Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1626 E. 2026/1851 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1626
- Karar No
- 2026/1851
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1626 Esas KARAR NO : 2026/1851 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ : İZMİR 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/463 KARAR NO : 2026/396 KARAR TARİHİ : 05/05/2026 İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ : İZMİR 14.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/467 KARAR NO : 2025/103 KARAR TARİHİ : 27/02/2025 İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ : İZMİR 4.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/362 KARAR NO : 2025/380 KARAR TARİHİ : 29/04/2025 DAVA : Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 10/09/2026 G.KARAR YAZIM TARİHİ: 10/09/2026
İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesi ile İzmir 14.Asliye Hukuk Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yeri belirlenmesi yoluyla giderilmesi İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından talep edilmiş olmakla dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İzmir 14 Asliye Hukuk Mahkemesince 2024/467 esas, 2025/103 karar ve 27/02/2025 tarihli kararı ile "Taraflar arasındaki ilişkinin ticari ilişki olduğu, tarafların ticari işletmelerini ilgilendirilen hususlarla ilgili dava açıldığı, görev hususunun mahkemece re'sen dikkate alınması gerekip dava şartlarından olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir " gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, bu kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür. Dosyanın gönderildiği İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesince 2026/463 esas, 2026/396 karar ve 05/05/2026 Tarihli kararı ile "Somut olayda uyuşmazlık konusu mutlak ticari dava, nispi ticari dava veya taraflardan birinin tacir olması yeterli olan havale, vedia veya fikri haklara ilişkin olmadığı anlaşılmaktadır. Dosyaya celp edilen vergi dairesi kayıtlarına göre davacı ...'in 31.12.2016 tarihi itibariyle vergi kaydının re'sen terkin edildiği, dava konusu hukuki işlem tarihi veya dava tarihi itibariyle davacının tacirlik sınırları üzerinde ticari faaliyeti bulunduğuna dair dosya kapsamına yansıyan bir delilin bulunmadığı, davalı taraf bir şirket olmakla birlikte uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülebilmesi için yukarıda ayrıntıları ile belirtildiği üzere üç grup halinde sayılan ticari davalardan olması gerektiği, bu itibarla davacının tacir sıfatını haiz olmaksızın yürüttüğü vekillik faaliyetinden doğan alacağına ilişkin davanın Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği değerlendirilmekle mahkememizin görevsizliğine, İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş, daha önce İzmir 14.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/467 Esas sayılı dosyasından görevsizlik kararı verilmiş olduğu anlaşıldığından görev uyuşmazlığının giderilmesi için dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir" gerekçesiyle görevli mahkemenin İzmir 14.Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna dair karşı görevsizlik kararı verilmiş, bu kararın da istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Dava, taraflar arasında düzenlenen 08/11/2022 tarihli sözleşme ve vekalet sözleşmesi kapsamında davalı şirkete ait taşınmazların 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca düzenlenmesi ve bu suretle davalı şirket lehine gerekli kazanımların tesis edilmesi işinin davacı tarafından yürütülmesi karşılığında hak kazandığı bedelin, davalı şirketin taşınmazları üçüncü kişilere devretmesi nedeniyle ödenmediği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Uyuşmazlığın hangi mahkemenin görev alanına girdiğinin belirlenmesinde, tarafların dava tarihi itibarıyla tacir sıfatını taşıyıp taşımadıkları ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olup olmadığı değerlendirilmelidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca bir davanın ticari dava niteliği taşıyabilmesi için kanunda öngörülen mutlak ticari dava hallerinden birine girmesi veya her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekir. Somut olayda davalı şirketin anonim şirket olması nedeniyle tacir sıfatını taşıdığı konusunda tereddüt bulunmamakta ise de dosyaya celbedilen vergi kayıtlarından davacının vergi mükellefiyetinin 31/12/2016 tarihinde re’sen terkin edildiği, dava konusu 08/11/2022 tarihli sözleşmenin imzalandığı tarihte ve dava tarihinde davacının tacir sıfatını haiz olduğuna veya ticari işletme işlettiğine ilişkin herhangi bir delilin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalının tacir olması tek başına uyuşmazlığı ticari dava haline getirmeyeceği gibi, davacının tacir sıfatı bulunmadığından uyuşmazlığın nispi ticari dava olarak kabulü de mümkün değildir. Ayrıca dava konusu alacak istemi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen mutlak ticari davalardan birine de dayanmamaktadır. Uyuşmazlığın, davacının tacir sıfatıyla yürüttüğü bir ticari faaliyet kapsamında değil, taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve vekalet ilişkisi çerçevesinde yürütülen faaliyetten kaynaklandığı gözetildiğinde, uyuşmazlığın çözümünde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Bu itibarla, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsizlik kararının yerinde olduğu, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararının ise isabetli bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle İzmir 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere 6100 sayılı HMK'nun 21 ve 22.maddeleri gereğince İzmir 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, Dosyanın yargı yeri belirlenmesi talep eden mahkemesine iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362/1-c maddesi gereği KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/09/2026