Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2189 E. 2026/2305 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2189
Karar No
2026/2305
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2026/2189

KARAR NO:2026/2305

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ :29/01/2026

NUMARASI:2026/57 D.iş - 2026/58 K

DAVANIN KONUSU:İhtiyati Haciz

KARAR TARİHİ:15/09/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İhtiyati haciz talep eden vekili dava dilekçesinde; karşı tarafın EPTHY'nin 42/1a md. kapsamında sözleşmesiz olarak kaçak elektrik kullandığını, bu durumun 12.11.2025 tarihinde ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı ile tespit edildiğini, tutanak gereğince tahakkuk olunun 229.320,14 TL bedelli fatura ödenmediğinden, Büyükçekmece İcra Dairesi'nin .... Sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını beyanla borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi'nce: "sunulan belgelerin bir çoğunun tek taraflı olarak ve her zaman düzenlemesi mümkün olan belgelerden olduğu, alacağın varlığı konusunda yaklaşık ispatın sağlan- madığı, İİK 257. ve devamı maddelerinde düzenlenen şartların gerçekleşmediği" gerekçesi ile TALEBİN REDDİNE karar verilmiştir.İstinaf Başvurusu: karar ihtiyati haciz talep eden tarafından istinaf edilmiştir.İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde:Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde, ihtiyati haciz talebinin kabulü için kanunda öngörülen tüm koşulların gerçekleştiğinin anlaşılacağını, kaçak elektrik tespit tutanağı, kaçak tahakkuk hesap bülteni, tahakkuk ettirilen faturalar, kaçak kullanımın tespitine ilişkin fotoğraflar ve diğer deliller bir- likte değerlendirilmeksizin, yalnızca sunulan belgelerin bir kısmının tek taraflı düzenlenebilir nitelikte olduğu gerekçesiyle " İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE " karar verilmesinin doğru olmadığını beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir.İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Talep ihtiyati hacze ilişkindir.2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir:"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:

1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;

2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya ken- disi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”,Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi;“İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yolu- na başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir.6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içermektedir. Anılan maddenin gerekçesinin yaklaşık ispata ilişkin bölümü ise şöyledir; “...Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımın- dadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çer- çevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Sözleşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı ver- miştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır.Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin müm- kün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulu- nandan teminat alınması öngörülmüştür.Geçici hukukî korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak, doktrinde kabul gören ifade Tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tara- fından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas ol- duğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuş- mazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir.Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere, haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tari- hinde muaccel olacağından, koşulların bulunması halinde "ölçülülük ilkesi" de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da, bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır.Dosya kapsamından,... çalışanları tarafından, 12.11.2025 tarihinde "..., Büyükçekmece /İstanbul" adresindeki işyerinde yapılan denetimler sonucu , EPTHY'nin 42/1 a md. gereğince sözleşmesiz /direkt bağlı olarak elektrik kullanıldığı gerekçesi ile davalı adına ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlendiği,bu tutanak gereğince tahakkuk olunan 24.11.2025 son ödeme tarihli 229.320,14 TL bedelli fatura ödenmediğinden, Büyükçekmece İcra Dairesi'nin .... Sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığı, borçlunun itirazı nedeniyle takibin durduğu anlaşılmaktadır.Tutanağa "imzadan imtina" açıklaması yazılmış ise de, tespit anında borçlunun beyanı alınmamış, tespite konu mahallin hangi alanda faaliyet gösterdiği kimin tarafından işletildiği vs dair işyeri tabelası, vergi levhası vs eklenmemiştir.Davacının alacağı yargılamaya muhtaç olup mevcut delil durumu itibariyle yaklaşık ispatın sağlanmadığı, diğer ihtiyati haciz koşullarının da oluşmadığı değerlendirilmiştir.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda maddi vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvuru- sunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmiştir.

K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 15/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2189, K. 2026/2305, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2189-e-2026-2305-k-9179f93b7f46