Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1374 E. 2026/977 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1374
Karar No
2026/977
Karar Tarihi

T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1374 KARAR NO : 2026/977

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ....... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : NUMARASI : ....../.... Esas - ...../...... Karar DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki kredi sözleşmeleri kapsamında müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, davalı şirketin halihazırda borca batık olduğunu, davalı şirketin mal kaçırmasını engellemek amacıyla davalı şirkete ait tüm taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişiler nezdinde ki hak ve alacakları üzerine 3. kişilere devrinin önlenmesi amacı ile tasarrufu engelleyici şekilde tedbir uygulanmasını, davalı şirketin mal kaçırma dahil alacaklıların zararına tasarruflarda bulunma olasılığının bu aşamada oldukça yüksek olduğundan bahisle gecikmeksizin davalı şirketin taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişiler nezdinde ki hak ve alacakları üzerine üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacı ile tedbir konulmasını, hükmedilecek muhafaza tedbirleri gereği davalı şirketin mal varlığına dair defter tutulmasına ve davalı aleyhine başlatılan .......... İcra Dairesi'nin ......./....... Esas sayılı iflas takibinde itirazın kaldırılması ile davalının iflasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine ............ İcra Müdürlüğü'nün ......../....... esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibe karşı açılan iflas davasında, davanın ve delil listesinin usule aykırı olduğunu, dava şartı olan arabuluculuk sürecinin işletilmediğini, yabancı şirket olan davacının MÖHUK madde 48/1 uyarınca teminat göstermesi gerektiğini, ........ İcra Müdürlüğü'nün ...../....... esas sayılı dosyası ile mükerrer takip başlatıldığını, müvekkili ................ A.Ş. ile davacı arasında herhangi bir hukuki ilişki veya borç bulunmadığını, takibe konu sözleşmelerdeki imzaların müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını, sunulan faturaların alacağın varlığını ispata yeterli olmadığını, talep edilen faiz oranlarının fahiş olduğunu, davacının iddialarını somutlaştırmadığını, davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına ve disiplin para cezasına hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi "... Somut dava basit yargılama usulüne tabi olup delillerin ikamesine ilişkin HMK m.318 gereği taraflar dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır. Tensip ara kararları uyarınca davacı tarafa verilen ihtaratlı kesin süreler uyarınca davacının delillerini ispata ve somutlaştırmaya yönelik dava konusu takibe dayanak olan ve asılları sunulmayan sözleşmelerinin ve faturalarının bulunduğu; davalının cevap dilekçesinde süresinden sonra sunulacak bilgi- belge ve delile muvafakat etmediğini bildirdiği; bu nedenle asılları sunulu olmayan sadece fotokopiden ibaret olan bilgi ve belgelere mevcut durum itibarı ile itibar edilmesinin mümkün bulunmadığı; bu durumda iflas yolu ile takipte yetkili mercinin borçlunun muamele merkezinin bulunduğu mahaldeki icra dairesi olduğu, iflası istenen davalı- borçlu şirketin muamele merkezinin ......./............ olduğu belirlenmekle dava konusu itirazın kaldırılması ve iflas olmakla ve davalı- borçlu yetkili icra dairesine usulüne uygun itiraz etmekle aşağıdaki şekilde davanın reddine karar evrilmiştir. ..." gerekçesiyle "1-)Davacının davasının REDDİNE ..." karar vermiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın reddine ilişkin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında akdedilen ............... tarihli .......... Sözleşmesi, ......... tarihli İhtiyaç Kredisi Sözleşmesi ve .......... tarihli Yatırım Kredisi Sözleşmesi'nden doğan alacakların tahsili amacıyla başlatılan iflas yoluyla takibe karşı yapılan itirazın kaldırılmasının talep edildiğini, yerel mahkemenin HMK m. 216 uyarınca belge asıllarının ibrazı için usulüne uygun bir ara karar kurmaksızın ve Avukatlık Kanunu m. 56 uyarınca "aslı gibidir" onaylı sunulan belgeleri değerlendirmeksizin davanın reddine karar verdiğini, oysa sözleşme asıllarının müvekkili uhdesinde bulunduğunu ve talep halinde ibraz edileceğinin dava dilekçesinde açıkça belirtildiğini, İİK m. 154/3 uyarınca tarafların yetkili icra dairesini yazılı anlaşma ile tayin edebileceklerini ve kredi sözleşmelerinde İstanbul icra dairelerinin yetkili kılındığını, dolayısıyla ................ İcra Müdürlüğü'nde başlatılan takibin usulüne uygun olduğunu, faturaların asıllarının sunulmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, dijital ortamdaki faturaların ve ödeme dekontlarının kredi ilişkisini ve borcun varlığını kanıtladığını, davalı şirketin geçmişte yaptığı ödemeler ve imzaladığı cari hesap mutabakatları ile borcu ikrar ettiğini, imza itirazının kötü niyetli olduğunu, mükerrer takip iddiasının ise mesnetsiz olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davalının itirazının kaldırılarak takibin devamına, davalı şirketin mal varlığı üzerine tedbir konulmasına, depo emri kararı verilmesine ve borcun ödenmemesi halinde davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: ........ Asliye Ticaret Mahkemesinin ......./...... Esas -......../....... Karar sayılı dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan/olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep şu şekildedir: Dava, İİK m.156 vd. hükmünden kaynaklanan itirazın kaldırılması ile iflas istemine ilişkindir. Mahkemece, asılları sunulu olmayan sadece fotokopiden ibaret olan bilgi ve belgelere mevcut durum itibarı ile itibar edilmesinin mümkün bulunmadığı; bu durumda iflas yolu ile takipte yetkili mercinin borçlunun muamele merkezinin bulunduğu mahaldeki icra dairesi olduğu, iflası istenen davalı- borçlu şirketin muamele merkezinin ....../...... olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. BELGE ASILLARININ İBRAZ EDİLMEMESİ YÖNÜNDEN İlk derece mahkemesince takip dayanağı belgelerin asıllarının sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu gerekçe de dosya kapsamı ve usul hükümleri itibarıyla yerinde görülmemiştir. Şüphesiz, bir belgenin aslı üzerinde yapılması gereken incelemenin zorunlu olduğu ve uyuşmazlığın çözümünün bu belgenin aslına bağlı bulunduğu hallerde, belgenin aslı veya usulüne uygun suretinin dosyaya kazandırılması önem taşımaktadır. Ancak bir tarafın belge aslını ibraz etmemesinin, doğrudan doğruya aleyhine hukuki sonuç doğurabilmesi için, öncelikle hangi belgenin ibrazının istendiğinin açıkça belirtilmesi, belgenin hangi süre içerisinde sunulacağının gösterilmesi ve ibraz edilmemesi halinde uygulanacak hukuki yaptırımın kanuna uygun şekilde açıkça ihtar edilmesi gerekir. Somut olayda ise mahkemece ......... tarihli verilen ara kararın, takip dayanağı belgelerin asıllarının sunulmasına ilişkin açık ve belirli bir ihtar niteliğinde olmadığı, hangi belgenin aslının ibraz edilmesi gerektiğinin ve belge aslının sunulmaması halinde ne şekilde bir hukuki sonuç doğacağı hususlarının açıkça ortaya konulmadığı anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle, tarafın yalnızca “belgeleri sunması” veya dosyadaki belgelerin tamamlanması yönündeki genel nitelikte bir ara karar yahut ihtar ile, daha sonra “belge asılları sunulmadı” gerekçesiyle taraf aleyhine ağır bir usuli sonuç çıkarılması mümkün değildir. Özellikle HMK'nın belge ibrazına ilişkin hükümlerinde öngörülen yaptırımın uygulanabilmesi bakımından, ilgili tarafa belgenin ibraz edilmemesinin doğuracağı sonuçların usulüne uygun biçimde bildirilmesi gerekir. Somut olayda ise verilen ihtar, özellikle belge asıllarının ibrazına yönelik açık bir ihtar içermemekte, belge asıllarının sunulmaması halinde uygulanacak hukuki sonucu da açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya koymamaktadır. Bu nedenle, usulüne uygun ve açık bir belge ibraz ihtarı bulunmaksızın, belge asıllarının dosyaya sunulmamış olması davanın reddine gerekçe yapılamaz. Kaldı ki, İİK'nın 58. maddesi uyarınca alacak belgeye dayanmakta ise belgenin aslı veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş örneklerinin takip talebi sırasında icra dairesine verilmesi öngörülmüş olup, bu hususun takip aşamasındaki sonuçları ile mahkeme önündeki ispat ve belge ibrazı yükümlülüğünün sonuçlarının birbirinden ayrılması gerekir. İCRA DAİRESİNİN YETKİSİ YÖNÜNDEN ............ sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154/1. maddesinde, “İflas yoluyla takipte yetkili merci, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu mahaldeki icra dairesidir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bununla birlikte aynı maddenin üçüncü fıkrasında, “Borçlu ile alacaklı yetkili icra dairesini yazılı anlaşma ile tayin etmişlerse, o yerin icra dairesi dahi iflas takibi için yetkili sayılır.”hükmü bulunmaktadır. Aynı fıkranın devamında ise yetki sözleşmesinin iflas davası bakımından geçerli olmadığı ve iflas davasının mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılması gerektiği ayrıca belirtilmiştir. Anılan düzenlemeden açıkça anlaşılacağı üzere, kanun koyucu iflas yoluyla takip ile iflas davasının yetkisini birbirinden ayırmıştır. İflas davasının açılacağı mahkemenin yetkisi kesin nitelikte olduğu halde, iflas yoluyla takip bakımından icra dairesinin yetkisi kamu düzeninden kabul edilmemiş; taraflara yazılı yetki sözleşmesi yaparak başka bir icra dairesini de yetkili kılabilme imkânı tanınmıştır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.10.2006 tarihli, 2006/19-643 Esas, 2006/671Karar sayılı kararında da; iflas yoluyla takipte yetkili icra dairesinin kural olarak borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer icra dairesi olduğu, ancak bu yetkinin kamu düzeninden olmadığı ve İİK'nın 154/3. maddesi uyarınca tarafların yetki sözleşmesi yapabilecekleri kabul edilmiştir. Bu durumda, söz konusu yetki şartının tarafların iradelerini yansıtan yazılı bir yetki sözleşmesi niteliğinde bulunup bulunmadığı ve sözleşmenin taraflar bakımından bağlayıcı olup olmadığı değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekir. Burada dikkat edilmesi gereken, davanın temelini icra takibinin oluşturduğu ve davanın, icra takibi ile ayrılmaz bir bütün teşkil ettiği göz önüne alındığında, sözleşme ilişkisine itiraz halinde sözleşme aslının takip ve dava aşamasında ibraz edilmesi gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Somut olayda, dosya kapsamında bulunan ............ Kredisi Sözleşmesi Madde 9.4., İhtiyaç Kredisi Sözleşmesi Madde 8.4., Yatırım Kredisi Sözleşmesi Madde 9.4.maddesinde, taraflar arasında doğabilecek uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkemeleri'nin yetkili olduğu yönünde yazılı yetki şartının bulunduğu anlaşılmaktadır.” hükmü yer almakta ise de; davalı vekilince cevap dilekçesinde ve aşamalarda anılan sözleşmeye ve sözleşme ilişkisine itiraz edilmiş olması karşısında, sözleşme aslının getirtilmesi gerektiği kuşkusuzdur. İİK'nın 154/3. maddesi karşısında, davacıya yukarıda anlatıldığı şekilde sözleşme asılları için kesin süreli ihtar yapılıp sözleşmedeki yetki sözleşmesi incelenmesi gerekirken yalnızca borçlunun ticaret sicilindeki veya fiili muamele merkezinin başka bir yerde bulunduğundan bahisle, taraflar arasındaki yazılı yetki şartının hiç dikkate alınmaksızın takip yapılan icra dairesinin yetkisiz olduğu sonucuna varılması isabetli değildir. Dolayısıyla taraflar arasında geçerli bir yazılı yetki sözleşmesi bulunduğu sürece, borçlunun muamele merkezi dışında kararlaştırılan icra dairesinde de iflas yoluyla takip yapılabileceğinin kabulü gerekir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin, yalnızca borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer icra dairesinin yetkili olduğu kabulünden hareketle takip yapılan icra dairesinin yetkisiz olduğu yönündeki değerlendirmesi yerinde değildir. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince hem takipteki yetki meselesinin İİK'nın 154/3. maddesinde düzenlenen yetki sözleşmesi hükümleri dikkate alınmadan değerlendirilmesi, hem de usulüne uygun ve açık bir belge aslı ibraz ihtarı bulunmaksızın belge asıllarının sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi isabetli görülmemiştir. Bu durumda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve dosyada mevcut deliller değerlendirilerek davanın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜNE; ........ Asliye Ticaret Mahkemesinin .......... tarih ve ...../....... Esas - ......./........ Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA; davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, Yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazine'ye irat kaydına, Yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından yatırana iadesine, İstinaf başvuru giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine, İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Karar ilamının 6100 sayılı HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, İlişkin; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a ve 362/1-g maddeleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/09/2026

Başkan E-İmza

Üye E-İmza

Üye E-İmza

Katip E-İmza

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1374, K. 2026/977, T. 09.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1374-e-2026-977-k-242c3c632e8d