Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1313 E. 2026/1156 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1313
Karar No
2026/1156
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1313 KARAR NO : 2026/1156

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/725 İSTEM TARİHİ : 10/07/2026 ARA KARAR TARİHİ : 21/07/2026 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTEM : İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ : 18.08.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 18.08.2026

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/725 Esas sayılı dosyasından verilen 21.07.2026 tarihli ara kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM:Davacı vekili tarafından verilen ihtiyati haciz istemli dava dilekçesi ile özetle; Taraflar arasında 04.11.2025 tarihinde Menemen Atıksu Arıtma Tesisi için Mekanik Malzeme Temini Montajı işinin yapılması hususunda sözleşme imzalandığını, iş bu sözleşme ile 6.530.000,00 TL üzerinden malzeme temini ve montajı yapılması hususunun kararlaştırıldığını, kararlaştırılan sözleşme bedelinin ödenmesine yönelik olarak sözleşmenin 12.2.3. Maddesinde ödemenin şartlarının belirlendiğini, yine iş bu sözleşmede sözleşme süresinin de ayrıca belirlendiğini, müvekkilinin iş bu sözleşme uyarınca üstlendiği mekanik malzeme temini ve montajı işini sözleşmeye uygun olarak yerine getirdiğini ancak buna rağmen davalı kurum tarafından ödeme yapılmadığımı, bu nedenle iş bu davanın konusu oluşturan İzmir 26 İcra Müdürlüğünün 2026/4680 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattıklarını, davalı tarafından icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini, İİK 257 maddesi gereğince rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş para alacakları bakımından alacaklının ihtiyati haciz talep etme hakkının bulunduğunu, dava konusu yapılan alacağın taraflar arasında akdedilen sözleşmeden kaynaklandığını, kesin kabul ile müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini davalı kurum tarafından da kabul edildiğini, yine dava konusu alacağın herhangi bir rehin ile teminat altına alınmadığını, bu yönüyle de İİK 257 maddesinde ön görülen şartların somut olayda gerçekleştiğini, diğer taraftan davalı kurumun muaccel hale gelmiş borcunu uzun süredir ödemediğini, bu nedenle İİK 257 ve devamı maddeleri gereğince öncelikle teminatsız olarak aksi halde mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında dava ve takip konusu alacağı karşılayacak miktarda ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 2026/725 Esas sayılı dosyasından verilen 21.07.2026 tarihli ara kararı ile özetle; ''... ihtiyati haciz talebinin dayanağının taraflar arasında akdedilen 04.11.2025 tarihli Menemen Atıksu Arıtma Tesisi için Mekanik Malzeme Temini ve Montajı İş Sözleşmesi ve bu sözleşmeden kaynaklanan faturanın oluşturduğu, iş bu faturanın tek başına alacağın varlığını göstermeye yeterli olmayan bir belge türü olduğu gibi esasen ayrıca ihtiyati haciz talebine konu alacağın varlığı ve miktarını belirlemenin yargılamayı gerektirdiği, ihtiyati haciz talep edenin yaklaşık ispat koşulunu yerine getirmediği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmakla, 2004 sayılı yasanın 257 vd. maddelerine aykırı ihtiyati haciz isteminin reddine'' dair ara karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 03.08.2026 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Davacı müvekkili ile davalı Kurum arasında 04.11.2025 tarihinde Menemen Atıksu Arıtma Tesisi için Mekanik Malzeme Temini Montajı İşinin yapılması hususunda sözleşme akdedildiğini, akdedilen işbu sözleşmeye ilişkin müvekkilinin mekanik malzeme temini ve montaj işini sözleşme, teknik şartname ve ihale dokümanına uygun şekilde yerine getirdiğini, davalı kurum bünyesinde oluşturulan Muayene ve Kabul Komisyonu tarafından düzenlenen 05.02.2026 tarihli Mal Alımları Muayene ve Kabul Tutanağı ile müvekkili tarafından teslim edilen ve ekli listede tanım ve miktar dökümü yapılan malların incelendiği, sözleşme ve eklerindeki niteliklere uygun olduğu, kabule engel herhangi bir eksik, kusur veya arızanın bulunmadığının tespit edildiğini, belirtilen kesin kabul tutanağının içeriğine bakıldığında da 01.02.2026 tarihi itibariyle davacı müvekkilinin sözleşme kapsamındaki edimlerini eksiksiz şekilde ifa ettiğini, davalı kurum tarafından düzenlenen kesil kabul tutanağı sonrasında, davacı müvekkili tarafından 12.02.2026 tarihli EKO2026000000002 numaralı toplam 7.313.600,00 TL bedelli fatura tanzim edildiğini, düzenlenen faturaya istinaden davalı kurum tarafından 11.05.2026 tarihinde 3.000.000,00 TL tutarında kısmi ödeme yapıldığını, ancak bakiye kısmın ödenmediğini, görüleceği üzere, davalı Kurum adına düzenlenen faturaya istinaden herhangi bir itiraz sunulmadığını, faturanın iade edilmediğini, faturaya istinaden kısmi ödeme yapıldığını, bu noktada, davalı kurum tarafından fatura münderecatının kabul edilmiş sayıldığını, faturaya konu işin yapılmış olduğu hususunun da davalı kurum tarafından düzenlenen 05.02.2026 tarihli kesin kabul tutanağı ile de sabit olduğunu, hal böyleyken faturanın tek başına alacağın varlığını göstermeye yeterli olmadığı yönündeki tespitin de hatalı olduğunu, bu tespitin, dava dilekçemiz ekinde sunulu "Sözleşme" ve "Kesin Kabul Tutanağı" gibi önemli delillerin incelenmediği yönünde kuşku oluşturduğunu, -İİK’nın 257. maddesi gereğince, davacı müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında ödenmesi gereken bakiye tutardan alacaklı olduğunu, yani, müvekkilinin alacaklı konumunda olmasıyla ihtiyati haciz kararı verilebilmesinin ilk koşulu olan alacaklı sıfatına haiz olma olgusunun sağlandığını, davacı müvekkilinin, müvekkilinin alacağının bir para alacağı olduğunu, bu noktada, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gereken bir diğer şart olan alacağın para alacağı olması hususunun da sağlandığını, burada diğer önemli bir şartın da alacağın rehinle garantiye alınmamış olması olduğunu, nitekim alacaklının, alacağı rehinle güvence altına alınmış ise, kural olarak artık ihtiyati haciz talebinde bulunamayacağını, davacı müvekkilinin alacağı rehinle garantiye alınmamış bir alacak olduğundan bu bakımdan da ihtiyati haczin şartlarının sağlandığını, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında da ödeme yapılması gereken tarihte ödeme yapılmayarak alacağın muaccel hale geldiğini ve ihtiyati haciz bakımından bu şartın da sağlandığını, görüleceği üzere, davacı müvekkilinin ihtiyati haciz talep edebilmek için tüm şartları sağladığını, kanuni düzenlemeler kapsamında ihtiyati haciz talebimize ilişkin herhangi bir eksiklik bulunmadığını, mahkeme tarafından ihtiyati haczin şartlarının sağlanmadığının belirtilmesinin hukuka aykırı nitelikte olduğunu, nitekim Yargıtay'ın da sunulan delillere göre mahkemece alacağın varlığı ve bu alacağın muaccel olduğu hususunda bir kanaatin oluşması halinde ihtiyati haciz isteminin kabul edileceğini belirttiğini (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.01.2014 tarihli ve 2013/18723 E. 2014/1804 K.) dilekçelerinde belirtilen Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere, yaklaşık ispatın sağlandığı durumda ihtiyati haciz kararı verilebildiğini, dava konusu edilen faturanın, tarafların ticari defterlerine işlendiğini, davalı kurum tarafından itiraz edilmeyerek kısmi ödeme yapıldığını, alacağın para alacağı olup muaccel hale geldiğini ve rehinle teminat altına alınmadığını, bu noktada, davacı müvekkilinin haklılığının yaklaşık ispat düzeyinde ispatlandığını, Ayrıca, Kanun'da alacağın yargılmayı gerektirmemesi gibi şeklinde bir koşul öngörülmediğini, bu hususa ilişkin olarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 04.05.2015 tarihli ve 4336/6260 sayılı kararında yaklaşık ispat şartının sağlanmasının yeterli olduğu ve alacağın yargılama gerektirmemesi gibi bir hususun kanunda düzenlenmediğinin hüküm altına alındığını, Bu noktada, yerel mahkeme tarafından tesis edilen 21.07.2026 tarihli ara kararın hukuka aykırı olduğu göz önünde buludurularak ara kararın kaldırılmasına davalı borçlunun davacı müvekkilinin alacağına yetecek tutarda taşınır ve taşınmaz mallarına ve 3. şahıslardaki hak ve alacaklarına yukarıda belirtilen tutar kadar ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesine karar verilmesini talep etme zorunluluğumuz hasıl olduğunu, Yukarıda arz ve izah edilen sebepler ile re'sen gözetilecek nedenlerle; istinaf başvurularının kabulü ile, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/725 Esas sayılı dosyası dosyasında verilen 21.07.2026 tarihli ara kararının yeniden inceleme yapılarak kaldırılmasına, davalı borçlunun davacı müvekkilinin alacağına yetecek tutarda taşınır ve taşınmaz mallarına ve 3. şahıslardaki hak ve alacaklarına yukarıda belirtilen tutar kadar ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekilinin ihtiyati haciz isteminin ilk derece mahkemesi tarafından 21.07.2026 tarihli ara kararla reddine karar verildiği, verilen ara kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür. İhtiyati haciz; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinde, “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1–Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2–Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”; 258. maddesinde, “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” düzenlemeleri mevcuttur. İhtiyati haciz kararı verilmesinin yasal koşulları İİK'nun 257. maddesinde düzenlenmiş olup, talepte bulunan alacaklı tarafından, alacağın varlığı ve miktarı hususunda, yaklaşık ispat olgusunun yerine getirilmesi gerekmektedir. İİK'nun 258. maddesi uyarınca, alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermesi mecburdur. Tarafların iddia ve savunmalarının gerçekliği ve haklılığı yapılacak olan yargılama sonunda ortaya çıkacak ise de, ihtiyati haciz kararı verilmesinin talep edildiği tarih itibariyle ihtiyati haczin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde somut olaya gelince: Davacı vekili, taraflar arasında 04.11.2025 tarihinde Menemen Atıksu Arıtma Tesisi için Mekanik Malzeme Temini Montajı işinin yapılması hususunda sözleşme imzalandığını, davacının sözleşme uyarınca üstlendiği edimlerini tam olarak yerine getirdiği halde davalı tarafça ödeme yapılmadığını ve başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali davasını açtığı ve davalı hakkında ihtiyati haciz verilmesini talep ettiği görülmüştür. Somut olayda taraflar arasında sözleşmeden kaynaklı edimlerin yerine getirilip getirilmediği ve davacının alacağının bulunup bulunmadığının yargılamayı gerektirdiği, İİK.'nın 257 ve devamı maddeleri gereğince dosya kapsamında sunulan delillerin muaccel bir alacağın varlığına ilişkin "yaklaşık ispat" ölçüsünü sağlayacak nitelikte olmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz isteminin reddine ilişkin ara kararında usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen 21.07.2026 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/725 Esas sayılı dosyasından verilen 21.07.2026 tarihli ara kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu ara karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 1.206,00 TL ihtiyati haciz harcından peşin alınan 732,00 TL harcın mahsubu ile kalan 474,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İİK'nın 258/(3) ve 6100 sayılı HMK'nın 362/(1)-f maddeleri uyarınca kesin olmak üzere 18.08.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1313, K. 2026/1156, T. 21.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1313-e-2026-1156-k-43e2ee4925f7