Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/661 E. 2026/1155 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/661
Karar No
2026/1155
Karar Tarihi

T.C.

ERZURUM

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/661

KARAR NO : 2026/1155

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 09/04/2025 (Karar)

NUMARASI : 2023/... Esas, 2025/... Karar

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş olup, söz konusu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin çocuk yaşta olduğunu ve ... tarihinde evlerinin yakınındaki yerde bulunurken plakası henüz tespit edilemeyen bir aracın müvekkiline çarpması sonucu ayağında kırık olacak şekilde yaralandığını, kazayla ilgili tespit tutanağı düzenlenemediğini, Erzurum CBS'nın 2022/... Soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturmada fail belirlenemediğinden dosyanın daimi arama bürosuna tevdi edildiğini, müvekkilinin kaza sonrası zararının giderilmesi için davalı ...'na başvuru yapıldığını ancak bir sonuç alınamadığını, müvekkilinin ayağının kırılması sonucu maluliyeti oluştuğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesi özetle; hak düşürücü süreler ve zaman aşımı süresi dolduğundan davanın reddi gerektiğini, davacının iddialarını ve trafik kazası ile maluliyet arasındaki illiyet bağını ispatlayamadığını, olayın trafik kazası olduğunun davacı tarafça ispatı gerektiğini, davacının usulüne uygun şekilde müvekkiline başvuruda bulunmadığını, davacının kalıcı iş göremezlik zararının oluşmadığını, davacının kaza öncesi sağlık durumunun tespiti gerektiğini, davacıya SGK tarafından bir ödeme yapılmış ise bunun da hesaplanacak tazminattan mahsubu gerektiğini, müvekkilinin sigorta limiti ile sınırlı sorumluluğu bulunduğunu, davacının çocuk yaşta olması nedeniyle davacının anne ve babasının gözetim yükümlülüğüne aykırı davrandığından olayda tam ve asli kusurlu olduklarının kabulü gerektiğini, davacının faiz talebinin hukuka uygun olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece yapılan yargılama sonunda;"Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davası olduğundan, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2021/19605 Esas 2021/6472 Karar 11.10.2021 tarihli ilamı ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/... Esas 2021/... Karar 11.03.2021 tarihli ilamı doğrultusunda davacının maluliyetinin tespiti kaza tarihinde yürürlükte olan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğ'e göre yaptırılmıştır. Yine bu ilamlar doğrultusunda aktüerya raporu TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlettirilmiştir.

Kusur raporları yönünden yapılan değerlendirmede, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen kusur raporunda da belirtildiği üzere, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsünün, meskun mahal sınırları içerisinde yol kenarındaki yayanın varlığını dikkate alarak yayaya uzak mesafeden seyrini sürdürmesi gerekirken bu hususa riayet etmediğinden %75 oranında kusurlu bulunmuştur.

Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen maluliyet, kusuru raporları ve aktüerya bilirkişi tarafından düzenlenen rapor hükme esas alınarak ve kaza tarihi itibariyle asgari sigorta teminat limitleri nedeniyle davacının maddi tazminat davasının kabulüne" gerekçesiyle "Davanın kabulü ile; 500.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar vermiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kazaya plakası tespit edilemeye bir aracın sebep olduğu hususunda her hangi bir bilgi ve belge bulunmadığını, polis ekiplerince tutulan ... tarihli tutanakta kazaya ilişkin görüntü kaydının olmadığının tespit edildiğini, somut olayda davacının plakası ve sürücüsü bilinmeyen bir aracın çarpması neticesinde yaralandığı iddia edilmiş ise de, tanıkların verdiği ifadeler dışında kamera kaydı vs. Gibi delillerin bulunmaması görgü tanıklarının çelişkili ifadeleri ve olayın oluş şekli hakkında değerlendirilme yapılamaması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacının ve ebeveynlerinin kusur oranlarının usul ve yasaya uygun olarak tespit edilmediğini, maluliyetin usul ve yasaya uygun olarak tespit edilmediğini, ... ... Adli Tıp Anabilim Dalı raporunun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, alınan tazminat hesaplamasına ilişkin raporun hesap hatalarıyla dolu olup hakkaniyete aykırı olduğunu, prograsif ranta göre hesaplama yapılmasının kabulü mümkün olmayıp % 1.65 teknik faiz ve atüeryal yöntem ile hesap yapılması gerektiğini, raporun denetime elverişli olmayıp hükme esas alınamayacağını, yalnızca babadan yetiştirme gideri düşüldüğünü, annenin ev hanımı olduğunun ispat edilmediğini, yetiştirme giderine ilişkin raporun hatalı olduğunu, müvekkili şirketin dava öncesi temerrüte düşürülmediğinden faize hükmetmenin hakkaniyete aykırı olacağını, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:

Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

Somut uyuşmazlıkta; .... tarihinde plakası ve kimliği tespit edilemeyen araç sürücüsünün idaresindeki araç ile yol kenarında bulunan ve oyun oynamakta olan davacı yaya ...'na çarpması şeklinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, davacı tarafça maluliyet sebebiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.

1-İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada alınan .... tarihli bilirkişi raporunda; davacı yayanın % 75 oranında kusurlu olduğu, meçhul sürücünün ise % 25 oranında kusurlu olduğu kanaati bildirilmiş, ... tarihli ...Trafik İhtisas Dairesi raporunda ise; davacı yayanın % 25 oranında kusurlu olduğu, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsünün ise % 75 oranında kusurlu olduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir. Dosyada mevcut iki kusur raporu arasında çelişki bulunmakta olup, çelişki giderilmeksizin hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.

2-Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. (Yargıtay 4. H.D.'nin 2022/10698E., 2024/8037K. sayılı ilamı)

Somut olayda, hükme esas alınan ... ... Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen .... tarihli rapor üç adli tıp uzmanı tarafından hazırlanmış olup, raporda davacının yürüyüş bozukluğuna bağlı sürekli engel oranının %8 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 90 gün olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Davacının kemik kırığı ve yürüyüş bozukluğu sebebi ile maluliyetinin olduğu dikkate alınarak aralarında ortopedi alanında uzman doktorun bulunduğu heyetçe maluliyetin belirlenmesi gerekirken iş bu rapora itibarla hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.

Açıklanan bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile mahkemece verilen kararın HMK'nın 355, 353/(1)-a-6. maddeleri uyarınca, kaldırılmasına dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine,

4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,

5-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,

6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 362-(1)/g maddesi gereğince kesin olmak üzere 23/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/661, K. 2026/1155, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-661-e-2026-1155-k-d637c2bff7ea