Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/921 E. 2026/1336 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/921
- Karar No
- 2026/1336
- Karar Tarihi
T. C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/921
KARAR NO: 2026/1336
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2024/1049 Esas, 2025/158 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/07/2024
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH: 22/09/2026
YAZILDIĞI TARİH: 22/09/2026
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/02/2025 tarihli, 2024/1049 Esas ve 2025/158 Karar sayılı gerekçeli kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; müvekkili şirket tarafından davalılar aleyhine Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığını, davalılar vekilince söz konusu takibe karşı Kayseri 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2024/230 Esas sayılı dosyasından kambiyo takibine, borca ve tüm ferilerine, imzaya ve ödeme emrine itiraz edildiğini, mahkemece yapılan yargılama neticesinde 27/06/2024 tarihinde davalıların borç ve imza ikrarı nedeniyle şikayetin ve imza itirazlarının reddine karar verildiğini ve konulan haksız ihtiyati tedbirin kaldırıldığını, müvekkili şirket aleyhinde haksız şekilde uygulanan ihtiyati tedbir kararı nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu zararın tazmini için HMK'nın 399/2 maddesi uyarınca maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini istediklerini belirterek maddi tazminat taleplerinin kabulüyle bilirkişi marifetiyle maddi zarar hesap edilmek suretiyle tedbir tarihi olan 31/05/2024 tarihinden itibaren işleyecek, ticari avans faizi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kısmi dava olarak şimdilik 1.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı şirkete ödenmesine, manevi tazminat taleplerinin kabulüyle 20.000,00 TL manevi tazminatın müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacı şirkete ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; takibe dayanak olan çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmayıp takibe konu çek başta olmak üzere bir kısım çeklerin müvekkilinin iradesi dışında dolaşıma sokulduğunu, buna ilişkin olarak müvekkilince yapılan savcılık müracaatlarının soruşturma aşamasında olduğunu, öte yandan basiretli bir tacir gibi davranmayan davacı şirketin söz konusu çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını bile bile, müvekkili şirket yetkilisini arayıp çekin dolaşımda olduğu hususunu ve karşılığı olup olmadığını sormadan çeki kabul ettiğini, bahse konu çekteki imzanın müvekkili ... 'a ait olmadığından ilk olarak yetkili Kayseri 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2024/230 Esas sayılı imzaya itiraz davası ikame edildiğini, huzurdaki davada dava dışı olan gerçek kişi ... değil bizzat davacı şirket söz konusu kredileri çekmiş olsaydı dahi bu durumda da zararını ispatlaması gerektiğini, davacının dava dilekçesinde yalnızca üçüncü kişi konumunda bulunan ... 'ın birtakım kredi kullandığından bahsedilmiş ancak zararın ne suretle doğduğuna ilişkin hiçbir açıklama yapılmadığını, davacı şirketin tedbir sebebiyle zarara uğradığını iddia ettiğini ancak zarar olgusunun ne şekilde doğduğunu ispatlayamadığını, aynı zamanda kullandırılan kredilerin de tüketici kredisi olması ve üçüncü şahıs tarafından kullanılması davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu belirterek açıklanan tüm bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;
"1-Arabuluculuğa başvurulmadan açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, ..." dair karar verildiği görülmüştür.
Bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
TARAFLARCA İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli karar ile karar duruşmasının çelişki içinde olduğunu, görevsizlikle gelen dosya yönünden görevli mahkemece arabuluculuk başvurusunda bulunmak için kesin süre verilmesi gerekirken taraflarına arabuluculuk sürecine başvurmak için süre verilmediğini, ikame edilen davanın zorunlu arabuluculuk sürecine tabi olmadığını, aleyhlerine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek arz ve izah edilen nedenlerle istinaf başvurularının kabulünü, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/02/2025 tarihli, 2024/1049 Esas ve 2025/158 Karar sayılı gerekçeli kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi. Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355. maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince tarafların istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar ile bağlı kalınarak ilk derece mahkemesine ait dava dosyası esas bakımından incelendiğinde;İstinaf incelemesine konu dava HMK'nın 399/2. maddesine dayalı haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.En son Kayseri 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 18/11/2024 tarihli, 2024/345 Esas ve 2024/540 Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine dava dosyası Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi olunmuş, bu mahkemece 23/01/2025 tarihli ara kararı ile davacı vekiline 6325 sayılı Kanun'un 7155 sayılı Kanun ile değişik 18/a-2 maddesi uyarınca arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini 1 haftalık kesin süre içinde sunulması, kesin süre içerisinde son tutanağın mahkememize sunulmaması ve ihtarın yerine getirilmemesi halinde davanın re'sen ele alınarak usulden reddine karar verileceği hususunda ihtaratlı tebligat çıkartılmıştır. Bu ihtaratlı tebligat davacı vekiline 28/01/2025 tarihinde elektronik posta yolu ile tebliğ olunmuştur. Davacı vekili tarafından, işbu davanın arabuluculuğa tabi olmadığı ileri sürülerek ara karardan dönülmesine ilişkin 04/02/2025 tarihli beyan dilekçesi sunulduğu, ancak mahkemece 14/02/2025 tarihinde dosya içeriği ve toplanan delillerden eldeki ticari davanın zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olması, davacı yanın arabuluculuğa başvurmadan dava açtığının sabit olması ve davada arabuluculuğa şartının yerine getirilmemesi nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği görülmüştür. Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun'da 06/12/2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak "zorunlu arabuluculuk" şartı getirilmiştir. Buna göre 6102 sayılı TTK'nın 5/A. maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.Eldeki davanın özünde 6102 sayılı TTK'nın 4 ve 5/A. maddeleri kapsamında HMK'nın 399/2. maddesine dayalı ticari tazminat davası olduğu açıktır. Yerleşik yargısal uygulamaya göre haksız fiile veya haksız ihtiyati tedbire dayanılarak tazminat istenilmesi arabuluculuğun dava şartı olmasını değiştirmez.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, eldeki davanın 6102 sayılı TTK'nın 4 ve 5/A. maddesine dayalı ticari dava olduğu, davanın ticari dava olması ve bir miktar paranın ödenmesi talebini içermesi sebebiyle, 6102 sayılı TTK'nın 5/A. ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. maddesi gereğince dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasının dava şartı bulunduğu ve davacı tarafça da mahkemece verilen 1 haftalık kesin süre içinde arabuluculuk tutanağının sunulmadığı, mahkemenin 14/02/2025 tarihli resen açtığı duruşma tutanağında "...Mahkememiz 23/01/2025 tarihli ara kararı ile davacı vekiline dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa başvurmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, ..." ifadesinde kesin sürenin 2 hafta olduğunun yazılmış olmasının maddi hatadan kaynaklandığı ve esasa etkili olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-)Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3-)İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT'nin 2/2. maddesi uyarınca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-)Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-)Davacı tarafça istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde, HMK'nın 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre yatırana iadesine,
6-)Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302/5 ve 359/3. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 22/09/2026