthane adresindeki taşınmazı depo olarak kullanmakta iken de elektrik borcunun geldiğini ancak fatura borcunun çok az olduğunu, 2025 Kasım sonrası taşınmadan sonra 3 ay elektrik faturasının gelmediğini, bunun üzerine ilgili birime sayaç resmi ile gittiklerini, davalının; sayacın 60281 KW tüketim işareti ile sistemden söküldüğünü, bu suretle karneye düştüğünü ve fen adamı tarafından yeni abonelik açılması gerektiğini bildirdiğini, ardından 551.680,21-TL bedelli haksız faturanın tanzim edildiğini, davacının 20/04/2026 tarihli itirazlarını kabul görmeyerek 27/04/2026 gibi kısa bir tarihi son ödeme tarihi olarak bildirdiğini, taraflarınca İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/232 değişik iş sayılı dosyası ile teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı alındığını, akabinde İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/472 esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası ikame ettiklerini, davacının kamu hizmetini kullanarak icra baskısı ile haksız kazanç sağladığını, müvekkilinin kaçak tüketim yapmadığını, davacının sayacındaki mührün açılmamış olduğunu, ayrıca müvekkilinin mühürlü sayaca ödeme yaptığını gösterir dekontların sunulduğunu, son olarak müvekkilleri ... ve ... hakkında husumet itirazlarının bulunduğunu iddia ederek; itirazlarının kabulü ile haczin kaldırılmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin talep edene bırakılmasını talep etmiştir.Mahkemenin; 09/06/2026 tarih, 2026/273 D. İş 2026/283 K. Sayılı Değişik İş Kararı ile %20 teminat mukabilinde borçlu .... Şti'nin menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslarda olan hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verildiği, diğer borçlular ... ve ... yönünden .... Şti. ile ilişkilerine dair yaklaşık ispat şartı sağlanmadığından ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiği, bu hususta talep eden yanın talep edilen teminatı yatırdığı, karşı yan .... Şti. vekilinin 25/06/2026 tarihli itiraz dilekçesi sunduğu, mahkememizin 26/06/2026 tarihli tensip zaptı ile karşı yan .... Şti. vekilinin itirazının mürafalı olarak incelenmesine karar verildiği,mahnkemece;
"1-İhtiyati hacze itirazın reddine,
2-Gerekçeli ek kararın talep eden ve itiraz eden tarafa tebliğine,
3-İhtiyati haciz talep eden kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan AAÜT'e göre verilmesi gereken 12.500,00-TL'nin, mahkememizin 09/06/2026 tarihli ihtiyati haciz kararında ihtiyati haciz talep edene verilen 10.000,00-TL'den mahsubu ile kalan 2.500.00-TL'nin ihtiyati hacze itiraz eden borçlu .... Şti. Tarafından alınarak, ihtiyati haciz talep eden ...A.Ş. tarafına verilmesine"dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere 06/07/2026 tarihinde karar verilmiştir.Kararı ihtiyati hacze itiraz eden şirket vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; kaçak elektrik kullanılmadığını,itiraz eden şirketin abone olduğunu,ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Talep ihtiyati haciz kararının kaldırılması isteğine ilişkindir.Davada ... tarafından karşı taraf aleyhine kaçak kullanıma dayalı tahakkuk eden fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan takip nedeniyle ihtiyati haciz kararı alınmıştır.İstinafa gelen uyuşmazlık ise ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda, ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte,zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar."Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.).Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir. Ayrıca,mahkemece karşı taraf şirket hakkında verilen ihtiyati haciz kararında talep dilekçesi ve ekleri incelendiğinde ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla beraber o tarihte ... istinafının incelendiği görülerek henüz karşı tarafça karara yönelik istinaf kanun yoluna başvurulmadığı gözetildiğinde, ...'ın gerçek kişi şirket yetkilileri hakkında da ihtiyati haciz kararı verilmesi talebine ilişkin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı Dairemizin ...'ın istinafının incelendiği 2026/1733 E.2026/1842 K.ve 15/06/2026 tarihli kararında açıkca belirtilmiş olmakla,belirtilen önceki kararda ... istinafının şirket yetkilileri yönünden olduğu ve talebin reddedildiği anlaşılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; talep eden elektrik dağıtım şirketi kaçak tespit tutanaklarına dayanarak yaptığı hesaplama kapsamında tahakkuk eden fatura alacağına dayalı talepte bulunmaktadır.İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğunun yukarıda açıklandığı, bu haliyle takibe konu alacağın miktar olarak varlığının yargılama aşamasında sunulan deliller ve bilirkişi raporuyla belirleneceği, gelinen aşamada takip konusu alacağın yaklaşık olarak ispatlanamadığını kabul zorunludur. Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında esasen aynı ilkeler benimsenmiş olup somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğinin belirtilmiş olduğu, davacı tarafından alacağın varlığını "yaklaşık ispat"a elverişli başkaca delil sunulmamış olduğu, uyuşmazlık konusu kaçak kullanım ve kullanım sonucu tahakkuk edecek miktarın yargılamaya muhtaç olduğu açıktır.İhtiyati haciz talep eden, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ya da kaçtığını ve yahut da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu ispata yarar iddia ve delil de sunmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, ihtiyati haciz talebinin reddi yerine kabulüne karar verilmesi usul ve hukuka aykırı olduğu görülmüştür.Bu nedenle karşı taraf şirketin istinaf talebinin kabulü ile ,mahkemenin ihtiyati hacze itirazın reddi kararının HMK 353/1b-2.madde gereği kaldırılmasına ve davalı şirketin ihtiyati haciz kararına karşı itirazının kabulü ile 09/06/2026 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Karşı taraf şirketin istinaf talebinin kabulü ile, mahkemenin ihtiyati hacze itirazın reddi kararının HMK 353/1b-2.madde gereği kaldırılması ile yeniden karar hakkında;
1-Davalı şirketin ihtiyati hacze itirazının kabulü ile 09/06/2026 tarihli İhtiyati haciz kararının kaldırılmasına,Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,İstinaf sebebiyle yapılan masrafların karşı taraftan alınmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 24/09/2026
GEREKÇE MUHALEFETİ
İhtiyati haciz talep edenin kaçak elektrik kullanım bedelinin tahsili talebiyle yoluyla ihtiyati haciz talep ettiği anlaşılmaktadır.Mahkemece ihtiyati haciz talebi reddedilmiş ve bu karar istinafa getirilmiş olmakla, istinaf konusu kararın niteliğine göre, bu aşamada uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluş- madığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanmadığı noktasındadır. 2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir: Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya ken- disi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi;“İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir.İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir. 6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içer- mektedir.Anılan maddenin gerekçesinin yaklaşık ispata ilişkin bölümü ise şöyledir; “...Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımın- dadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çer- çevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Söz- leşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı ver- miştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır.Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin müm- kün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulu- nandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukukî korumalarda, bazen karşı tarafın dinlen- memesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getiril- memekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak, doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.
"Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tara- fından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E- 2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). İhtiyati haciz talep edenin istinaf dilekçesinde atıf yaptığı Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'- nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle" kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı,kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden,alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahke- menin, 'ölçülülük ilkesi'ne uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceği" belirtilmiştir.Sonuçta; her talebin somut olayın özelliği, ibraz olunan deliller ve tüm dosya kapsa- mına göre değerlendirileceği gerçeği, mahkeme ve hakim önüne getirilen tüm uyuşmazlıklar için geçerlidir.
Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere, haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tari- hinde muaccel olacağından, koşulların bulunması halinde "ölçülülük ilkesi" de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da, bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır.İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahke- menin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğu hususu yukarıda açıklanmıştır.Somut uyuşmazlıkta; kaçak kullanım türü ve yerinin niteliği, süresi, hesaplamada esas alınacak diğer unsurlar yönünden ispat yükü ihtiyati haciz talep eden üzerindedir. Elektrik dağıtım şirketi olan ... alacağını yaklaşık ispat noktasında; kaçak tespit tutanaklarına, bu tutanağa dayanarak yaptığı tahakkuk ve faturalara, kaçak kullanımını gösterir video kayıtlarına dayanmıştır.
1.Alacağın dayanağını oluşturan 14/04/2026 tarihli ... nolu tutanağın... çalışanları tarafından, davalı borçlunun kullanımında bulunan ticarethane olarak faaliyet gösteren iş yerinde EPDK 42/1-a gerekçesiyle düzenlendiği, tespit anında borçlunun tutanağı imzadan imtina ettiğine dair bir açıklamaya ve borçlunun her hangi bir beyanına yer verilmediği görülmüştür.
2. Davalının cevap dilekçesindeki beyanlarında;tutanak adresinin yıllarca depo olarak kullanıldığını,Kasım 2025 sonrası şirket merkezinin taşınması sonrasında elektrik faturası gelmemesi üzerine kuruma müracaatlarındacevaben sayacın sistemden söküldüğü ve çöp karneye düştüğü yeni abonelik açılması gerektiğinin bildirildiğini ,davalı tarafından mühürlü ve işleyen sayaca tüketime bakılmaksızın kaçak elektrik faturası tahakkuk ettirildiğini,yıllardır aynı sayaç ve abonelik kapsamında faturaların düzenli ödendiğini beyan ettiği dosya kapsamında henüz iddialar çerçevesinde kurumdan kayıtların celbedilmediği görülmüştür.Neticede; dava konusu kaçak kullanım ve buna bağlı alacağın yargılamaya muhtaç olduğu, mevcut durum itibariyle ihtiyati haciz yönünden"yaklaşık ispat"ın sağlanmadığı ve ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle sonucu itibariyle doğru çoğunluğun kararına iştirak etmekteyim.24/09/2026